Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi

MADDE 17 – (Değişik: 6411 sa.ka.4-24.01.2013) (1) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir.
(2) Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir.
(3) Erteleme süresi içinde, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhal infaz olunur.
(4) Birinci fıkrada belirtilen hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca altı ayı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz.
(5) Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir.
(6) Bu madde hükümleri;
a) Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar,
b) Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler,
c) Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar,
d) Adli para cezasını ödememesi nedeni ile cezası hapse çevrilmiş mahkûmlar, hakkında uygulanmaz. Read the rest of this entry »

Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi

MADDE 16 – (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkumun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkumun tabi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkumun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkumun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde (Değişik ibare: 6411 sa.ka.3-24.01.2013) “birer yıllık” dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi halinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

(5) (Ek fıkra: 6411 sa.ka.3-24.01.2013) Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.

(6) (Ek fıkra: 6411 sa.ka.3-24.01.2013) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya ( Değişik ibare: 6462 Sa.Ka.1 – 25.04.2013 ) “engellilik” nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.

İNFAZIN ERTLENMESİNİN REDDİNE İTİRAZ

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2003/618

K. 2003/432

T. 1.4.2003

• İNFAZIN ERTELENMESİ ( C. Başsavcılığının İstemi – Reddine İtiraz Üzerine Aynı Yer Ağır Ceza Mahkemesince Verilen Ret Kararına İtirazın Ağır Ceza Mahkemesince Mercii Sıfatıyla İncelenip Sonuçlandırılması Gereği )

• C. BAŞSAVCILIĞININ İNFAZIN ERTELENMESİ İSTEMİ ( Reddine İtiraz Üzerine Aynı Yer Ağır Ceza Mahkemesince Verilen Ret Kararına İtirazın Ağır Ceza Mahkemesince Mercii Sıfatıyla İncelenip Sonuçlandırılması Gereği )

• İTİRAZ ÜZERİNE VERİLEN KARARLARIN KESİNLİĞİ KURALI ( CMUK’.nun m. 297/1’deki İtiraz Kapsamındaki Hakim Kararlarına İlişkin Olması – C. Başsavcılığının İnfazın Ertelenmesi İstemi )

1412/m.297/1,301,302,303,343

ÖZET : Cumhuriyet Başsavcılığının infazın ertelenmesi isteminin reddine itiraz üzerine aynı yer Ağır Ceza Mahkemesince verilen ret kararına itirazın, Ağır Ceza Mahkemesince mercii sıfatıyla incelenip sonuçlandırılması gerekir.

DAVA : Hükümlü Sinan’ın hürriyeti bağlayıcı cezasının infazının akıl hastalığı nedeniyle ertelenmesi isteminin Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca reddi üzerine ( Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi )ne yaptığı itirazın reddine ilişkin, 12.12.2002 tarih, 2002/580 sayılı karara karşı itirazı konusunda verilen, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2002 tarih, 2002/923 Müt. sayılı kararının;

CMUK.nun 303. maddesi uyarınca itiraz üzerine verilen kararların kesinliği kuralı, anılan Kanunun 297/1. maddesinde düzenlenen itiraz kapsamındaki hakim kararlarına ilişkin olup, Cumhuriyet Başsavcılığının infazın ertelenmesi isteminin reddine itiraz üzerine Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesince verilen ret kararının CMUK.nun 301, 302. maddeleri uyarınca verilmiş bir karar olmaması ve 303. madde kapsamında bulunmaması nedeniyle; Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesince merci sıfatıyla itirazın incelenip sonuçlandırılması gerekirken, yazılı biçimdeki gerekçe ile, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, CMUK.nun 343. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 28.3.2003 gün ve 9912 sayılı yazılı emrine atfen, Yargıtay C. Başsavcılığının 20.3.2003 gün ve Y.E. 3723/9 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelendi:

KARAR : Yazılı emre atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden,

SONUÇ : Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2002 tarih ve 2002/923 Müt. sayılı kararının CMUK.nun 343. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın gereği için Yargıtay C. Başsavcılığına ( İADESİNE ), 1.4.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Taahhüdü İhlal, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık

HUKUKSUZLUKLAR

Taahhüdü ihlal, kanunun dili ile “ödeme şartının ihlali” Adalet Bakanı’nın da dediği gibi batı ülkelerinde olmayan, çağ dışı bir suç.

Bakan Sadullah Ergin açıklamasında “Avrupa ülkeleri uygulamalarında yaptıkları inceleme sonucu Türkiye’de yaklaşık 85 bin kişi hakkında ‘tazyik hapsi’ kararı verilmesine yol açan “taahhüdü ihlal” suçu ile aynı nitelikte bir suç tipine rastlamadıklarını ifade ederken, modern bir İcra İflas Kanunu için çalışmaların sürdürüldüğünü”  açıklıyor.

Bakanın bu açıklaması tuhaf ve son derece üzüntü vericidir. Suçun çağdaş bir suç olmadığını kabul ediyor ancak bu suçtan içerde olan veya kaçak yaşayanların ve aileleri ıstırabının sona ermesini yeni İİK kanununa bırakıyor. Bakanın onbinlerce insan hapiste ve kaçak yaşarken bu cezanın yanlışlığını kabul edip çözümü bir başka bahara ertelemesi son derece yanlıştır.

Aynı büyük yanlışı Anayasa Mahkemesi yapmıştır. Anayasa Mahkemesi aynı yanlışı çek yasasının iptali isteminde de yapmıştı. Anayasa Mahkemesi çek yasasının iptali davasında yasayı Anayasaya aykırı bulmazken hükümet ve TBMM’si 6273 sayılı yasanın gerekçesinde çek yasasının anayasaya, AİH Sözleşmesine aykırı olduğu vurgulandı, yani TBMM’si Anayasa Mahkemesini yalanladı.  Şimdi aynı Anayasa Mahkemesi İİK 340. maddeyi Anayasaya aykırı bulmazken Adalet Bakanı’nı yalanlıyor. Muhtemelen yeni İİK Kanunu da Anayasa Mahkemesi’ni yalanlayacak.

Türkiye bir çelişkiler ülkesi. Çelişkilerin yanın sıra insanlarımızın canını yakan beyhude kanunlar ile bir hukuksuzluktur sürüyor.

Anayasa Mahkemesi başkanı Haşim Kılıç ise bir başka sorun.. Haşim Kılıç 2003 yılında Anayasa Mahkemesinin önüne gelen çek iptali davasında uzun bir karşı oy yazısı ile 3167 sayılı kanunun Anayasaya, sözleşmelere aykırı olduğunu savunmuştu. Aynı Haşim Kılıç 2010 yılında bu karşı oy yazısının tersini yaptı.

Türkiye’de KOBİ’lerin tek sorunu İİK 340 değil

Kötü yargılamadan ötürü resmi belgede sahtecilik, TCK 204,  nitelikli dolandırıcılık, TCK 158 iş adamlarının canını yakıyor. Hakimlerin ve bilirkişilerin iş hayatının gereceklerine uzak olmaları yüzünde bu maddelerin uygulanmasında suçluların yanı sıra bir hayli insanın da canı yanıyor.

Bütün bu sorunların köklü çözümü KOBİ’lerin örgütlü mücadelesi ile mümkündür.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Şerhleri

5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 103

Çocukların cinsel istismarı

(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

Anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/12 md.) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

MADDE GEREKÇESİ

MADDE 103.– Madde metninde çocukların cinsel istismarı fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. Erişkin kişilere karşı işlenen fiiller açısından cinsel saldırı ifadesi kullanılmasına rağmen, çocuklar açısından cinsel istismar ifadesi kullanılmıştır. Erişkin kişilere karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların kişinin rızasına aykırı olması gerekir.DEVAMI

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2012/5-828

K. 2012/1824

T. 31.10.2012

• ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI ( Çocuğun Ruh ve Beden Sağlığının Bozulup Bozulmadığının Tespitinde Adli Tıp Kurumu Yerine Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından Rapor Alınabileceği – Aralarında Çocuk Psikiyatrisi Bulunan En Az Beş Kişilik Bir Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınacağı )

• TIP FAKÜLTESİ ADLİ TIP ANABİLİM DALINDAN RAPOR ALINMASI ( Çocuğun Ruh ve Beden Sağlığının Bozulup Bozulmadığının Tespitinde Adli Tıp Kurumu Yerine Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından Rapor Alınabileceği )

• RUH VE BEDEN SAĞLIĞININ BOZULUP BOZULMADIĞININ TESPİTİ ( Cinsel İstismar/Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı Tarafından Hazırlanan Raporda Mağdurede Devlet Hastanesi Nöroloji Kliniğince Tespit Edilen Rahatsızlıkların Etkisi Olup Olmadığının Tespit Edilmediği – Hukuka Aykırı Olduğu )

• ADLİ TIP KURUMUNDAN RAPOR ALINMAMASI ( Cinsel İstismar – Çocuğun Ruh ve Beden Sağlığının Bozulup Bozulmadığının Tespitinde Adli Tıp Kurumu Yerine Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından Rapor Alınabileceği )DEVAMI

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/5-447

K. 2012/1789

T. 25.9.2012

• CİNSEL İSTİSMAR SUÇU ( Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Gerçekleştirildiği Zaman Aralığının Bir Bölümünde Sanığın Mağdureye Karşı Ayrıca Cinsel İstismar Suçunu da İşlemiş Olmasının Bu Suçun Oluşumuna Engel Olmayacağı )

• KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇU ( Gerçekleştirildiği Zaman Aralığının Bir Bölümünde Sanığın Mağdureye Karşı Ayrıca Cinsel İstismar Suçunu da İşlemiş Olmasının Bu Suçun Oluşumuna Engel Olmayacağı – Cinsel İstismar Suçu )

• HAREKET ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SINIRLANMASI ( Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu – Sanığın Mağdurenin Hareket Özgürlüğünü Sınırladığı Dolayısıyla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun O Andan İtibaren Gerçekleştiğinin Kabulü Gerektiği )

• YETERLİ SÜRE ( Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu – Sanığın Mağdurenin Hareket Özgürlüğünü Sınırladığı Dolayısıyla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun O Andan İtibaren Gerçekleştiğinin Kabulü Gerektiği )DEVAMI

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Şerhleri

5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 133

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması

(1) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi,iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin       güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

MADDE GEREKÇESİ

MADDE 133.– Madde metninde, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suç olarak tanımlanmaktadır. DEVAMI

T.C.

YARGITAY

4. HUKUK DAİRESİ

E. 2009/8119

K. 2010/7573

T. 23.6.2010

• MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Ses Kaydının Yasaya Aykırı Olarak Gizlice Elde Edildiği – Gizli Yollardan Ses Kaydedilmesi ve Davacının Gizli Kalması Gereken ve Açıklanmasında Kamu Yararı Bulunmayan Özel Yaşamı İle İlgili Sırların Dışarıya Yansıtılması ve Davacının Kişilik Haklarına Saldırı Oluşturduğu )

• KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI ( Gizli Yollardan Ses Kaydedilmesi ve Davacının Gizli Kalması Gereken Yer Açıklanmasında Kamu Yararı Bulunmayan Özel Yaşamı İle İlgili Sırların Dışarıya Yansıtılması )

• SES KAYDI ( Gizli Yollardan Kaydedilmesi ve Davacının Gizli Kalması Gereken ve Açıklanmasında Kamu Yararı Bulunmayan Özel Yaşamı İle İlgili Sırların Dışarıya Yansıtılması ve Davacının Kişilik Haklarına Saldırı Oluşturduğu – Manevi Tazminata Hükmedileceği )

• İZİNSİZ OLARAK KAYDEDİLEN SES KAYDI ( Davacının Gizli Kalması Gereken ve Açıklanmasında Kamu Yararı Bulunmayan Özel Yaşamı İle İlgili Sırların Dışarıya Yansıtılması ve Davacının Kişilik Haklarına Saldırı Oluşturduğu – Manevi Tazminata Hükmedileceği )DEVAMI

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Şerhleri

5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 91

Organ veya doku ticareti

(1) Hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın, kişiden organ alan kimse, beş yıldan dokuz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun konusunun doku olması halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Hukuka aykırı olarak, ölüden organ veya doku alan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Organ veya doku satın alan, satan, satılmasına aracılık eden kişi hakkında, birinci fıkrada belirtilen cezalara hükmolunur.

(4) Bir ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olan organ veya dokuyu saklayan, nakleden veya aşılayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(6) Belli bir çıkar karşılığında organ veya doku teminine yönelik olarak ilan veya reklam veren veya yayınlayan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(7) Bu maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(8) Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda mağdurun ölmesi halinde, kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

T.C.

DANIŞTAY

1. DAİRE

E. 2006/1270

K. 2007/101

T. 7.2.2007

• ORGAN VE DOKU NAKLİ ( Ölünün Gözlerini İzinsiz Olarak Almak/İlgilinin Sağlığında Aksine Vasiyet Veya Beyanının Olmaması Halinde Korneasının Alınmasının Suç Teşkil Etmediği – Lüzum-u Muhakeme Kararı Verilmesi )

• ÖLÜDEN GÖZÜN TAMAMININ İZİNSİZ OLARAK ALINMASI ( Lüzum-u Muhakeme Kararı Verilmesi – İlgilinin Sağlığında Aksine Vasiyet Veya Beyanının Olmaması Halinde Korneasının Alınmasının Suç Teşkil Etmediği )

• KORNEA ALINMASI ( Ölenin Sağlığında Aksine Vasiyet Veya Beyanının Olmaması Halinde Suç Teşkil Etmediği – Gözlerin Tamamının İzinsiz Olarak Alınmasının Lüzum-u Muhakemeyi Gerektirmesi )DEVAMI

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Şerhleri

5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 83

Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi

(1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.

(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;

a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,

b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması,

Gerekir.

(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hallerde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.

MADDE GEREKÇESİ

MADDE 83.– Madde metninde kasten öldürme suçunun ihlâli davranışla işlenmesi düzenlenmiştir.
İhmal, kişiye belli bir icraî davranışta bulunma yükümlülüğünün yüklendiği hâllerde, bu yükümlülüğe uygun davranılmamasıdır. Belli bir icraî davranışta bulunma yükümlülüğüne aykırı olarak bu davranışın gerçekleştirilmemesi sonucunda, bir insan ölmüş olabilir. Örneğin, bir sağlık kuruluşunda görev yapan tabip, durumu acil olan bir hastaya müdahale etmez ve sonuçta hasta ölür.
İhmali davranışla sebebiyet verilen ölüm neticesinden dolayı sorumlu tutulabilmek için, neticeyi önlemek hususunda soyut bir ahlakî yükümlülüğün varlığı yeterli değildir; bu hususta hukukî bir yükümlülüğün varlığı gereklidir.DEVAMI

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2008/1-233

K. 2009/112

T. 5.5.2009

• KASTEN ÖLDÜRME ( Vurulan Tokatla Yere Düşen ve Başını Sert Zemine Çarpan Maktulün Öldüğü – Ölümün Gerçekleşmesi Açısından Eklenen Bir Sebep Söz Konusu Olmayıp Olayda 765 S. TCY’nın 452/2. Fıkrasının Uygulanma Olanağının Bulunmadığı )

• YARALAMA KASTIYLA VURMA ( Vurulan Tokatla Yere Düşen ve Başını Sert Zemine Çarpan Maktulün Öldüğü – Ölümün Gerçekleşmesi Açısından Eklenen Bir Sebep Söz Konusu Olmayıp Olayda 765 S. TCY’nın 452/2. Fıkrasının Uygulanamayacağı )

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Kasten Öldürme – Yaralama Kastıyla Vurulan Tokatla Yere Düşen ve Başını Sert Zemine Çarpan Maktulün Öldüğü Olayda 765 S. TCY’nın 452/2. Fıkrasının Uygulanamayacağı )

• NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIRLAŞMIŞ YARALAMA ( Vurulan Tokatla Yere Düşen ve Başını Sert Zemine Çarpan Maktulün Öldüğü Olayda 765 S. TCY’nın 452/2. Fıkrasının Uygulanamayacağı )

• KASTEN YARALAMA ( Vurulan Tokatla Yere Düşen ve Başını Sert Zemine Çarpan Maktulün Öldüğü Olayda 765 S. TCY’nın 452/2. Fıkrasının Uygulanamayacağı )DEVAMI

T.C.

YARGITAY

4. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/6864

K. 2009/2180

T. 16.2.2009

• DESTEKTEN YOKSUN KALMA / MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ ( Derneğe Ait Araçla Davalının Davacılar Murisine Çarptığı/Davalının Davacının Islah Dilekçesine Karşı Süresinde Zamanaşımı Definde Bulunduğu – Uzamış Ceza Zamanaşımı Süresinin Dolduğu/Islahla Artırılan Kısmın Reddedileceği )

• UZAMIŞ ZAMANAŞIMI SÜRESİ ( Destekten Yoksun Kalma ve Manevi Tazminat Talebi – Davalının Davacının Islah Dilekçesine Karşı Süresinde Zamanaşımı Definde Bulunduğu/5 Yıllık Uzamış Ceza Zamanaşımı Süresi Dolduğundan Islahla Artırılan Kısmın Reddine Karar Verileceği )

• ZAMANAŞIMI DEFİ ( Destekten Yoksun Kalma ve Manevi Tazminat Talebi – Davalının Davacının Islah Dilekçesine Karşı Süresinde Zamanaşımı Definde Bulunduğu/5 Yıllık Uzamış Ceza Zamanaşımı Süresi Dolduğundan Islahla Artırılan Kısmın Reddine Karar Verileceği )DEVAMI

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Şerhleri

5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 132

Haberleşmenin gizliliğini ihlal

(1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse,bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat arttırılır.

(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

MADDE GEREKÇESİ

MADDE 132.– Madde metninde, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlâli suç olarak tanımlanmaktadır.DEVAMI

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ.

E. 2012/20608

K. 2012/18217

T. 11.9.2012

• HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL ( Katılanların Sanıklara Karşı Hakaret ve Tehdit İçeren Sözlerini Kaydedip Mahkemeye Delil Olarak Sunmalarının Suçu Oluşturmayacağı )

• TELEFON GÖRÜŞMESİNDE HAKARET EDEN KİŞİNİN SÖZLERİNİ KASETE KAYDETMEK ( Kaydı Mahkemeye Delil Olarak Sunmalarının Suçu Oluşturmayacağının Gözetileceği )

• HAKARET VE TEHDİT İÇEREN SÖZLER ( Katılanların Sanıklara Karşı Hakaret ve Tehdit İçeren Sözlerini Kaydedip Mahkemeye Delil Olarak Sunmalarının Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Olarak Değerlendirilemeyeceği )

• MAHKEMEYE SUNULAN DELİLİN HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL EDİP ETMEDİĞİ ( Katılanların Sanıklara Karşı Hakaret ve Tehdit İçeren Sözlerini Kaydedip Mahkemeye Delil Olarak Sunmalarının Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Olarak Değerlendirilemeyeceği )DEVAMI

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2011/7330

K. 2012/407

T. 18.1.2012

• HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL (Suçun Takibinin Şikayete Tabi Olduğu/Ölen Kişiler İçin Düşünülemeyeceği – Özel Hayatın Gizliliğini İhlal)

• ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL (Haberleşmenin Gizliliğini İhlal – Müteveffanın Mirasçısı Müştekilerin Özel Hayatlarına İlişkin Bilginin Bulunmaması Sonucu Suçun Unsurlarının Oluşmayacağı/Suçun Takibinin Şikayete Tabi Olduğu/Ölen Kişiler İçin Düşünülemeyeceği)

• MEKTUPLARIN YAYINLANMASI (Özel Hayatın Gizliliğini İhlal – Müzayedeyi Yapan Şirketten Dijital Ortamda Temin Edilen Mektup Kopyalarının Yayınlanması ve Asıllarının Bulunmaması Nedeniyle 2863 S.K’nun 23/son Md. Kapsamında Değerlendirilemeyeceği)

• KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARININ KORUNMASI (Müzayedeyi Yapan Şirketten Dijital Ortamda Temin Edilen Mektup Kopyalarının Yayınlanması ve Asıllarının Bulunmaması Nedeniyle 2863 S.K’nun 23/son Md. Kapsamında Değerlendirilemeyeceği – Haberleşmenin Gizliliğini İhlal)DEVAMI

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Şerhleri

5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 119

Ortak hüküm

(1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

MADDE GEREKÇESİ

MADDE 119.– Bu madde, birinci fıkrada sayılan suçlar açısından söz konusu olan ve cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli unsurları göstermektedir. Maddenin birinci fıkrasında, bu nitelikli unsurlar, seçimlik olarak belirlenmişlerdir; yani bir olayda bu hâllerden bir veya birkaçının gerçekleşmiş olması durumunda; bu fıkraya göre cezanın artırılması gerekmektedir.DEVAMI

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2012/18549

K. 2012/17156

T. 17.9.2012

• TEHDİT SUÇU ( Simitçilik Yapan Sanığın Şikayetçinin Dükkanına Girerek Ucuz Simit Satmaması için Tornavida ile Tehditte Bulunması Şeklindeki Eyleminin İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunu Oluşturduğunun Mahkemece Tartışılması Gerektiği )

• İŞ VE ÇALIŞMA HÜRRİYETİNİN İHLALİ SUÇU ( Simitçilik Yapan Sanığın Şikayetçinin Dükkanına Girerek Ucuz Simit Satmaması için Tornavida ile Tehditte Bulunması Şeklindeki Eyleminin Değerlendirilmesinde Hata Yapıldığı – Yetersiz Gerekçe )

• SANIĞIN EYLEMİNDE ÖZEL HÜKMÜN DİKKATE ALINACAĞI ( İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçunun Varlığının Araştırılacağı )

• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI GEREĞİ ( Eldeki Davada Giderilmesi Gereken Ölçülebilir ve Belirlenerebilir Maddi Bir Zararın Oluşmadığı – Manevi Zararın ise Hüküm Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Engel Teşkil Etmediğinin Kabulü )

• MADDİ VE MANEVİ ZARAR ( Davada Giderilmesi Gereken Ölçülebilir ve Belirlenerebilir Maddi Bir Zararın Oluşmadığı – Manevi Zararın ise Hüküm Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Engel Teşkil Etmediği – Hükmün Açıklanmasını Geri Bırakma )DEVAMI

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2011/28524

K. 2011/3635

T. 27.10.2011

• HIRSIZLIK ( Kesinleşmiş Hükümlülüklerin İnfaz Aşamasında Toplanmasının Öngörüldüğü – Hükmolunan Cezaların Ayrı Ayrı Yerine Getirilmesi Yerine Toplanmalarına Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

• MALA ZARAR VERME ( Kesinleşmiş Hükümlülüklerin İnfaz Aşamasında Toplanmasının Öngörüldüğü – Hükmolunan Cezaların Ayrı Ayrı Yerine Getirilmesi Yerine Toplanmalarına Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

• KESİNLEŞMİŞ HÜKÜMLÜLÜKLERİN TOPLANMASI ( İnfaz Aşamasında Toplanması Gereği )

• KONUT DOKUNULMAZLIĞINI BOZMA ( İddianamede Sanık Hakkında 5237 S.K. Md. 119/1-c Uygulanmasının İstenmediği – Ek Savunma Hakkı Verilmeden Uygulama Yapılamayacağı )

• EK SAVUNMA HAKKI ( Konut Dokunulmazlığını Bozma – İddianamede Sanık Hakkında 5237 S.K. Md. 119/1-c Uygulanması İstenmediği/Ek Savunma Hakkı Verilmeden Uygulama Yapılamayacağı )DEVAMI

%d blogcu bunu beğendi: