EFSANE BİTERSE

Bu şehir efsanelerle yaşar..Bizim şehrimiz efsanesiz yaşayamaz..Bir efsane biterse şehrin efsane yaratıcıları hemen yenisini yaratırlar, hatta biri bitmeden yenisinin alt yapısını oluştururlar.. Bizim efsanelerimiz bitmez..Umut doludur bizim efsanelerimiz..Biz umutsuz yaşayamayız..Efsane biterse umut da  biter..Bizde ne umut biter, ne de efsane..Bu şehir üretken bir şehirdir..Hep efsaneler üretir..DEVAMI

Posted in Genel. 3 Comments »

3 Responses to “EFSANE BİTERSE”

  1. Murat YALÇIN Says:

    Sayın Rahmi Bey,

    İnsanın canı bazen “polemik” yapmak ister, eğer polemik yerinde olursa bu gayet normal, üstelik gerekli, hatta yararlı da olabilir… Şayet polemiği, fikir ve kelam üzerinden yapılan münazara diye ele alırsak, tarafların meşrebine göre hikmetli bir kelam ustalığından bayağı bir ağız dalaşına kadar pek çok polemik tarzı söz konusu olur…

    Beni hoş görün, bu kez ben de sizinle kendi tarzım ve meşrebimce bir polemiğe girmek istiyorum.

    BU MUDUR?

    Evet, son yazınızdan hareketle size soruyorum; bilhassa saygın bir meslek olması gereken avukatlığı kirlettiğine inandığım şu “çek hapsi ayıbı” (diğeri “ev eşyası haczi”) üzerinden yaklaşık üç senedir yürüttüğümüz mücadelede deneyimli bir avukat olarak sizin gele gele geldiğiniz nokta BU MUDUR?

    Yaklaşık yaz başından beri yazdığınız her yorumunuzda olduğu gibi yukarıdaki yazınızda da sergilediğiniz mücadele tarzınız, yönteminiz ve (anlaşılan temenniye dönüşmüş) varacağımız, varmamız gereken sonuç bakımından kanaatiniz gerçekten BU MUDUR?

    Sizi hangisi tedirgin eder; VAR (olan mı) – YOK (olması mı) ?

    Son yazılarınızda bence sizin gibi birisi için alt seviyede gördüğüm sataşmalar ile kurduğunuz bilumum cümleler dönüyor dolaşıyor sonuçta şuraya bağlanıyor;
    o O site var ya, o şahıs var ya, onlar var ya hep yalancılar, hep hayalciler…
    o Ne şurada, ne filan yerde, hiçbir yerde YASA, MASA YOK…
    o Tek yol (eskilerde ‘DEVRİM’di) DERNEK…
    o Vs….

    Oysa sizden çok daha nitelikli ve hepimizin saygı duyacağı, bu kadar kimsenin size uzak durmasına sebep olmayacak tutum ve davranış beklerdik… Mesela; kayıtlı olduğunuz İstanbul Barosunda, Türkiye Barolar Birliği nezdinde girişimlerinizi görmek isterdik… Keza; ikna etmeyi başardığınız veya sizin gibi düşünen meslektaşlarınızın bir grup halinde size ve nezdinizde bizlere destek açıklamalarını dinlemek, okumak isterdik…
    Bunca zamanın bir hukukçusu olarak mesleki etkinliğinizin ve kredibilitenizin bunun için yeterli olması gerekirdi diye düşünüyorum… Bunun yerine siz ne yaptınız; az sayıda ikna edebildiğiniz kişiyle kurduğunuz DERNEK için yadırgatıcı bir yol ve yöntemle üyelik çağrıları yaptınız…

    Bir kere meseleye (marksist terminoloji ile) ideolojik yaklaşmayı denediniz, mücadelemizi ‘sınıf çatışması’ üzerinden (tamamen haksız değilsiniz) ancak bu kimsede karşılık bulmadı…

    Sonra; herkes gibi Ankara ve TBMM koridorlarına girip çıktınız (ki müteşekkiriz) fakat muhalefet dışında bir hukukunuz ve ilişkiniz mevcut olmadığından bu girişimlerinizin de (bizim için olsa da) sonuç için fazla bir değeri olamadı…

    Daha sonra; hepimizin desteğiyle görsel medyaya çıktınız, lakin buralardaki performansınız da çoğu kimse tarafından (ben aynı görüşte değildim, yazdım) hayal kırıklığı olarak karşılandı…

    Ve sonunda görüyorum ki bilhassa yaz başından beri yeni bir tarz sergilemeye başladınız… Eski ceza kanunu metinlerinde yer aldığı üzere bilhassa “cekmagdurlari.com” ve oradaki aktif arkadaşlarımızı, kendinizden başka çalışma sergileyenleri tahfif, takbih ve tezyif etmek… Hafife alma, aşağılama, karalama, kötüleme, güçsüz bırakma, zayıf bırakma…

    Hayret; tasarının VAR’lığını yazdı diye Şükrü KIZILOT hocaya bile LAF ETMİŞSİNİZ…
    Kusursa bile itiraf ediyorum; ben hocanın yazısını okur okumaz sizin yazdıklarınız aklıma geldi… Bilhassa kısa bir süre önce yazdığınız “YİNE HAYAL! YİNE YALAN!” yazınız direk gözümün önüne geldi ve hemen sitenize giriş yapıp o yazınızı JPEG dosyası halinde kopyaladım… İçimden hınzır bir ses bu yazıyı kaldıracağınızı fısıldamıştı… Nitekim; bir gün geçmeden bahsettiğim YAZINIZ UÇUVERMİŞTİ…

    Yine hayret; ‘VAR’ üzerinden hareket etmek ne kelime adeta sanki tasarının varlığından rahatsız oluyorsunuz izlenimi veren (ben bu düşüncede olmadığınıza inanıyorum) yazı ve gayretlerinizi hâlâ sürdürmenizi şaşkınlıkla izliyorum…
    Şimdilik bu kadar… Size şu soruyla veda edeyim…
    “YOK” üzerinden bu kadar kampanya ve POLEMİK yaptıktan sonra YASA ÇIKTIĞI GÜN NASIL ve NE YAZACAKSINIZ?
    Selamlarımla
    Murat YALÇIN

  2. Anfa Says:

    Sayın Ofluoğlu,
    Çek Mağdurları İnternet ortamında birbirlerine destek olmaya başladığından bu yana hem sizi hem de diğer siteleri günlük takip ederim.
    En eski site olan yeni-anayasa.blogspot.com sitesinde bile Anfa rumuzuyla yorumlarım vardır.
    Sizinle bildiğim kadarıyla aynı düşünce yapısını paylaşıyoruz.
    Yazılarınızdan göndermelerinizden(Nazım Hikmet gibi) bunu anlıyorum.

    Fakat Sayın Ofluoğlu nedense ben ne zaman bu garabet yasa değişecek ya da yumuşayacak gibi olsa, sizin bundan endişe duyduğunuz sonucuna varıyorum…..
    Sanki aman bu yasa değişmesin, yok canım zaten değişmez söylemleriyle hem kendinizi hem de mağdurları ikna etmek istiyor gibisiniz.

    Bu insanlardan aidat (KOSİAD) veya vekalet ücreti yoluyla bir fayda sağlamak için bunu yaptığınıza inanmak istemiyorum..
    Bu sizin gibi siyasi gelenekten gelen bir insana yakışmaz.
    Yoksa Avukat olmanın dayanılmaz hafifliği, siyasi düşüncelerin bile önüne mi geçiyor? Tapınak Şövalyeleri gibi siz avukatların da gizli bir yemini var?

    Bu ruh halinize üzülmekten başka bir şey gelmiyor elimden..

    Saygılar.

    Anfa.

  3. hasan Says:

    i


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: