AKLA ZARAR

 ADALETİ YARGIDAN TALEP ETMEK

 YÜKSEK YARGIYA MEKTUP

 Bir internet sitesi yüksek yargıya çek mağdurlarının mektup yazmasını organize ediyor; amaç yüksek yargının 5941 sayılı yasanın şekli suç olarak nitelenemeyeceği, suçun oluşumunda “KAST”ın varlığının TCKnın 21. maddesi doğrultusunda kaçınılmazlığı konusunda içtihat oluşturulmasıdır. Mektup yasanın 5. Maddesinin müphem düzenlendiğini vurgulayarak yasanın gerekçesi ile yasa maddesinin çeliştiğini ileri sürüyor. Sonra da yasama ve hükümeti eleştirerek TCK ya aykırı özel ceza yasası çıkartıldığını, TCK 21. Maddesinin yok sayıldığı belirtiliyor

 BUYURUN CENAZE NAMAZINA!

 Biz bas bas bağırıyoruz. Mahkemeler karşılıksız çek suçlarında” KAST” ın varlığını araştırmak zorunda. TCK 21. karşısında yasa maddesinde KAST sözcüğünün bulunup bulunmaması önemli değil. Yasanın mimari Prof. DR. İzzet Özgenç aynı şekilde açıklamalar yapıyor. Daha dün denecek kadar yakın bir tarihte Samanyolu Haber TV de bu konuyu Özgenç Hoca ile birlikte açıkça dile getirdik. Şimdi birileri çıkıyor, hukukçu olduğu söyleniyor, Yüksek Yargıya hitaben bir mektup hazırlıyor ve bizim bu açık, net tavrımızı sulandırıyor. Yargıya bu yasayı hükümet yanlış hazırlamış, bu yasaya göre suçun oluşumunda KAST aranıp aranmayacağı belirsiz, ama siz insaf ediverin ve suçun oluşumunda KAST aranmalıdır deyin. PES DİYORUM! OLAMAZ!.. Sonra da kalkıyor inernet sitelerinde bize hukuk dersi veriyor. HADİ CANIM SEN DE…

Mektuptaki hukuki gaflar cabası.. Mektupta suçun oluşumunda kast veya taksir aranması gerektiği belirtiliyor. Bu ifade ile konu iyice sulandırılıyor. Oysa karşılıksız çek suçunun oluşumunda kasta veya taksir değil sadece ve sadece KAST ın olup olmadığı araştırılacaktır. Veya ve sonrası tamamen bir gaf, sulandırma; bakınız TCK 21. Maddenin 1. Fıkrası aynen şöyle:

 Kast MADDE 21. – (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.

 (2) Kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâlinde olası kast vardır. Bu hâlde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir

 Pişmiş ete su katmanın alemi ne? Amacınız nedir? Madde gayet açık, yorum istemiyor, “suçun oluşumu kastın varlığına” bağlıdır. TCK nın 5. Maddesi de TCK nın genel hükümlerinin özel ceza yasalarını ve ceza içeren diğer yasaları kapsadığını açıkça belirtiyor. TCK 5. Madde şöyle:

 MADDE 5. – (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.

Mektubun vahim olarak niteleyip eleştirdiğimiz bölümü aynen şöyle:

 “3. 20.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı yeni Çek Kanunu ise, karşılıksız çek suçunun oluşmasında, kanun yapma tekniğine aykırı olarak, “sebebiyet vermek” gibi elâstikî ve müphem bir ifade kullanmış, suçun ancak kasıt veya taksirle işlenebileceğini öngören TCK 21. maddeyi adeta “ıskalamaya” çalışmıştır. Madde gerekçesinde bu suçun “en azından taksirle” işlenebileceğinin yazılmış olmasına rağmen, madde metninde (alelacele bir değişiklik sonucu) yoruma açık bir ifade kullanılması, uygulamada tam bir karmaşa doğurmuştur. Bu durumda iki ihtimal ortaya çıkmaktadır: Şayet söz konusu suçun oluşmasında kasıt veya taksir aranıp aranmayacağı tartışmalı ise, bu durum TCK Genel Hükümlerine açık bir aykırılık teşkil etmiş olacaktır. Bu demektir ki, istenen her özel konuda Türk Ceza Kanununun Genel Hükümlerine aykırı özel ceza kanunları çıkarılabilir ve insanların hürriyeti bağlanabilir. Yahut hakimler kendi takdir haklarını kullanarak kimi zaman TCK Genel Hükümlere uygun olarak kasıt veya taksir arayacak, kimi zaman da “duruma göre” “kusursuz sorumluluk” esasına göre karar verecekler. Yok eğer kasıt veya taksir aranacak ise, bu durumda 20.12.2009 tarihinden bugüne kadar kasıt veya taksir aranmadan verilen kararların tamamının Yargıtay tarafından bozulması gerekecektir. (20.12.2009 tarihine kadar işlenen karşılıksız çek suçları bir önceki maddede belirtildiği üzere, yasal boşluk sebebiyle zaten konusuz kalmıştır.)”

 Bu mektup bana Nasrettin Hoca’nın kız istemesini hatırlattı. Hocayı kız istemeye gönderirler, hoca hatırı sayılır kişi, kırmazlar ve hoca gider kızı ister, şöyle:

 – Falancalar sizin kızı istiyorlar, sakın vermeyin, berbat adamlardır , der….

YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI TAYYAR CEM ERALP İLE TARTIŞMAMIZ

 Ne diyelim, söyleyecek söz bulamıyorum. Yasanın yeni çıktığı günlerde biz bu konuyu Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Tayyar Cem Eralp ile adalet.org sitesinde tartıştık. Bu tartışmalar hala i sitede duruyor. Ayrıca bu tartışmaları KOSİAD’ın çek kitabına da aldık. Bu kitap bu blogda e kitap olarak duruyor. Ben, adalet.org sitesinde karşılıksız çek suçunun oluşumu için KAST varlığı kaçınılmazdır diye yazdım. Özgenç Hoca aynı doğrultuda yazdı. Eralp bana verdiği cevapta şöyle dedi:

 “Karşılıksız çek suçunun oluşumunda KAST aranırsa ekonomi batar” Ben verdiğim cevapta özet olarak: “Senin işin ekonomiyi kurtarmak mı adaleti savunmak mı? Sizin işiniz adaleti sağlamaktır, ekonomiyi iş adamlarına ve hükümete bırakın” Biraz daha ileri giderek siz ekonomiden anlar mısınız diye sordum.

 BİZ SON SAMANYOLU HABER TV PROGRAMLARI İLE MESAFE ALDIĞIMIZI DÜŞÜNÜRKEN, BİRİLERİ BİZİ GERİYE ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR, İŞTE ŞARKIN HALİ BU.. BİZİM EN BÜYÜK DÜŞMANIMIZ GENE BİZİZ..

 PES VALLAHİ….

SUÇUN OLUŞUMUNDA KAST ARANIRSA NE OLACAK?

MASUMİYET KURALI VEYA SUÇSUZLUK KARİNESİ

Karşılıksız çek suçlarında KASTın varlığı zorunlu olursa  ceza hukukundaki MASUMİYET KURALI  uyarınca karşılıksız çek sanığı suçlu olmadığını ispatlamak zorunda kalmayacak, aksine iddia makamı sanığın kastının varlığını delilleri ile birlikte şüpheye yer vermeyecek biçimde kanıtlamak zorunda kalacaktır; çünkü modern ceza hukukunda suçsuzluk karinesi vardır. Bizim anayasamız ve ceza yasalarımız bu modern kuralı açıkça benimsemiştir, bu konuda yargıda ve uyguılamada birlik vardır. Kastın varlığının ispatı zor olur gerekçesi ile Yargıtay Savcısı Eralp ve onu gibi düşünenler karşılıksız çek suçlarında ekonomiyi koruma bahanesi ile bu hukuki zorunluluğu gözardı etmektedirler. Yani tıpkı Kenan Evren’in 12 Eylül Cuntası döneminde ” asmayalımda besleyelim mi “ mantığı gibi..Bütün bunlar bir hukuk devletine yakışmayan, kuvvetler ayrılığını, hukuk devletini, demokrasiyi bir avuç azınlığına çıkarlarına terkeden çağdışı bir zihniyetin tezahürleridir.

KAHROLSUN FAŞİZM,

YAŞASIN HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ,

YAŞASIN DEMOKRASİ…

MASUMİYET KURALINA  ÖRNEKLER

MASUMİYET KARİNESİ  OKUMAK İÇİN TIKLA

MASUMİYET KARİNESİ TIKLA OKU

 

%d blogcu bunu beğendi: