ÇEK MAĞDURLARININ BÜYÜK GERÇEĞİ

ÇEKMAĞDURLARI ÜZERİNDEN OYNANMAK İSTENEN PİS OYUN

Aslında bu pis oyun bütün halk üzerinden oynanıyor. Aşağıda bu oyuna kısaca değineceğim.

Flash TV ‘de Ramazan Aydın Uzlaşma’da bu Pazar TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ve Ak Parti Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ı konuk etti. Konu: 

-Protestoları ve polisin tutumu?

-Görevi kötüye kullanan kamu görevlilerine verilecek hapis cezalarına indirim getirecek düzenleme ve sonuçları? – Hakim ve savcılara verilen tazminat cezalarının devlet tarafından ödenecek olması, hukuk güvencesi mi getiriyor? – Vergi affı mı vergi barışı mı?

– Bankaların İstanbul’a taşınması Türkiye’ye ne kazandıracak?

 – Çek mağdurları için yasal düzenleme yapılacak mı?

 Konu’da çek mağdurları olunca çek sorunları olanlar televizyon başındaydı. Programın çek mağdurları bölümü tam bir hayal kırıklığı, şaşkınlık ve üzüntü yarattı. Kocaman adamlar halkın gözünün içine baka baka doğruları saptırıyorlardı. Saptırmak bir yana gerçekleri inkar ediyorlardı. Yalan söylüyorlardı diyemiyorum. Yalan söyleyen insanların yüzü kızarır, bunların yüzü de kızarmıyordu. Aslında pek yalan da söylemediler, daha çok kıvırdılar. Hem İyimaya, hem de Elitaş karşılıksız çeke cezanın dünyada hiçbir yerde olmadığını kabul ettiler, sonrada çaktırmadan kıvırmaya başladılar.

 EN BÜYÜK GERÇEK

Çekin ülkemizde vadeli olarak kullanıldığını Sağır Sultan biliyor. 5941 sayılı yasanın hem 5. Madde metni, hem de Genel Gerekçe ve hem de 5. Madde gerekçesinde vadeli çek kabul edilmiş ve vadesinden önce çekin ibrazının cezayı gerektirmediği çok açıkça yoruma mahal bırakmayacak şekilde anlatılmış. İşte iktidar partisinin iki önemli zat-ı muhteremi bu gerçeği yadsıdılar, kıvırdılar. Ben buna KOCAMAN BİR AYIPTIR diyorum. Ayıptır efendiler, sizde hiç arlanma yok mu? İnsanların gözünün içine bakarak bu açık gerçeği nasıl yadsırsınız, hem de kendi iktidarınızca, kendi ellerinizle yaptığınız bir yasanın açık hükümlerini nasıl görmemezlikten gelirsiniz?

 ÇEK MAĞDURLARININ GERÇEĞİ

 Herkes gerçeği, yani karşılıksız çeke cezanın Anayasaya, Uluslararası Hukuka, modern hukuk ilkelerine, temel insan haklarına aykırı olduğunu biliyor. Çek mağdurlarının büyük gerçeğini İyimaya Flash TV’de itiraf etti. İyimaya iki önemli gerçek söyledi:

 • Biz bu cezanın hukuka aykırı olduğunu biliyoruz ama bankalar, finans kurumları, faktöringlerin baskısı yüzünden yasaya cezayı koymak zorunda kaldık.

 • İkinci ve en önemlisi İyimaya ANAYASA MAHKEMESİNİ HEDEF GÖSTERDİ.

ÇEK  MAĞDURLARI  KULLANILMAK İSTENİYOR

Top yargıya atılıyor. İki nedenle top yargıya atılıyor:

  • Banka ve faktöringlerin baskısı yüzünden hükümet sorunu çözemiyor ve topu yargıya atıyor.
  • Hükümet yargının kötü, işlemeyen yanlarını biliyor ve bunları teşhir ederek yargıyı yıpratıyor ve kontrol altına almaya çalışıyor. İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu’nun ortak açıklamalarında dediği gibi sivil diktanın temelleri atılıyor.Duyduğunuz faşizmin ayak sesleridir.

YARGI NE YAPIYOR?

Haşim Kılıç 3167 nin iptali davasında yazdığı karşı oy yazısındaki görüşlerini arkasında dursa idi, CHP’nin iptal başvurusunu hemen Mahkemenin gündemine alır ve sounuçlandırırdı. Oysa Anayasa Mahkemesi Başkanı ipe un sermeketedir. Belki de siyasi görüşüne uygun davranmakta ve yandaş bir tavırla karşı oy yazısındaki görüşlerini askıya almaktadır. HAŞİM KILIÇ’IN KARŞI OY YAZISI İÇİN TIKLAYANIZ.

Türban söz konusu olsaydı Anayasa Mahkemesi hemen bir karar verirdi. Çünkü türban büyük sermayenin Türkiye halkaları üzerinde oynadığı büyük oyunun önemli bir enstrumanıdır. Eğer Türban olmasa idi AKP iktidar olamazdı. Ama karşılıksız çek sorunu böyle bir enstruman değil, karşılıksız çeke hapis cezası kapitalizmin sömürüsünü kolaylaştıran, kan emicilerinin işine yarayan bir enstrumandır ve cezanın kalkması ancak halkın ortak mücadelesi ile mümkün olacaktır.

 Çek mağdurlarının bilmesi gereken esas gerçek ağlama ve sızlamaların bir işe yaramayacağı, güçlü kitlesel eylemler yapılmadıkça durumun değişmeyeceğidir. Güçlü kitlesel eylemler yapılamıyorsa ses getirecek başka eylem türleri geliştirilebilir.

İnsanlık onuru bir gün mutlaka haksızlığa, zulme karşı başarıya ulaşacaktır

Dışlayıcı, sekter tutumlar başarının en büyük düşmanıdır.

NOT:

 Bu yazıyı bu akşam kaleme almama çek mağduru İlyas Bey nedendir. Bana bir yazı yazarak http://www.cekmagdurlari.com sitesine göndermemi rica etti. Ben de kendisine bu sitede ben ambargoluyum, benim yazılarımın bu sitede yayınlanmayacağını, ancak kendi sitemde ve Admin’in sitesinde yayınlayabileceğimi söyledim. 

 

4 Responses to “ÇEK MAĞDURLARININ BÜYÜK GERÇEĞİ”

  1. prof Says:

    ÜLKE KAYNAKLARININ EMPERYALİST FİNANS CEVRELERİNİN ELİNE GECME HİKAYESİ
    2001 . Ülke uluslarası finans oyunlarıyla krize sokuldu. milyar dolarlık bankalarımız 300 500 milyona yabancı finans guclerinin eline gecti.
    2003 . Ülkede bir cek kanunu cıkarıldı. Bu kanunla ceke devlet garantor olacak. Cekini odeyemeyene devlet adli para cezası verecek ve sonrada hapse atacak.
    1. dunyada bir kac ulke dısında borca hapis yok.
    2. gıyabında hapis cezası verilen tek sey cekini odememek.

    sistem soyle işliyor. Bankalarımız finans vampirlerinin eline gectikten sonra , ikinci adım olan ulkeyi nasıl emeriz sistemini kurdular. buna gore kolay bir teminat gerekiyordu. ve bankalar cek teminatı alarak faizle para satmaya basladılar. cunku 2003 te hukumete yaptırdıkları kanun geregi devlet direk ceke garantor halka mafya harackesen hatta hapse atan bir maşa durumuna geldi. bu bankalar Amerikadan yuzde 3 ile para getirip , cek karsılıgında teminat alarak yuzde 10 larla ulkemiz firmalarına satarak kar uzerine kar yapıyorlar kanımızı emiyorlar.
    Bu 7 sene içinde 40 bine yakın işadamı yılların firma sahipleri esnaf hapse girdi. suanda 1 milyon cek davası mahkemelerde. 160 bin dava infazda var ve bu insanlar yıllardır calısan vergi veren istihdam saglayan firmalardi.
    Bu kanun avrupa insanhaklarına aykırı , avrupa birligi kanunlarrına aykırı .
    Hukumetimiz borclar kanununu duzenleme kararı aldı ve bu konuda da dunyada oldugu gibi hukuka ve insan haklarına uygun duzenlemeler yapmak istiyor fakat bu finans cevreleri dunyada oyle gucluki hukumetimize bu hukuk dısı kanunu duzelttirmiyor. Basın bu cevrelerin elinde ve yok ekonomi batar yok odeselermiş vs gibi sacma yayınlarla konuyu bilmeyen halkımızı kandırarak , bu konuda gerekli kamuoyu olusmasını engelliyor.

    Kredi kartını odeyemeyene hapis yok , senedini odeyemeyene hapis yok , elektrik su parasını odeyemeyene hapis yok. sadece cekini odeyemeyene var neden ? Cunku finans vampirleri bankalarımızı ele gecirdi ve kanımızı emmek icin en kolay yol bu. Ve hukumetimiz de bu insanlık dısı uygulamayı degiştirmek istemiyor.

    Şimdi ne olacak. Binlerce insan yine hapise girmekle karsı karsıya. hapisanelerin kapasıtesi 100 bin kişi ve cekten en son yatan sayısı 40 bin idi. şimdi daha cok insan eklendi bu sayıya. ve bir bukadar kişi de kaçak durumunda.

    Uyanalım , ulkemizde 1,5 milyon esnaf , firma , işletme var toplam. ve cek davası sayısı 1 milyon.
    Hapishanelerimizin kapasitesi 110 bin kişi. Ve cekten içerde yatanların sayısı 40 bin idi. 1 yıl nefes aldılar ve simdi yine iceri girecekler . sayı daha da artarak.
    Aile cevresinde cek sorunu olmayan yok bu ulkede . Yukarıda verdigim linkleri ziyaret ederek bile destek olabiliriz.

  2. prof Says:

    Hem Meclisi hem avrupa basınını sallayacak en buyuk eylem , cek madurlarının topluca vatandaslıktan cıkmak dilekcesi eylemidir. Gerekce , insan haklarına aykırı kanunu olan bir ulkenin vatandası olmak istemiyoruzdur. Bu konuyla ilgili bir bolum acıp dilekceyi oraya yazıp altına imza atacak kişilerin onaylarını almak bu eylemin baslangıcı olacaktır. İlk sırada ben varım.

    • hasan seyalıoğlu Says:

      imzamı düşünmeden atarım.her eyleme varım.2.sıradada ben varım.
      sevgiler
      h.s.s

    • E. muhtar Says:

      Kıbrısta avukatlık yapmama rağmen çek mağdurları konusu ile
      ilgileniyorum.Burda da daha değişik bir mağdur yaratma versıyonu hukuk sistemi yaratılmıştır.Konu uluslararası ve çağdaş hukuk sistemine aykırı olmasına rağmen bu finans
      vampirlerini işine yaramaktadır.Bence yapılması gereken eğer iç dinamikler bunu düzeltemiyorsa konuyu Uluslararası kuruluşlara iletmektir.”Borçtan Hapis yasağı” Türkiyenin de taraf olduğu sözleşmeyle prensip olarak yükümlülük altına girilmiştir.Vatandaşlıktan çıkma düşünülmemeli Türkiyenin İnsan Haklarına dayalı modern bir ülke olma savaşı verilmelidir.Uluslararası Kuruluşlara sadece mağdurlar ve yakınları ile vekaleten yetkilendirilen kişiler başvurabilir.Bunun etkili olabileceği görüşündeyim.Borçtan hapis çağdaş hiçbir hukuk sisteminde yer almaz.


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: