5237 Sayılı TCK Madde 163 Karşılıksız Yararlanma

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu MADDE 163

Karşılıksız yararlanma

(1) Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) (Ek: 2/7/2012-6352/83 md.) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE GEREKÇESİ

MADDE 163.– Madde metninde karşılıksız yararlanma suçu tanımlanmıştır. Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanmak, karşılıksız yararlanma suçunu oluşturmaktadır. Otomatlar aracılığı ile satışa sunulan hizmetlerden, otomatın teknik işleyişini devre dışı bırakan müdahalelerle, bedeli ödenmeksizin yararlanılması durumunda, ortada bir taşınabilir mal bulunmadığı için, hırsızlık suçu oluşmayacaktır. Örneğin, toplu taşım sistemlerinde yolcuların geçişlerini kontrol eden otomatlara müdahale edilmek suretiyle ücret ödenmeksizin yolculuk yapılması durumunda, karşılıksız yararlanma suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Burada, bir hilenin varlığından söz edilemez. Çünkü bu durumda herhangi bir kişi aldatılmamaktadır. Yapılan müdahale ile bir otomatın teknik işleyişinin devre dışı bırakılması durumunda, bir hilenin varlığından söz edilemez. Çünkü, dolandırıcılık suçu açısından hilenin varlığı için muhatabın mutlaka insan olması gerekir.
Keza, başkasına ya da kamuya ait telefon şebekesinden bedeli ödenmeksizin ve hukuk dışı yollarla yararlanılması durumunda, hırsızlık suçu oluşmaz. Çünkü, ortada taşınabilir bir mal yoktur. Başkasına ya da kamuya ait telefon şebekesinden bedeli ödenmeksizin ve hukuk dışı yollarla yararlanılması fiili, karşılıksız yararlanmanın tipik bir örneğini oluşturmaktadır.
Kamu veya özel kuruluşlarca kurulmuş bulunan telli ve telsiz telefon hatları ile sistemlerinden veya elektromanyetik dalgalar yolu ile şifreli veya şifresiz yayın yapan televizyon yayınlarından sahiplerinin veya zilyetlerinin rızası olmadan yararlanılması durumunda da bu suç oluşur. Bu durumlarda bir mal söz konusu olmadığı için hırsızlık suçunun oluştuğundan söz edilemez.

T.C YARGITAY 13 C.D 2011/26422 E. 2013/510K. İçtihat

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2011/26422

K. 2013/510

T. 16.1.2013

• BİNA İÇİNDE HIRSIZLIK ( Suça Konu Fiilin İddianamede Anlatılması Halinde Sanığa Ek Savunma Hakkı Verileceğinin Gözetilmesi Gereği – “Kaç Tane Fiil Varsa O Kadar Suç ve Kaç Tane Suç Varsa O Kadar Ceza” İlkesinin Geçerli Olduğu )

• SANIĞIN TEKERRÜRE ESAS HÜKÜMLÜLÜĞÜ BULUNDUĞU ( Karşı Temyiz Olmadığından Bozma Nedeni Yapılmadığı – Sanığın Tekerrüre Esas Suçuyla İlgili Bilgilerin Dosyadaki Adli Sicil Kaydından Anlaşıldığı/Tekerrür Hükümlerinin Uygulanacağı/Tekerrür )

• KOŞULLU SALIVERME ( Salıverme Tarihi Henüz Dolmadan Sanığın İşlediği Yeni Suç Nedeniyle Koşullu Salıvermednin Geri Alınması İçin İlgili Mahkemeye İhbarda Bulunulacağı – Bina İçinde Hırsızlık Suçu/Sanığa Ek Savunma Verilmesi Gereği )

5237/m. 116/4,163/2

5271/m. 225,226

ÖZET : Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi ‘nde “kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar ceza ” ilkesinin geçerli olduğu ve suça konu fiil iddianamede anlatılmışsa, sanığa ek savunma hakkı verilmek suretiyle karar verilebileceği gözetilmelidir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi’nde “kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar ceza” ilkesinin geçerli olduğu, sanığın; 19.12.2007 günü, saat 23.00 ila 24.00’da evinin camını taşla kırmak suretiyle şikayetçinin konutuna girdiği, etrafı karıştırdığı ancak çalmaya değer bir eşya bulamadığı, evde kurulu sabit telefondan 20.12.2007 tarihinde saat 05.35 itibariyle 0546… numaralı cep telefonunu aradığı, bu suretle mala zarar verme, konut dokunulmazlığını bozma, bina içinden hırsızlığa teşebbüs ve karşılıksız yararlanma suçlarını işlediği, dava konusu fiillerden olan karşılıksız yararlanma suçunun, … Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2008 günlü iddianamesiyle dava konusu edildiği halde sanığın TCK’nın 163/2. maddesine giren bu suçtan da cezalandırılmasının istenmediği, Yargıtay CGK’nın 09.10.2012 günlü 2012/1-405 esas 2012/1802 karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, “…fiil iddianamede anlatılmışsa, CMK’nın 225 ve 226. maddeleri uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmek suretiyle karar verilebileceği” ancak, bu konuda bir karar verilmediği anlaşılmış ise de; dava zamanaşımı süresinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.

Konut dokunulmazlığını bozma suçu açısından TCK’nın 116/4. maddesinin, yine TCK’nın 58. maddesi kapsamında tekerrüre esas hükümlülüğü bulunduğu dosyadaki adli sicil kaydından anlaşılan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hususları karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, suç tarihlerinin de kararda, 19.12.2007 ve 20.12.2007 olarak yerinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Dosya içinde bulunan Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının 22.08.2007 tarih, 2005/2694 ilamat sayılı yazısından, sanığın toplamalı 3 yıl 48 ay hapis cezasına hükümlü iken 03.08.2007 tarihinde koşullu salıverildiği, hakederek salıverme tarihi olan 07.11.2011 tarihi henüz gelmeden 19.12.2007 tarihinde dosyamıza konu suçu işlediği anlaşılmakla; koşullu salıvermenin geri alınması için ilgili mahkemeye ihbarda bulunulması mümkün görülmüştür.

SONUÇ : Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık Serkan’ın temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiriler dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ( ONANMASINA ), 16.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: