5237 Sayılı TCK Madde 158 Nitelikli Dolandırıcılık

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, Esas: 2011/15030, Karar: 2012/39626 İçtihat

Boşanan kişinin, babasından kalan yetim maaşını almak maksadıyla hareket edip muvazaalı boşanma gerçekleştirdiği, böylece mevsuf dolandırıcılık yaptığından bahisle yapılan şikayete ilişkin somut olayda suçun yasal unsurları oluşmamıştır.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Somut olayda; Kalkandere Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.04.2005 tarih ve 2004/24-9 sayılı kesinleşmiş ilamıyla boşanmalarına karar verilen sanıklar F____ T____ ve M____ İ____’nin, gerçekte bir arada yaşamaya devam ederek muvazaalı boşanma yaptıklarından ve bu boşanma kararına istinaden sanık F____’nın babasından kalan yetim maaşını almak suretiyle kamu kurumu niteliğinde olan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nı 6.581,00 TL zarara uğrattıklarından bahisle dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında; sanıkların kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile boşandıkları, sanıkların böyle bir kararın varlığına rağmen bir arada yaşayıp yaşamama hususunda özgür iradeleri ile davranabilecekleri, bu durumda hak sahibine maaş bağlanıp bağlanılmaması hususunun kurumun takdirinde bulunduğu ve usulsüz yapılan bir ödeme ve zarar var ise bunun idare tarafından Hukuk Mahkemelerinde açılabilecek davalar yoluyla tazmin edilebileceği, bu nedenle sanıklara isnat edilen dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının suç konusu olayda oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20.06.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: