5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Şerhleri

5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 152

Mala zarar vermenin nitelikli halleri

Madde 152 (1) Mala zarar verme suçunun;

a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,

b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında,

c) Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,

d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,

e) Grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,

f) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,

g) Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Mala zarar verme suçunun;

a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak,

b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle,

c) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza iki katına kadar artırılır.

MADDE GEREKÇESİ

MADDE 152.– Madde metninde mala zarar verme suçunun nitelikli hâlleri tanımlanmıştır. 
Verilen zararın büyük bir kitleyi etkilemesi olanaklı bulunan bu hâllerde, nitelikli zarar vermenin varlığı kabul edilmiştir.
Birinci fıkranın (a) bendinde, mala zarar verme suçunun konusunu, kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşyanın oluşturması, bu suçun nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesislerle, buralarda bulunan veya bu bina ve tesislere ait olan eşya, örneğin kanalizasyon boru ve mazgalları, kamu hizmetine veya kamunun yararlanmasına tahsis edilmiş tesis ve eşya, bu bent kapsamında değerlendirilmelidir. Keza, trafik işaret ve levhalarına zarar veren, bir park yerindeki oturma veya oyun gruplarını tahrip eden kişi, bu bent hükmüne göre cezalandırılacaktır. Bu eşyanın mülkiyetinin kamuya ait olması şart değildir. Önemli olan, eşyanın kamu hizmetine veya kamunun yararlanmasına tahsis edilmiş olmasıdır.
Aynı şekilde, söz konusu fıkranın (b) bendinde, mala zarar verme suçunun, yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında işlenmesi, mala zarar verme suçunun konu bakımından bir nitelikli unsuru olarak tanımlanmıştır.
Fıkranın (c) bendine göre, Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğuna zarar verilmesi, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Devlet ormanı statüsündeki yerlerde bulunan ağaç ve fidanlara zarar verilmesi, Orman Kanununda ayrı suçlar olarak tanımlandığı için, bu bent kapsamı dışında mütalâa edilmiştir.
Ağaç, fidan ve bağ çubuklarının sadece dikili olması yeterli görülmüş, meyve vermeleri koşulu aranmamıştır. Keza, bunların bulundukları yere de önem verilmemiştir. Bu itibarla, kişilerin özel mülkünde veya yol kenarlarında, park ve bahçelerde, kamuya ait diğer alanlarda bulunan ağaçların tahrip edilmesi hâlinde, bu bent hükmüne istinaden cezaya hükmedilecektir.
Fıkranın (d) bendine göre; mala zarar verme suçunun, sulamaya veya içme sularının sağlanmasına yarayan tesisler hakkında işlenmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir.
(e) bendinde, grev veya lokavt hâllerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşyaya zarar verilmesi, söz konusu suçun bir nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir.
Failin greve katılan işçi veya lokavt ilân eden işveren olması gerekmemektedir: Grevden yana olan ve olmayan işçiler arasında çıkan bir arbedede zarar verme suçu işlenecek olursa yine bu bent uygulanır. Sendika, konfederasyon veya işyeri işgalleri sırasında da bina, makine veya başka mallara zarar verilecek olursa bu bent uygulanacaktır.
Keza, fıkranın (f) bendine göre; mala zarar verme suçunun, siyasî partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında, işlenmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir.
(g) bendinde, kamu görevlisinin yerine getirdiği görevle ilgili olarak öç almak maksadıyla malvarlığına zarar verme hâli, nitelikli şekil olarak kabul edilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında mala zarar verme suçunun çeşitli suretlerde işlenmesi nitelikli unsur olarak belirlenmiştir. Buna göre; mala zarar verme suçunun yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak veya toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle ya da radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanarak işlenmesi hâlinde, yukarıdaki maddeye veya bu maddenin birinci fıkrasına göre verilecek cezanın artırılması gerekmektedir. Bu nitelikli hâllerin kabulünde, mala zarar verme suçunun işleniş şeklinin ortaya çıkardığı tehlikeli durum göz önünde bulundurulmuştur.
Mala zarar verme suçunun bu nitelikli hâlleri dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma yapılması, suçun temel şeklinin aksine, şikâyete bağlı tutulmamıştır.

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2010/8-185

K. 2010/210

T. 26.10.2010

• ECZANEYİ YAKARAK ZARAR VERME ( Mala Zarar Verme Suçunun Nitelikli Halinde “Ceza İki Katına Kadar Artırılır” İbaresinin Azami Oran Olduğu – 1/2 Oranında Cezanın Artırılabileceği )

• MALA ZARAR VERME ( Nitelikli/Hükümde Yer Alan “Ceza İki Katına Kadar Artırılır” İbaresinin Azami Oran Olduğu – Bu Oran Aşılmamak Kaydıyla Herhangi Bir Oranda Cezanın Artırılabileceği )

• CEZANIN ARTIRILMASI ( Yakarak Mala Zarar Verme – Cezanın İki Katına Kadar Artırılabileceği/Bu Oran Aşılmamak Kaydıyla Herhangi Bir Oranda Cezanın Artırılabileceği )

• NİTELİKLİ OLARAK MALA ZARAR VERME ( Yakarak – Cezanın İki Katına Kadar Artırılabileceği/Bu Oran Aşılmamak Kaydıyla Herhangi Bir Oranda Cezanın Artırılabileceği )

765/m.369

5237/m.44, 151, 152/2-a, 170

ÖZET : Sanıkların işletilen eczaneyi yakarak zarar verdikleri olayda, uyuşmazlık ise; 5237 sayılı TCY’nın lehe kabul edilerek mala zarar verme uyarınca tayin edilen cezanın, suçun yakarak ve yanıcı madde kullanılarak işlenmesi nedeniyle takdiren 1/2 oranında artırılmasının “ceza iki katına kadar artırılır” hükmüne aykırılık oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır. Fıkradaki iki katına kadar artırım oranı, azami oran olup, bu oran aşılmamak koşuluyla herhangi bir oranda cezanın artırılması da olanaklıdır. Dolayısı ile uygulama hukuka uygundur.

DAVA : Sanıkların 765 sayılı TCY’nın 64/1. maddesi yollamasıyla 369 ve 59/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 6’şar ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, suç eşyalarının aynı Yasanın 36. maddesi uyarınca zoralımına, haklarında 40. maddenin uygulanmasına ilişkin, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.11.2004 gün ve 204-202 sayılı hüküm, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay C.Başsavcılığının 26.12.2005 gün ve 4760 sayılı yazısıyla yeni yasal düzenlemeler karşısında sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi amacıyla mahkemesine iade edilmiştir.

Bingöl Ağır Ceza Mahkemesince iade üzerine 30.03.2006 gün ve 58-174 sayı ile;

5237 sayılı Yasanın sanıkların lehine sonuç doğurduğu kabul edilerek,

5237 sayılı TCY’nın 170/1-a ve 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, cezalarının TCY’nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine, 3 yıllık denetim süresine tabi tutulmalarına, tutuklulukta geçirdikleri sürelerin TCY’nın 63. maddesi gereğince verilen cezadan indirilmesine, haklarında 53. maddenin uygulanmasına karar verilmiştir.

Bu hükmün de, sanık V. müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 05.05.2008 gün ve 1712-4917 sayı ile;

“… Hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesindeki koşulların varlığı halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması zorunluluğu…”

Nedenleriyle sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.

Bingöl Ağır Ceza Mahkemesince 30.12.2008 gün ve 196-344 sayı ile bu kez;

Sanıklar V. ve C.’in 5237 sayılı TCY’nın 151/1 maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,

Sanıkların eylemlerini yakarak, yakıcı madde kullanarak işlemeleri nedeniyle cezalarının TCY’nın 152/2-a maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında arttırılarak 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına,

TCY’nın 62. maddesi uyarınca cezalarından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak, 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına,

TCY’nın 51. maddesi gereğince cezalarının ertelenmesine, 3 yıllık denetim süresine tabi tutulmalarına,

Mağdur Z.’in zararını karşılamamış olmaları nedeniyle sanıklar hakkında CYY’nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,

Haklarında TCY’nın 53 ve 63. maddelerinin uygulanmasına,

Bingöl Adli Emanetinin 2003/279 sırasında kayıtlı eşyaların TCY’nın 54. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmiştir.

Katılan vekili tarafından temyiz edilen bu hüküm ise, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 21.06.2010 gün ve 4920-8901 sayı ile;

“… 5237 sayılı TCY’nın 152/2-a madde ve fıkrasının ‘…ceza iki katına kadar artırılır’ hükmüne aykırı olarak tayin edilen cezanın 1/2 oranında artırılması sureti ile eksik ceza tayini…”

İsabetsizliğinden 1412 sayılı CYUY’nın 326/son maddesi hükmü uyarınca 11.11.2004 tarihli hükümdeki ceza miktarı gözetilmek koşuluyla ve oyçokluğuyla bozulmuştur.

Yargıtay C.Başsavcılığınca 27.07.2010 gün ve 95015 sayı ile;

“… 5237 sayılı Yasanın 151. maddesinde mala zarar verme suçu, 152. maddesinde ise mala zarar verme suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Yasanın 152. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen mala zarar verme suçunun nitelikleri halleri için, ( 151. maddeden ayrık olarak ) müstakil yaptırım ( 1 yıldan altı yıla kadar hapis cezası ) öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasında ise; ‘Mala zarar verme suçunun; a ) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak, b ) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle, c ) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak, işlenmesi halinde, verilecek ceza iki katına kadar arttırılır.’ hükmüne yer verilmiştir. Kanun koyucu, sözkonusu fıkrada da mala zarar verme suçunun nitelikli hallerine yer vermiş, ancak bu haller için maddenin 1. fıkrasında olduğu gibi müstakil bir ceza yaptırımı öngörmemiş, verilecek cezanın iki katına kadar artırılacağını hükme bağlamıştır.

5237 sayılı Yasanın 152. maddesinin gerekçesinde, maddenin ikinci fıkrasında mala zarar verme suçunun çeşitli suretlerde işlenmesinin nitelikli unsur olarak belirlendiği, bu nitelikli hallerin kabulünde, mala zarar verme suçunun işleniş şeklinin ortaya çıkardığı tehlikeli durumun göz önünde bulundurulduğu ve buna göre, maddenin ikinci fıkrasında yazılı nitelikli hallerin gerçekleşmesi halinde, yukarıdaki maddeye veya bu maddenin birinci fıkrasına göre verilecek cezanın arttırılması gerektiği ifade edilmiştir.

Kanun koyucu, suçların nitelikli halleri için ( mala zarar verme suçunda olduğu gibi ) bazen müstakil ceza öngörmüş, bazen de temel cezanın artırılması esasını kabul etmiştir.

Suçların nitelikli halleri için cezanın artırılması esasının kabul edildiği bazı durumlarda, verilecek cezanın kesin bir oranda artırılması uygun görülmüştür. Örneğin; Yasanın 89/3, 109/3 ve 119/1. maddelerinde verilecek cezanın bir kat artırılacağı, 86/3, 102/3 ve 137. maddelerinde cezanın yarı oranında artırılacağı, 130/1. maddede ise cezanın altıda bir oranında artırılacağı kabul edilmiştir. Bu hallerde, önceki madde, fıkra veya fıkralara göre saptanan cezanın belirtilen oranda artırılması zorunludur, hakime, cezanın artırılması oranı-miktarı konusunda takdir yetkisi tanınmamıştır. Ancak, bazı suçların nitelikli halleri için cezanın belirli oranlar içerisinde artırılabileceği öngörülmüş, cezanın üçte birden yarısına kadar artırılacağı, 227/4. maddesinde verilecek cezanın yarısından iki katına kadar artırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu hallerde, hakime cezayı alt ve üst oranlar içerisinde artırma konusunda takdir yetkisi verilmiştir. Kimi durumlarda ise; herhangi bir alt sınır-oran-kat öngörülmeksizin cezanın belirli bir orana, kata kadar artırılması kabul edilmiştir. Örneğin, Yasanın 87/3. maddesinde cezanın yarısına kadar artırılacağı, somut olaya uygulanan 152/2. maddesinde ise verilecek cezanın iki katına kadar artırılacağı belirtilmiştir. Bu durumlarda, önceki madde veya fıkraya göre belirlenen cezanın, ( herhangi bir alt sınır veya oran gösterilmediğinden ) maddelerde belirtilen oran veya katı geçmeksizin en az bir miktarın eklenmesi suretiyle artırılması için hakime takdir yetkisi tanınmıştır.

5237 sayılı Yasanın 152/2. maddesinde, hakime cezayı iki katına kadar artırma konusunda takdir yetkisi tanınmıştır. Hakim, Yasanın 151. maddesi uyarınca saptadığı cezayı iki kat artırmak zorunda değildir. Hükümde yer alan iki katına ‘kadar’ sözcüğü, iki katına ( dek ) ( değin ) anlamını taşımaktadır. Artırma, önceki madde veya fıkra ile belirlenen sonuç cezaya, en az bir miktarın eklenmesi şeklinde olabileceği gibi, iki kat veya daha az katlarla ( oranlarla ) artırma şeklinde de olabilecektir. Burada artırılacak en üst sınır, belirlenen cezanın iki katıdır. Buna göre, mahkeme cezanın 1/2, 1 kat veya 1,5 kat artırılmasına da karar verebilecektir. Öğretide ileri sürülen görüşler de bu yöndedir. ( Malkoç, İsmail, Yeni Türk Ceza Kanunu, 1. Cilt, 2007, s. 1062; Parlar/Hatipoğlu, Türk Ceza Kanunu Yorumu, 2. Cilt, 2007, s. 1191; Yaşar/Gökcan/Artuç, Türk ceza Kanunu, Cilt, IV, s. 4436 ) Dolayısıyla, Mahkemenin Yasanın 151. maddesi uyarınca belirlediği cezayı takdir yetkisini kullanmak suretiyle 1/2 oranında artırması yasaya uygun bulunmaktadır…”

Gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak, bozma kararının kaldırılmasına, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2008 gün ve 196/344 sayılı mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi talep olunmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanıklar V. ve C.’in katılan Z. tarafından işletilen eczaneyi yakarak zarar verdikleri olayda, anılan eylemin 765 sayılı TCY’nın 369. maddesinde özel olarak düzenlenen kasten bina yakma suçu ile 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın 170/1-a maddesi kapsamındaki genel güvenliği kasten tehlikeye sokma ve yine aynı Yasanın 152/2-a maddesinde yaptırıma bağlanan yakarak ve yanıcı madde kullanarak nitelikli mala zarar verme suçlarını oluşturmakta ve 5237 sayılı TCY’nın 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren 152/2-a maddesinin lehe yasa karşılaştırmasında nazara alınması gerektiğinden, somut olayda, gerek nitelendirme, gerekse lehe yasanın belirlenmesi ve uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık ise; 5237 sayılı TCY’nın lehe kabul edilerek 151/1. madde uyarınca tayin edilen cezanın, suçun yakarak ve yanıcı madde kullanılarak işlenmesi nedeniyle 152/2-a maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında artırılmasının “ceza iki katına kadar artırılır” hükmüne aykırılık oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.

5237 sayılı TCY’nın 151. maddesinin 1. fıkrasında; “Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişinin, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağı” hükmü ile mala zarar vermenin temel şekli yaptırıma bağlanmış, 152. maddesinde ise mala zarar verme suçunun nitelikli halleri iki fıkra halinde düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde, 765 sayılı Ceza Yasamızın 516/2. fıkrasına benzer şekilde nitelikli haller düzenlenerek bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası şeklinde yaptırıma bağlanmıştır. 5237 sayılı Yasadaki düzenlemede eski Yasada yer alan ve mala zarar verme suçunun “kişilere karşı cebir ve şiddet veya tehdit kullanmak suretiyle işlenmesi” nitelikli haline yer verilmemiş, buna karşılık, yasa koyucu mala zarar verme suçunun günümüzde işleniş şekillerinin ortaya çıkardığı tehlikeli durumları göz önünde bulundurarak suçun, grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının, siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında işlenmesi halini 152/1-f ve 152/1-e bendlerinde yeni nitelikli hal olarak yaptırıma bağlamıştır. Maddenin ikinci fıkrasında ise mala zarar verme suçunun çeşitli suretlerde işlenmesi nitelikli unsur olarak belirlenerek, bu durumlarda faile 151. madde veya 152. maddenin 1. fıkrası uyarınca verilecek olan cezanın iki katına kadar artırılacağı hükme bağlanmıştır.

Görüldüğü gibi 152. maddenin 2. fıkrasında tanımlanan nitelikli hallerin varlığı halinde faile 151. maddeye veya 152. maddenin 1. fıkrasına göre verilecek olan ceza iki katına kadar artırılacaktır. Kuşkusuz hakim, somut olayda TCY’nın 61. maddesinde gösterilen hususları göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirleyecek ve 151/2. fıkrayı uygularken de gerekçesini göstererek verilecek cezayı iki katına kadar artırabilecektir, fıkradaki iki katına kadar artırım oranı, azami oran olup, bu oran aşılmamak koşuluyla herhangi bir oranda cezanın artırılması da olanaklıdır.

İnceleme konusu somut olayda sanıkların yakarak mala zarar verme suçlarından yerel mahkemece 5237 sayılı TCY’nın 151/1. maddesi gereğince temel ceza, gerekçesi de gösterilmek koşuluyla 1 yıl 6 ay hapis olarak belirlenmiş müteakiben, eylemin yakarak, yakıcı madde kullanılarak işlenmesi nedeniyle TCY’nın 152/2-a maddesi gereğince cezanın 1/2 oranında arttırılmasına karar verilerek saptanan 1 yıl 15 ay hapis cezası üzerinden takdire ilişkin 5237 sayılı TCY’nın 62. maddesi uygulanmak suretiyle sonuç ceza belirlenmiştir. Bu kabul ve uygulamada yasaya aykırılık bulunmadığından, Özel Daire bozma kararı isabetsizdir.

Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı itirazı yerinde olup, kabulüne karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.06.2010 gün ve 4920-8901 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2008 gün ve 196-344 sayılı hükmünün ONANMASINA,

4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.10.2010 günü yapılan müzakerede, oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

15. CEZA DAİRESİ

E. 2012/21831

K. 2013/7582

T. 24.4.2013

• KAMU MALINA ZARAR VERMEK ( Sanığın Hemşireye Küfür Edip Öldürmekle Tehdit Ettiği/Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilebilecek Şekilde Yaraladığı – Hasta Odasının Kapısına Tekme Atarak Kırdığı/Tehdit Kasten Yaralama ve Mala Zarar Verme Suçlarının Oluşacağı )

• TEHDİT ( Sanığın Hemşireye Küfür Edip Öldürmekle Tehdit Ettiği/Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilebilecek Şekilde Yaraladığı – Hasta Odasının Kapısına Tekme Atarak Kırdığı/Tehdit Kasten Yaralama ve Kamu Malına Zarar Verme Suçlarının Oluşacağı )

• KASTEN YARALAMA ( Sanığın Hemşireye Küfür Edip Öldürmekle Tehdit Ettiği/Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilebilecek Şekilde Yaraladığı – Hasta Odasının Kapısına Tekme Atarak Kırdığı/Tehdit Kasten Yaralama ve Kamu Malına Zarar Verme Suçlarının Oluşacağı )

• BASİT TIBBİ MÜDAHALE İLE GİDERİLEBİLECEK YARALAMA ( Sanığın Hemşireye Küfür Edip Öldürmekle Tehdit Ettiği/Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilebilecek Şekilde Yaraladığı – Eylemin Kasten Yaralama Olduğu )

• HEMŞİREYİ TEHDİT VE YARALAMA ( Sanığın Hemşireye Küfür Edip Öldürmekle Tehdit Ettiği/Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilebilecek Şekilde Yaraladığı – Suçların Oluştuğu )

5237/m.86, 152

ÖZET : Kamu malına zarar verme, tehdit, kasten yaralama suçlarında; sanığın tedavi gördüğü Devlet Hastanesi Diyaliz Bölümünde görevli hemşirenin hasta dosyasını alıp götürmesine karşı koyup, aralarında daha evvel de yargılamaya konu olan bir takım olayların bulunmasının etkisi ile katılan hemşireye hitaben “perşembe günü geldiğim zaman başınıza gelecekleri düşünün, hepinizi öldüreceğim, sana perşembe günü yapacaklarımı aklından çıkarma, sizin hepinizi sinkaf ederim, a.. koyacağım” gibi sözler sarf etmesi, olayın devamında katılana saldırıp darp ederek etkisi basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralaması, içerisinde bulunduğu hasta odasının kapısına tekme atarak kırması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin “kamu malına zarar verme”, “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret”, “tehdit”, “kasten yaralama” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.

Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.

Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.

Sanığın tedavi gördüğü Mut Devlet Hastanesi Diyaliz Bölümünde görevli hemşirenin hasta dosyasını alıp götürmesine karşı koyup, aralarında daha evvel de yargılamaya konu olan bir takım olayların bulunmasının etkisi ile katılan hemşireye hitaben “perşembe günü geldiğim zaman başınıza gelecekleri düşünün, hepinizi öldüreceğim, sana perşembe günü yapacaklarımı aklından çıkarma, sizin hepinizi sinkaf ederim, a.. koyacağım” gibi sözler sarf etmesi, olayın devamında katılana saldırıp darp ederek etkisi basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralaması, içerisinde bulunduğu hasta odasının kapısına tekme atarak kırması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin “kamu malına zarar verme”, “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret”, “tehdit”, “kasten yaralama” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

1 ) Sanık hakkında “kamu malına zarar verme”, “tehdit”, “kasten yaralama” suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,

2 ) Sanık hakkında “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;

Temel ceza olarak belirlenen “1 yıl 1 ay” süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK.nun 125/4 maddesi gereğince altıda bir oranında artırıldığında “1 yıl 3 ay 5 gün” olarak hesaplanması yerine, “1 yıl 3 ay 15 gün” hapis cezası olarak tayini suretiyle sanığa fazla ceza verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün A-2 bendindeki “1 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası” yerine “1 yıl 3 ay 5 gün hapis cezası” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2012/33

K. 2012/12011

T. 2.11.2012

• AĞAÇ DALLARINA KOMŞU AĞAÇ DALLARININ ZARAR VERMESİ ( Sanığın Uzun Süre Katılanı Bu Konuda Uyarmasına Rağmen Katılanın Tedbir Almadığı Anlaşıldığı – Mala Zarar Verme Suçunun Oluşmadığı )

• MALA ZARAR VERME ( Sanık İle Katılanın Bitişik Arazilerde Komşu Oldukları/Katılana Ait Zeytin Ağaçlarının Dallarının Sanığa Ait Nar Ağaçlarına Zarar Verdiğinden Bahisle – Sanığın Beraati Yerine Mahkumiyetine Karar Verilemeyeceği )

• KOMŞULUK HAKKI ( Sanık İle Katılanın Bitişik Arazilerde Komşu Oldukları/Katılana Ait Zeytin Ağaçlarının Dallarının Sanığa Ait Nar Ağaçlarına Zarar Verdiği – Mala Zarar Verme Suçunun Oluşmayacağı )

4721/m.683, 740

5237/m.151, 152

ÖZET : Sanık ile katılanın bitişik arazilerde komşu oldukları, katılana ait zeytin ağaçlarının dallarının sanığa ait nar ağaçlarına zarar verdiği ve sanığın uzun süre katılanı bu konuda uyarmasına rağmen katılanın herhangi bir tedbir almadığı sanığın aksi sabit olmayan savunması ve dosya kapsamından anlaşılmakla unsurları yönünden oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine, mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Türk Medeni Kanununun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesi: “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını yasal sınırlar içinde kullanabilme yetkisini düzenlemiştir. Öte yandan, anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde yer alan 740. maddesi ise, başkasının mülküne taşarak zarar veren ağaçlara ait dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibinin istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmaması halinde, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği ve kendi mülkiyetine geçirilebileceği hükmünü içermektedir. Görüleceği üzere bu madde ile de mülkiyetin taşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Buna göre, mülk sahibi, önceden istemde bulunmasına karşın taşan dal ve kökler uygun bir süre içinde kaldırılmadığı takdirde kendisi kullanabileceği gibi, bu zararın mahkeme aracılığı ile giderilmesini de isteyebilir.

Somut olayda, sanık ile katılanın bitişik arazilerde komşu oldukları, katılana ait zeytin ağaçlarının dallarının sanığa ait nar ağaçlarına zarar verdiği ve sanığın uzun süre katılanı bu konuda uyarmasına rağmen katılanın herhangi bir tedbir almadığı sanığın aksi sabit olmayan savunması ve dosya kapsamından anlaşılmakla unsurları yönünden oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 02.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: