Çek Paneli Notları

Panel notlarını ileriki günlerde uzunca yazacağız. Yorgunluk ve iş yoğunluğu nedeni ile sıcağı sıcağına her şeyi yazamıyoruz, ama can alıcı noktayı hemen belirtelim. Prof Dr. İzzet Özgenç 5941 sayılı çek kanunun Anayasa ve Avrupa insan Hakları Sözleşmesi ek 4 nolu protokün 1. maddesine aykırılığı üzerinde durdu. Şöyle dedi:

-5941 Anayasaya aykırı değildir

Anayasanın 38. maddesi “… sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilememesinden” ötürü kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılamayacağını emretmektedir. Çek kanunun 5. maddesi TCK 21 ve 22. maddelerle birlikte değerlendirildiğinde kusurluluk ilkesini benimsekte, objektif sorumluluğu terk etmektedir. Çekin karşılığını elde olmayan nedenlerle  yatıramama halinde kişi cezalandırılamayacağı için yasanın Anayasaya aykırılığı söz konusu olamaz.

Yargıtayın Görüşü

Yukarıdaki görüşler İzzet Özgenç’e ait, ama hoca konuşmasında komisyon toplantısına katılan Yargıtay üyelerinin sözlerini  konuşması içerisinde şöyle aktardı:

– Biz bu kanunu uygularken kusurluluk aramayız. Çek karşılıksız ise cezayı  cezayı veririz.

Burası Türkiye

İşte GARABET! 

 Çek kanunu kusurluluk ilkesini benimsemiştir bu nedenle Anayasaya aykırı değildir.

UYGULAYICI

-Ben bu yasayı öyle anlamıyorum. Ben  çek karşılıksız ise cezayı veririm.

Olacak o o kadar! Burası Türkiye.. Kanunlara göre  insanlar borçlarını ödeyememekten  ötürü hapsedilemez. Ama mahkeme cezayı basar!

İsyan ediyorum!

 Bize böylesi yakışır. Çünkü biz hak aramasını bilmiyoruz, örgütlülüğü başaramıyoruz. Ne diyor şair..koyun gibisin be kardeşim…

AKREP GİBİSİN KARDEŞİM NAZIM HİKMET

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
NAZIM HİKMET RAN

 

%d blogcu bunu beğendi: