ÇEK KANUNU TASARISI MEÇHÜL BİR TARİHE ERTELENEBİLİR

 KARŞILIKSIZ ÇEK EYLEMİ, NEREDEN NEREYE?

Karşılıksız çekte startı 6 Ocak 2009 tarihinde Prof.dr. Adem Sözüer tarafından verildi. Sözüer 5237 sayılı TCK ile 31.12.2008 tarihine kadar 3167 sayılı yasada gerekli uyum yapılmadığı,uyum yasası çıkmadığı için çek kanunun artık yürürlükte olmadığını söylemiş, İyimaya da kendilerini doğrulamıştı. Bu durum karşılıksız çek mağdurları için büyük umuttu. Ancak, sorun sadece 3167 sayılı yasanın yürürlüğü sorunu değildi. Karşılıksız çeke ceza bir insan hakları ve anayasa sorunu idi. Biz karşılıksız çeke bir af sorunu ya da yasanın yürürlüğü sorunundan öteye,  karşılıksız çek yüzünden hapis cezalarının AİHS ne ve Anayasanın 38. Maddesine aykırı olduğunu bu blogda yazmaya başladık. Karşılıksız çekte hapis cezası olduğunu, adli para cezasının sonuçta hapis cezası ile sonuçlandığını bırakın sıradan insanları milletvekilleri, gazeteciler bile bilmiyordu. 2009 Nisan ayında milletvekillerine faks çekme, mail gönderme eylemi başladı, sonra basına yoğun biçimde fakslar çekildi, konu ile ilgili bilgilendirmede önemli mesafeler kat edildi, en son TESK başkanı Palandöken’in gafını hatırlayınız, bunun da üzerine gidildi ve gerçek ısrarla ve ısrarla anlatıldı.

2009 Mayıs ayına gelindiğinde konu artık basında tartışılıyordu, internette konu ile ilgili haber ve yorumlar çoğaldı, Haziran ayı başında Star Tv. bana ulaştı, hiçbir kişisel bağım, ilişkim yoktu Star Tv. İle, yazılarımız onlara ulaştırılmış ki veya onlara takip edip bulmuşlar, bana ulaştılar ve bir röportaj yaptılar, röportaj 8 Haziran 2009 akşamı Star ana haber bülteninde yayınlandı ve takip eden haber bültenlerinde yer aldı. Bu sırada Çek Kanunu Tasarısı Meclis Adalet Komisyonunda idi. Artık karşılıksız çek konusu ülke gündemine oturmuştu, çek mağdurlarında umut zirvede idi. Adalet Komisyonu tasarıyı alt komisyon gönderildi, Prof. Dr. Adem Sözüer’in Alt Komisyona çağırıldığı haberi alındı ve bu durum umutları artı.  Beklenti alt komisyonda sorun çözülecek, tasarı beklentileri karşılayacak değişiklik önerileri ile Adalet Komisyonuna gelecekti. Olmadı, Adalet Komisyonu önce alt komisyonun raporu gelmedi gerekçesi ile ertelendi, daha sonra da Babacan bir açıklama yaptı ve piyasada 226 milyar çek olduğunu, karşılıksız çek affını likidite sıkıntısı yaratacağını söyledi. İnsan hakları, anayasal haklar v.s önemli değildi, ekonomiyi kurtarmak için insan hakları ve anayasal haklar ihlal edilebilirdi. Kaldı ki açıklama doğru değildi, 3167 sayılı çek kanunu 1985 den beri yürürlükte idi ve karşılıksız çek ciddi hapis cezaları ile karşılanıyordu, ama ekonomi bir türlü düzene girmemişti, 1985den bu yana sayısız ekonomik krizler yaşamıştı ülke. Bu açıklama ile yeni çek kanunu tasarısı rafa kaldırıldı ve bir daha raftan ne zaman indirileceği de meçhul, top direkten dönmüştü.

Bu gelişmelerin arkasından 23 Haziran eylemi gerçekleştirildi. Eylem başarılı idi. MHP den Oktay Vural Mağdurlar ile basın toplantısı yaptı, Baykal grupta mağdurları destekleyen bir konuşma yaptı, böylece mağdurların yeniden moral buldular. Bütün bu eylemlerde hiçbir zaman umulan sayıya ulaşılamadı ve eylemlere öncülük yapanlar birbirlerini suçlamaya başladılar, bu durum meclisin tatile girmesi ile sönen umutları biraz daha olumsuz etkiledi ve şu an gördüğümüz gibi  bloglarda yorum yapanlar bire, ikiye düştü.

EYLEMLERDE SAYIYI ARTIRMAK İÇİN ZORLAMA ÇAĞRILAR BAŞLADI

Eylemlere zorlama çağrılar fayda etmedi çünkü bu çağrılar gerçekler üzerine oturmuyordu, gerçekleri göz ardı eden çağrılardı. Eyleme hazırlık aşaması ve eylem biçimi demokratik değildi öncelikle, eylem hazırlıklarında ve eylemlerde bireysellik zirvede idi. Kurtuluş savaşını hatırlayınız, Mustafa Kemal bir asker, cephelerden gelmiş, ne yaptı kurtuluş savaşını başlatmak için kurultaylar topladı ve bu kurultaylarda aldı bütün önemli kararlarını.

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSU CİDDİ BİR KONU İDİ VE MÜCADELE CİDDİYE ALINMALI İDİ. NE YAPILMALI İDİ?

Ben ne yapılması gerektiğini bu blogda yazdım. Bir araya gelen çek mağdurlarının kaç kişi olduğu önemli değil, önemli olan doğru eylemi koymaktı. Ne yapılmalı? Tekrarlıyorum:

Gördüğümüz kadarı ile bütün eylemlere katılan 25 kişi civarında insan var, işte bu insanlar önce bir araya gelip durumu enine boyuna tartışmaları gerekir. Sonra alınacak kararlar doğrultusunda bir örgütlenmeye gidilir,   bir yürütme organı oluşturulur ve bu organ kararlaştırılan doğrultuda eylemleri yürütür, aksi bireysel çağrılarla yapılan eylemlerin varacağı nokta için söze ve tanığa gerek olmadığı kanaatindeyim.

ÇEK KANUNU TASARARISININ RAFA KALDIRLIMA NEDENİ ÖZETLE:

PİYASADA 226 MİLYAR LİRA ÇEK VAR, AF VEYA BENZERİ DURUMDA LİKİDİTE SIKINTISI DOĞAR.

Çek kanunu rafa kaldıran bu iddia geçici bir durumu yansıtmıyor, bu gerekçe ortadan kalkmadıkça karşılıksız çeke af çıkması, ya da çek tasarısının yasallaşması bu rafa kaldırmanın mantığına aykırı olacaktır.

ÇEK KANUNU TASARISI MEÇHÜL BİR TARİHE ERTELENEBİLİR

Değil Ağustos ayında Ekimden sonra da çözümün garantisi yoktur. Bu nedenlerle bireysel hareketler yerine bir an önce örgütlenerek eylemi toplumsal hale getirmek gerekiyor, yoksa eylemlere katılan 20, 25 kişi de inancını yitirtecektir. İnsanlar şimdiye kadar hareketin arkasında ciddi bir örgütlenmenin olduğunu sanıyorlardı, ancak şapka düştü kel göründü, artık ciddi olunmalı çözüm isteniyorsa.

 BURHAN İŞCAN’IN YORUMU İÇİN TIKLAYINIZ

FISILTI GAZETESİ KARŞILIKSIZ ÇEK SORUNU AĞUSTOSTA ÇÖZÜLEBİLİR, EKİME KESİN GÖZÜ İLE BAKILIYOR HABER İÇİN TIKLAYINIZ

KADİR KARTAL GÜZEL BİR ÖYKÜ GÖNDERDİ MORALLERİ YÜKSELTECEK TIKLAYINIZ

 

 

 

 

.

9 Responses to “ÇEK KANUNU TASARISI MEÇHÜL BİR TARİHE ERTELENEBİLİR”

  1. ŞAPKA İMALATI Says:

    “SADECE ŞAPKA” sloganıyla, promosyon şapka imalatı yapan firmamız, uzman kadrosu ve yılların verdiği birikim ve tecrübeyle siz değerli seçkin müşterilerimizin hizmetinde olmaktan kıvanç ve mutluluk duymaktadır…

  2. Sezai Aydın Says:

    KİMLER VADELİ ÇEK İN KALDIRILMASINI İSTEMEZLER

    Başlıklı yazıma ek yapmak adına, Sayın Babacan ve Sayın Şimşek’i de “kimler istemez” kısmına eklemem gerektiğini anladım.

    Evet değerli Çek Mağdurları, VADELİ ÇEK lerde HAPİS CEZASI uygulamasının kaldırılmasını Kimlerin istemiyeceğini biliyoruz da kimler İSTER ler onu biliyormuyuz?

    1. Bizler (Çek mağdurları) bizler isteriz. Çünkü Hürriyeti, dünya üzerinde hiç bir ülkede uygulaması olmayan Yalnızca sözleşmeden doğan bir borç için ellerinden hemde Devlet tarafından alınan bizler İSTERİZ. Ticari hayatımız VADELİ ÇEK yüzünden sonlandırılan bizler, Ailelerini bu nedenle kaybeden bizler, sadece borcu yüzünden HAPİS yatan ve onuru kırılan bizler İSTERİZ.

    2. Hukukçular; Anayasamızda yer aldığı halde istemeyerek de olsa VADELİ ÇEK sonucunda “Hülle” yoluyla “ADLİ PARA CEZASI” na hükmetmek zorunda kalan Yargıçlar 3167 sayılı bu kanunun güdük olduğunu bildikleri için, Piyasa ve günlük hayatla en küçük bir uyumunun olmadığı gerçeğini bilen Hakimler vermek zorunda kaldıkları HAPİS cezaları nedeniyle vicdanları rahat olmadığı için İSTER ler

    2.a Yargıtay Başkanı; Bu konuda gazeteye demeç verip neden Çeklerde Hapis Cezasının Kaldırılması Gerektiğini açıkladığı için İSTER

    3. Hükümet; eğer karşılıksız çek yüzünden kısa bir süre sonra 1,5 milyon kişinin hapse atılmasına sessiz kalarak aileleri ve yakınlarıyla birlikte en az 3 milyon OY kaybına uğrayacağını önceden algılarsa, İSTER

    Saygılarımla,
    Sezai Aydın

  3. seker765 Says:

    eksik kalın inşallah sayın “SÖZDE BAŞKAN” eksik kalın gerçekten…çünkü artık siz davaya zarar veriyorsunuz…

    bunun doğruluğunu hepbirlikte 20 ağustos da göreceğiz..
    altını çizerek şunu söylüyorum ki bu mağdur insanlarla oynadığınız artık son bulacak ve 20 ağustosta bende yaptığım çalışmalarımın neticelerini buradan açıklayacağım…işte o zaman sizin tabirinizle “şapka düşecek ve kel görülecek”

    sayın işcan yeter artık…anladınız siz diye umuyorum…

    saygılar

    seker765

  4. Sezai Aydın Says:

    KİMLER “VADELİ ÇEK” İN KALDIRILMASINI İSTEMEZLER

    Bu soruya maddeler halinde cevap vermek istiyorum.

    1. Bankalar : Bu gurup VADELİ ÇEK i üreten ve satan gurup olarak, istemezler bu işlemden kazandıkları paranın hesabı bilinememektedir. Şöyle ki ; “Karşılıksız çek sayısı 1,5 milyonu aştı” Bankaların tek yaprak çek satmadıklarını biliyoruz. Yani 1,5 milyon çekin her biri, bir çek koçanından koparıldığı için doğal olarak “O” çek için bankaya ödenmiş olan para en az 100 TL dir. 1.500.000 x 100 = 150.000.000 TL bulunur tabiî ki sadece yazılan çekleri düşündüğümüzde rakam bu, bu rakama piyasada dönen diğer çekleri eklerseniz en az %70 fazlası demektir. 150.000.000 x % 70 + = 255.000.000 TL bulunur. Sizce banka bu gelirden olmak ister mi? İstemez, bir de bu rakama Provizyon nedeniyle aldığı paraları eklerseniz Bankalar bu gelirden hiçbir şekilde mahrum olmak istemezler.
    2. Büyük Üretici Firmalar : Bu firmalar ürettikleri mal ve hizmetleri Bayileri aracılığıyla nihai tüketiciye ulaştırırlar. Bayilerinden, sattıkları mal veya hizmet için VADELİ ÇEK alırlar. Çünkü Bayi VADELİ ÇEK i ödeyemezse iki sonuçla karşılaşacaktır. A) Bir daha vadeli mal veya hizmet alamayacaktır. B) çekini ödeyemezse HÜRRİYET inden olacaktır. Onurlu Esnaf ve Tacir için Bundan daha büyük bir yaptırım düşünebiliyormusunuz? Demek ki bu gurupta doğal olarak VADELİ ÇEK in kalkmasını istemez. Hele ki “KAMPANYA” adı altında henüz üretmedikleri mal veya hizmetin bedelini “VADELİ ÇEK” ile alan Büyük üretici firmalar, sermayesini kullanmadan, Bankalardan sadece müşteri çeki karşılığında – ROTATİF KREDİ – kullanarak, çift kaymaklı ekmek kadayıfı elde ettiğini, ayrıca bir yıllık siparişini peşinen aldığı için ne kadar mal veya hizmet üretmesi gerektiğini bildiği için yapacağı tasarrufu düşünün, sizce “VADELİ ÇEK” in kalkmasını bu gurup ister mi?
    3. Sermayesi yeterli olmayan Esnaf Tacir : Bu gurup ise, yeterli sermayesi olmadığından ya da başka seçeneği olmadığından “VADELİ ÇEK” kullanmak zorundadır. Satacağı mal veya hizmeti büyük üretici firmadan alacağı için seçeneği yoktur. O firmanın kurallarına uymak zorunluluğundadır. Belki bilmez ama O Büyük üretici firmaya vereceği “VADELİ ÇEK” de büyük firmanın bankadan alacak olduğu krediye teminat teşkil edecektir. Sizce Esnaf ya da Tacir “VADELİ ÇEK” kullanmadan ticaret yapabilecek mi dir? İmkansız dediğinizi duyar gibiyim..
    4. Siyasiler : Bu gurup, bağlı oldukları partinin veya kendilerinin (milletvekilleri) seçim sırasında sağladıkları maddi ya da manevi yardımı sizce hangi guruplardan sağlar? Tabiî ki 1 ve 2. Guruplardan. O halde bu gurup “VADELİ ÇEK” in kalkmasını ister mi? İstemez dediğinizi yine duyar gibi oluyorum.
    5. Avukatlar : Bu gurupta sadece mesleği gereği seçme şansı olmayan avukatlar yer alıyor ama bir konuda onlarında yardımı gerekli, Çünkü avukatlar ya borçlu vekili ya da alacaklı vekili olmak zorundalar. Bu nedenle onlar yukarıda belirttiğim 3. Gurup gibi mecburcular, Ancak; kolay tahsilât yolu olan “ HAPİS CEZASI” istemek yerine normal Takip olan İcra İflas yolunu takip etseler, belki biraz da olsa zor oyunu bozar. Ancak burada müvekkillerinin isteği doğrultusunda işlem yapmak zorunluluğunda olduklarını unutmamak gereklidir. Tabi ki, her meslekte olduğu gibi avukatlık mesleğinde de belden aşağı vurabilen avukatlar olabilmektedir. Bu durum da o kişilerin şahsi ahlakı ve vicdanıyla ilgili konudur. Bütün bir avukatlık camiasını zan altında bırakmamalıdır.

    İşte Yukarıda belirtmeye çalıştığım nedenlerle Sayın Burhan İşcan’ın işi gerçekten zor. Karşısında bu kadar direnen insanların oluşturduğu guruba karşı Don Kişot’luk yapmak pek kolay olmasa gerek (sadece karşı karşıya olduğumuz gurupların gücü açısından bu örneği verdim) Sayın İşcan bir sembol olarak bu gidişata dur demek cesaretini göstermiştir. Bence yaptığı iş her türlü takdire şayandır.
    Kendim, bir Çek mağduru olarak arandığım için “HÜRRİYET” imi ilk olarak tehdit eden seyahat etme özgürlüğüm bulunmamaktadır. Bu nedenle Ankara’ya sadece bir yakınımı göndermeye uğraşıyorum. Maddi imkânlarımın olmadığını söylemem sanırım ayıp olmaz. Ancak; ne yapıp edip bir yakınımı destek için Ankara’ya göndermeye çalışacağım.
    Yukarıda gurupları sıralayıp neden “VADELİ ÇEK” in kaldırılamayacağını anlattım ama problemi ortaya koyup çözüm yolu önermezsem bir şeyler eksik kalacak diye düşünüyorum. Bence çözüm HUKUKÇULAR da dır. Nasıl mı? Şöyle;
    Hukukçular, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine hiçbir şekilde uymayan, Anayasamıza uymayan 3167 sayılı yasada amaçlanan “ Çek hamillerinin korunması” mantığına uymayan ve İnsan Onurunu hiçe sayan “VADELİ ÇEK” sonucunda oluşan “KARŞILIKSIZ ÇEK” e HAPİS CEZASI verilmesinin önüne geçebilirler. Sonuçta bir yorum meselesidir. Mutlaka alacaklının istediği KARŞILIKSIZ ÇEK e HAPİS TALEBİ isteği reddedilebilir. Yıllar önce Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç henüz mahkeme üyesiyken KARŞILIKSIZ ÇEKE HAPİS CEZASI isteğine RED oyu verebilmiştir. Yargıtay Başkanı Sayın Hasan Gerçeker’in bu konudaki düşünceleri ise, kullandığımız birçok portal da başlık olarak yer almaktadır.
    YANİ KISACA BEKLEDİĞİMİZ ÇÖZÜM KESİNLİKLE (AF) OLMAYIP SADECE VE SADECE HUKUKÇULAR da dır.
    Saygılarımla,
    Sezai Aydın

  5. burhan işcan Says:

    4 ağustosta bende varım. Fakaaaat.
    Yine beraberlik olmazsa, yine mazeretlerin arkasına sığınılırsa;
    bilinizki!
    bu işin 5, 6, 7 ağustos ve sonrası var.
    Tek başıma katılacağım tv programları da var.
    Ve ben yolsuzluk ekonomisi politikalarının baş düşmanıyım.
    Bu ne demek. bu politikalara müsamahakar olanların da.
    Nasrettin Hoca’nın Timur’un Filleri fıkrasıda var.
    DEMEK OLUYOR Kİ BU BİR TEHDİTTİR.
    “GÖRECEĞİZ AB-I HAYAT AKTIĞIN EJDERHADAN.
    SAYGILAR

    00Degerlendiriniz

    Yanıtla
    BURHAN İŞCAN
    Ağustos 1, 2009, 11:16 am üzerinde
    KONFÜÇYUS DOKTİRİNİNİ DÜŞÜNEREK YAPMIŞTIR.
    ÖYLEYSE LÜTFEN DÜŞÜNÜNÜZ. DÜŞÜNELİM VE SONUCA BERABER GİDELİM.
    “Konfucyus
    Temmuz 31, 2009, 9:04 pm üzerinde
    çek te hapis cezasını kaldıracak parti Ak Partidir. çünkü iktidarda ve uzun bir sürede kalacak gibi. ama gördüğüm kadarıyla bu konuda çalışan arkadaşlar olayı Ak parti düşmanlığına dönüştürme noktasına gelmiş durumda. cumhuriyet mitinglerinin devamı felan nedir bu arkadaşlar. hukuki bir mücadele vermeliyiz siyasi değil. olayı siyasi boyutlara çekmeyiniz. aksi takdirde korkarım iyice ters tepki yapıcak.
    Ak parti çekte hapisi kaldırmıyorsa eleştirelim ama.
    – VATANDAŞ UYUMA CUMHURİYETİN TEHDİT ALTINDA
    – ASKERİN ONURU VE ŞEREFİYLE OYNANAMAZ
    – VATAN TOPRAKLARI SATILAMAZ! SATILIP GEMİCİKLER ALINAMAZ . bunların konumuzla alakası nedir. kimse bu platformda siyaset yapmasın. hedefi saptırmasın. bizim derdimiz çek yasasıdır. ÇEK YASASININ ADİL OLARAK ÇIKMASI İÇİN İLGİLİLERE BASKI YAPALIM SESİMİZİ DUYURALIM. Bu tür muhalefetleri ilgili platformalarda yapalım. burada değil.”

    “Polemiğe girmek istemiyorum;Saygıdeğer Burhan işcan beyfendiye burdan slmlarımı yolluyorum.bizler için çok çabaladılar.ancak EZBERDE ISRAR sözleri ile bizleri suçlayarak,kendisi ezberlerini maalesef bozamadı.mağduriyetlerden çok bankalara yüklendi.ve maalesef,kredi musluğu ile dönen haber kanallarında yer alamadık.keşke grup kararlarına, insanların fikirlerine birazcık olsun yer verip, aramızda olabilseydi.ben yine burdan burhan işcan a teşekkür ediyorum.yolu açık olsun.
    Korkularınız nedendir bilemiyorum.biz metris cezaevinde bulunduk,ümraniye cezaevinde bulunduk..ankaraya 2 kez organizasyon yaptık..ama gördüğünüz gibi hiçbirşey olmadı.Bugun polisten korkanlar bilmezler mi yarın çek kanunundan gardiyanlar arasında olacaklar…korkulacak hiçbirşey yok sayın arkadaşlar.bizler hakkımızı anayasal çercevede arıyoruz.basın bildirilerimizi okuyup,eyleme karışmadan olaysız bir şekilde dağılıyoruz.”
    iletişim: jenardi_ak@hotmail.com

    ayhan
    Temmuz 31, 2009, 4:42 pm üzerinde
    selamlar sayın ofluoğlu, izninizle bir şey sormak istiyorum.Herhangi bir tacir yada şirket battığı zaman,çekler yada diğer ekonomik taahütler veya sözleşmekerde hapis,icra,sicilin bozulması gibi yaptırımlar gündeme gelir ve uygulanır.Peki devletin yönetiminde söz sahibi olanlar ülkeyi batacak duruma getirirse ;yanlış siyasi , ekonomik ,kültürel,sosyal,hukuki ve vs. hatalar yaparlarsa onlar için acaba nasıl bir yaptırım var Bu konuda bizi aydınlatır mısınız hocam?
    Rahmi Ofluoglu
    Temmuz 31, 2009, 5:06 pm üzerinde
    Onların sorumluluğu siyasaldır ve hesabını halk sormalıdır.

    Kavramları ezberlerle sürdürmek mantık ve birlikteliği bana ters geliyor. Temmuz 21, 2009
    Sevgili Burhan abinin son günlerdeki duruma ilişkin değerlendirmesini yayınlıyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim. Burhan beye, bu blog üzerinde pek çok eleştiri yapmışızdır. Fakat niyetine, dürüstlüğüne ve YAPTIKLARINA saygımız büyüktür. Kendi oğlumu çekinmeden eylemlere(ADMİN)

    SAYGIDEĞER DOSTLARIM;
    Kısıtlı imkanlarımın olması ve bana sağlanan itnternet imkanından kısıtlı faydalanmak yazılarımın uzun olmasına sebep olmaktadır.
    GERÇEKLER AYRINTILARDA GİZLİDİR. Yazılarımın uzunluğu okunmamasını sağlamakta bunu bende biliyorum. Lakin başka çarem yok.
    Uzun yazıların içindeki gerçeği yansıtan ayrıntılar bu yüzden güme gitmektedir
    NEDİR BU AYRINTILAR;
    1-HİÇBİR PARTİNİN FANATİĞİ DEĞİLİM DOLAYISIYLA HİÇ BİR PARTİNİN DE PROPAGANDASINI YAPAMAM, YAPMAM.

    2-YUKARDA İSMİ BELLİ OLAN GENÇ ARKADAŞ HAKİKATEN HEYECANLIDIR. MAALLESEF HEYECANINA YENİLMEKTEDİR.
    ÇÜNKÜ BİR ÇOK DEFALAR YANIMDA OLMUŞ BİRİNCİ AĞIZLARDAN KONUŞULANLARI DİNLEMİŞTİ (HEYECANDAN DİNLEMEMİŞ)
    ÇÜNKÜ LOBİ OLUŞTURMA FİKRİNİ VE NEYE KARŞI LOBİ OLUŞTURULACAĞINI BAŞTA BİLMESİ GEREKEN KİŞİLERDENDİR.
    METRİS İÇİN, ÜMRANİYE İÇİN ORGANİZÖTÖRLÜK YAPTIĞINI ZANNEDEN BU KİŞİ ORAYA GELENLERİ KENDİNİN GETİRTTİĞİNİ İDDİA ETMEKTEDİR.
    EĞER BÖYLE OLSAYDI EN AZ 300-500 KİŞİLİK GURUP OLUŞMUŞ OLACAKTI.
    BU KİŞİ METRİS ÖNÜNDE BANA ABİ POLİSTEN İZİN ALMAK GEREKİYORMUŞ. ALMAZSAK BAŞIMIZ BELEYA GİRER DİYENLERDENDİR. NİÇİN UNUTMUŞTUR.
    ANKARADA 29 HAZİRANDA GÜVEN PARKTADA POLİSTEN ÇEKİNENLER VE İHADER TEMSİLCİLERİNİ KOVALAYANLAR KİMDİR.
    POLİS BENİM EYLEMLERİMDE KAÇ KİŞİYİ TUTUKLAMIŞ, DÖVMÜŞ VEYA UFACIK BİR RAHATSIZLIK VERMİŞTİR.
    İHADERİN ANKARADA VE METRİSTE YANIMIZDA OLACAĞI HABERİ ÖNCE POLİSİN TEDBİR ALACAĞIZ DİKKATİNİ VE DOLAYISIYLA BASININ DİKKATİNİ ÇEKMİŞTİR.
    İLK BASINLA TANIŞIKLIĞIMIZDA 23 HAZİRANDA MECLİSTE OLMUŞTUR. SAYIN OFLUOĞLU BUNA TANIKTIR. DİĞER ARKADAŞLARDA. SAYIN KILIÇDAROĞLUNU VE SAYIN VURALI BASIN ÖNÜNDE AÇIKLAMAYA İKNA EDEBİLMEK İÇİN UYDURDUĞUM “SAHTE BAŞKANLIK VE SAHTE DERNEKLE” BUNA MUKTEDİR OLABİLDİK.
    (Bakınız)
    Temmuz 31, 2009
    ÇEK KANUNU TASARISI MEÇHÜL BİR TARİHE ERTELENEBİLİR
    KARŞILIKSIZ ÇEK EYLEMİ, NEREDEN NEREYE? ÇEK KANUNU TASARISI MEÇHÜL BİR TARİHE ERTELENEBİLİR

    Değil Ağustos ayında Ekimden sonra da çözümün garantisi yoktur. Bu nedenlerle bireysel hareketler yerine bir an önce örgütlenerek eylemi toplumsal hale getirmek gerekiyor, yoksa eylemlere katılan 20, 25 kişi de inancını yitirtecektir. İnsanlar şimdiye kadar hareketin arkasında ciddi bir örgütlenmenin olduğunu sanıyorlardı, ancak şapka düştü kel göründü, artık ciddi olunmalı çözüm isteniyorsa.(AV. RAHMİ OFLUOĞLU BLOG)

    3-ÇEK YASASI 2003 YILINDA DEĞİŞMİŞ BİR YASADIR. BU ZAMANA KADARKİ SÜRECİ YİNE BİR YAZIMDA UZUN UZUN YAZDIM.
    SAYIN KONFÜÇYUS DOSTUM SİZDE ÖNCE BU YAZIYI OKUYUN LÜTFEN.
    ZİRA ÖVDÜĞÜNÜZ İKTİDAR 2002 YILINDA İKTİDAR OLMUŞTUR. 2001 YILINDA ANAYASANIN 38. MD. Sİ DEĞİŞMİŞ VE MALUM FIRKA EKLENMİŞTİR.
    2003 YILINDA ÇEK YASASI HEM 2001 KRİZİNİ YARALARINI SARMAK VEDE AVRUPA BİRLİĞİNİN UYUM YASALARINA UYMAK BAKIMINDAN DEĞİŞTİRİLMİŞTİR. NASIL? (bakınız)
    (. ÇEK YASASI İŞLEYEN SÜREÇ GELİNEN SON NOKTA VE MUHTEMEL SÜREÇ)
    4814 NOLU YASAYLA . BU YASADA SÖZDE ÇEKTE HAPİSLİK KALDIRILMIŞTIR. NİÇİN AVRUPA BİRLİĞİNİ KANDIRMAK İÇİN. NASIL? CEZACI DOKTİRİNDEN VAZGEÇİLMEMİŞ HAPİSLİK DOLAYLI YOLDAN GETİRİLMİŞTİR.
    SAYGIDEĞER DOSTLARIM;
    BURHAN İŞCAN DEMİŞTİRKİ; (BU FİKRİMİ HÜKÜMETEDE DEFALARCA BELİRTTİM. YAZILI OLARAK VE YAZILI CEVABIMI DA ALDIM)
    YASALARDA CAYDIRICILIK HUSUSU OLMASI GEREKİR. LAKİN ISLAH FAKTÖRÜDE GEREKİR. 1985 SENESİNDEN BU YANA UYGULAMALARDA ISLAH FAKTÖRÜ GÖZETİLMEDİĞİ İÇİN ÖNE SÜRÜLEN TEORİLER BATMIŞTIR.
    ÇEKİN TEMİNATININ HAPİSLİK OLMASI, CEZANIN HEM TEMİNAT HEMDE CAYDIRICILIKTA SAĞLAMLIĞI TEORİLERİ İFLAS ETMİŞTİR.
    ISLAH FAKTÖRÜNÜ YARGITAY BAŞKANI AÇIKLAMIŞTIR. “İLERİ TARİHLİ ÇEK UYGULAMASINA CEVAZ VERİLEMEZ. YANLIŞ YANLIŞLA TELAFİ EDİLEMEZ”.
    BU KADAR AÇIK.
    BU DEMEKTİR Kİ; BU ANLAMDA ÇEK VEREN KEŞİDECİ SUÇSUZDUR. YADA TERSİNE GİDERSEK. OLMAYAN FAKAT MUHTEMEL KIREDİYİ KULLANAN HER TÜCCAR SUÇLUDUR.
    ŞİMDİ BAKIYORUZ İKTİDARA. NE YAPIYORLAR HAKKI KÖYLÜ YASASI. YANLIŞI SÜRDÜRMEK. 7 SENELİK İKTİDAR BUNU MU UYGUN GÖRMÜŞTÜR.
    EVET ÖYLE OLMASI GEREKİR DİYENLERE CEVABIM AZİZ NESİNLİKTİR.
    “çek te hapis cezasını kaldıracak parti Ak Partidir.”
    2003 DE NİYE YAPMAMIŞTIR. 2005 TE YENİ CEZA YASASINI AVRUPA BİRLİĞİ DAYATMASI OLARAK ÇIKARDILAR. NİYE 2005 VEYA 2006 VEYE VEYA 2008 SONUNA KADAR ÇIKARMADILAR.
    “ hukuki bir mücadele vermeliyiz siyasi değil.” NASIL HUKUKİ MÜCADELE VERİLİR?
    BİZ HUKUK DIŞI BİR ŞEY Mİ YAPIYORUZ?
    TERÖR ÖRGÜTÜ FALAN MIYIZ?

    “Peki devletin yönetiminde söz sahibi olanlar ülkeyi batacak duruma getirirse ;yanlış siyasi , ekonomik ,kültürel,sosyal,hukuki ve vs. hatalar yaparlarsa onlar için acaba nasıl bir yaptırım var Bu konuda bizi aydınlatır mısınız hocam?”

    Rahmi Ofluoglu
    Temmuz 31, 2009, 5:06 pm üzerinde
    Onların sorumluluğu siyasaldır ve hesabını halk sormalıdır.
    HESABI HALK SORMALIDIR DOSTUM. BU GÜNE KADAR BU HALKIN BU HAKKINI KULLANMAMASI “YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARINI” VE “İMTİYAZLI SINIF OLMA MÜCADELELERİNİ” DOĞURMUŞTUR.

    ÇEK MAĞDURLUĞU BU OLUŞUMUN MAĞDURLUĞUDUR.

    GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ DOSTLARIM. BU MÜCADELENİN KAZANILMASI İÇİN BİRLİKTELİK, BİRLİK GÜCÜ ESASTIR. BİLİNÇLİ OLMAK VE EZBERLERE DAYANMAMAK GEREKİR. SORUNU TAM MANASIYLA BİLMEK GEREKİR.
    ZİRA ÇIKTIĞINIZ BİR TELEVİZYON PROGRAMINDA SİZE ÖYLE BİR SORU YÖNETİRLER TEK KELİMEYLE BATARSINIZ.
    BURHAN İŞCAN İKTİDARA ÇATAR.
    ÇÜNKÜ İKTİDARLAR NE KÜRESEL SEÇKİNLERİN NEDE YEREL SEÇKİNLERİN İKTİDARIDIR. İKTİDARLAR BU SEÇKİNLERLE HALK ARASINDA KÖPRÜ KURUP, BARIŞTIRIP HALKIN ARZULARINI ÖN PLANA ÇIKARIP HALKI MEMNUN ETMEK İÇİNDİR.
    BURHAN İŞCAN BANKALARA ÇATAR
    ÇÜNKÜ BANKALAR HAZIRLADIKLARI TUZAĞIN BOZULMASINI İSTEMEMEKTEDİRLER. SÖMÜRÜYE DEVAM. YASADA SORUMLULUK ALMALARI ONLARA NE KAYBETTİRİR VEYA NE KAZANDIRIR. BUNU İYİCE İNCELEMEK İÇİN TÜKETİCİLER BİRLİĞİNİN ÇALIŞMALARINA BAKMAK LAZIMDIR.
    BURHAN İŞCAN YARGITAYA YÜKSEK YARGIYA ÇATAR.
    DEVLETTE ERKLER ARASI UYUM ŞARTTIR. BU UYMSUZLUĞUN SEBEBİ SALT İKTİDAR DEĞİLDİR. YARGITAY BAŞKANI AYRI KONUŞUP, 10.CEZA DAİRESİ BAŞKA KONUŞAMAZ. SEBEPLERİNİN DE MADURU ÇEK MAĞDURU HİÇ OLAMAZ.
    – VATANDAŞ UYUMA CUMHURİYETİN TEHDİT ALTINDA
    – ASKERİN ONURU VE ŞEREFİYLE OYNANAMAZ
    – VATAN TOPRAKLARI SATILAMAZ! SATILIP GEMİCİKLER ALINAMAZ
    KONUYLA İLGİSİNİ DEFALARCA ANLATTIYDIM. ŞİMDİ YİNE ANLATABİLDİMMİ ACABA?
    “demokratik iktidarların iktidar oldukları ilk gün yapması gereken şey gizli anlaşmaları açıklamaktır
    bize öğretilen kültürse her türlü dalaveranın mübah olduğudur
    zenginliklerimiz gizli anlaşmalarla birilerine peşkeş çekilir ruhumuz duymaz
    adil çek yasası yerine ekonomik öncelikler konur hoş görürüz
    demokrasi talebi hiçbir zaman iktidardakilerden gelmez
    demokrasi talebi tarih boyunca mağdurlardan gelmiştir
    mağdurların ortaya koyduğu mücadele düzeyi demokrasinin niteliğini belirleyen tek unsurdur”
    “insanlarımız politika yapmayalım bizim işimiz çek mağdurluğumuzun giderilmesidir diyorlar
    bir bakış açımız olayları değerlendirme felsefemiz yoksa nasıl mücadele edeceğiz
    çıkacak bir af adil bir çek yasası olmadıkça mağduriyetlerimizi nasıl giderecek”
    biz sadece mevcut durumumuzdan kurtulmak içinmi uğraşmalıyız
    ”böyle düşünüyorsak demokrasi ve insan hakları için çekle hiç ilgisi olmayan insanlardan niçin yardım istiyoruz
    çekle hiç ilgisi olmayan admin in blogunda ne işimiz var
    bilmem anlatabildimmi sevgili ab”
    “bana göre burhan beyin yaptığı en önemli şey bu tartışmaların önünü açmasıdır”
    (ACİL DEMOKRASİ)

    SAYGILARIMLA BURHAN İŞCAN
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANI
    HAK VE ONUR SAVAŞCISI

  6. BURHAN İŞCAN Says:

    ***** ONURLU VE ŞEREFLİ HALKIMIZA ;
    ONURLARIMIZ VE HAKLARIMIZ İÇİN MİTİNG ÇAĞRISI. CUMHURİYET MİTİNGLERİ SERİSİ TÜRK ESNAFINDAN EKMEK VE EMEĞE SAYGI AÇILIMI
    *** Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu / ANKARA

    ****Katılım için TESK, 04.ağustos.2009 , Ankara saat.10:00

    ***TÜRKİYE CUMHURİYETİ DAYATMALAR CUMHURİYETİ DEĞİLDİR.***

    ***(SUS! SUS! SSSSSSUUUUUSSSS! KİMSELER DUYMASIN!)***

    *SUSMA SUSTURULMA DAYATMALARA TESLİM OLMA SUSTUKCA SIRA SANADA GELECEK

    *EKMEK TEKNEMİ, İŞİMİ, AŞIMI, TÜTEN OCAĞIMI, BÖLÜNEN YUVAMI. VE ONURUMU GERİ İSTİYORUM

    *YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARINA VEDE BUNLARI AYAKTA TUTAN DAYATMALARA HAYIR! POLİS DEVLETİNE HAYIR!

    *ANAYASAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER UYDURMA ÖZEL YASALARIN DAYATMACI CEZALARIYLA KISITLANAMAZ.!

    *YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARININ ESERİ OLAN VE SADECE ÇIKARCI ALİ DİBOLARI YAŞATAN UYDURMA YASALARA HAYIR!
    YASAL BOŞLUKLARDAN YARARLANARAK DEVLET ELİYLE VURGUN YAPMAYA HAYIR!

    *SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI SADAKA DAĞITMAK DEĞİLDİR.

    *ONUR VE ŞEREF KANI ÜZERİNDEN SİYASETE HAYIR!

    *KÜRESEL SEÇKİNLERLE İŞBİRLİĞİ YAPAN YERLİ İKTİDAR SEÇKİNLERİNE HAYIR!

    *İLKEL DEMOKRASİ ANLAYIŞINA VE İLKEL LAİKLİK ANLAYIŞINA HAYIR.

    ******* VATANDAŞ UYUMA CUMHURİYETİN TEHDİT ALTINDA!*******

    *VATAN TOPRAKLARI SATILAMAZ! SATILIP GEMİCİKLER ALINAMAZ!

    *YARGI BASKI ALTINDA TUTULAMAZ. PARÇALANIP TARAFLARA BÖLÜNEMEZ!
    ADALETTE KAYIRMACI EŞİTSİZLİKLER OLAMAZ!

    *ASKERİN ONURU VE ŞEREFİYLE OYNANAMAZ!

    *DEVLETTE ERKLER ARASINDA UYUMSUZLUK OLAMAZ!.

    *YOLSUZLUKLARLA SOYULAN SOSYAL GÜVENLİK KURUMU HER KESE LAZIM. YOLSUZLUKLARA GÖZ YUMULAMAZ.!

    *BANKALAR EKONOMİMİZİ TEHDİT EDEMEZ. MECLİSİN ÇIKARDIĞI YASALARA KAFA TUTAMAZ.!

    *TOPLUMDA BÖLÜNMELERİ VE KARDEŞLİĞİ BOZMAYI SAĞLAYAN, KÜRESEL SEÇKİNLERİN UŞAKLARI YERLİ SEÇKİNLERE HAYIR.!

    ***Bizler YOLSUZLUK EKONOMİSİ MAĞDURLARIYIZ. Anayasamızın ve ceza yasamızın suç saymadığı kabahatten dolayı dayatma suçla suçlanarak hapislikle cezalandırıldık. Müsebbibi bankalar yeni çek yasasında sorumluluk almak istememektedirler. Zira; sömürülerinin ve yolsuzluklarının önüne geçilecektir. Global ekonomik krizde Türk Ekonomisi %14 küçülürken ve finans sektörü nünde %12 küçülmesi beklenirken bankalar %11 büyüdüler. Hükümete, Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına kafa tutmaktalar. NİÇİN?

    **** KİMLER SAYESİNDE BİZİ SÖMÜRDÜLER? ****

    ESNAFA DESTEK YARATMAYAN, BORÇLANMAYI MEZİYET ZANNEDEN, İMTİYAZLI ALİ DİBOLAR SINIFI YARATMAYA ÇALIŞAN ZİHNİYET SAYESİNDE

    *** BİZLER; BİZİ BECERİKSİZ ADDEDEN, KENDİ YAPTIKLARININ GÖRÜNMEMESİ İÇİN BASKICI REJİM UYGULAYAN, DEVLETİMİZ EKONOMİSİ ÜZERİNE GELEN TEHDİT OKLARINI EROSUN OKLARIYLA KARIŞTIRIP TEĞET GEÇECEK DİYEN ASIL BECERİKSİZLERİ SUÇLU ADDEDİYORUZ.***

    BU YÜZDEN DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASINI SUÇLULARIN CEZALANDIRILMASINI İSTİYORUZ. BAKAN DEĞİŞTİRMEKLE BU OLMAZ.

    GECİKMİŞ ADALET ADALET DEĞİLDİR.

    ***** BİZLER; DEVLET POLİTİKASI ÜRETECEK ÇOĞULCU KATILIMCI DEMOKRASİ VE BU BAĞLAMDA BAĞIMSIZ ÇALIŞTAYLAR İSTİYORUZ. *****

    SORUNLARIN GİDERİLMESİ İÇİN ACİL ÇALIŞTAY KURULUP NETİCEYE GİDİLMESİNİ BEKLİYORUZ.

    BURHAN İŞCAN
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANI

    BURHAN İŞCAN
    Temmuz 31, 2009, 3:50 pm üzerinde
    KATILIMCILAR;

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu / ANKARA
    TÜRKİYE YURT PARTİSİ TÜM TEŞKİLATI
    TÜKETİCİLER BİRLİĞİ DERNEĞİ
    ONURLU VE ŞEREFLİ AVUKATLAR BİRLİĞİ

    Av. Vahit Aykut Ergil
    Av. Rahmi Ofluoğlu
    Av. Gönül Matur
    Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, Bendevi Palandöken’e evsahipliği için teşekkür ederiz.
    İnsan Hakları Derneği, yapılacak basın duyurusu için ev sahipliği yapacaktır.
    Burhan İŞCAN, kuruluş aşamasındaki Çek Mağdurları Derneği başkanı
    “çek mağdurları” blog
    “karşılıksız çek ve yasal düzenlemeler” blog
    VE TABİKİ SİZLER. ONUR HAK VE ÖZGÜRLÜK SAVUNUCULARI
    BEKLİYORUZ

    Buluşma yeri : 04.AĞUSTOS.2009 , saat 10.00

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu

    Tunus Caddesi No: 4 Bakanlıklar / ANKARA

  7. BURHAN İŞCAN Says:

    ***** ONURLU VE ŞEREFLİ HALKIMIZA ;
    ONURLARIMIZ VE HAKLARIMIZ İÇİN MİTİNG ÇAĞRISI. CUMHURİYET MİTİNGLERİ SERİSİ TÜRK ESNAFINDAN EKMEK VE EMEĞE SAYGI AÇILIMI
    *** Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu / ANKARA

    ****Katılım için TESK, 04.ağustos.2009 , Ankara saat.10:00

    ***TÜRKİYE CUMHURİYETİ DAYATMALAR CUMHURİYETİ DEĞİLDİR.***

    ***(SUS! SUS! SSSSSSUUUUUSSSS! KİMSELER DUYMASIN!)***

    *SUSMA SUSTURULMA DAYATMALARA TESLİM OLMA SUSTUKCA SIRA SANADA GELECEK

    *EKMEK TEKNEMİ, İŞİMİ, AŞIMI, TÜTEN OCAĞIMI, BÖLÜNEN YUVAMI. VE ONURUMU GERİ İSTİYORUM

    *YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARINA VEDE BUNLARI AYAKTA TUTAN DAYATMALARA HAYIR! POLİS DEVLETİNE HAYIR!

    *ANAYASAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER UYDURMA ÖZEL YASALARIN DAYATMACI CEZALARIYLA KISITLANAMAZ.!

    *YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARININ ESERİ OLAN VE SADECE ÇIKARCI ALİ DİBOLARI YAŞATAN UYDURMA YASALARA HAYIR!
    YASAL BOŞLUKLARDAN YARARLANARAK DEVLET ELİYLE VURGUN YAPMAYA HAYIR!

    *SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI SADAKA DAĞITMAK DEĞİLDİR.

    *ONUR VE ŞEREF KANI ÜZERİNDEN SİYASETE HAYIR!

    *KÜRESEL SEÇKİNLERLE İŞBİRLİĞİ YAPAN YERLİ İKTİDAR SEÇKİNLERİNE HAYIR!

    *İLKEL DEMOKRASİ ANLAYIŞINA VE İLKEL LAİKLİK ANLAYIŞINA HAYIR.

    ******* VATANDAŞ UYUMA CUMHURİYETİN TEHDİT ALTINDA!*******

    *VATAN TOPRAKLARI SATILAMAZ! SATILIP GEMİCİKLER ALINAMAZ!

    *YARGI BASKI ALTINDA TUTULAMAZ. PARÇALANIP TARAFLARA BÖLÜNEMEZ!
    ADALETTE KAYIRMACI EŞİTSİZLİKLER OLAMAZ!

    *ASKERİN ONURU VE ŞEREFİYLE OYNANAMAZ!

    *DEVLETTE ERKLER ARASINDA UYUMSUZLUK OLAMAZ!.

    *YOLSUZLUKLARLA SOYULAN SOSYAL GÜVENLİK KURUMU HER KESE LAZIM. YOLSUZLUKLARA GÖZ YUMULAMAZ.!

    *BANKALAR EKONOMİMİZİ TEHDİT EDEMEZ. MECLİSİN ÇIKARDIĞI YASALARA KAFA TUTAMAZ.!

    *TOPLUMDA BÖLÜNMELERİ VE KARDEŞLİĞİ BOZMAYI SAĞLAYAN, KÜRESEL SEÇKİNLERİN UŞAKLARI YERLİ SEÇKİNLERE HAYIR.!

    ***Bizler YOLSUZLUK EKONOMİSİ MAĞDURLARIYIZ. Anayasamızın ve ceza yasamızın suç saymadığı kabahatten dolayı dayatma suçla suçlanarak hapislikle cezalandırıldık. Müsebbibi bankalar yeni çek yasasında sorumluluk almak istememektedirler. Zira; sömürülerinin ve yolsuzluklarının önüne geçilecektir. Global ekonomik krizde Türk Ekonomisi %14 küçülürken ve finans sektörü nünde %12 küçülmesi beklenirken bankalar %11 büyüdüler. Hükümete, Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına kafa tutmaktalar. NİÇİN?

    **** KİMLER SAYESİNDE BİZİ SÖMÜRDÜLER? ****

    ESNAFA DESTEK YARATMAYAN, BORÇLANMAYI MEZİYET ZANNEDEN, İMTİYAZLI ALİ DİBOLAR SINIFI YARATMAYA ÇALIŞAN ZİHNİYET SAYESİNDE

    *** BİZLER; BİZİ BECERİKSİZ ADDEDEN, KENDİ YAPTIKLARININ GÖRÜNMEMESİ İÇİN BASKICI REJİM UYGULAYAN, DEVLETİMİZ EKONOMİSİ ÜZERİNE GELEN TEHDİT OKLARINI EROSUN OKLARIYLA KARIŞTIRIP TEĞET GEÇECEK DİYEN ASIL BECERİKSİZLERİ SUÇLU ADDEDİYORUZ.***

    BU YÜZDEN DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASINI SUÇLULARIN CEZALANDIRILMASINI İSTİYORUZ. BAKAN DEĞİŞTİRMEKLE BU OLMAZ.

    GECİKMİŞ ADALET ADALET DEĞİLDİR.

    ***** BİZLER; DEVLET POLİTİKASI ÜRETECEK ÇOĞULCU KATILIMCI DEMOKRASİ VE BU BAĞLAMDA BAĞIMSIZ ÇALIŞTAYLAR İSTİYORUZ. *****

    SORUNLARIN GİDERİLMESİ İÇİN ACİL ÇALIŞTAY KURULUP NETİCEYE GİDİLMESİNİ BEKLİYORUZ.

    BURHAN İŞCAN
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANI

    Brhnhak26@mynet.com burhaniscan@hotmail.com
    0 537 370 48 30

    KATILIMCILAR;

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu / ANKARA
    TÜRKİYE YURT PARTİSİ TÜM TEŞKİLATI
    TÜKETİCİLER BİRLİĞİ DERNEĞİ
    ONURLU VE ŞEREFLİ AVUKATLAR BİRLİĞİ

    Av. Vahit Aykut Ergil
    Av. Rahmi Ofluoğlu
    Av. Gönül Matur
    Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu, Bendevi Palandöken’e evsahipliği için teşekkür ederiz.
    İnsan Hakları Derneği, yapılacak basın duyurusu için ev sahipliği yapacaktır.
    Burhan İŞCAN, kuruluş aşamasındaki Çek Mağdurları Derneği başkanı
    “çek mağdurları” blog
    “karşılıksız çek ve yasal düzenlemeler” blog
    VE TABİKİ SİZLER. ONUR HAK VE ÖZGÜRLÜK SAVUNUCULARI
    BEKLİYORUZ

    Buluşma yeri : 04.AĞUSTOS.2009 , saat 10.00

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu

    Tunus Caddesi No: 4 Bakanlıklar / ANKARA

  8. BURHAN İŞCAN Says:

    ÇEK YASASI İŞLEYEN SÜREÇ GELİNEN SON NOKTA VE MUHTEMEL SÜREÇ

    A—Türk Hukuku’nda çeke ilişkin temel kurallar esas itibariyle TTK 692-735. maddeleri arasında yer almıştır.

    B—Ancak kanunda karşılıksız çek keşide etmeye ilişkin özel bir ceza yaptırımının bulunmaması nedeniyle, çek hamillerinin korunması ve çek kullanımı hakkındaki esasları da kapsamak üzere, 3167 sayılı kanun 19.03.1985 tarihinde kabul edilmiş ve 3 .04.1985 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

    C—3167 sayılı kanun karşılıksız çek keşide etmeyi özel olarak ceza yaptırımına bağlamış, ayrıca bankalar açısından TTK da bulunmayan önemli yükümlülükler getirmiştir. Anılan yasanın uygulanması zaman içinde çeşitli tartışmalara ve sorunlara neden olmuştur.

    D—Bu kanunu değiştirmek için 1998 yılından itibaren çeşitli tasarılar hazırlanmıştır.

    E— ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
    Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 15. Maddesiyle (Kanun No. 4709 Kabul Tarihi: 03.10.2001, Resmi Gazete, 17.10.2001 Çarşamba, Sayı: 24556, 1. Mükerrer) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Dördüncü Protokolüne uygun olarak, getirilen hükme göre artık, “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” (AY. m. 85/ 7.fıkra/son).
    Anayasanın “Suç Ve Cezalara İlişkin Esaslar” Başlığı Altındaki (değişik) 38. Maddesi :
    1. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
    SÖZLEŞME :
    Sözleşme; “Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin veya kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat” tır.
    YASA KOYUCUNUN İRADESİ :
    TBMM.’nin 26.09.2001 tarihli 133 Birleşimindeki görüşleri tutanaklardan okumak, konu bağlamında Yasa Koyucunun iradesinin anlaşılmasında ve yorumlanmasında yol gösterici olacaktır :
    “ … bu anayasa değişikliğine ait uyum yasasını süratle getirir kanunlaştırırsak, o zaman çiftçinin de, Bağ-Kurlunun, da SSK’lının da borcundan dolayı cezaevine girmesini önlemiş oluruz. Çekten dolayı da, yine, cezaevine girmesini önlemiş oluruz. … yine, mal beyanından mütevellit cezayı önlemiş oluruz. “ (Beyhan ASLAN, Anavatan Partisi, Denizli)
    {… son fıkrada “hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” deniliyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Dördüncü Protokolü. Değerli arkadaşlarım, burada Başkanım da vurguladı, ben de vurguluyorum, en önemli husus, kasıt unsurudur. Kendi ihtiyarında olmaması halinde yerine getirememişse, ona cezaî yükümlülük getirmiyoruz ve onun özgürlüğünü kısıtlamıyoruz. Eğer, kasıtlı olarak sözleşmeden doğan borcunu veya bir edimini yerine getirmemiş, yükümlülüğünü yapmamış olan kişi, elbette cezalandırılabilecektir. Bu madde de özellikle sözleşmelerin büyük bir bölümü özel hukuku ilgilendirdiği için, son derece yerinde bir madde olarak Anayasamıza girmiştir} (Necdet SARUHAN, DSP, İstanbul)
    { … Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Dördüncü Protokolünün 1 inci maddesine göre “hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz ”. Açıklamasını okuyorum; resmî belgelerden okuyorum: “Bu hüküm, borçlar hukuku ilişkisinden kaynaklanan -tekrar ifade ediyorum; borçlar hukuku ilişkisinden kaynaklanan- borçlarını rızasıyla ödeyemeyen bir borçlunun bu yüzden hapis cezasıyla cezalandırılmasını yasaklamıştır”.
    Borcun ödenmemesi, ya borçlunun malvarlığı bulunmadığı için çaresizlikten veya buna rağmen kötü niyetten olabilir. Birinci halde, yani, kendi ihmal veya kusuru olmaksızın borcunu ödemekte acze düşen kişi, bu yüzden hapis cezasına çarptırılamaz; ancak, borçlunun hileyle veya kasten borcunu ifa etmekten kaçınması halinde, protokolün bu hükmünden yararlanması mümkün değildir.
    … bankaların içinin boşaltılması olayı, tamamen dolandırıcılıktan veya emniyeti suiistimalden veya Bankalar Yasası hükümlerine aykırılıktan veya Çıkar Amaçlı Organize Suçlarla Mücadele Yasasına aykırı hareketten oluşmuş birtakım suç veya iddialardır; dolayısıyla, bizim konumuzla, bizim düzenlememizle yakından veya uzaktan alakası yoktur. } (Anayasa Komisyonu Başkanı Turhan TAYAN, Bursa)
    HÜKMÜN ÇERÇEVESİ :
    Borçlar Hukuku kapsamındaki bir ilişkiye ait sözleşmeden doğan yükümlülüğünü –hilesi veya kastı olmaksızın- yerine getiremeyen kişi, özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır.
    HÜRRİYETİ BAĞLAYICI (ÖZGÜRLÜKTEN ALIKOYUCU) CEZAYI GEREKTİREN VE BORÇLAR HUKUKU KAPSAMINDA OLAN YÜKÜMLÜLÜKLER :
    Tutanaklarda belirtilmiş olan Prim borçları (SSK. ve Bağ Kur), Karşılıksız çek keşide etmek, Mal Beyanında bulunmamak; hürriyeti bağlayıcı (özgürlükten alıkoyucu) cezayı gerektiren yükümlülüklere örnektir, ancak bunlarla sınırlı değildir.
    Özel Hukuk alanında, Borçlar Hukuku kapsamında kurulmuş sözleşmesel ilişkiden doğan yükümlülüğe aykırılık; bir özel yasada hürriyeti bağlayıcı (özgürlükten alıkoyucu) cezayı gerektirse dahi, Anayasanın buyruğu uyarınca ceza verilemeyecektir.
    Örneğin Kıymetli evrakta, evrakın (çekin, senedin) tanziminden önce yanlar arasında bir temel borç ilişkisinin varlığı kabul edilir. Bu kabul üzerine keşide edilmiş bir çekin karşılıksız kalmasının yaptırımı 3167 s. Yasada öngörülmüş olan hürriyeti bağlayıcı cezadır (m.17). Ancak Anayasa getirmiş olduğu hükümle, özgürlükten alıkoyucu (hürriyeti bağlayıcı) ceza verilmesini yasaklamış olduğundan, (hilesi veya kastı olmaksızın) karşılıksız çek keşide etmek suçunu işlemiş olan kişiye bu ceza verilemeyecektir.
    Mal Beyanında bulunmamak, İİK. Hükümlerine göre hürriyeti bağlayıcı (özgürlükten alıkoyucu) cezayı gerektiren bir başka yükümlülük örneğidir (İİK.m.76). Kişinin mal beyanında bulunması yükümlülüğü, hakkındaki (kesinleşen) icra takibinden doğmaktadır (İİK.m.75).
    UYGULAMA VE SONUÇ :
    Yayımlandığı 17.10.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Anayasa hükmü, yerel mahkemelerde henüz sonuçlanmamış veya hürriyeti bağlayıcı ceza verilerek sonuçlanmış ve Yargıtay’a gönderilmiş davalarda nasıl uygulanacaktır ?
    Çıkarılması zorunlu olan uyum yasalarının ne zaman yapılacağı belli değildir. Geciken adalet adalet değildir.
    Yargıcın anayasal değişikliği bir “bekletici mesele” sayması, en kolay ilk uygulama şeklidir. Savunmanın anayasaya aykırılık iddiasında bulunması da mümkündür. Yargılamaya, “sanığın hile veya kastının bulunup bulunmadığı” yönünden devam edilerek, hile veya kastının bulunmaması halinde anayasa hükmünün kendiliğinden uygulanarak ve gerekçe gösterilerek hüküm kurulması da düşünülebilir (HUMK. madde 76 – Hakim re’sen Türk kanunları mucibince hüküm verir.).
    İzleyebildiğimiz kadarıyla Yargıtay, bu bağlamda verilmiş olan hükümleri, anayasal değişiklik nedeniyle bozmaktadır. Yerel mahkemeler ise, hüküm aşamasındaki dosyaları karara bağlamayıp ertelemektedirler.
    Yasa yapmak ciddi bir iştir. “Biz yasayı çıkaralım da gerisini uygulayıcılar düşünsün” anlayışı, haklı olarak eleştirilmektedir.

    F—4814 SAYILI KANUN
    Ancak en önemli ve kapsamlı tasarı Adalet Bakanlığı tarafından oluşturulan bir uzmanlar komisyonu tarafından hazırlanmış ve kamuoyunda tartışıldıktan1 sonra Bakanlar Kurulu tarafından 11.02.2002 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuştur. Tasarı 16.04.2002 tarihinde Adalet komisyonuna sevk edilmiştir. Adalet komisyonu raporunu 28.05.2002 tarihinde Başkanlığa sunmuştur. Ne var ki, bu tasarı yasalaşmadan TBMM seçimleri yenilenmiştir. Yeni kurulan hükümet anılan tasarıdaki bazı hükümleri değiştirmekle birlikte, büyük ölçüde benimsediği tasarıyı 20.01.2003 tarihinde Meclise sevk etmiştir. Tasarı 26.02.2003 tarihinde yasalaşmış ve 8 .03. 2003 tarihinde de Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

    -Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Değişiklik Yapılmasına İlişkin 26.2.2003 tarih ve 4814 sayılı kanun, yasalaşmayan tasarının 3 üncü maddesindeki hükümleri büyük ölçüde almakla birlikte kendi içindeki uyumu bozmuştur.

    G— TÜRK CEZA KANUNU

    Kanun Numarası: 5237 Kabul Tarihi: 26/09/2004 Yayımladığı Resmi Gazete Tarih: 12/10/2004 Yayımladığı Resmi Gazete Sayısı: 25611

    SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ

    Madde 2 – (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.

    ÖZEL KANUNLARLA İLİŞKİ

    Madde 5 – (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.

    KAST Madde 21 – (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.

    TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

    Kanun Numarası : 5349 Kanun Kabul Tarihi : 11/05/2005

    Resmi Gazete Tarihi : 18/05/2005 Resmi Gazete Sayısı : 25819

    Madde 1 – 4.11.2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen “Özel ceza kanunları ile ceza içeren” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

    (3) Ağır para cezasından dönüştürülen adlî para cezasının ödenmemesi halinde, 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesi hükümlerine göre hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak yüzmilyon Türk Lirası esas alınır.

    TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

    Kanun No. 5252 Kabul Tarihi : 4.11.2004

    MADDE 5. – (1) Özel ceza kanunları ile ceza içeren kanunlarda öngörülen “ağır para” cezaları, “adli para” cezasına dönüştürülmüştür. (2) Bu kanunlarda Türk Ceza Kanununda belirlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılıncaya kadar, birinci fıkrada belirtilen kanunlarda alt ve üst sınırlarından birisi veya bunlardan her ikisi gösterilmemiş olmakla birlikte, alt veya üst sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli para cezalarında cezanın alt sınırı dörtyüzellimilyon, üst sınırı yüzmilyar Türk Lirası olarak uygulanır. Bu fıkra hükümleri, nispî nitelikteki adli para cezaları hakkında uygulanmaz.

    Hafif hapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi [2]

    MADDE 7.– (Değişik: 11.5.2005 – 5349/3 md.)(1) Kanunlarda, “hafif hapis” veya “hafif para” cezası olarak öngörülen yaptırımlar, idari para cezasına dönüştürülmüştür. İdari para cezasının hesaplanmasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu­nun 52 nci maddesi hükümleri uygulanır. İlgili kanunda “hafif hapis” cezasının üst sınırının belir­tilmediği hallerde, idari para cezasının hesap­lan­masında esas alınacak gün sayısının üst sınırı, yediyüzotuzdur. (2) Kanunlarda, “hafif hapis cezası” ile “hafif para cezası”nın seçimlik olarak veya birlikte öngö­rüldüğü hallerde, idari para cezası yaptırımının belirlenmesinde “hafif hapis cezası” esas alınır. (3) Kanunlarda, sadece “hafif para cezası”nın öngörüldüğü ve cezanın alt veya üst sınırının be­lirtilmediği hallerde, idari para cezası, yüzyirmimilyon Türk Lirasından az, onsekizmilyar Türk Lirasından fazla olamaz. (4) Bu madde hükmüne göre idari para ceza­sına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.

    H— 31.12.2008 SONRASI DÖNEM
    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5 inci maddesi “Özel kanunlarla ilişki” başlığını taşımaktadır. Bu maddeye göre, “Bu Kanun’un genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren özel kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” Bu kanunun yayınlanmasını müteakip 3167 sayılı Çek Yasasının da içinde bulunduğu “ceza içeren özel kanunlar”da gerekli değişiklik ve uyumların yapılabilmesi için 5nci maddenin uygulanması 31.12.2008 tarihine ertelenmiştir. Ancak 31.12.2008 tarihine kadar, diğer birçok özel kanunda değişiklik yapılmış olmasına rağmen Çek Kanununda gerekli değişiklikler yapılmadığından, artık 01.01.2009 tarihi itibariyle 3167 Sayılı Yasanın ceza içeren ve TCK Genel Hükümlerine aykırılık teşkil eden maddeleri zımnen yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. Nitekim, 31.12.2008 tarihine dek, ceza hükmü getiren diğer özel kanunlardan olan 3167 Sayılı Çek Kanununun cezai hükümleri, TCK’nun genel hükümlerine aykırı olsa da uygulanabilmekteydi.

    Aykırılıklar nerededir?

    1. TCK m. 21 bakımından : 3167 SK. m. 16/1’de karşılıksız çek keşide etme suçu, “şekli suç” niteliğinde düzenlenmiştir. Ancak, TCK ’nın genel hükümleri (m. 21) uyarınca, bir suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır. Kast “doğrudan”(m. 21/1) veya “olası kast” (m. 21/2) olabilir.

    2. TCK m. 52 bakımından Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek keşide etme suçunun cezası, çek bedeli tutarı kadar “adli para cezası” olarak belirlenmekteydi. Ancak, 1.1.2009 tarihinden itibaren TCK’nın adli para cezalarına ilişkin 52. maddesi uygulama alanı bulacağından, ceza miktarının ve niteliğinin belirlenmesi değişmiş bulunmaktadır.

    Bu değerlendirmeler ışığı altında bugüne kadar 3167 Sayılı Kanuna göre verilen çek cezaları, 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan TCK 5nci maddesi uyarınca , aynı kanunun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir ve sanık/hükümlü lehine olan yeni hükümler uygulanarak bugüne kadar verilmiş olan cezaların infazı durdrulmalıdır.

    Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek, gerek Anayasa’da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.

    I—BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN
    Kanun No. 5838
    Kabul Tarihi: 18/2/2009 28.02.2009 Tarihli 27155 sayılı R.G.
    MADDE 18- 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
    “GEÇİCİ MADDE 2- 31/12/2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” 5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 18.02.2009 tarihinde kabul edilerek Resmî Gazetede 27155 Mükerrer Sayı ile 28 Şubat 2009 tarihinde yayımlanmıştır. 5838 sayılı kanunda çeke ilişkin önemli bir takım değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerden biri uygulamada “vadeli çek” olarak adlandırılan ileri tarihli keşide edilmiş çeklere, diğeri de keşidecinin Türk Ticaret Kanunu m. 711/III’e göre verdiği “ödemeden men talimatına” ilişkindir.

    J— MAHKEME KARARLARI

    T.C. SAKARYA 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ DEĞİŞİK İŞ KARAR DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/213

    5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ; “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.”

    Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz

    5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında : “Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. “

    Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.

    Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

    Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak “ Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.

    Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır

    Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.

    Yasa koyucunun atlama yaptığı, bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması,uygulanamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.

    Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan

    K—3 Haz 2009 … YENİ ÇEK YASA TASARISI
    Çek Yasa Tasarısı alt komisyona havale edildi TBMM Adalet Komisyonu, karşılıksız çekin bedelini faiziyle ödeyen kişiler hakkındaki … ANKARA (ANKA) – TBMM Adalet Komisyonu, karşılıksız çekin bedelini faiziyle ödeyen kişiler hakkındaki soruşturma, dava ve mahkumiyet kararlarının ortadan kalkmasını düzenleyen yasa tasarısını alt komisyona havale etti.

    Tasarı hakkında görüş bildiren CHP ve MHP’li komisyon üyeleri, yasanın toplumun ihtiyaçlarına cevap vermediğini söylediler.
    CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, kamuoyunda binlerce çek mağduru vatandaşın bu yasayı beklediğini ifade etti, tasarının çok ağır cezalar getirdiğini savundu.
    Öztürk, “Bu tasarı elimizin altında patlamaya hazır bir bomba gibi. Çek yüzünden hapis yatanların yanısıra hapis yatmamak için evinden yurdundan kaçanlar da var. Tasarı bu kişilerin sorununu çözmüyor, aksine çok ağır para cezaları öngörüyor” dedi.

    Tasarının alt komisyona havale edilmesini ve burada AB ülkelerindeki örneklere bakılarak yeni bir düzenleme yapılmasını isteyen Öztürk, tasarının mevcut haliyle kabul edilmesinin sorunları çözmeyeceğini, ortaya yeni sorunlar çıkaracağını iddia etti.

    MHP Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın da, tasarının toplumun ihtiyaçlarına göre hazırlanmadığı görüşünü dile getirdi, tasarının hukuki hatalarla dolu olduğunu öne sürdü.
    Yalçın, “Ödenmeyen çekle ilgili çok ağır adli para cezası getiriliyor. Adli para cezası ödenmezse bu kez hapis cezası getiriliyor. Zaten parası olsa vatandaş çekini ödeyecek. Mantık dışı bir düzenlemeye gidiliyor” diye konuştu.

    Komisyon toplantısına, Maliye Bakanlığı, Bankalar Birliği, Merkez Bankası ve Yargıtay temsilcileri de katılarak görüş ve eleştirilerini dile getirdiler.
    Tartışmaların ardında tasarının bir alt komisyonda yeniden ele alınması benimsendi.
    BİR YORUM —–GENEL
    yazdığı çeki ödemeyen cezasını çeksin
    Yasa ağır olacakmış,efendim toplum ihtiyacına karşılık vermiyormuş….Kardeşim o zaman çeki veren banka çeki verdiği şahıstan veya şirketten teminat ipotek vs.alsın Çek karşılıksız çıkarsa banka ödesin tahsilatı banka yapsın ne diye devletin adli kurumlarını meşgul ettiriyorsunuz adam gibi bir kanun yapılsın.Banka çeki verirkende tahsil edilirkende para kazanıyor,bir zahmet uğraşıp araştırsın herkese çek karnesi vermesin verince de arkasında dursun.Böyle bir saçmalık olmaz sen alışveriş yap karşılığında kağıt parçası ver karşı tarafı mağdur et sonrada hapis yatmasın falan filan. Devlet Haklının yanında olmalıdır.. Devletin mahkemeleri kimsenin tahsilatçısı olamaz.Banka verdiği çekin karşılığını ödemek zorunda olsun ortada sorun kalmaz.Ticaret zaten zorlaştı birde esnaf işi gücü bırakıp tahsilat peşinde koşuyor bunun vebali bu kanunu yapanları da tutacaktır.Herkese hayırlı işler

    L—Çek kanunu tasarısına Yargıtay’dan destek
    07 Haziran 2009 / 11:45
    Yargıtay, ”çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluğun suç olmaktan çıkarılarak, bu durumun, ”idari para cezası” veya ”idari tedbiri gerektiren bir kabahat” ya da her iki unsuru kapsayacak şekilde düzenlenmesini istedi.

    M—Hükümetin Ekonomik Krize Önlem Amacıyla Hazırladığı ve Esnafı Büyük Ölçüde Rahatlatacak “Çek Yası ve Sicil Affını” İlişkin Tasarısı Meclis’e Ulaştı.
    Çek Yasası’na çeki-düzen
    09 Haziran 2009 21:40
    TBMM Adalet Alt Komisyonu, Çek Kanunu Tasarısı üzerindeki çalışmalarını tamamladı.

    N—Çek Yasası’na Denge Formülü Aranıyor haberi / 14 Haziran 2009 …Çek Yasasını Yeniden Düzenleyen Tasarının TBMM Adalet Alt Komisyon Çalışmaları Tamamlandı. Muhalefet Partileri Yasanın Toplumun Beklentilerini Karşılamıyor …

    O—TBMM Adalet Komisyonu’nda alt komisyonda bulunan Çek Yasa Tasarısı’nın görüşmeleri bir dahaki döneme kaldı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, önceki gün Meclis’te tasarının Meclis kapanmadan yasalaştırılması konusunda Adalet Komisyonu üyeleri ve muhalefet grup başkan vekilleriyle bir araya geldi. Ergin ‘Çek konusunda uzlaşma için zemin arıyoruz. Henüz bir uzlaşma yok’ dedi.(25.6.2009)

    P—Çek Yasası’nı Yeniden Düzenleyen Tasarının TBMM Adalet Alt Komisyon Çalışmaları Tamamlandı. Muhalefet Partileri Yasanın ‘Toplumun Beklentilerini Karşılamıyor’ Diyerek Çek Suçlarından Cezaların Kalkmasını İstiyor. Hükümet İse Doğrudan Af Getirilmesi Yerine Tarafları Memnun Edecek Ara Formül Arıyor.
    Çek yasası beklenirken karşılıksızda adet artıyor
    Çek mağdurları çek yasasının çıkarılmasını beklerken, piyasadaki karşılıksız çek adedinde artış olduğu görüldü. Mayısta 875 bin civarındaki karşılıksız çek haziran itibariyle 1 milyon 57 bin 673’e çıktı 9-7-2009

    R—ÇEK KANUN TASARISI Tarih : 08-Mayıs-2009, 20:45

    Tasarı, çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasına ilişkin esaslar içeriyor.

    Bankalara bildirim yükümlülüğünün getirildiği tasarıda, ibraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezasıyla ilgili düzenlemelere yer veriliyor. Bir çekin arkasına karşılıksızdır yazılmasına neden olan kişi hakkında, her bir çekle ilgili olarak, bin 500 güne kadar adlî para cezasına hükmediliyor. 1’i geçici madde olmak üzere 12 maddeden oluşan Çek Kanunu Tasarı, kanunlaşması hâlinde yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe giriyor. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile 4814 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun geçici 1 ilâ geçici 5’inci maddeleri yürürlükten kalkacak.

    -BANKALARIN SORUMLULUĞUNU ARTIRIYOR-

    Çek Yasa Tasarısı bankalara çek hesaplarını ve çek defterlerini araştırma yükümlülüğünü artırıyor. Bankalara çek hesabı açtırmak isteyen kişilerin çek hesabı açtırmasında yasak olup olmadığını, kişinin ekonomik ve sosyal durumunun çek hesabı açmaya uygun olup olmadığını araştırmayı bankaların sorumluluğuna veriyor. Ödeme aracı olan çeke güveni duygusunu korumak için kişilerde çek hesabı açtırmayı gerektirecek bir sosyal konuma sahip olması şartının aranması zorunluluğunu getiren tasarı, mevcut çek hesabından kendisine çek defteri verilmesini isteyen kişiye, her defasında bildirimde bulunma zorunluluğu getiriyor. Ayrıca tacir tüzel kişinin yönetim organında görev yapan, temsilcisi veya imza yetkilisi olan kişilerden biri hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı mevcut ise, bu tüzel kişi adına çek hesabı açılmayacak veya bu tüzel kişiye çek defteri verilmeyeceği tasarıyla düzenleniyor. Çek defterlerinin ancak bankalarca bastırılabileceği hüküm altına alan tasarı, çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esasların, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından çıkarılacak olan tebliğle Düzenlenmesini hüküm altına alıyor.

    -YENİ ÇEK DEFTERLERİ 31 ARALIK 2009’A KADAR VERİLECEK-

    Yeni çek defterlerinin bastırılıp dağıtılmasına ve eski çek defterlerinin toplatılmasına ilişkin usul ve esaslar getiren (geçici madde) tasarıda, bankalara 31 Aralık 2009 tarihine kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verme ve ellerindeki eski çek defterlerini imha etme süresi tanıyor. Tasarıya göre, bankaların, ikinci fıkrada yazılı sürenin sonuna kadar müşterilerine verdikleri çek defterlerinden keşide edilen çekler, Türk Ticaret Kanununda aranan koşulları taşıması kaydıyla geçerli olacak. Ancak, üzerinde yazılı düzenleme tarihi henüz gelmemiş olsa bile, bu çeklerin en geç 1 Temmuz 2010 tarihine kadar muhatap bankaya ibraz edilmesi gerekecek. Bu tarihe kadar ibraz edilmeyen çekler adi senet hükmünde kabul edilecek.

    -ÖDEYEN KURTULACAK-

    Tasarıya, 3167 sayılı Kanuna 18 Şubat 2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanunla geçici 2’nci madde olarak eklenen hükmün alınmasıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar 3167 sayılı Kanun hükümlerine istinaden karşılıksız çek keşidesi suçundan dolayı açılmış olan davalar, asliye ceza mahkemesinde görülerek sonuçlandırılacak.Tasarıya göre 31 Aralık 2009 tarihine kadar üzerine yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz olacak.

    -BANKALAR KARŞILIKSIZ ÇEKLERDE İŞLEM YAPACAK-

    Çek Yasa Tasarısı, ibraz, ödeme, çekin karşılıksız olduğunun tespiti ve gecikme cezasıyla ilgili düzenlemeler de getiriyor. Tasarıya göre bankaya ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde, banka görevlileri bu çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapmakla yükümlü olacak. Ancak, bu yükümlülük, ibraz eden hamilin talepte bulunması hâlinde söz konusu olacak. Çekin karşılıksız çıkması hâlinde banka tarafından ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile ödenmesi gereken kanunî miktar, 470 Türk Lirası olarak belirleniyor. Bu miktar, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan fiyat endekslerindeki yıllık değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında yeniden belirlenecek ve Resmî Gazetede yayımlanacak. Hamilin talepte bulunması hâlinde, karşılıksızdır işlemi, çekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılmaz. Muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutar dâhil, kısmî ödemenin hamil tarafından kabul edilmemesi hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılır; ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır ve çek, üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir. Banka çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi ve kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi hâllerinde, çek hamiline, her geçen gün için binde üç gecikme cezası öder.

    -BANKALARA BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ GELİYOR-

    Tasarı, bankalara bildirim yükümlülüğü getiriyor. Tasarıya göre hamiline çek hesabı sahiplerinin açık kimlikleri, adresleri, vergi kimlik numaraları, bu hesaplardan ödeme yapılan kişilere ait bu bilgiler ile bu kişilere yapılan ödemelerin tutarları ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çeklere ilişkin bilgiler, ilgili bankalar tarafından, dönemler itibarıyla, Gelir İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda bildirilecek. Bildirim dönemleri ve
    süreleri Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşleri alınarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenecek. Bankalar, hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlendiğini tespit etmeleri hâlinde, mevcut delilleriyle birlikte durumu, tespit tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde Cumhuriyet başsavcılığına ve Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlü olacak.

    -BİN 500 GÜNE KADAR ADLİ PARA CEZASI-

    Tasarı, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, bin 500 güne kadar adlî para cezasına hüküm veriyor. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde,çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmediyor. Bu davalar, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı şubenin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin veya müştekinin yerleşim yeri mahkemesinde görülmesi öngörülüyor.

    Tasarıya göre, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlü olacak. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açamayacak. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliği tarihinden itibaren on gün içinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri,
    düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlü olacak. Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan soruşturma veya kovuşturma neticesinde;

    Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına, Mahkeme tarafından, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddine, karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına karar verilebilecek.

    -ETKİN PİŞMANLIK-

    Tasarı, karşılıksız kalan çek bedelinin, faizi ile birlikte tamamen ödenmesi halinde suça özgü etkin pişmanlık hükümleri getiriyor. Tasarı, etkin pişmanlık gösterilmesi hâlinde, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına; kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine; mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, karar verilmesini öngörüyor.
    Buna göre; kişinin, mahkum olduğu adlî para cezası tamamen infaz edildikten veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakıldıktan itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra başvurması halinde, hükmü veren mahkeme tarafından hakkındaki çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı kaldırılır.

    Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin karar kesinleştiğinde, yasağın kaldırıldığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.

    -DİĞER CEZA HÜKÜMLERİ-

    Birçok ceza hükümlerini de içeren tasarıya göre tacirin ticarî işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde, tacir olmayan kişinin çek defterini kullanarak çek düzenleyen ve düzenleten kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörülüyor. Tacir olmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gereken çek defteri veren banka görevlisi hakkında 50 günden 150 güne kadar adlî para cezasının önü açılıyor. Bankaya gerçek dışı beyanda bulunan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını düzenleyen tasarıda yer alan diğer cezai hükümler şöyle: Beyanname almadan veya beyannameye rağmen, hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetim organında görev yaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri veren banka görevlileri elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası
    ile cezalandırılır. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, buna rağmen çek düzenlerse, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkili kılınanlar dışında çek defteri basanlar ve bastıranlar 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin 500 güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişi, bu aykırılığı içeren her bir çekle ilgili olarak, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    -ÇEKLERİN HESABEN ÖDENMESİNİ MB’NİN GÖZETİMİNDE OLACAK-

    Tasarı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı, çeklerin banka şubeleri arasında hesaben ödenmesini sağlayacak tüzel kişiliği haiz sistemi kurmaya ve gözetimi altında yürütmeye yetkili kılıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na, bu yetkiyi uygun göreceği başka bir kuruluş aracılığıyla da kullanma yetkisi veren tasarı, hesaben ödeme sisteminin kuruluş ve işleyişinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca çıkarılacak ve Resmî Gazetede yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyor.
    ********************** ********* *************
    HUKUKCU GÖZÜYLE TASARININ ANALİZİ
    Peki yeni yasa neler getiriyor? İşte İÜHF Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Teoman bugün Referans gazetesinde misafir yazar olarak yazdığı yazıda konuyu ele aldı. İşte Prof. Teoman’ın yazısı:

    Halen TBMM gündeminde bulunan “Çek Kanunu Tasarısı” hukukumuza tacir sıfatını taşıyan gerçek veya tüzelkişilerin “bir ticari ilişki çerçevesinde ve tacir sıfatı ile düzenleyecekleri” çekler diye tanımlanabilecek “tacir çeki” kavramını getirmektedir.

    Aşağıda ana hatları ile değineceğim bu yeni çek türü, esasen hiçbir adi alanı olmayan ve her türlü işlemi ticari sayılan tüzelkişi ticaret ortaklıkları bakımından büyük bir sorun yaratmayacaksa da TTK m. 21/I uyarınca işlemleri ve borçları hem adi hem de ticari nitelik taşıyabilmesi mümkün olan gerçek kişi tacirler bakımından bazı kuşkular doğurduğu gibi,
    KAYIT DIŞI EKONOMİYİ KAYIT ALTINA ALMAK
    tasarının “amaç ve kapsam”a ilişkin 1. maddesinde dile getirilen “kayıtdışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmak” bakımından da sorgulanmayı gerektirmektedir.

    1. Tasarı hükümlerine bir göz atıldığında, öncelikle bankaların bundan böyle tacir sıfatını taşıyan ve taşımayan kişilere verilecek çekleri birbirinden açıkça ayırt edilecek biçimde bastırmakla yükümlü oldukları (m. 2, bent 6) ve tacir olan kişilere tacir çeklerine ilişkin hesap açarken onların ticaret sicili kayıtlarını almak ve bunları ilgili hesabın kapatılması durumunda on yıl saklamakla yükümlü oldukları anlaşılmaktadır.

    Hemen belirteyim, hukukumuzda gerçek kişi tacirler yönünden ticaret siciline tescil, tacir sıfatının kazanılması için zorunlu nitelikteki bir önkoşul olmayıp, işletmenin faaliyete başlaması ile elde edilen tacir sıfatının bir sonucu ya da yükümlülüğüdür (TTK m. 20/I). Tasarı anılan düzenlemesiyle tıpkı ticaret odalarına kayıtta olduğu gibi, tacir çeki düzenleyebilmek için işletmenin sicile tescil edilmesini zorunlu kılarken TTK’nın düzenlemesini zorlamaktadır.

    2. Tasarı, bunun gibi, çek hesabı açılmasını ya da mevcut bir hesaptan çek karnesi verilmesini isteyen kişilerin her defasında kendisinin “tacir olup olmadığı hususunda” yazılı bir beyanda bulunmasını öngörmekte (m. 2, bent 3) ve bir tacirin ticari işletmesi ile ilgili iş ve işlemlerinde tacir olmayan kişinin çek defterini kullanarak çek düzenleyen ve düzenleten kişinin altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını ve tacir olmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gereken çek defteri veren banka görevlisi hakkında da elli günden yüz elli güne kadar adli para cezasına hüküm olunacağını öngörmektedir.

    3. Her ne kadar genel gerekçede (22) ülkemizde bugüne değin yabancı hukuk uygulamalarında çok sık rastlanan “tacir çeki” ile “tacir olmayanlara ait çekler” arasında hiçbir ayrım yapılmadığı ve özellikle ABD ile Avrupa Birliği ülkelerinde şirketlerin kendi bastırdığı çekleri kullanmalarının uygulamada yarattığı güvenden Türkiye’de yararlanılmadığı vurgulanarak tasarının getirdiği yeni çek türü ile “çeke olan güveni artırmayı” hedeflediği vurgulanmış ise de kanımca önerilen düzenleme bunu sağlamaya elverişli değildir.

    ****a) Bir kere yukarıda da belirttiğim gibi, çekler bundan böyle de bankalarca bastırılacağı ve tasarıda sadece tacir çeklerinin diğer çeklerden ayırt edileceğinin belirtilmesi ile yetinilip, örneğin ilgili tacirin logosunun veya markasının çeklerin üzerinde basılıp bastırılmayacağı konusunda hiçbir açıklık yer almadığı için, sözü edilen senetlerin çeke olan güveni artırıp artırmayacağı hiç belli değildir.

    Çeke olan güvenin ilgili tacirin ticaret unvanının tanınmışlığı ve firmasının güvenirliği ile yakından ilgisi olup, çekin özel olarak dizayn edilmesinin burada herhangi bir işlevi olamayacağı açıktır.

    ****b) Kaldı ki, uygulama ile sağlanmak istenen bir diğer husus kayıtdışı ekonominin denetim altına alınması (Madde Gerekçeleri, m. 2, fıkra VII) olup, tasarı bir gerçek kişi tacirin ticari faaliyetine ilişkin çek düzenlerken bunun mutlaka bir “tacir çeki” olmasını zorunlu kılmakta ve sözü edilen durumda gerçek kişi tacirin özel yaşamındaki işlemlerde kullanacağı “özel çeki”nin keşide edilmesini hapis cezası ile yaptırıma bağlarken gerçek kişi tacirlerin dahi tüm borçlarının kural olarak ticari olduğunu öngören TTK m. 21/I ile tacirin sadece ticari değil, aksine ticari olsun olmasın tüm borçları nedeni ile iflasa tabi olduğunu öngören TTK. m. 20/I’i gözden uzak tutmaktadır.

    Esasen kürkçülükle iştigal eden bir gerçek kişi tacirin işletmesine ham (işlenmemiş) kürk alırken bunun bedelini tacir çekiyle buna karşılık eşinin özel kullanımı için bir kürk manto satın alırken özel çekini kullanmakla yükümlü tutulmasının hiçbir mantığı yoktur.

    Ödemelerini nakit ve/veya kredi kartı ile yaparken veya anılan durumda bir bono düzenlerken tacir sıfatını özel olarak belirtmesine ve farklı bir işlem yapmasına hiç gerek bulunmayan bir gerçek kişi tacirin çek düzenlerken üstelik aykırılığı hapis cezası ile yaptırıma bağlanan değişik bir uygulamaya zorlanması asla kabul edilemez.

    Kanımca esasen gerekçede (22) tacir çeki ile tacir olmayanların kullanacağı çekler arasındaki bu ayrımın “6762 sayılı kanundaki çeke ilişkin hükümlerde değişiklik yapmadığı” ve “etkisinin bu tasarıya özgülenmiş bulunduğu” göz önüne alınacak olursa, getirilen düzenlemenin pratik hiçbir yararının bulunmadığı, aksine cezai yaptırımlardan çekinen gerçek kişi tacirlerin bundan böyle çek kullanmaktan vazgeçecekleri kendiliğinden anlaşılacaktır.

    4. Nihayet şu hususu da ekleyeyim ki, kayıtdışı ekonominin denetim altına alınması hiç kuşkusuz devletin çok önemli amaç ve görevlerinden biri olmakla beraber, bu amaca ulaşılırken bir gerçek kişi tacirin sadece çekle yaptığı ödemelerin değil, aksine bunun yanı sıra nakit ve/veya kredi kartı ile gerçekleştirdiği işlemlerin de göz önünde tutulması gerekir.
    HAPİS CEZASI VE ÇAĞDAŞLIK
    Kayıtdışı ekonominin ortaya çıkmasında özel olarak hiçbir işlevi bulunmayan çeke, “tacir çeki” adı altında yeni bir tür ekleyip, bunun kullanılmamasını, özel olarak yaratabileceği hiçbir sakınca yok iken, hapisle cezalandırmaya kalkışmak, herhalde karşılıksız çekleri dahi hapisle cezalandırmamayı öngören çağdaş ekonomik yaklaşım ile de tam bir çelişki halindedir.

    YASALARDA OLMASI GEREKEN ISLAH FAKTÖRÜ VE YARGITAYIN YENİ YASA İÇİN ÖNERİLERİ
    07 Haziran 2009 / 11:45
    Yargıtay, ”çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluğun suç olmaktan çıkarılarak, bu durumun, ”idari para cezası” veya ”idari tedbiri gerektiren bir kabahat” ya da her iki unsuru kapsayacak şekilde düzenlenmesini istedi.

    Yargıtay Başkanlığı, ticari yaşamı önemli ölçüde etkileyecek düzenlemeler içeren Çek Kanunu Tasarısına ilişkin görüşünü, TBMM Adalet Komisyonuna iletti. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in imzasını taşıyan 9 sayfalık yazıda, tasarının genel olarak ”olumlu” bulunduğu belirtildi.

    Yargıtayın ”öncelikli ve birinci” önerisi, karşılıksız çek suçlarına ilişkin oldu. Karşılıksız çek suçlarının gerçek ve tüzel kişilerin ticari ilişkilerinden kaynaklanan ve edimin yerine getirilmesine yönelik yaptırımları içerdiği belirtilen yazıda, ”Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkarılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir” denildi.

    -İLERİ TARİHLİ ÇEKLERE DÜZENLEME İSTEĞİ-

    Tasarıya konulacak geçici bir hükümle, kanunun yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenecek çekler açısından ileri tarihli çekin yasaklanmasını isteyen Yargıtay, yazısında şu görüşlere yer verdi:

    ”Zira, ileri tarihli çek uygulaması çekin işlerliği ve güvenirliğini ortadan kaldıran bir uygulamadır. Türkiye;de yanlış yerleşmiş bir teamüldür. Vadeli ödeme seçeneğini kabul eden kişilerin başvuracağı ödeme aracı çek olmamalı; bono ile bu amaç sağlanmalıdır. Çekin para gibi seri ve güvenli bir ödeme aracı haline getirilmesi, ancak buna her ne koşulda olursa olsun olanak sağlamak yerine kural olarak ileri düzenleme tarihli çekin düzenlenmesinin yasaklanması ve bu kanunun korumasından yararlanılamaması ile mümkündür. Piyasalarda en çok mağduriyete yol açan da ileri tarihli çeklere cevaz verilmesidir.”

    -”YANLIŞI, YANLIŞLA DÜZELTMEK OLANAKLI DEĞİLDİR”-

    Yargıtay, tasarıda yer alan ”bu yılın sonuna kadar üzerine yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz olacağına” ilişkin düzenlemeye de karşı çıktı. Yargıtay yazısında şunlar kaydedildi:

    ”Oysa ’31 Aralık 2009 tarihinden sonra üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce bankaya ibraz edilen çeklerin bankaya ibrazı halinde bunların çek hukukundan kaynaklanan bir hak bahşetmeyeceği ve bu tür çeklerin düzenleme tarihinin gerçeği yansıtmadığının üzerine işaretleneceği, çek vasfını yitireceği; düzenlemesi getirilerek bunların tedavülünün önlenmesi sağlanmalıdır. Böylece ileri tarihli çekler kabul görmeyecek ve zamanla bu sorun ortadan kalkacaktır. İleri tarihli çek alanlarsa bu müeyyideyi bilerek zamanı gelmeden ibrazı yoluna gitmeyecek, düzenleme tarihine göre ibraz süresi içinde ibraz ederek yasanın getirdiği olanaklardan yararlanacaktır. Bu yaklaşım benimsenmezse, çek, gerçek anlamını yitiren ve çek garantilerini taşıyan bono vasıflı bir belgeye dönüşen, hukuki dolanma yollarının açık hale getirildiği kambiyo hukukunun mantık ve amacıyla da çelişen kendine özgü bir belge niteliğine bürünür. Durum bu olunca, hukuken düzenlenen gerçek anlamdaki çekle ilgili düzenlemelerin bir caydırıcılığı ve garantörlüğü kalmaz. Unutulmamalıdır ki yanlışı yanlışla düzeltmek hiçbir koşulda olanaklı değildir. Tasarı bu haliyle 31 Aralık 2009 tarihinden sonra ileri tarihli çeklerin tedavülde olmasına ve Çek Kanunu korumasından yararlanmasına olanak sağlayacaktır, ki bu kabul edilemez.”

    HÜKÜMETİN MECLİSE SUNDUĞU ÇEK KANUNU TASARISININ GENEL GEREKÇESİNDE 3167 SAYILI KANUNUN CEZA İÇEREN HÜKÜMLERİNİN 01.01.2009 TARİHİNDEN İTİBAREN GEÇERSİZ OLDUĞU BELİRTİLİYOR.
    İNSANLAR NEDEN HALA HAPİSTE?
    İNSANLAR NEDEN KAÇAK?

    YARGITAY 10. CEZA DAİRESİNİN KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZA ONAYI VE CEZA VERMEYE DEVAM EDEN MAHKEMELERİN GEREKÇELERİ MERAK EDİLİYOR.
    Başta Prof. Dr. Adem Sözüer olmak üzere hukuk otoriteleri ve Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya açık ve net biçimde 3167 sayılı yasanın ceza içeren hükümlerinin 5237 sayılı yasa ile çeliştiğini ve yasanın bu hükümlerinin 01.01.2009 tarihinden itibaren geçersiz olduğunu söylerken, TBMM ne sunulan Çek Kanunu Yasa Tasarısının Gerekçesinde bu görüş açıkça teyit edilirken nasıl oluyor da başta Yargıtay olmak üzere asliye ceza mahkemeleri karşılıksız çeke cezaya devam edebiliyor?
    Meclise hükümetin sunduğu Çek Kanunu Tasarısının genel gerekçesinden aynen aktarıyoruz:
    II 3167 sayılı Kanuna Yöneltilen Eleştiriler ve Şikâyetler
    10) 3167 sayılı Kanunun yirmi yıl içinde karşılıksız çekin cezalandırılmasına ilişkin 16 ncı maddesinin üç defa kanunla değiştirilmesi ve üç kez de Anayasa Mahkemesinin
    incelemesine konu olması sisteme yönelik eleştirileri artırmış, şüpheleri güçlendirmiştir. 4814 sayılı Kanunla yapılan köklü değişikliklere rağmen ilgili kurumlardan, Cumhuriyet savcılarından, mahkemelerden ve Yargıtaydan gelen şikâyetler Adalet Bakanlığında yeni kanun hazırlanması düşüncesinin ağırlık kazanmasına sebep olmuştur. 26/9/2004 TARİHLİ VE 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU YÜRÜRLÜĞE GİRİNCE, 3167 SAYILI KANUNUN 5237 SAYILI KANUNA TEORİK VE DOGMATİK YÖNDEN, TAMAMEN TERS KONUMA DÜŞMESİ DE BU DÜŞÜNCEYİ EYLEME DÖNÜŞTÜRMÜŞTÜR.

    ÇEKTE CAYDIRICILIK VE GÜVENİRLİLİK
    Çeklerde caydırıcılığın ve güvenirliliğin sağlanması için ağır ceza veya hapislik cezası verilmesiyle sağlanabileceği teorisi uygulamada hep acı sonuçlar doğurmuştur.
    BU TEORİNİN YERİNE YARGITAY BAŞKANININ DA ÖNERDİĞİ VE TİCARETTE GÜVENİ SAĞLAYACAK ISLAH FAKTÖRÜ ÖN PLANDA TUTULMALIDIR.

    TİCARETTE GÜVEN ESASDIR. BU HUSUSUN SAĞLANMASI GÜVENLİ ENSTRÜMANLARIN KULLANDIRILMASI İLE MÜMKÜN OLUR.
    Çek 90 lı yılların ortasından itibaren bono veya senet gibi kullanılmaya başlanmıştır. Buna sebep o yıllardaki yüksek faizlerdir.
    Yüksek faizli kredi yerine çek bir kredi vasıtası olarak kullanılmıştır.

    OLMAYAN KREDİLERİN KULLANDIRILMASI, BANKACILIK SİSTEMİNİN ÇÜRÜK OLMASI, İÇLERİNİN BOŞALTILMASI VE DÖNMEYEN HAYALİ KREDİLER 2001 KRİZİNİ DOĞURMUŞTUR. BU KRİZ ÇEK MAĞDURLARININ YANISIRA BAŞKA MAĞDURLARINDA HAPSE GİRMESİNE SEBEP OLMUŞ YUKARIDA BAHSEDİLEN DEĞİŞİKLİKLER YAPILMIŞTIR.
    YENİ TÜRK CEZA YASASI İÇİNDE BULUNAN KAST UNSURU ÖZEL YASALARA DA UYGULANMALI DÜŞÜNCESİ YENİ ÇEK YASASININ YAPILMASINI YADA HİÇ DEĞİLSE BU HUSUSU İÇEREN BİR DEĞİŞİKLİĞİ GEREKLİ KILMIŞTIR. BU HUSUS GÖZETİLMEDEN YAPILAN MAHKEME VE VERİLECEK HÜKÜM ADİL OLMAYACAKTIR. ZİRA SUÇUN OLUŞMASI İÇİN KASIT ŞARTTIR.
    KASTA GÖRE SUÇ CÜRÜM VE KABAHAT BELİRLENİR.

    31.12.2009 DAN SONRA İSE DURUM DAHA DEĞİŞİK BİR ORTAMA HUKUK FACİASINA DÖNÜŞMÜŞTÜR.

    YENİ YASADA OLMASI GEREKENLER
    1-İLERİ TARİHLİ ÇEK UYGULAMASINA SON VERİLMELİDİR.
    2-HÜKÜMETLERİN BİRİNCİ GÖREVİ PİYASALARIN ARZU ETTİĞİ KREDİYİ BULUP ADİL PAYLAŞIMLA DAĞATMAKTIR.
    3-ÇEKDE DOLAYLIDA OLSA HAPİSLİK KALKMALIDIR.
    4-ÇEK DE CÜRMÜN VEYA KABAHATİN KARŞILIĞI KABAHATLER KANUNUNA BAĞLANMALIDIR. İDARİ YAPTIRIM VE İDARİ PARA CEZALARI VERİLMELİDİR.
    5-BANKALARIN SORUMLULUKLARI MUHAKKAK ARTIRILMALIDIR.
    6-KAYIT DIŞI EKONOMİNİN KAYIT ALTINA ALINMASI BANKALARDAN ALINARAK E-DEVLET PROGRAMINDA YAPILMALIDIR. DEVLETİN ŞEFFAFLIĞI DA ZATEN E-DEVLET YAPISINA BAĞLIDIR.
    7-DEVLETTE DEVLETCİLİK PRENSİBİ ESAS OLMALI BU NEVİ YASALARDA BU HUSUS MUTLAK GÖZETİLMELİDİR.

    DEVLET YAPISINDA ERKLER ARASINDA UYUM SAĞLANMALIDIR.
    YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARINA SON VERİLMELİDİR.
    HÜKÜMET NE KÜRESEL NEDE YEREL SEÇKİNLERE HİZMET ETMEMELİ SEÇMENİNE HİZMET ETMELİDİR.
    YARGIDA BAĞIMSIZLIĞIN YANISIRA TARAFSIZLIKDA SAĞLANMALIDIR.

    BU HUSUSLAR SAĞLANINCAYA KADAR YASALAR VE ÖZELLİKLE ÇEK YASASI İÇİN SİVİL HUKUKCULARDAN ÇOĞUNLUKTA OLAN BİR ÇALIŞTAY OLUŞTURULARAK OLGUNLAŞTIRILMIŞ YASALAR ACİLEN ÇIKARILMALIDIR.

  9. ayhan Says:

    saygılar sayın OFLUOĞLU, örgütlenmenin gerekliliğini daha başından beri bende belirtmiştim ama kale alınmadık maalesef.Hatta ben iller bazında bir örgütlülükten bahsetmiştim-belki biraz ütopikti ama benim içimde geçen böyle bir şeydi fakat nerdeeeee………bu konu için ısrar etmenizi istirham ediyorum hocam.Birde şuna inanamıyorum hocam……….!Nasıl olurda 226 milyarlık bir piyasa için devlet vatandaşını bilerek ve isteyerek mağdur eder……anlamakta güçlük çekiyorum. İnsan hakları bir devlet tarafından
    nasıl askıya alınır yada ertelenir veya ihlal edilir hemde bu devirde -bir ayağımız uzay çağında iken-……..?Aklıma eski kabileler geldi .Hani hayvanlardan faydalandıkları için ,hayvanlarla ilgili akla ziyan yasalar çıkarıyorlardı ki ekonomik düzen bozulmasın diye .YIL 2009 TÜRKİYESİ VE EKONOMİ BOZULMASIN DİYE DEVLET YUTTAŞLARININ HAKLARINI EKONOMİYE FEDA EDİYOR,HAKLAR İHLAL EDİLİYOR VE BU İHLALLER NE KADAR SÜRECEK BELLİ BİLE DEĞİL…………


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: