5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Şerhleri

5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 144

Daha az cezayı gerektiren haller

MADDE 144 – (1) Hırsızlık suçunun;

a) Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,

b) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla,

İşlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

MADDE GEREKÇESİ

MADDE 144.– Madde metninde, hırsızlık suçunun temel şekline göre daha az cezayı gerektiren hâlleri tanımlanmıştır.
(a) bendinde müşterek veya iştirak hâlinde mülkiyete konu olan bir malın çalınması durumu düzenlenmiştir. Suçun bu şeklinin oluşması için failin malın hukukî durumunu bilmesi gerekir.
Keza, (b) bendinde, hırsızlık suçunun bir hukukî ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha az cezayı gerektiren bir hâl olarak kabul edilmiştir.
Bu iki hâlde de soruşturma ve kovuşturmanın yapılması, mağdurun şikâyetine tabi tutulmuştur.

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2006/8927

K. 2007/960

T. 29.1.2007

• KENDİLİĞİNDEN HAK ALMAK ( Sanıkların Müşteki İle Müşterek Sahip Oldukları Valizi Diğer Sanıklar İle Birlikte Camını Kırıp Müştekinin Evine Girerek Almaları – Hırsızlık Suçu Kapsamında Kalıp Kalmadığının Tartışılması Gerektiği )

• HIRSIZLIK ( Sanıkların Müşteki İle Müşterek Sahip Oldukları Valizi Diğer Sanıklar İle Birlikte Camını Kırıp Müştekinin Evine Girerek Almaları – Hırsızlık Suçu Kapsamında Kalıp Kalmadığının Tartışılması Gerektiği )

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Kendiliğinden Hak Almak – 765 Sayılı TCK’nun 308/1. Md. İle 5237 Sayılı TCK’nun 144/1-A Md. Öngörülen Cezalar Karşılaştırılarak Lehe Olan Kanuna Göre Hüküm Kurulması Gerektiği )

5237/m.144/1-a

765/m.308/1

ÖZET : Dosya içeriğine göre sanıklardan F’nin, müşteki ile müşterek sahip oldukları valizi, diğer sanıklar ile birlikte camını kırıp müştekinin evine girerek almaları şeklindeki dava konusu yapılan eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 144/1-a maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu kapsamında kalıp kalmadığının tartışılarak bu madde kapsamında olduğunun kabulü halinde 765 sayılı TCK.nun 308/1. maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 144/1-a maddesinde öngörülen cezalar karşılaştırılarak lehe olan Kanuna göre hüküm kurulması gerekir.

DAVA : Kendiliğinden hak almak suçundan sanıklar Fatma Eken, Rabia Kesici, Hasibe Çakır’ın yapılan yargılamaları sonucunda; BERAATLERİNE dair ( SAFRANBOLU ) Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 14.10.2005 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi O Yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 3.10.2006 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:

KARAR : Sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Dosya içeriğine göre sanıklardan Fatma Eken’in, müşteki ile müşterek sahip oldukları valizi, diğer sanıklar Rabia ve Habibe ile birlikte camını kırıp müştekinin evine girerek almaları şeklindeki dava konusu yapılan eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 144/1-a maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu kapsamında kalıp kalmadığının tartışılarak bu madde kapsamında olduğunun kabulü halinde 765 sayılı TCK.nun 308/1. maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 144/1-a maddesinde öngörülen cezalar karşılaştırılarak lehe olan Kanuna göre hüküm kurulması, sanıkların dava konusu yapılan eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 144/1-a maddesinde uyan suçu oluşturmadığının belirlenmesi halinde sanıkların beraatlerine karar verilmesi, gerekirken bu eylem yönünden değerlendirme yapılmadan 5237 sayılı TCK. da İhkak-ı hak suçunun bağımsız bir suç olarak düzenlenmediği gerekçesi ile sanıkların beraatlerine karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 29.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

6. CEZA DAİRESİ

E. 2005/1157

K. 2006/13460

T. 11.12.2006

• ŞİKAYETTEN VAZGEÇEN YAKINAN ( Diğer Celsede Müdahilliğine Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu )

• DAVAYA MÜDAHALE ( Şikayetinden Vazgeçen Yakınanın Diğer Celsede Müdahilliğine Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu )

• SUÇ KASTININ BULUNMAMASI ( Hırsızlık – Sanığın Haricen Paylaşım Sonucu Kendisine Düşen Yerdeki Kavak Ağaçlarını Kestiğini Savunmuş Olması ve Yakınanın Duruşmada Şikayetçi Olmadığını Belertmesi Nedeniyle )

• HARİCEN PAYLAŞIM ( Sanığın Haricen Paylaşım Sonucu Kendisine Düşen Yerdeki Kavak Ağaçlarını Kestiğini Savunmuş Olması ve Yakınanın Duruşmada Şikayetçi Olmadığını Belertmesi Nedeniyle Suç Kastının Bulunmadığının Gözetilmesi Gerektiği )

• HIRSIZIK ( Uzlaşma Hükümlerinin Uygulanması Halinde 5237 Sayılı Yasa Hükümlerinin – 5237 Sayılı Yasa Hükümlerinin Uygulanmaması Halinde İse 765 Sayılı Yasa Hükümlerinin Sanık Yararına Olduğu )

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Hırsızlık – Uzlaşma Hükümlerinin Uygulanması Halinde 5237 Sayılı Yasa Hükümlerinin – 5237 Sayılı Yasa Hükümlerinin Uygulanmaması Halinde İse 765 Sayılı Yasa Hükümlerinin Sanık Yararına Olduğu )

• UZLAŞMA ( Hükümlerinin Uygulanması Halinde 5237 Sayılı Yasa Hükümlerinin – 5237 Sayılı Yasa Hükümlerinin Uygulanmaması Halinde İse 765 Sayılı Yasa Hükümlerinin Sanık Yararına Olduğu )

765/m.491/ilk,494/2-son,522/1

5237/m.73/8,144/1-a

5271/m.253

ÖZET : 1- Şikayetinden vazgeçen yakınanın, diğer celsede müdahilliğine karar verilmesi,

2- Sanığın haricen paylaşım sonucu kendisine düşen yerdeki kavak ağaçlarını kestiğini savunmuş olması ve yakınanın 21.11.2000 tarihli duruşmada şikayetçi olmadığını belertmesi karşısında; suç kastının bulunmadığı gözetilmeden ve eylemin 765 sayılı TCK.nun 494/2-son ve 5237 sayılı TCK.nun 144/1-a maddesine uyup uymadığı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

3- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 491/ilk, 522/1 ve 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 TCK.nun aynı suça uyan 144/1-a; 50/1-a maddelerinde öngörülen cezanın alt ve üst sınırları, 5237 sayılı Yasanın 73/8 ve 5271 sayılı CMK.nun 253. maddelerinde düzenlenen uzlaşma hükümlerinin uygulanması halinde 5237 sayılı yasa hükümlerinin; 5237 sayılı yasa hükümlerinin uygulanmaması halinde ise 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olduğunun değerlendirilmesi gerekliliği, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Hırsızlık suçundan sanık Münevver Pancar hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin BOZYAZI Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 01.04.2003 tarihli hükmün Yargıtay’ca incelenmesi O Yer C. Savcısı ve sanık Münevver tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından onama isteyen 14.02.2005 tarihli tebliğname ile 22.02.2005 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerine görülmemiştir.

Ancak;

1- 21.11.2000 tarihli celsede şikayetinden vazgeçen yakınanın, 10.12.2002 tarihli celsede müdahilliğine karar verilmesi,

2- Sanığın haricen paylaşım sonucu kendisine düşen yerdeki kavak ağaçlarını kestiğini savunmuş olması ve yakınanın 21.11.2000 tarihli duruşmada şikayetçi olmadığını belertmesi karşısında; suç kastının bulunmadığı gözetilmeden ve eylemin 765 sayılı TCK.nun 494/2-son ve 5237 sayılı TCK.nun 144/1-a maddesine uyup uymadığı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

3- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 491/ilk, 522/1 ve 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 TCK.nun aynı suça uyan 144/1-a; 50/1-a maddelerinde öngörülen cezanın alt ve üst sınırları, 5237 sayılı Yasanın 73/8 ve 5271 sayılı CMK.nun 253. maddelerinde düzenlenen uzlaşma hükümlerinin uygulanması halinde 5237 sayılı yasa hükümlerinin; uygulanmaması halinde ise 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olduğunun değerlendirilmesi gerekliliği,

4- Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5083 sayılı Yasaya 5335 sayılı Yasa ile eklenen 2/3. maddesi uyarınca, para cezalarının hesaplanmasında bir Yeni Türk Lirası artıklarının hesaba katılamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık Münevver ve O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 11.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2006/5366

K. 2006/16447

T. 11.10.2006

• MAHKUMİYET HÜKMÜNDE DEĞİŞİKLİK YARGILAMASI ( Mahkumiyet Hükmü Kesinleşenler Hakkında Yapılan Uyarlama Yargılamasında Verilen Kararlar İnfaza İlişkin Olup Daha Önce Tayin Olunan Ceza Aşılamayacağı )

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( İhkak-ı Hak Eyleminin 5237 Sayılı Yasa’da Suç Olarak Düzenlenmediğinden Bahisle Beraat Kararı Verilmesi Yerine Eylemin 5237 Sayılı Yasanın 144/1-B Fıkrası Kapsamında Kalıp Kalmadığı Araştırılması Gereği )

• İHKAK-I HAK ( 5237 Sayılı Yasa’da Suç Olarak Düzenlenmediğinden Bahisle Beraat Kararı Verilmesi Yerine Eylemin 5237 Sayılı Yasanın 144/1-B Fıkrası Kapsamında Kalıp Kalmadığının Araştırılması Gereği )

5237/m.142/2, 144/1

765/m.308/1

ÖZET : Haklarında verilen mahkumiyet hükmü kesinleşenler hakkında yapılan uyarlama yargılamasında verilen kararlar infaza ilişkin olup, daha önce tayin olunan ceza aşılamaz. Eğer önceki ceza aşılacaksa, 765 sayılı Yasa’nın sanık lehine olduğunun kabulü gerekir. Dava konusu ihkak-ı hak eyleminin 5237 sayılı Yasa’da suç olarak düzenlenmediğinden bahisle beraat kararı verilmesi yerine, eylemin 5237 sayılı Yasa’nın 144/1-b fıkrası kapsamında kalıp kalmadığı, eğer bu kapsamda ise cezasının 765 sayılı Yasa’daki cezayı aşıp aşmadığı karşılaştırılarak lehe olan kanun uygulanmalı, eğer 5237 sayılı Yasa kapsamına girmiyorsa beraatine karar verilmesi, tüm bunların duruşma açılarak yapılması gerekir.

DAVA : İhkak-ı hak etmeye teşebbüs suçundan sanıklar Süleyman, İsmail ve Kerim’in, 765 sayılı TCK.nun 308/1, 119, 62. maddeleri gereğince 445.616.000’er TL ağır para cezası ile cezalandırılmalarına dair, ( Kayseri Üçüncü Sulh Ceza Mahkemesi ( ‘nin 06.09.2005 tarihli ve 2004/1113-1127 sayılı ceza kararnamesinin infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan Kanun’da ihkak-ı hak suçunun düzenlenmediğinden bahisle sanıkların beraatine ilişkin, aynı Mahkemenin 17.06.2005 tarihli ve 2004/1113-1127 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02.05.2006 gün ve 18562 sayılı Kanun yararına bozma talebine dayanılarak kesinleşen kararına ilişkin dava dosyası C.Başsavcılığının 23.05.2006 gün ve 2006/95004 sayılı ihbarnamesiyle Daireye gönderilmekle okundu:

Mezkur İhbarnamede;

1- Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı TCK.nun 7/2, 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki `Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.` şeklindeki düzenleme ile Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 18.11.2005 tarihli ve 2005/2691-3395 sayılı ve Yargıtay Onuncu Ceza Dairesinin 13.10.2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilamlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hallerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi yada artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hallerde ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,

2- Sanığa isnad edilen ihkak-ı hak suçundan 5237 sayılı Kanun’da suç olarak düzenlenmediğinden bahisle beraatine karar verilmiş ise de, sanığın, daha önce müştekiye satmış bulunduğu aracın parasını alamadığından dolayı müştekiyi takip ederek kullandığı 63 … 994 plakalı aracı götürmek isterken yakalandığının belirlenmesi karşısında, eylemin 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 142/2-d, 144/1-b maddeleri kapsamında düzenlendiği, bu nedenle eylemine uyan 765 sayılı Kanun’un 308/1. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d, 144/1-b maddesinin birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinin dikkate alınmamasında isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

Gereği düşünüldü:

KARAR : Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 20.06.2006 gün ve 124-165 sayılı kararında açıklandığı üzere, haklarında verilmiş mahkumiyet kararı kesinleşen hükümlüler hakkında yapılan uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararların infaza ilişkin kararlar olması ve bu kararların verilmesi sırasında cezanın aleyhe değiştirilmesi yasağının geçerli olamayacağı, ancak daha önce kesinleşerek infaz aşamasında olan kararda tayin olunan cezanın aşılamayacağı, zaten tayin olunan cezanın kesinleşen karardaki cezayı aşacak olması halinde 765 sayılı Kanun gereğince kurulan ve kesinleşen kararın sanık lehine olacağı gözetilmek suretiyle;

Duruşma açılarak yapılacak yargılamada sanığın, dava konusu yapılan eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 144. maddesinin 1/b fıkrası kapsamında kalıp kalmadığının tartışılarak bu madde kapsamında olduğunun kabulü halinde 765 sayılı TCK.nun 308/1. maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 144. maddesinin 1/b fıkrasında öngörülen cezalar karşılaştırılarak lehe olan kanuna göre hüküm kurulması, sanığın dava konusu yapılan eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 144. maddesinin 1/b fıkrasına uyan suçu oluşturmadığının belirlenmesi halinde sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden duruşma açılıp yargılama yapılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 5237 sayılı TCK’da ihkak-ı hak suçunun bağımsız bir suç olarak düzenlenmediği gerekçesi ile karar verilmiş olması isabetsiz olup, kanun yararına bozma istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden;

SONUÇ : Kayseri Üçüncü Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 17.06.2005 gün ve 1113-1127 sayılı ek kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının ( b ( bendi uyarınca ( BOZULMASINA ( , müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 11.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: