DEMOKRAT HUKUKÇULAR ÇIKIŞ ARIYOR

(20 TEMMUZ TARİHLİ TARAF GAZETESİNDE)

DEVLETÇİ BAROLAR KARŞISINDA ÇARESİZ MİYİZ?

Av. Gürbüz Özaltınlı ERGENEKON DAVASINI kast ederek “Halat çekme yarışı” diyor bugün Türkiye’de yaşananlara ve şöyle devam ediyor:

Halatın ne tarafında hangi güçlerin durduğu açıkça belli; Merkezinde ordu-yargı bürokrasinin durduğu, sivil ayağını CHP nin oluşturduğu statükocu cephe, bütün olanakları ile değişime direnç gösteriyor. Bu cephe, küçümsenmeyecek bir medya desteğiyle kentli orta sınıfların önemli bir kesimini yedeğine almayı başarabildi. Bu hiç sürpriz değil. Zira tüm Cumhuriyet tarihi boyunca devletin kesintisiz olarak ürettiği “modernleşme ideolojisi” nin en iyi müşterileri, kentin ürettiği konforları hayatına sokmayı başarabilen bu meslekli sınıflar oldu. Bu modernleşme ideolojisinin temel kavramsal ayaklarını, otoriter bir laikliğin, dış dünyadan kuşku duyan bir milliyetçiliğin ve toplum karşısında yüceltilip kutsallaştırılan öncü modernleşmeci bir devletçiliğin oluşturduğunu biliyoruz. Tarihsel olarak monarşiye karşıtlığı işaret eden modern devletin idaresi olarak dolaşıma sokulan Cumhuriyetçilik kavramı, bugün kolaylıkla, yukarıda işaret ettiğim üçayaklı modernlik tasarımının üst başlığına dönüşebilmiştir. Bugün Cumhuriyetçiyim diyenler, esasen laik-ulusalcı-devletçi (modernler)olduklarını söylüyorlar. Devrimcilik oku ise özlemli çağrışımlarını bile yitirmiş bir ironi bu gün. Halkçılık derseniz, Anayasa’ya yazıldığı 1937 yılında sınıflarının varlığının inkârını yansıtıyordu. Bugün demagojik bir argüman olarak bile başvurulmuyor. Otoriter laiklik anlayışının ağırlığı ile halkın söylemden bile kovulmasına tanık olduk. Halk, kritik hiçbir kararda kendisine güvenilemeyecek, başvurulamayacak, göbeğini kaşıyan bidon kafalılara anonimleştiriyor artık.

Yazar, hedef alınan güçleri tanımlarken ordu, yargı, bürokrasi diyor, sivil ayağında CHP ve yazının sonrasında BAROLARI da bu cepheye koyuyor ve yanlarına modernist  seçmeni koyuyor. Ordu, yargı, bürokrasi deyince zaten eşittir Türkiye cumhuriyeti Devletidir, geriye ne kalıyor ki; zaten daha sonra aktaracağımız gibi Cumhuriyeti bu kesimin kurduğunu belirtiyor yazar. Yaşanan bir DEĞİŞİM  Mİ, bir DEVRİM Mİ YA DA YIKIM MI? Çünkü hedef alınanın açıkça devlet olduğu belli, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ.

Darbelerin üzerine gitmek, jitem cinayetlerini, kontur gerillanın faili meçhullerini açığa çıkarmak yargılamak ayrı şey, modern Türkiye Cumhuriyeti Devletini hedef koymak ayrı şeydir. Birincisine biz de tarafız, cinayetlere, faili meçhullere, darbelere biz de karşıyız. Bu yazıyı çok önemsedim çünkü bu yazıda bir saflık var ve niyetleri açığa çıkarıyor.. Yazımız devam edecek..

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: