YANLIŞ OLAN EYLEM DEĞİL, KONULAN HEDEF

25  Ocak  Çek Mağdurları Eylemi

Eylem doğru hedefleri yanlış. Nedenlerini bilmiyorum ama birileri çek mağdurlarını yanlış yönlendiriyor. Şu son Apti İpekçi Parkı ve meclis eylemine bakalım. Konulan hedefler:

  • Ankara’ya gidip özgürlüğümüzü alıp geleceğiz,
  • Bu son eylemimiz olacak, kalabalık olursak özgürlüğümüzü  elde ederiz…

Sonuç muhalefetle  görüşmeler yapıldı, Ali Riza Öztürk TBMM de konuşma yaptı, MHP çek mağdurları ile ilgili soruşturma önergesi verdi. İktidar partisi cephesinden gelen mesaj ise iki yıl bekleyin oldu.

PEKİ NE DEĞİŞTİ ŞİMDİ?

Muhalefetin desteği zaten biliniyordu. Muhalefet bilinen tavrını teklarladı, iktidar kanadı bilinen tavrını tekrarladı. Sonuç konulan hedefler açısından kocaman bir sıfır.

PEKİ BU EYLEM YAPILMALI MIYDI?

Evet yapılmalı idi. Gönül isterdiki bu eylemler sürekli olsun, çek mağdurları Apti İpekçi Parkı’nda ve mecliste bu utanç yasası değişene kadar nöbet tutsun. Bu açıdan eylem doğru, ama mağdurlara umut pompalıyarak, onlara olmayacak umutlar vererek, olmayacak hedefler göstererek eylem yapılması yanlış. Bu yanlış iki yıldır israrla tekrarlanıyor. Ben yanlışta bu kadar israr edilmesi karşısında bu işte kötü niyet aramak durumundayım.

BİRİLERİ İNSANLARIN UMUTLARI İLE OYNUYOR, POTANSİYELİ HEBA EDİYOR, DOĞRU HEDEFLERİ KARARTIYOR VE MORALLERİ BOZUYOR…

Hedefleri doğru saptanmış eylemler ve bu eylemlerle elde edilecek küçük başarılarla hareket  büyütüleceğine, insanlar boş hayaller peşinde koşturuluyor ve büyük kitleye güven yerine güvensizlik veriliyor. Bu nedenlerle iki yılda harekette bir arpa boyu ilerleme kaydedilemedi. “Bizim çocuk bina okur döner döner gene odur.” İki yıl önce Ankara’da eylemlere kaç kişi katılıyor idi ise şimdi de o kadar. Artı bir bile yok..

ADALETİ ADALETTEN TALEP EDELİM

Yukarıda dediğim gibi bu eylemler insanlara olmayacak hedefler göstermeksizin sürekli olmalı. Meclise ve Apti İpekçi Parkına hep gidelim, ama bilelim ki kısa vadede  adaleti gerçekleştirecek olan Yargıdır. Bu nedenlerle ;

  • Karşılıksız çek duruşmalarının yapıldığı duruşma salonlarını dolduralım ve avukatların savunmalarına destek verelim.
  • Yargıtay ve Adalet Bakanlığını hiç boş bırakmayalım, sürekli buralara dilekçeler verelim.
  • Çek  Yasasının uygulamaları ile ilgili kitap basım ve dağıtımını örgütleyelim. Bu kitapta ilk derece mahkemelerinin çelişkili kararlarını ve Ağır Cezaların itirazlara verdiği hukuksuz kararları teşhir edelim.

Bu eylemler ilk bakışta aklıma gelenler, bunlara  sizler  katkı verebilirisiniz..

NOT: iki yorum

SARGOZ

Sayın Hukukçumuz,
Aşağıdaki yazımı size ithafen yazdım. Konu üzerinde değerli yorumlarınızı ve desteğinizi bekliyoruz.

Çözümün Bir Parçası Değilseniz Sorunun Bir Parçası Haline Gelirsiniz.

5941 sayılı yasa ne zaman çıktı ? 20 Aralık 2009 tarihinde.
Bu tarih itibari ile çek mağdurlarının mevcut durumu neydi ? Bu günkünden çok daha kötüydü. Ekonominin durumu neydi ? Krizin etkisiyle 2 milyona yakın karşılıksız çek vardı. Hükümetin üzerinde baskı varmıydı ? Evet
Yargının iş yükü ağırmıydı ? Evet. Bu tarih itibari ile 3167 sayılı yasanın uygulanabilmesi mümkünmüydü ? Hayır ama gerek mahkemeler gerekse yargıtay taviz vermeden uygulamaya devam ediyordu.
PEKİ TÜM BUNLARIN ÜZERİNE YENİ YASADA HAPİS CEZASI KALKTIMI ? HAYIR.
Yeni TTK Çek ile ilgili hükümlerini değiştirdimi ? Hayır.
Şimdi durum ne ? Sadece hayal kuruyoruz.
Arkadaşlarım,
Çaldığımız kapılar yanlış kapılardır. Bu sorunu bu saatten sonra siyasi otorite olan AKP çözmez. Çözemez. Çünkü çözüm 5941 sayılı yasanın içine zaten konmuştur.
Asıl çalınması gereken kapılar farklıdır:
Öncelikle çek mağdurlarını temsilen bir HUKUK GRUBU oluşturulmalıdır.
Bu grubun içinde konuyu bilen gönüllü hukukçular ve mağdur temsilcileri olmalıdır. Savunma tezleri oluşturulmalı ve bu tezlere destek aranmalıdır.
Konunun izahı için kanunu en doğru şekilde yorumlayacak kişiler olan Prof.Dr.İzzet Özgenç ve Prof.Dr.Ünal Tekinalp ile randevu alınmalı ve öğretileri kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Yargıtay 10.Ceza Dairesi Başkanı Mahmut Gül ve 10.Ceza Dairesinin üyeleri ile randevu alınarak tek tek görüşmeler yapılmalı ve sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Bu görüşmelerin sonucunda sanıklar hukuki savunmalarını yapmak zorundadırlar.
Asıl aşındırılması gereken kapılar buralardır. Ama edebine ve usülüne uygun olarak. Bu nedenle bireysel başvurulardan çok hukuk gruplarının temsili başvuruları önemlidir.
Unutmayınız, hapis cezası hep vardı. İktidar ortaklığı döneminde CHP zamanındada vardı. DSP zamanındada uygulandı. Hatta Rahşan affında karşılıksız çek af kapsamı dışında tutuldu, Cumhurbaşkanı genel eşitliğe aykırı diyerek kapsam içine aldı. MHP 5941 çıkarken taahhütlerin süresini 2 yıldan 1 yıla çeken yasa önergesini verdi. Bu nedenlerle siyasi yapıdan sonuç beklemeyiniz.
Tek çare mahkemelerden alınacak beraatlerde yada yargıtay içtihadındadır. Çalışmalar bu yönde yapılmalıdır. Tek çare hukuktur. Aradığımız af 5941 sayılı yasanın içindedir. Çıkarmak gerekir. Önemli olan çözümün bir parçası olup hukuki çözümleri ortaya çıkarmaktır. Fakir fukara edebiyatı yapmak sorunun bir parçası olmaktan ileriye gitmemektedir.

QuantcastSAYIN RAHMİ BEY ÇEK MAĞDURLARI SİTESİNDE DE YARGIYI HEDEF GÖSTERMEYE ÇABALIYORUM. HATTA HER ALANDA BASKIDAN BAHSEDİYORUM SİKLIKLA.YARGITAY ÖNÜNDEDE BİR EYLEM GÖRÜŞME TOPLU DİLEKÇE EYLEMİ MESELA YAPILABİLİR ADALET BAKANLIĞINA TOPLUCA DİLEKÇE GÖNDERİLEBİLİR BU POSTA YOLU İLEDE OLABİLİYOR MU BİLGİ VERİRSENİZ SEVİNİRİM…
%d blogcu bunu beğendi: