www.kobihaberi.com

KOSİAD’IN yeni web sitesi deneme yayınında

www.kobihaberi.com

Site deneme yayınında. Katkılarınızı bekliyoruz.

Gandi Kemal’den tarihi konuşma

CHP Genel Başkanlığı için tek aday olarak çıkan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin bugün yapılan 33. olağan kurultayda yoğun alkışlar arasında tarihi konuşmasını yaptı. Kılıçdaroğlu, 70 dakika süren konuşmasının ardından Bülent Ecevit ile özdeşleşen kasketi takarak, salondakileri selamladı.

Cumhuriyet Haber Portalı

İstanbul– Kamuoyunda Gandi Kemal olarak anılan Kemal Kılıçdaroğlu yoğun katılımlı kurultayda konuşmasını yaptı. Kılıçdaroğlu, 70 dakika süren konuşmasının ardından Bülent Ecevit ile özdeşleşen kasketi takarak, salondakileri selamladı. Yoğun alkış ve “Başbakan Kemal” sloganlarla konuşması sık sık kesilen Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

– Geliyoruz, geliyoruz iktidara geliyoruz!  Hepinizi en içten duygularla selamlıyorum.

“O failleri bulmak boynumuzun borcudur”

– Böylesine görkemli bir toplantıda, İnönü, Ecevit ve Deniz Baykal’a kadar görkemli tarihin sahibi olacağız ve o görkemli tarihi ileri taşıyacağız. Hepinizi en içten duygularla selamlıyorum. Hepinize yürekten, içten ‘Merhaba’ diyorum. Sayın Baykal’a yapılan komplonun failleri ortaya çıkmış değil. O failleri bulmak boynumuzun borcudur.

“Taşeronculuğu CHP iktidarında gömeceğiz”

– Zonguldak’ta kara elmas için alın teri döken madenciler gündemimiz. Recep Bey diyor ki bu yörenin insanları bu olaylara alışık. Ölüm bu mesleğin kaderinde var diyor. Bizim kadar yaşamını yitiren işçiler var. Nasıl oluyor da başka yerde yaşamını yitirmeyenler Zonguldak’ta kader oluyor. Onların ailelerine başsağlığı diliyorum. Meraklanmasınlar iş sağlığı ve iş güvenliği nedir, biz onarla öğreteceğiz.

-Bu işçilerimizin bir sorunu daha var. Yaşamlarını kaybeden bu işçilerin tamamı taşeron işçisi. CHP iktidarında taşeronluğu tamamen gömeceğiz. Kamuda çalışan hiçbir işçi yaşamı boyunca asgari ücrete mahkum olmayacak. Örgütlü toplum olacağız. İlk gideceğim yer Zonguldak olacaktır, emeğin başkenti Zonguldak olacaktır.

– Bu kongre tarihi bir kongredir, artık düğmeye basıyoruz artık iktidara koşuyoruz. Halkla beraber yürüyeceğiz.

“Önce halk”

– Türkiye’de rüşvetin, haksızlığın sonunu getirmek inşallah bize nasip olacak. Bunlar hukuk dediler, hukuku katlettiler, demokrasi dediler, demokrasiyi katlettiler. Söz veriyorum, özel yetkili mahkemelere de son vereceğiz. Bunlar onurlu dış politika diye Dubai’ye gidip 10 milyar dolara Türkiye’nin onurunu masaya yatırdılar. Artık iktidara koşuyoruz. Mustafa Kemal bu ülkeyi kurarken ’önce halk’ dedi.

 – Biz Türkiye’yi içinde bulunduğu çıkmazdan çekip çıkarmaya mecburuz. Bunu ancak CHP yapabilir. Çünkü CHP, Kuvayı Milliye demektir, çünkü CHP Müdafaa-i Hukuk demektir, çünkü CHP Anafartalardır, Conk Bayırı’dır İzmir’de Hasan Tahsin, Lozan’da İnönü’dür. Erzurum’da Nene Hatun, Kahramanmaraş’ta Sütçü İmamdır. Genlerinde ulusal çıkarları korumak, halkının çıkarlarını korumak vardır. CHP değişimci ve devrimcidir. Değişimi ve devrimi sonuna kadar götüreceğiz. Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Demokrasinin çıtasını yükselteceğiz. Korku imparatorluğu değil, sevgiyi egemen kılacağız. Kardeşçe beraber olacağız. Kine kitabımızda asla yer yoktur. Bir ozanımızın dediği gibi ‘yok edeceğiz insanın insana kulluğunu’. Kardeşçe yaşayacağız, barış türküleri söyleyeceğiz. Hep beraber bu coğrafyada kucaklaşarak güzel Türkiye’yi yeniden yaratacağız. Bütün toplum katmanlarıyla beraber olacağız. Bu ülkeyi kuran lider şunu söylüyor; ‘çalışmadan yorulmadan ve üretmen rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler evvele hasiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar’….

– Soruyorum Sayın Başbakan’a: “Recep Bey, işsizlik fonundan aldığın paranın ne kadarını GAP’a harcadın?” Açıkla bakalım. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yapılan ayrışma politikalarını ters yüz edeceğiz. Herkesin karnı doyacak. Türkiye’de barış rüzgarları esecek. İnançlara ve her etnik kimliğe saygılı olacağız.

“Neden AKP’ye oy veriyorsun?”

– Geçinemiyorsan neden AKP’ye oy veriyorsun, senin haklarını ben savunuyorum. Emekli dediğimiz bir köşeye atılmış bir insan değil. Yıllarca çalıştı. Bu kadar çalışmanın bedeli bu mudur? Biz onları atılan köşeden çıkarmak istiyoruz. Bunun yolu CHP’nin iktidarından geçer.

-Sanayici artık bu ülkenin kamu görevlisidir. Sanayici üretecek, istihdam yaratacak. Onun önünü biz açacağız. Esnaf özü itibarinde sosyal demokrattır. Siz esnafı bitiriyorsunuz. Ben esnaftan da oy istiyorum. Kim bu aklı fikri veriyor Recep Bey’e onu da anlamıyorum ben.
Recep Bey ekonomiyi bilmiyor

– Türkiye’nin en büyük sorunu işsizlik. Recep Bey ekonomi nedir bilmiyor, piyasa nedir bilmiyor. Ekonomi bilmeyen adamların ülkeyi yönetmesine hazır mısınız? O zaman bunları alşağı etmeliyiz, sandığa gömmeliyiz. Recep Bey diyor ki, ‘’Her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye bir şey mi var?’’ Bu kural senin için geçerli olabilir ama fakir fukara için nasıl geçerli olacak. İşsizliği bitireceğiz diye söz verdiler. Verdiği sözün arkasında durmayan adam yiğit değildir.

“Sen de insaf yok mu?”

– Ama meraklanmasın CHP iktidarında ekonominin ne olduğunu görecek. Diyarbakır’ın Bağlar semtinden yıllar önce bir kamyondan kadınlara ekmek dağıtıyorlar. Bu görüntüde kadınlar ekmek almak için birbirlerini eziyorlardı. Sende insaf yok mu? Sen bunu nasıl teşhir edersin. Bunlar insanın yoksulluğunu kullanıp rant elde ettiler. Halkın devrimcisi olacağız, halk için çalışacağız. Bu coğrafyada bir tek çocuk bile yatağa aç girmeyecek. Herkese söylüyorum, bu düzen bizim aşımıza ekmeğimize göz koyan düzendir. AKP mutlaka hesap verecek

– Her ailenin sigortası olacak. 1971’den beri bu sigortalar uygulanmıyor. Neden aile sigortası yok? Çünkü yoksulun yoksulluğunu sürdürmek bunların politikası. Bize oy verip vermemesi önemli değil. Bizim için o bir insandır. Onun yoksulluğunu gidermek bizim boynumuzun borcudur.

“Madur edebiyatı

– Bir mağdur edebiyatıdır gidiyor. 7 yıldızlı otellerde tatil yaparsın, adam mağdur. Saraylarda düğün yaparsın adam mağdur. Havuzlu villada oturursun, adam mağdur. Anlamak mümkün değil. İşsizlik, yoksulluk var, yatağa aç giden çocuklar var, beyefendiye bir uçak yetmiyor, Recep Bey ikinci bir uçak alıyor yine mağdur. Çocuğunu Amerika’da okutursun, masrafını da bir işadamına yüklersin ama Recep Bey mağdur. Katar emirinin düğününe Başbakanlık uçağı ile gidersin ama beyefendiler mağdur. Anlamak mümkün değil. Bu ülkede işsizler, yoksullar, sokakta kağıt toplayanlar mağdur değil mi? Dersane parası ödemedi diye çocuğu intihar eden aile mağdur değil mi? Geçimi için böbreğini satan mağdur değil mi? Böyle bir anlayış olabilir mi? Bu anlayışı da ters yüz edeceğiz. AKP iktidarında doğru eğri, eğri de doğru oldu. Bunu değiştireceğiz. Eğri eğri olacak, doğru da doğru.

“Korku imparatorluğuna son vereceğiz

-Tam bir korku imparatorluğu yaratıyorlar. Medya, sivil toplum kuruluşları korkudan konuşamıyor. Bunun adına demokrasi diyorlar. Buna demokrasinin faşist yönetimi diyoruz. Hukuku yüreklendirmek, yargı bağımsızlığını sağlamak lazım. Kimse korkudan Recep Bey’i eleştiremiyor. Bu nasıl düzen. Benim bildiğim iktidarlar eleştirilir. Bu korku imparatorluğuna biz son vereceğiz.

“TRT= Tayyip Radyo Televizyon”

-Sizin her yaktığınız elektrikten TRT’ye pay gider. TRT’nin yeni Tayyip Radyo Televizyon. Buna da isyan ediyorum. Benim vergimler bana haber vermiyorsun. İstanbul’un merdiven altı atölyelerinde binlerce genç kız üretim yapar. Siz hiç Recep Bey’in bu kızlar kayıtdışı çalışıyorlar, bunları sigortalı yapalım dediğini duydunuz mu? Ama biz o kızlarımızı sigotalı örgütlü yapacağız.

“Recep bey bu işi bilmiyor

– İşsizlik açlıktır moral değerleri yitirmedir. Peki işsizlik giderildi mi? Recey beyin çok güzel buluşu var. Her işveren işçi alsa sorun çözülür. Mucize gerçekleşti mi? Recep Bey ekonomiyi ve piyasayı bilmiyor. Çünkü ekonomi nedir bilmiyor. Ekonomi bilmeyen birinin ülkeyi yönetmesine razı mısınız?  O halde al aşağı etmeli sandığa gömmeliyiz.

“Fakir fukaranın gemileri mi var?”

– Her üniversite bitiren iş bulacak diye bir şey yok diyor Recep Bey. Fakir fukaranın gemileri mi var? Verdiği sözü tutmayan yiğit değildir.

– 30 insanımız canını yitirdi. Özelleştirdiğimiz fabrikalarda kapının önüne koyduk. O bölgede istihdam yaratacağız. Özel sektör fabrika kuracaksa sıfır faizle kredi vereceğiz. Mayınlı arazileri topraksız köylüye vereceğiz.

Dış politika

Dış politikaya satranç ustalığıyla yaklaşmak lazım. Kişisellikle dış politika yürütülemez. Oldu bitti ile dış politika yönetilemez. ben imza atayım dediğinizde sorun çözülmez. Çözemediler işte. Kıbrıs’ı gördünüz. Kıbrıs halkı AKP’nin getirdiği iktidarı sandığa gömdü. Şimdi sıra bizim milletimizde. Önümüzdeki seçimde Kıbrıslıların yaptığı gibi AKP’yi sandığa gömeceğiz. Duygusallıkla, at pazarlıklarıyla dış politika gitmez. 1 milyar dolara Türkiye’nin dış politikasını masaya yatıracaksın… Bunu dış politika denmez. Bunun hukuktaki adı vatana ihanettir.

-AB çok önemli. 2. Genel Başkanımızın imzasıyla başladı bu süreç. Bir çağdaşlaşma projesi olarak görüyoruz. Ama bize uygulanan çifte standardı kesinlikle kabul etmiyoruz. Ya adam gibi gibi oturur müzakere eder, tarih verirsiniz ya da kusura bakmayın biz size mahkum değiliz. Çünkü, gelecek, dinamizm, gençlik bizde. Elbette ki AB’nin standartlarını yakalamak isteriz, ama artık Türkiye’yi ikinci sınıf ülke olarak görmekten vazgeçsinler. Türkiye, onurlu bir ülkedir. Çifte standart bizi rahatsız ediyor. AB temsilcileri Türkiye’de otel lobilerinde oturarak Türkiye gerçeğini öğrenemezler. Son istişare raporları bunun belirtisidir. Verdikleri raporlar arasında çelişkiler var. Nasıl bunlar oluyor? Son anayasa değişiklikleri desteklediklerini söylediler. Bu değişiklikleri niye kendi ülkenizde yapmıyorsunuz? Yapmıyorlar. Peki niye bize dayatıyorsunuz.

-CHP demokrasiyi getirmiş bir partidir, çok partili rejimi getirmiş bir partidir. Bu ülkeye demokrasiyi getirdik, parti içi demokrasiyi de getireceğiz. Daha demokratik bir yapı olacak. Tüzüğü değiştirerek bunu yapacağız. Bütün partilere örnek olacağız.

-Türkiye önemli bir noktadadır. Raydan çıkmış bir tren nereye çarpacağı belli olmadan gidiyor. Her alanda belirsizlikler oluşmaya başladı. Başbakan bu belirsizlikleri sadece seyrediyor. Bizim artık bu saatten sonra bölünme lüksümüz yoktur. Bu ülkenin aydınları, sanatçıları, solcuları, işçisi, çiftçisi, memuru temiz toplumdan yana olmak zorundadır. Hayatın her tarafında hukuku egemen kılacağız. Yargı bağımsızlığını getireceğiz. Artık bir yürüyüş başlattık, temiz Türkiye yürüyüşü, halktan yana yürüyüş. Herkesi kucaklamak zorundayız. Buna inanan bütün yurtseverler, inancı, etnik kimliği ne olursa olsun CHP çatısı altına gelsin. Burada ona yer var. Önce birleşeceğiz.

“Talan düzeni kurdular”

-Bunlar 3 Y ile mücadele edeceğiz dediler. Bunlar Y’yi ”yemek” olarak anladılar. Artık bunların kırdığı ceviz bini aştı. Talan düzeni, vurgun düzeni yarattılar. Bunun hesabını sormak hepimizin boynunun borcudur. Hep beraber çalışacağız. Halkı aydınlatacağız, kucaklayacağız. Onun dertlerine derman olacağız. Halk için politika yapacağız. Biz zengin olmayacağız, yakınlarımız zengin olmayacak. Kazandığının hesabını vermeyene siyaseten hesap soracağız.

-Bu kurultay, iktidar koşusudur. İktidar koşusunu yapacağız. Hazır mısınız? Siz hazırsanız söz veriyorum, ben de hazırım. Hep beraber gideceğiz. Bir sloganımız olacak: Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçe yürüyeceğiz.

22 Mayıs 2010

143 okur değerlendirme ortalaması:
  • Son durum 704 yıldız.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
En çok puan alan haberler
Vermek istediğiniz puana karşı gelen yıldızın üzerine tıkladıktan sonra tuşuna basın.

Arkadaşıma Gönder

YORUMLAR (23)


Yorum ekle (giriş yapın)   En çok yorum alan haberler

Kılıçtaroğlu’nu destekleyen biri olarak ,konuşmayı doyurucu bulmadım.Anlatmak istediklerini net olarak veremedi.Tam konuya giriyor.anında başka bir konuya atladı.Bu nedenle hangi konu üzerinde vurgu yaptığı net olarak anlaşılamadı.Tabikii halkın beklentisi olan bir kongre sonucunda , genel başkan seçilecekti.müthiş bir kalabalık ve 20 güne yakın çalkantı halinde olan bir parti.Ancak işçiye ,emekliye veya toplumun tüm kesimlerine verdiği mesajlardan ziyade.gerilmiş.tek parti yönetimine giden bir iktidardan kurtulmak için sanırım vatandaş bu vaadleri pek dinlememiştir.Öncelikli görev baskıcı,iktidardan kurtarmaktaır.Daha çok demokrasi,hukuk,işçi güvenliği üzerinde durdu.Umarım daha sonra heyacanını yenerek daha salim bir kafayla halka gerçekleri anlatır.Türkiye’nin kurtuluşu Kemallere özgü olur.BU DA BİR SİMGE HALİNE GELİR. (nuran küçük)

Katılıyorum: %25 Katılmıyorum: %75 Toplam oy veren: 52

en kolay bölüm geride kaldı.yarından itibaren zor bölüm başlıyor.dileğim(iz) kimse tarafından yönlendirilmeden,beklentileri karşılaması. (ayhan teymur)

Katılıyorum: %98 Katılmıyorum: %2 Toplam oy veren: 44

Tam bir “Kuvuyı-Milliye”ruhu taşıyan,Kurtuluş savaşı, cumhuriyet devrimleri, altı okun tüm iceriği,CHP,nin kuruluş, kurumsal,ilke ve amaclarının özeti, bu zihniyetin ikdidar olma manifestosu olan bu konuşmanın gerekleri tüm CHP,liler ve tüm yurttaşlar tarafından acilen yerine getirilmelidir. cıkış yolu budur.(Numan Bıcaklı

PANELDEN NOTLAR

Panel yöneticisi Prof.Dr. Kayıhan İçel açış konuşmasında özetle şöyle dedi :

– Modern toplumlarda devletin ticari yaşama müdahelesi esas değildir istisnadır, ticari yaşama cezalarla müdahale kabul edilemez.

İlk konuşmacı Prof Dr. Ersan Şen’di. Ersan Şen’in konuşması zaman zaman alkışlarla kesildi. Konuşmadan notlar:

  • 5941 sayılı yasa ceza hukuku ve ceza tekniği açısından berbat bir yasadır, hiçbir ilerleme getirmiyor, siyasiler birkaç yıl daha sorunu ileriye atmak için bu yasayı çıkardılar.
  • Karşılıksız çeke ceza olmamalı. Karşılıksız çeke ceza Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ek 4 nolu protokolün 1. maddesine ve anayasamızın 38. maddesine aykırıdır.
  • Panel duyurusundan sonra çek mağdurlarından isyan dolu mesajlar aldım.
  • Yasa metni varken gerekçeye bakılmaz. Gerekçe ile müeyyide düzenlemesi yapılamaz. Yasanın gerekçesinde 5. maddedeki suçun taksirle işlenbileceğinin yazılması LAUBALİLİKTİR. Hangi suçun taksirle işlenebileceği ilgi yasa maddelerinde açıkça yazılı olması gerekir.
  • 5237 yi yapan arkadaşlar 5.  madde metnini doğru dürüst yazamamışlardır.Aynı arkadaşlar 5941 sayılı yasa ile CEZA HUKUKUNUN DENGESİNİ BOZMUŞLARDIR.
  • Türkiye’de herşey yazıda kalır, uygulanmaz düşüncesine, burası Türkiye herşey olur anlayışına ben katılmıyorum. Yanlış uygulmalarda hata biz avukatlarda, savcılarda, hakimlerdedir. 3167  sayılı yasanın 16/1 maddesindeki karşılıksız çek suçu kast olmadan uygulanamazdı; çünkü 765 sayıl mülga TCK KAST olmadan suç olmaz ilkesini benimsemiştir. Bu açıdan 765 ile 5237 arasında bir fark yoktur. Hata biz avukatlardadır, doğru dürüst savunma yapamadık, hata savcılarda hakimlerdedir.
  • 5941 sayılı yasanın 5. maddesindeki karşılıksız çek suçu  KAST olmadan uygulanamaz.
  • 5941 GÜNÜ KURTARMA YASASIDIR, BİR KAÇ YIL İDARE ETMEK İÇİN ÇIKARILMIŞTIR.
  • HUKUKUN PRENSİPLERİ EKONOMİK GEREKÇELERE FEDA EDİLEMEZ.
  • Hakimler işlerinin çokluğunu bahane ederek hukukun temel prensiplerini gözardı edemezler.
  • KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZA CEZA HUKUKU ALANININDAN ÇIKARILMALIDIR. KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZA OLMAMALI.

ANKARA 25. ASLİYE CEZA HAKİMİ KURŞAT HAMURCU

Kurşat Hamurcu genel olarak Ersan Şene katıldığını belirtti, yasa ile ilgili teknik açıklamalarda bulundu. KAST OLMADAN KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇUNUN UYGULANMAYACAĞINI BELİRTTİ.

DOÇ. DR. ÇETİN ARSLAN, YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ CUMHURİYET SAVCISI

Çetin Arslan’da teknik açıklamalarda bulundu. Savcı çekin yaygın kullanımı nedeni ile siyasiler daha bir süre karşılıksız çeke cezayı sistem içerisinde tutacaklardır dedi. Bizim hiçbir zaman katılmadığımız çekin likidite yarattığı savını ileri sürdü. Sorular bölümünde kendisine cevap verdik. Şöyle dedik:

– LİKİDİTE İLE KREDİ KARIŞTIRILIYOR. ÇEK BİR KREDİ ARACI OLARAK KULLANILIYOR, BUNUN YERİNİ BONO ALABİLİR.

Savcı bize cevabında:

– Bonoda ceza yok, onun için çek tercih ediliyor dedi.

Bu görüşe Ersan Şen gerekli cevabı daha önce vermişti. Ersan Şen şöyle demişti:

-EKONOMİK GEREKÇELERE HUKUKUN TEMEL PRENSİPLERİ FEDA EDİLEMEZ.

Yargıtay Cumhuriyet savcısının söylediği en önemli iki şey:

1- KAST OLMADAN KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇU OLUŞMAZ,

2- VEKİL VE TEMSİLCİLERE CEZA YASASININ İŞTİRAK HÜKÜMLERİ UYGULANABİLİR.

Oturum yöneticisi İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kayıhan İçel Yargıtay Cunhuriyet Savcısının vekiller ve temsilciler hakkında iştirak hükümleri uygulanabilir görüşüne karşı çıktı ve şöyle dedi:

CEZA MADDELERİ AÇIK VE NET OLMALI, BÖYLE GENİŞLETİCİ YORUMLAR CEZA HUKUKUNDA UYGULANAMAZ.

BİR YORUM:

ALPER permalink
Merhaba arkadaşlar,

dün ki çek panalinde bende izleyiciler arasında idim,ve sayın av.OFLUOĞLU nu gördüm,ve hemen yanına gittim panel başlamadan oturduğumuz yerden kendi tanıttım ve kendisi ilekısa bir sohbet yaptık,elinde bir sürü YENİ ÇEK YASASI(5941) ile ilgili kitap vardı onları yardımcısı ile avukatlara savcılara ve hakimlere dağıtırken gördüm…sonra paneli beraber yan yana izledik kendisi özellikle yargıtay savcisina soular sordu,,,gerisi kendisinin açıkladığı gibi idi..ama orda çok kısa bir konuşma yapan ve konuşmacılardan sonra “bende kısa bir konuşma yapabilimiyim diyerek başkandan söz alan bir hanımefendi vardı o kişi yargıtay 10. ceza dairesinden bir hakimdi; o da kısa konuştu konuşmacılar yargıtaydan herkesin bu yasa ile ilgili bir ictihat beklediğini fakat hala olumlu bir ictihat gelmediğini ve bu yüzden mahkemeler arasında farklı farklı kararlar çıktığının altı çizilmişti,işte bu açıklama karşısında sanırım kendisi söz almak istemişti ve konuşmasına başladı…bizim önümüze bu güne kadar 2-3 dosya geldi ve onlarıda hemen cevapladık yani bir kaç ictihat yayınladık dedi ve hatta vadesinden önce yazılan çeklerle ilgili ictihat yayınladıklarını söyledi ve önümüzdeki günlerdede gelecek ilgili dosyalarla ilgili görüşlerimizi belirteceğiz dedi ve bu günkü konuşmalardan çok etkilendiğini fikir sahibi olduğunuı konuşmacılara ve başkana birkez daha teşekkürederim dedi…ALPER

PARDAYANALAR

Ahmet Altan KUM SAATİ 12.05.2010
Ahmet Altan
Pardayanlar

Çok uzun yıllar önce Mehmet Güreli gazetecilikten kazandığı birkaç kuruşla Nisan diye harika bir edebiyat dergisi çıkarırdı.

Bir sayısını da Michel Zevaco’nun ünlü şövalye romanı Pardayanlar’a ayırmıştı.


Pardayanlar
, on ciltlik bir seriydi.

O zaman ben de o dergiye yazdığım yazıda, “insanlar ikiye ayrılır,” demiştim, “Pardayanlar’ı okuyanlar ve okumayanlar”.

Aradan yıllar geçti ama hâlâ buna inanıyorum.

Çocukluğunda Şövalye Pardayan’ın maceralarını okuyanların “değerleri ve ölçüleri” genellikle diğer insanlardan biraz daha farklıdır.

Onlar, “zor durumda kalan düşmanlarına” yardım ederler, düşene vurmazlar, başkalarının acılarına sevinmezler, güçlülerle dövüşmekten kaçınmazlar, başlarına gelecek belaya razı olup güçsüzü savunurlar, kendi çıkarlarını önde tutmazlar, kalleşlik yapmazlar, düelloyu kazanmak için hileye sapmazlar, bir kadının onurunu korumak için gerektiğinde hayatlarını ortaya koyarlar, dostlarını satmazlar ve onlar için “isimleri” hayatlarından kıymetlidir, isimleri kirleneceğine ölmeyi tercih ederler.OKUMAYA DEVAM ET

ÇEK HUKUKUNDA GÜNCEL GELİŞMELER

ÇEK HUKUKUNDA GÜNCEL GELİŞMELER PANELİ 13 MAYIS 2010 İstanbul  Ticaret Üniversitesinde yapılacak.

Çek paneli duyurusu İstanbul’da bütün adliyelerde asıldı. Hakimlerin yoğun olarak katılacağını bekliyoruz.

Ceza Hukukuna ilişkin bölüm saat 14.00 de başlıyor. Konuşmacılar:

Prof. Dr. Ersan Şen, sağda, konuşmacı,

 Doç. Dr. Çetin Arslan  Yargıtay  10. Ceza dairesi Savcısı,

Kürşat Hamurcu Ankara 25. Asliye Ceza Hakimi,

Prof. DR. Kayıhan İçel, oturum yöneticisi.

Bu bölümde Çek Yasası ceza hukuku açısından tartışılacak. Sabahki bölümde çek yasası hukuk sistemi açısından değerlendirilecek.

Her iki bölümünde ilginç olacağını düdüşünüyoruz.

İkinci bölümün en ilginç yönü bizce çek yasasındaki karşılıksız çek suçunun  kast veya taksirle mi oluşacağı veya 3167 de olduğu gibi şekli bir suç mu olacağı üzerine yapılacak tartışma. Soru cevap bölümünde biz fırsat yakalayabilirsek  bu konuya ilişkin israrlı sorular soracağız ve açıklamalar yapacağız. Tabii panel yönetiminin tavrı önemli. Soru cevap bölümünde  özgür bir tartışma  ortamı olup olmayacağı onlara bağlı. Belki hiç soru almazlar.

Biz bu paneli önemsiyoruz ve her iki bölümü de takip edeceğiz.

Not: Soldaki panel duyurusunu okuyabilmek için üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 

BÜYÜMEDE KİLİT NOKTA KOBİLERDİR

  

Cumhuriyet 05.05.2010
   İçim yanıyor TÜSİAD Başkanı Boyner artan terör olaylarına vurgu yaparken Her şey bir yana, verilen şehitlere bir anne olarak içim yanıyor, vicdanım sızlıyor. Açılımsa tam açılım olsun dediMURAT GÜLDEREN

BANDIRMA – TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner son dönemde artan terör olaylarına değinerek Her şey bir yana, bir anne olarak içim yanıyor. O uzak puslu karakollarda vatanı savunmak adına görev yapan ve pisi pisine pusuya düşen gençler için içim yanıyor. Yıllardır terörle mücadele uğruna can veren, ama sonuç alamayan güvenlik güçleri için vicdanım sızlıyor. Bir türlü demokratik düzenlemeleri hayata geçirip problemi çözemeyen hükümetler yüzünden canım yanıyor dedi.

Boyner Türk Girişim ve İşdünyası Konfederasyonu’nun (TURKONFED) Bandırma’da düzenlenen Başkanlar Konseyi toplantısında son zamanlarda hızla artan terör olaylarına vurgu yaptı. Boyner şunları söyledi:

Açılımsa tam açılım olsun

Teröre harcanan paranın eğitime harcanamadığı için de içim yanıyor. Memleketi kasıp kavuran bu güç kavgasının ortasında, tarafları çaresizce seyreden; ancak dört yılda bir verdiği oyla kaderine sahip çıkmaya çalışan, bu toz dumanda en çok canı yanan, en fazla kayıp veren halkımızın bir ferdi olarak, bir anne olarak canım yanıyor. Açılımsa tam açılım olsun; gerçek; samimi; bütünlüklü… Çetelerden temizlenecekse Türkiye, tarafsız olsun; hepsi temizlensin. Sınır karakollarında gençler çaresizce sıralarını beklemesin. Çocuklarımızın eğitimine harcayamadığımız paranın kat be kat fazlasını, onları bizden çalan bir şiddete harcıyoruz. İçim buna da yanıyor.

Büyümede kilit nokta KOBİ’ler

Türkiye büyüme dinamiği açısından, süratle KOBİ denklemine eğilmeli. Çünkü Türkiye KOBİ-Kayıtlılık-Verimlilikbağlamında içinde bulunduğu ülke grubundan da AB örneklerinden de çok farklı bir noktaya geliyor. Eğer bu farklılaşmayı Türkiye lehine sonuç vereceğinden emin olduğumuz şekilde giderebilirsek, Türkiye gerçekten farklılaşan yüksek bir büyüme platosuna taşınabilir. Üretim sürecine daha fazla katkı sağlayacak KOBİ’ler Türkiye’nin bir muhtemel orta-gelir ülke tuzağından çıkmasını da sağlayacak olan açılıma önayak olabilir. Amacı, hedefi ve politikaları belirlenmiş, ölçülebilir bir KOBİ stratejisine ihtiyaç bulunmaktadır.

Ülkemizde, pek çok kurum ve kuruluş KOBİ’lere çeşitli destekler sağlıyor. Ancak, kamunun KOBİ’lere sağladığı katkının, üretimleri içindeki payı bilinmiyor, ölçülmüyor. KOBİ’lerin yarattığı katma değerin ne kadarını bu destekler sağlıyor bilmiyoruz. Buna eğilmeliyiz.
Ümit

Boyner.

Ümit Boyner’e katılıyoruz. KOSİAD kobiler konusunda araştırmalarını sürdürüyor. Yakında kobilerin kalkınmadaki yeri konusunda açıklamalarımız olacak.

     
 
 
%d blogcu bunu beğendi: