BİR DELİ KUYUYA TAŞ ATMIŞ…..

ÇEK KANUNU

“DELİNİN BİRİ KUYUYA TAŞ ATMIŞ, YEDİ MAHALLE TOPLANMIŞ ÇIKARAMAMIŞ”

ÇEK KANUNU DELİNİN KUYUYA ATTIĞI TAŞ GİBİ

Çek kanunu üç kez yapılan değişikliklerle 25 yıldır yürürlükte. Ekonominin olmazsa olmazı gibi, insanlar 25 yıldır bu yasaya alıştı, herkes zannediyor ki bu yasadaki ceza kalkarsa ekonomi tepe taklak olur. 3167 ve karşılıksız çeke ceza kabullenilmiş, aksi düşünülemiyor

Oysa bu anlayış ve kabulleniş gerçeği yansıtmıyor. Ama kimsenin umurunda değil, hiç kimse karşılıksız çeke cezayı düşündüğü yok, kimsenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, Anayasanın 38. Maddesine aldırdığı yok. Karşılıksız çeke ceza, adam yaralamaya, hırsızlığa verilen ceza gibi içselleştirilmiş.
Bu ceza uygar dünyada yokmuş,

Dünyada çeke ceza veren iki Latin Amerika ülkesi ve bir de Türkiye varmış,

Karşılıksız çeke ceza çağ dışı imiş,

Anayasa ve İnsan Hakları Sözleşmelerine aykırı imiş,

Bütün bunlar kimsenin umurunda bile değil.

Parti yönetimleri karşılıksız çeke ceza konusunda bilgisizler. Milletvekilleri bu yasadan bi haber.

Meclis Ziyaretimizde MHP  Grup Başkan vekili Oktay Vural’a soru sordum, CHP ağır topu Kılıçdaroğlu ile diyalogumuz oldu; gördüm ki işin özünü bilmiyorlar. Oktay Vural’a 3167 artık yürürlükte değil dedim o da bana;

-İçtihat var mı? Dedi.

Zaten sorun da içtihat olmayışında değil mi?

Oktay Vural şu cevabı verebilirdi:

-Size katılıyorum, uyum yasası çıkmadığı için artık 3167 yürürlükte değil, verilen cezaları kanunsuz buluyorum, Yargıtay’ın durumu bir daha gözden geçirmesi gerekir.

Ben Vural ile diyalogumda fikrini anladım ve basın toplantısında içeri girmedim, yanında oturmadım, orda olanlar biliyorlar. İzmir’den Kadir içeri girmem için mesaj gönderdi.

Kılıçdaroğlu ile aramızda geçen diyalog siyasi partilerin yönetimlerini ve milletvekillerini anlamak için harika bir örnek. Ben, toplantıda Kılıçdaroğlu’na yakın oturdum ve 3167 nin yürürlükte olmadığını anlatarak CHP nin bu konuda sesini yükseltmesini istedim. Kılıçdaroğlu skandal bir cevap verdi. Aynen şöyle:

-3167 sayılı kanun yürürlükte olmasa bile hukukta bir kural vardır, hakimler kanun olmadığı zaman örf ve adete göre örf ve adette yoksa kendilerini vaaz-ı kanun yerine koyarak(TBMM) hüküm vaaz edebilirler.

Bu anlayış ceza hukuku açısından tam bir skandaldır.Kılıçdaroğlunu anlattığı hukuk davaları için geçerli bir kuraldı, ceza hukukunda bunun tam tersi söz konusu idi ve kanunsuz suç olmaz modern ceza hukukunun ve TCK’nın temel prensiplerindendir.Şöyle ki:TCK Madde 2

2 – (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.

(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

Bu kural aynen anayasamızda da vardır.

Kısaca 3167cehaletin ürünüdür. Prof. Dr. Hayri Domaniç Kurandan örnek vererek boşuna o zamanki Anayasa Mahkemesi üyelerine cahil demiyor.

İNSAN ZALUMEN CEHULA (Kurandan)

Yani insan zalim ve cahildir. Benim cek- mağdurları blog spottan kaldırılan yazımda bu konu açıklanıyor. Yazı benim blogda duruyor ve yazının sonunda link verilecektir.

Meclis eylemine katılan çek mağdurları sonradan anladım benim bu yoklamalarımın farkında değillerdi. Onlar Vural’ın bir pohpohlaması ile mest oluyor, kılıçdaroğlu’nu doğru anlamıyorlardı.

Ben toplantıda Kılıçdaroğlu’na yasa böyle çıkarsa Anayas Mahkemesine gidip gitmeyeceklerini sordum aldığım cevap şu:

-Uzmanlarımız inceler ve karar veririz.

Ne demek bu? Tasarı ortada; siz hala tasarının Anayasa’ya aykırı olup olmadığını bilmiyor musunuz? Kılıçdaroğlundan bu cevabı duyunca kötümserliğe kapıldım. Yanımdaki çek mağdurları mutlu idiler, çünkü anlamıyorlardı.

Parti yönetimleri ve milletvekilleri nasıl aydınlatılacak? Tabii ki Burhan İşcan yapamaz bunu. En başarılı biçimde bunu yapacak olanlar akademisyenlerdir. Olmadı konuya hakim avukatlar. İnsanlar söze değil sözü söyleyene bakıyorlar.

Bu nedenlerle Prof.ların safa çekilmesi çok önemli; mesala Prof. Yücel Sayman.

Ben söylüyorum, bu meclis, bu parti yönetimleri çek kanunu konusunda bilgisizler. On bin mesaja bedeldir bir profesörün yapacağı açıklama.

BANKALARIN HEDEF ALINMASI ÇOK DOĞRU BİR TAVIR DEĞİL, BANKALAR OLUMSUZ BİR ETKEN AMA LEHE ÇEVRİLEBİLİR.

Bankaların hedef alınması da çok yerinde bir tavır değil. Ben Çekin ekonomi için gerekli bir enstrüman olduğuna inanmıyorum. Yukarıda açıkladığım gibi bankalarda 25 yıldır bu yasaya alıştı, ceza kalkarsa kıyamet kopar sanıyorlar.Oysa bu yanlış bir kanı. Dünyada hiçbir ülkede çeke ceza yok diye kıyamet kopmuyor da bizim ülkemizde neden kıyamet kopacak. İnsanlar çeklerini ceza korkusu ile mi ödüyorlar?

Bankalar istihbarat yaparak, bilançolarda mali tahliller yaparak para veriyorlar. Modern bankacılık budur ve bizim bankalarımızın güvenli para satmak için çağ dışı bir cezaya ihtiyaçları yoktur.

Çek mağdurları kendilerine düşman yaratma yerine dost edinme gayreti içerisine girmeleri gerekir.

Öyle, CHP İş Bankasının Sahibidir, CHP nin paraya ihtiyacı var gibi asılsız haberler çek mağdurlarının çıkarına değildir. CHP konusu ile ilgili aşağıda bir link bulacaksınız, ayrıca benim cek-magdurları blog spottılan  kaldırılan yazımın linki de aşağıdadır.

http://rahmiofluoglu.blog/2009/03/25/karsiliksiz-cek-anayasa-ve-insan-haklari-sozlesmesi

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=177467

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

%d blogcu bunu beğendi: