VADELİ ÇEK EKONOMİ İÇİN GEREKLİ BİR ENSTRUMAN MI?

BAYKAL’IN GÖRÜŞÜNÜN AKSİNE VADELİ ÇEK EKONOMİ İÇİN GEREKLİ BİR ENSTRUMAN DEĞİL,

YARGITAY BAŞKANI HASAN GERÇEKER VADELİ ÇEK KALKMALI DİYOR

MUHALEFET PARTİLERİNİN KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZADA NET POLİTİKALARI, SOMUT ÖNERİLERİ YOK.

CHP lideri 23 Haziran da grupta yaptığı konuşmada şöyle diyor:

-Elbette çek gibi bir kurumu işlemez hâle getirmek doğru değildir. Bir yaptırımı mutlaka olmalıdır. Ekonomik hayat, ticari hayat çeke dayanan bir hayattır. Güveni elbette yansımalıdır, bunu koruma ihtiyacı vardır ama çek etrafında yaşanan bu büyük problemi de görmezlikten gelemeyiz. Derhal bu konuyu bütün boyutlarıyla çeki ticari hayatın güvenilir bir sağlam uygulaması, bir aracı, bir enstrümanı olarak sahiplenen, işler hâle dönüştüren ve ortaya çıkacak olan faciaları da engelleyen, makul bir zemine çeken, Yargıtay’ın ve asliye hukuk mahkemelerinin bir çek mahkemesi hâline dönüşmesine neden olan gidişatı kontrol altına alacak bir düzenlemeye şiddetle ihtiyaç vardır. Meclis başını kuma sokmamalıdır, olayın üzerine yürümelidir, bir an önce bu kanun mutlaka çıkarılmalıdır, Meclis tatile girmeden bu çıkarılmalıdır. Dün, Başbakan, Avrupa Birliği büyükelçilerine, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ile ilgili yasanın mutlaka çıkarılacağını, o çıkarılmadan tatile girilmeyeceğinin sözünü vermiştir.

Bu görüşlere katılmak mümkün değildir, çünkü bu görüşler gerçeği yansıtmamaktadır. Bu görüşler MHP Grup Başkan vekili  Oktay Vural’ın gene 23 Haziranda mecliste yaptığı basın toplantısı ile paraleldir. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da, sadece çek verenlerin değil, alacaklı olanların da mağdur edilmeden dengeli bir çözüm getirilmesinden yana olduklarını söyledi.
Maliye Bakanı Babacan’da tedavülde 226 milyar çek olduğunu, af veya benzeri uygulamanın piyasada likidite sorunu yaratacağını söylüyor.

Yukarıdaki üç görüşü üst üste koyduğunuzda iktidar ve muhalefetin çek konusunda farklı düşünmediklerini görüyoruz, hatta daha ileriye giderek iktidarın muhalefetten daha ileride olduğunu söyleyebiliriz. İktidar partisi içersinde başta İyimaya olmak üzere sorunu doğru kavrayanlar vardır. İyimaya karşılıksız çeke cezanın Anayasa ve İnsan hakları açısında doğru olmadığının farkındadır ve 3167 sayılı kanunun yürürlükte olmadığını söylemektedir. Bu açıdan baktığınızda muhalefet partilerinin çok geride olduğunu tespit ediyoruz.

Baykal’ın dediği gibi çek ticari hayatın önemli bir enstrümanı mıdır? Bu sorunu yanıtını vermeden önce çekin hukuki anlamına ve dünyadaki uygulamasına bakmak gerekecektir. TTK’n una göre çekte vade söz konusu değildir, çek görüldüğünde ödenecek, nakit yerine geçen bir ödeme aracıdır. Türk hukukunda çekte vade yoktur, ancak TTK 707/2 mehaz kanunun aksine ileri vadeli çeklerin ibrazında ödeneceği öngörülmüştür. Mehaz kanunda ileri vadeli çekler için ödenebilir(payable,zahlbar) denmesine rağmen kanun ödenir olarak tercüme edilmiştir.Batı hukukuna baktığımızda durum şöyledir:

Karşılaştırmalı hukuktaki uygulamalara göz attığımızda, Fransız mahkemesi, 1945 yılında vermiş olduğu bir kararında, keşide tarihinden önce ödemeye ibraz edilip de, karşılıksız çıkan ileri keşide tarihli çek hakkında, karşılıksız çek yaptırımlarını uygulamamış, keşideciyi sadece açık kalan tutarın binde altısı oranında bir cezaya mahkûm.(12)

Almanya uygulamasında ise, keşide tarihinden önce ibraz edilen çeklerin karşılığı varsa ödenmekte, yoksa hiçbir işleme tâbi tutulmadan senet hamile iade edilmektedir.(13) Hamil müracaat hakkını kullanamamaktadır.(14)

İngiltere’de Bills of Exchange Act (1882)’in 13/2 nci maddesi, ileri tarihli çeki geçerli saymakla birlikte, doktrin ve mahkeme kararlarında, bu çekin üzerindeki tarihten önceki durumunun açık olmadığı belirtilmiştir. Söz konusu çekler, keşide tarihine kadar ödenmesi mümkün olmayan bir bonoya benzetilmekte ve ileri keşide tarihli bir çeki dikkatsizlik sonucu ödeyen bankacının, hesap sahibini borçlandıramayacağı, çünkü bankanın bu hususta yetkisinin bulunmadığı, ödenmesi durumunda da bunu kendi sorumluluğu altında yapmış olacağı vurgulanmaktadır.(15)

Amerika’da, sonraki tarihli çek, ancak o tarihten sonra ödeme için ibraz edilebilmektedir. Uygulamada daha önce ibraz edilen çekleri, muhatap, ibraz edileceği tarihe kadar hamil hesabına saklamaktadır.(16)

Görüldüğü gibi batıda vadeli çek kabul görmemektedir. Şubat 2009 tarihinde 5838 sayılı torba kanun ile 3167 de yapılan değişiklikle 2009 yılı sonuna kadar ileri vadeli çeklerin erken ibrazı geçersiz sayılmış, Adalet Komisyonunda bekleyen çek kanunu tasarısında ise çeklerin erken ibrazı geçersiz sayılmaktadır. Görüldüğü gibi iktidar muhalefet partilerine göre çek konusunda çok ilerlerdedir ve batı hukukuna paralel düzenlemeler yapmaktadır.

Evrensel hukukta çek nakit yerine kullanılan bir ödeme vasıtasıdır, yani çek yazıldığında bankada karşılığı bulunması gerekir. Bu haliyle çek elbette korunmalıdır ve bir müeyyideye bağlanmalıdır. Peki, Türkiye’deki durum nedir? Türkiye’de çek uygulamada nakit yerine geçecek bir ödeme vasıtası olarak değil bono gibi sekiz aya varan, bazen daha uzun, bir ödeme aracıdır, tıpkı bono gibi. Bizdeki bu uygulamayı evrensel hukuka göre değerlendirdiğinizde çek bono hükmünde bile olmayan  değersiz bir kâğıttır. Çek bizde ticari ilişkilerden kaynaklanan borçlara karşılık bir ödeme aracı olarak kullanılmaktadır. Bakınız Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker Adalet Komisyonuna gönderdiği açıklamasında ne demektedir? Yargıtay Başkanının açıklaması:

 , ”Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkarılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir

”Zira, ileri tarihli çek uygulaması çekin işlerliği ve güvenirliğini ortadan kaldıran bir uygulamadır. Türkiye; de yanlış yerleşmiş bir teamüldür. Vadeli ödeme seçeneğini kabul eden kişilerin başvuracağı ödeme aracı çek olmamalı; bono ile bu amaç sağlanmalıdır. Çekin para gibi seri ve güvenli bir ödeme aracı haline getirilmesi, ancak buna her ne koşulda olursa olsun olanak sağlamak yerine kural olarak ileri düzenleme tarihli çekin düzenlenmesinin yasaklanması ve bu kanunun korumasından yararlanılamaması ile mümkündür. Piyasalarda en çok mağduriyete yol açan da ileri tarihli çeklere cevaz verilmesidir.”

 

“Yanlışı, yanlışla düzeltmek olanaklı değildir”

Yargıtay başkanı Türkiye’de yanlış bir teamül yerleştiğini, vadeli çekin yasaklanması gerektiğini söylüyor, vadeli çek yerine bono kullanılması gerektiğini söylüyor.

Anayasa Mahkemesi 2003 yılında  3167 sayılı yasanın iptali için verdiği ret kararında Türkiye’de uygulanan vadeli çek gerçeğini görmemezlikten gelmiş ya da Prof. DR. Hayri Domaniç’in dediği gibi bir cehalet örneği vermiştir; nitekim ret kararının bir yerinde şöyle denmektedir: Çeki keşide eden bankada karşılığı olmadığını bildiğine göre.. Sekiz ay vadeli tanzim edilen bir çekin bankada karşılığı elbette olmayacaktır. Gerçeklere böylesine göz kapamanın vardığı sonuç Baykal’ın verdiği rakamlara göre Başsavcılıkta ve Yargıtay’da bekleyen iki yüz otuz bin dosya ve acze düşen bir yargı.

Muhalefet salt eleştiri yapmak yerine bilgi sahibi olsa, çözüm önerse ülke için daha hayırlı olacaktır.

 

6 Responses to “VADELİ ÇEK EKONOMİ İÇİN GEREKLİ BİR ENSTRUMAN MI?”

  1. seker765 Says:

    seker765 dedi ki…
    sayın murat yalçın bey…ben burada yorum yapar iken şahıs ismi kullanırım…benim muhatabım siz değilsiniz…size hiçbir cümlem olmadı…üstelik siz sayın “SÖZDE BAŞKAN işcan” ın avukatı da değilsiniz…laf ebbeliğini sizden çok çok daha iyi bilen sayın işcan benim yazdıklarıma elbette yanıt verebilir ve size de hiç ihtiyaç duymaz..lütfen saygı sınırlarını zorlamayın…sizi tanımıyorum ve tanımakta istemiyorum…
    ben sayın OFLUOĞLU na olan saygı ve sevgimi hiçbir ortamda ve hiçbirzaman yitirmedim beyefendi…sayın OFLUOĞLU buna canlı şahittir…kendisi ile ilk tanıştığımız günlerde şahsi sorunlarımla ilgili yorumu olmuştur..bende sayın OFLUOĞLU na anlatmışımdır…buraya kadar hiçbir sorun yoktur…

    önce insanlar kendi söylediklerine kendileri inanmak zorundadırlar efendim…siz sayın OFLUOĞLUNUN sayın işcan gibi anlatmak istediği anafikri 3 cümleden ibaret özü 250 sayfalık metinlerde anlatmaya çalışan birinden (tabir sizindir gaza gelmek) olarak nitelendiriyor iseniz siz bunu sayın OFLUOĞLU hocama anlatmalısınız…size gereken yanıt verilecektir…

    bu nevi şahsına münhasır bay işcanı elbette araştırma gereği duydum efendim…nedeni bu kişinin özelliğinden kaynaklanmakta idi.. hümanist bir insan olarak bireye herzaman yardımcı olmayı işar edinen bir yaşam biçimim vardır…psikolji tahsili görmüş olmam da etkilidir sanırım…

    ayrıca yeniden anlatılacak bir durum yoktur…beni izleyenler ne demek istediğimi çok iyi anlamışlardır…

    yapılacak ne var söyle demişsiniz…tekil şahıs kullanıyorsunuz ben bunu sizin kültürünüze veriyorum beyefendi…buna da açıklık getirdikten sonra şu gerçeği artık görün.. laf kalabalığı bizim sorunumuzu çözmez,çözmeyecektir…akılcı birliktelik şartı vardır… (ne demek anladınız mı efendim..??)

    sayın işcanın yanıt verme yeteneği vardır…YÜCE KİTABIMIZ KURAN’DAN AYETLERLE YANITLAR…
    ancak siz benim muhatabım konumunda olmayınız…sorun bellidir..gün bellidir…yanıt verilecektir…

    1 kişi hariç saygılar herkese….

    seker765

  2. seker765 Says:

    Murat YALÇIN / 8 Ağustos 2009 22:46şekerli zehir mi
    Yahu şeker765 kardeş,

    Bu denli ve sebepsiz muhalefetinizi, hatta adâvet hissi uyandırır karşıtlığınızı akıl ve ruh sağlığım yerinde olarak sahip olduğum aklımla, idrakimle anlayamıyorum..

    Öyle ki Sayın İŞCAN’ın, Üstadımız Sayın Av. OFLUOĞLU’nu bile yanılttığını söylüyorsunuz.. Hadi Sayın İŞCAN’la anlamadığımız bir derdiniz var, lakin Sayın OFLUOĞLU’na da, takdir ve saygı duyulacak tecrübesine rağmen ‘gaza gelmek’ biçiminde algılanacak bir bühtanda bulunuyorsunuz..

    Kaldı ki Sayın OFLUOĞLU Sayın İŞCAN’ın bazı hususlardaki tavsiyelerini (hadi hata diyelim) saygıdeğer bir üslup ile dile getirmiş ve fakat mücadelesini ve hele fedakarlık ve gayretini takdir ve taltif etmiştir..

    Ya siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?
    Bir ilaveniz (komplo teoriniz, uyarınız) oldu şimdi.. Gizli bilgilere ulaşmışsınız galiba..

    Daha neler, umarım sonunda bir kripto ortaya çıkmaz, haydi casusluk falan filan.. Çık işin içinden.. Çek, mek derken bir de vatana ihanet senaryoları çıkmasın..

    Yahu kardeş, sahi siz neye itiraz ediyorsunuz, yeniden bir anlatın, aman sade olsun lütfen..

    Yani size göre biz ne yaparsak, veya biz ne yapmazsak kurtuluruz..

    Sakın Sayın İŞCAN’dan uzak durun deme.. Yararlanacağımız başka bir şey söyle..

    Bak peşinen söyleyeyim, ben kendi adıma yazdım bunları.. Sayın İŞCAN isterse size kendi cevabını verir.. UMARIM VERMEZ..

    BANA BÖYLE BİR SUÇLAMA VAR…VE YANITI AZ SONRA

  3. seker765 Says:

    sayın OFLUOĞLU tenzih edilmiştir….

    saygılar kendisine

    seker765

  4. seker765 Says:

    içeriğinde küfür olmayan ahlaki değerler dışına çıkmayan az önceki yazım neden yayınlanmadı ise bu site özgürlüğünden bahsedemez….
    kimseye boyun eymem arkadaş…arzunuz bilir ister yayınlayın ister yayınlamayın…ancak şunu da bilin bu yazdıklarım benim note book da hepsi saati dakikası ile kopyalı…ben neler yazmışım hangi tarihlerde yazmışım belli…sizin yayınladıklarınızda belli…yayınlamadıklarınız da…20 ağustos sayın işcan için son gün demiştim…evet bu gerçek son gün…o gün ben haklı çıkacağım…bu da kesin…ve o gün sizi de deşifre edeceğim…edeceğim ki özgür site ne demekmiş…doğrular yazıldığında neden yayınlanmıyormuş…hangi şahıs yada şahıslara (!) hizmet ediyormuş…bu ayıbınızı siz temizleyemiyeceksiniz…sakın yanlış da algılanmasın bu bir tehdit falan asla değildir..kendinize güveniyor iseniz yazdıklarımı yayınlayın gelin adam gibi tartışın benimle…ikna edin beni ..boynum kıldan incedir…saygı duyarım…ama nekadar benim boynum ince ise sizin de boynunuzu görmek isterim…buyrun etik bir şekilde tartışalım…kaçmak yok yola devam benim de sloganım…işinize gelir yada gelmez…

    saygılar…

  5. Sezai Aydın Says:

    VADELİ ÇEK GEREKLİ BİR ENSTRUMAN DEĞİLDİR….

    Sayın Rahmi Ofluoğlu’nun sorusuna cevaptır. Kendisi Hukuki yorumunu yapmıştır. İzin verirse bende alternatif enstrüman için senaryo yazayım..

    Vadeli çek yerine kullanılabilecek bir Enstrüman oluşturulabilir..

    Şöyle ki; Vergi Daireleri, aynı mevcut çekler ebadında adı X olan karneleri bastırır.

    Bu karnelerin ödeme yeri bölümüne Türkiye’de mevcut bankaların isminin yazıldığı ve her biri için ayrı, ayrı olmak üzere bastırır. (Örneğin; Garanti Bankası, İş Bankası, Finansbank vs.) ve bu karneleri Mükelleflerine aynı bankalarda olduğu gibi 25 yaprağını 100 – 150 TL karşılığında satar.

    Tabi burada Bankalar büyük bir gelirden mahrum olur, ancak; Vergi daireleri bastırdıkları bu karnelerden elde ettiği geliri hazineye yatıracağından hazine de bankalara devlet tahvili faizi borcunu bu paralarında içinde olduğu kasadan ödeyeceği için sadece öncelik sırası değişmiş olur :)) şaka bir yana, Devlet bu işten ciddi bir kazanç elde eder.

    Ayrıca; Vergi Daireleri Mükellef olmayanlara bu karnelerden satmayacağı için otomatik olarak vergi tahsilâtı kontrol mekanizması da devreye girmiş olur.

    Daha sonra karneyi alan mükellef ticaretinde aynı bono gibi bu yaprakları kullanır. Boyutları çek gibi olduğundan, kolay kullanım özelliği de beraberinde gelecektir. Devlet baştan satmış olduğu için ayrıca bir damga vergisi gerektirmez ya da bir yasayla damga vergisi muafiyeti tanınır.

    Vade gününde mükellef hangi bankanın ismiyle yazılı olan ya da çalıştığı banka hangisiyse O bankaya giderek karşılığını yatırır.

    yatıramadı mı?… Protesto olur. Vergi dairesi protesto olan mükellefe bu karneden bir daha satmaz. Böylece, protesto olan kişi aynı çek gibi 10 gün içinde parayı yatırırsa düzeltme hakkı kullanabilir. (çekte geçerli olan her şey bunda da geçerli olur HAPİS CEZASI dışında) güven konusuna gelince “Ticaret Zaten Risktir” (kim demişti bunu..)

    Yasal takibi de, İcra İflas yasası hükümleri ile yapılacak olduğundan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, Anayasaya ve tabi ki 3167 sayılı yasanın ceza hükmü getiren “Çek görüldüğünde ödenir” mantığına, kendisi “ÇEK” olmadığı için tam anlamıyla uyar. (aslında uyması da gerekmez ya) Normal çekler de “çek hamillerini koruma kanunu” çerçevesinde kullanılarak, Banka da ki hazır paranın lehtara ödenmesi amacıyla kullanılır.

    Piyasadaki kabul ve kullanım için Küçük bir Uyum yasası gerekir. Bu yasa açılımlardan daha kolaydır. :))) VADELİ ÇEK vermekte almakta SUÇTUR! Veren de alanda aynı cezaya çarptırılır dersiniz olur biter.

    Bahsettiğim bu alternatif Enstrüman kabul görür ve kullanılırsa, kimse VADELİ ÇEK alıp vermediği için Karşılıksız Çek sorunu diye bir sorunda kalmaz.

    Geliştirmek komisyonlara kalmış..hadi hayırlısı,
    Sezai aydın

  6. tenkit Says:

    Selam,
    Hasbelkader ticaretin içinde biri olarak, vadeli çek bir yana çekin dahi kaldırılması taraftarıyım.
    Bugünden yarına ne olacağı kestirilemeyen bir ortamda 1-2 aylık çeklerin nakit sayılması, 8-10 aylık çeklerin hiç yadırganmaması, ticaret erbaplarının hele bir vade tarihine gelelim o zaman bakarız mantığı, bu ödeme aracını kullanılamaz hale getirmiştir. Belki de asıl üzücü olanı, karşılıksız çıkan çekin verilmiş olduğu kişiye, ilk çek sahibinden para alınana kadar ödeme yapmama geleneğidir.
    Kanımca, onyıllardır gittikçe artan karşılıksız çek istatistikleri okumak dahi, borcu öteleme, topu başkasına atma aracı olmaktan öteye gidemeyen bu sistemin artık terk edilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
    Geldiğimiz şu noktada, karşılıksız çek vererek insanların zor durumda kalmasına neden olanların seslerinin de mal ve hizmetlerini tükettikleri alacaklılardan daha çok çıkması, daha bir mağdur olmaları da ayrı bir ülkemiz garabeti olsa gerek.
    Kolay gelsin,


seker765 için bir cevap yazın Cevabı iptal et

%d blogcu bunu beğendi: