Tayyar Cem Eralp’in Suç İşlediği iddiası

MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çek Yasası’nın uygulamasında karşılaşılan sorunlar hakkında söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Bakınız, 3164 sayılı Kanun, 4818 sayılı Kanun, 5941 sayılı Kanun, Türk Ticaret Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza İnfaz Kanunu; bunların üçü cek kullanımını düzenlerken diğerleri de konuyla ilgili maddeler içeriyor, ne çağdaş ülkelerde ne de geri kalmış ülkelerde eşi ve benzeri yok. Zaten çeki düzenleyen kanun yeryüzünde üç geri kalmış ülkede var.
yargitay savcisini uyarıyorum
O gün de söyledim, bugün de söylüyorum: Çekin düzenlenmesi Türk Ticaret Kanunu’ndaki yerine bırakılmalıydı. Gelecek günlerde yine yapacağım gündem dışı konuşmalarda, vadeli ticaretin Çek Kanunu’yla değil factoring kanunuyla ancak düzenlenebileceğini, factoringin fatura iskontosu yöntemiyle işletilmesi gerektiğini, biz de ise factoringcilerin çek iskontosu yaptığını, bu çekten verilen hapis cezalarının da en büyük alacaklısının factoringciler olduğunu, factoring müessesesinin tefecilik müessesesi hâline dönüştürüldüğünü, büyük tefecilerin de factoringci olarak tefeciliği yasallaştırdıklarını detaylarıyla anlatmaya çalışacağım. Çelişkiye bakın: Factoring müessesesi kanun hükmünde kararnameyle yönetilirken çek üç ana, üç tali kanunla yönetiliyor. Ayrıca, bu durum hem Anayasa’mıza aykırılıklar içermekte hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesine aykırılıklar içermektedir. Bu durum derhâl düzeltilmelidir.
Çek Kanunu çıktı çıkmasına da, orada “Taahhüt etmekle hapisten çıkma fırsatı veriyoruz.” dediğiniz, size göre 2 bin kişi, hapishane kayıtlarına göre 65 bin kişi bir türlü hapisten çıkamadı. Yasa’nın yürürlüğe girmesinin üzerinden neredeyse bir ay geçti, topu topu 500 kişi civarında şu ana kadar taahhütte bulunarak hapisten çıkabilen mahkûm mevcut. “Çıkabilen” diyorum çünkü Yasa uygulanmıyor, uygulanamıyor ya da birileri uygulatmıyor.

Bakınız, sayın milletvekilleri, yine Çek Kanunu’nda 3167 sayılı Yasa’dan farklı olarak ne var: Oradaki “hapis cezası”nın adı burada “adli para cezası” hâline getirilmiş. Bu, açıkça Anayasa’mızın 19 ve 38’inci maddelerine aykırıdır. Bunun adı “Kandırmaca bir.İyileştirme yapıldı. diyorsunuz, bir bakalım: Eskiden alt hapis cezası sınırı çek miktarı kadardı, yeni Yasa’da da aynı.

Nerede iyileştirme? Üst hapis cezası sınırı da tek çekte 80 bin TL’den fazla olamazdı, yani sekiz yüz gün hapisti. Yeni Yasa’da 150 bin TL oldu, üstelik de eğer çek 150 bin TL’den fazla ise, örneğin 1 milyon TL ise. Eskiden 1 milyon TL’lik tek çekin karşılığı sekiz yüz gün hapis cezası iken bugün on bin gün, yani yaklaşık yirmi beş yıla çıktı, “Kandırmaca iki.”

Sonra, sayın milletvekilleri, Ceza İnfaz Yasası’na bakarsak da şunu göreceğiz: Örneğin bir hâkim isterse karşılıksız çekte borç miktarını 20 TL’ye bölerek hapis yatılacak günü belirleyebilirken bir diğer hâkim 100 TL’ye bölebiliyor. Yani 10 bin TL karşılıksız çek olan bir kişi düşünelim ki 100 TL’ye bölen hâkime düşerse elli gün hapis yatacak, 20 TL’ye bölen hâkime denk gelirse maazallah, beş yüz gün hapis yatacak, etti “Kandırmaca üç.”

Bu durumda, karşılıksız çeki olanlara, bizler yasa düzenleme yetkisi olan milletvekilleri olarak “Allah yardımcınız olsun.” dersek inanın bizi ne Allah ne de kulları affeder. Bu, her şey bir yana Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırıdır. 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 6’ncı maddesi uyarınca yapılacak olan taahhütte denmiş ki: “Taahhüt miktarı, çek miktarı ve ticari faiz toplamını da içermelidir.” Bu durumu ceza mahkemeleri denetlemekle yükümlü. Nasıl yapacak bu denetimi? Bilirkişi marifetiyle. Peki, bilirkişi incelemesi süresinde ne olacak? Kişi hapis yatmaya devam edecek. Yani “Taahhütte bulunan hemen hapisten çıkacak.” diye bir taahhüdünüz vardı, “Kandırmaca dört.”

Karşılıksız çek nedeniyle hapis cezası alan ve yatan kişiler, bu Kanun’dan yararlanmak istediklerinde, cezaevi savcılarının bu Kanun’un uygulanması yönünde yapmış oldukları yorumlar mağdurların en az bir altı ay daha cezaevlerinde kalmalarına neden olacaktır. Örneğin, Denizli Açık Cezaevinden bir hanım mahkûm bildiriyor: “10 adet ve toplam 74 bin TL olan karşılıksız çeklerim vardı. 8 çekin bedeli cezayı yattım. Kalan 2 çekle ilgili taahhütte bulunmak istedim, savcı kabul etmedi. ‘10 çeke de faizleriyle birlikte taahhütte bulunacaksın.’ dedi. Ben asıllarını ödeyememişim, borç 2 misline çıkıyor. Üstüne üstlük iki yıldır hapisim, ne iş kaldı ne evliliğim. Çıkınca nasıl hemen iş bulup da hepsini faiziyle, yüzde 30’unu da ilk yılda ödeyebileyim? Mümkün değil.” diyor. İstanbul’dan bir erkek mahkûm: “2 çekim nedeniyle hapisteyim. 1 çekimin davası devam ediyor, 2 çekim de temyizde. Çeklerimi toplu olarak ve gününden önce sordukları için çeklerim yazıldı. Savcıya hapis yattığım çeklerle ilgili taahhütte bulunmak istiyorum, kabul etmiyor. Savcı ‘Devam eden davana da temyizdeki davalara da yani 5 çeke de taahhütte bulunmazsan kabul etmem.’ diyor.”

Sayın milletvekilleri, yasa komisyonda görüşülürken Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, gerekse adalet.org sitesinde yazdığı tavsiye ve telkinlerle, 5941 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce yargıç ve savcıları etki altına alan Yargıtay Savcısı Tayyar Cem Eralp… Anayasa’nın 138’inci maddesinin ikinci fıkrasında “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” deniliyor. Tayyar Cem Eralp, Anayasa’nın bu amir hükmüne açıkça aykırı olarak tavsiye ve telkinlerde bulunarak karar aldırma ve içtihat oluşturma adına yazılar yazıyor. Bu, Türk Ceza Kanunu’nun 277’inci maddesine de aykırılık ve suç teşkil etmektedir. Hükûmetiniz, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu çalıştırıp Yargıtay üyelerini dahi seçemezken bugün bu savcıya ceza verebilme kabiliyetinde maalesef değildir. Ben, milletim adına, vekilleri olarak o savcıyı, işgal ettiği makamın gereğini yapması için bu kürsüden uyarıyorum.
Hukuka ve kanunlara her yurttaş gibi uygun davranmaya davet ediyorum.

Siz sayın milletvekilleri, hâl ve durum böyleyken millet sizden bu sorunun aşılması için görevinizi ifa etmenizi beklemektedir.
Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kulkuloğlu.

Kulkuloğlu TBMM’de gündem dışı yaptığı konuşmada Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Tayyar Cem Eralp’in adalet. org sitesinde yazdığı yazılarla TCK nın 277. Maddesini ihlal ettiğini iddia etti. TCK’nın ilgili maddesi şöyle:

Yargı görevi yapanı etkileme

MADDE 277 – (1) Bir davanın taraflarından birinin veya bir kaçının veya sanıkların veya davaya katılanların, mağdurların leh veya aleyhinde, yargı görevi yapanlara emir veren veya baskı yapan veya nüfuz icra eden veya her ne suretle olursa olsun adı geçenleri hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kimseye iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.

Hukukçuların takdirine sunulur…………..

Posted in Genel. 3 Comments »
%d blogcu bunu beğendi: