ÇEK KANUNU TASARISI MEÇHÜL BİR TARİHE ERTELENEBİLİR

 KARŞILIKSIZ ÇEK EYLEMİ, NEREDEN NEREYE?

Karşılıksız çekte startı 6 Ocak 2009 tarihinde Prof.dr. Adem Sözüer tarafından verildi. Sözüer 5237 sayılı TCK ile 31.12.2008 tarihine kadar 3167 sayılı yasada gerekli uyum yapılmadığı,uyum yasası çıkmadığı için çek kanunun artık yürürlükte olmadığını söylemiş, İyimaya da kendilerini doğrulamıştı. Bu durum karşılıksız çek mağdurları için büyük umuttu. Ancak, sorun sadece 3167 sayılı yasanın yürürlüğü sorunu değildi. Karşılıksız çeke ceza bir insan hakları ve anayasa sorunu idi. Biz karşılıksız çeke bir af sorunu ya da yasanın yürürlüğü sorunundan öteye,  karşılıksız çek yüzünden hapis cezalarının AİHS ne ve Anayasanın 38. Maddesine aykırı olduğunu bu blogda yazmaya başladık. Karşılıksız çekte hapis cezası olduğunu, adli para cezasının sonuçta hapis cezası ile sonuçlandığını bırakın sıradan insanları milletvekilleri, gazeteciler bile bilmiyordu. 2009 Nisan ayında milletvekillerine faks çekme, mail gönderme eylemi başladı, sonra basına yoğun biçimde fakslar çekildi, konu ile ilgili bilgilendirmede önemli mesafeler kat edildi, en son TESK başkanı Palandöken’in gafını hatırlayınız, bunun da üzerine gidildi ve gerçek ısrarla ve ısrarla anlatıldı.

2009 Mayıs ayına gelindiğinde konu artık basında tartışılıyordu, internette konu ile ilgili haber ve yorumlar çoğaldı, Haziran ayı başında Star Tv. bana ulaştı, hiçbir kişisel bağım, ilişkim yoktu Star Tv. İle, yazılarımız onlara ulaştırılmış ki veya onlara takip edip bulmuşlar, bana ulaştılar ve bir röportaj yaptılar, röportaj 8 Haziran 2009 akşamı Star ana haber bülteninde yayınlandı ve takip eden haber bültenlerinde yer aldı. Bu sırada Çek Kanunu Tasarısı Meclis Adalet Komisyonunda idi. Artık karşılıksız çek konusu ülke gündemine oturmuştu, çek mağdurlarında umut zirvede idi. Adalet Komisyonu tasarıyı alt komisyon gönderildi, Prof. Dr. Adem Sözüer’in Alt Komisyona çağırıldığı haberi alındı ve bu durum umutları artı.  Beklenti alt komisyonda sorun çözülecek, tasarı beklentileri karşılayacak değişiklik önerileri ile Adalet Komisyonuna gelecekti. Olmadı, Adalet Komisyonu önce alt komisyonun raporu gelmedi gerekçesi ile ertelendi, daha sonra da Babacan bir açıklama yaptı ve piyasada 226 milyar çek olduğunu, karşılıksız çek affını likidite sıkıntısı yaratacağını söyledi. İnsan hakları, anayasal haklar v.s önemli değildi, ekonomiyi kurtarmak için insan hakları ve anayasal haklar ihlal edilebilirdi. Kaldı ki açıklama doğru değildi, 3167 sayılı çek kanunu 1985 den beri yürürlükte idi ve karşılıksız çek ciddi hapis cezaları ile karşılanıyordu, ama ekonomi bir türlü düzene girmemişti, 1985den bu yana sayısız ekonomik krizler yaşamıştı ülke. Bu açıklama ile yeni çek kanunu tasarısı rafa kaldırıldı ve bir daha raftan ne zaman indirileceği de meçhul, top direkten dönmüştü.

Bu gelişmelerin arkasından 23 Haziran eylemi gerçekleştirildi. Eylem başarılı idi. MHP den Oktay Vural Mağdurlar ile basın toplantısı yaptı, Baykal grupta mağdurları destekleyen bir konuşma yaptı, böylece mağdurların yeniden moral buldular. Bütün bu eylemlerde hiçbir zaman umulan sayıya ulaşılamadı ve eylemlere öncülük yapanlar birbirlerini suçlamaya başladılar, bu durum meclisin tatile girmesi ile sönen umutları biraz daha olumsuz etkiledi ve şu an gördüğümüz gibi  bloglarda yorum yapanlar bire, ikiye düştü.

EYLEMLERDE SAYIYI ARTIRMAK İÇİN ZORLAMA ÇAĞRILAR BAŞLADI

Eylemlere zorlama çağrılar fayda etmedi çünkü bu çağrılar gerçekler üzerine oturmuyordu, gerçekleri göz ardı eden çağrılardı. Eyleme hazırlık aşaması ve eylem biçimi demokratik değildi öncelikle, eylem hazırlıklarında ve eylemlerde bireysellik zirvede idi. Kurtuluş savaşını hatırlayınız, Mustafa Kemal bir asker, cephelerden gelmiş, ne yaptı kurtuluş savaşını başlatmak için kurultaylar topladı ve bu kurultaylarda aldı bütün önemli kararlarını.

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSU CİDDİ BİR KONU İDİ VE MÜCADELE CİDDİYE ALINMALI İDİ. NE YAPILMALI İDİ?

Ben ne yapılması gerektiğini bu blogda yazdım. Bir araya gelen çek mağdurlarının kaç kişi olduğu önemli değil, önemli olan doğru eylemi koymaktı. Ne yapılmalı? Tekrarlıyorum:

Gördüğümüz kadarı ile bütün eylemlere katılan 25 kişi civarında insan var, işte bu insanlar önce bir araya gelip durumu enine boyuna tartışmaları gerekir. Sonra alınacak kararlar doğrultusunda bir örgütlenmeye gidilir,   bir yürütme organı oluşturulur ve bu organ kararlaştırılan doğrultuda eylemleri yürütür, aksi bireysel çağrılarla yapılan eylemlerin varacağı nokta için söze ve tanığa gerek olmadığı kanaatindeyim.

ÇEK KANUNU TASARARISININ RAFA KALDIRLIMA NEDENİ ÖZETLE:

PİYASADA 226 MİLYAR LİRA ÇEK VAR, AF VEYA BENZERİ DURUMDA LİKİDİTE SIKINTISI DOĞAR.

Çek kanunu rafa kaldıran bu iddia geçici bir durumu yansıtmıyor, bu gerekçe ortadan kalkmadıkça karşılıksız çeke af çıkması, ya da çek tasarısının yasallaşması bu rafa kaldırmanın mantığına aykırı olacaktır.

ÇEK KANUNU TASARISI MEÇHÜL BİR TARİHE ERTELENEBİLİR

Değil Ağustos ayında Ekimden sonra da çözümün garantisi yoktur. Bu nedenlerle bireysel hareketler yerine bir an önce örgütlenerek eylemi toplumsal hale getirmek gerekiyor, yoksa eylemlere katılan 20, 25 kişi de inancını yitirtecektir. İnsanlar şimdiye kadar hareketin arkasında ciddi bir örgütlenmenin olduğunu sanıyorlardı, ancak şapka düştü kel göründü, artık ciddi olunmalı çözüm isteniyorsa.

 BURHAN İŞCAN’IN YORUMU İÇİN TIKLAYINIZ

FISILTI GAZETESİ KARŞILIKSIZ ÇEK SORUNU AĞUSTOSTA ÇÖZÜLEBİLİR, EKİME KESİN GÖZÜ İLE BAKILIYOR HABER İÇİN TIKLAYINIZ

KADİR KARTAL GÜZEL BİR ÖYKÜ GÖNDERDİ MORALLERİ YÜKSELTECEK TIKLAYINIZ

 

 

 

 

.

KARŞILIKSIZ ÇEK AFFI

Posted in Genel. 5 Comments »

KARŞILIKSIZ ÇEK KİTABI ÇIKIYOR

KİTAP 20 AĞUSTOSA KADAR BASKIYA HAZIR HALE GETİRİLECEK, EYLÜL BAŞINDA İSE PİYASAYA ÇIKACAKTIR. KİTAP, BİR AVUKAT TARAFINDAN DERLENİYOR, ÜZERİ FİYATI 5(BEŞ) TL OLACAK, ÇEK MAĞDURLARI KİTABI 2.5(İKİBUCUK) TL YE SATIN ALABİLECEK.

KİTABIN İÇERİĞİ:

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSUNDA ÇIKAN MAKALELER,

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSUNDA ÖNEMLİ KİŞİLERİN YAPTIĞI AÇIKLAMALAR; PROF. DR.ADEM SÜZÜER, YARGITAY BAŞKANI HASAN

GERÇEKER, AHMET İYİMAYA GİBİ ..

MAHKEME KARARLARI (BERAAT)

MAĞDUR ÖYKÜLERİ

3167 SAYILI KANUN METNİ

ÇEK KANUNU TASARISI METNİ

SİZDEN NE BAKLİYORUZ?

YAYINLANMASINI İSTEDİĞİNİZ MAKALE, HABER, BİLGİ VE BELGE, ÇEK MAĞDURLARINA İLİŞKİN ÖYKÜLERİ 20 AĞUSTOSA KADAR BİZE ULAŞTIRMANIZI İSTİYORUZ.

KİTABIN BASILIP BASILMAMASI KONUSUNDA BİR BEKLENTİ YOK ÇÜNKÜ SİZLERİN KİTABIN FİNANSMANINA KATILMANIZ BEKLENMİYOR.

ASLİYE CEZA HAKİM VE SAVCILARININ KİTABA İLGİ GÖSTERECEĞİNİ VE MUTLAKA OKUYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ, ÇÜNKÜ DOĞRUDAN ONLARI İLGİLENDİREN BİR KONU.

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSU NE OLACAK, NE YAPMALI?

AŞAĞIDAKİ SORULARA YORUM VE CEVAPLARINIZI BEKLİYORUZ. YORUM VE CEVAPLARINIZI YORUMLAR BÖLÜMÜNDE YAYINLAYABİLECEĞİMİZ GİBİ YAZAR OLARAK DA YAYINLAYABİLİRİZ.

KARŞILIKSIZ ÇEKE ADLİ PARA CEZASI, YANİ HAPİS KALKACAK MI?

ÇEK KANUNU TASARASI TBMM GÜNDEMİNE NE ZAMAN GİRECEK?

ÇEK KANUNU TASARISI SORUNU ÇÖZÜYOR MU, AĞIRLAŞTIRIYOR MU?

MECLİSE YÖNELİK EYLEMLERDEN NE BEKLENİYOR?

BUGÜN, HABER SİTELERİNE, BLOGLARA ULAŞMAYAN BİRÇOK MAHKEME BERAAT KARARI VERİYOR VE 10. CEZA DAİRESİNİN ONAMA KARARINA RAĞMEN MAHKEMELER BERAAT KARARINA DEVAM EDİYOR.

SİZCE ÇÖZÜM YARGITAY CEZA GENEL KURULU MU?

BERAAT VEREN ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SAYISININ ÇOĞALMASI İÇİN NE YAPMALI? SİZCE ASLİYE CEZA MAHKEMELERİNİN HAKİMLERİ KONUYA YETERİ KADAR HAKİM Mİ? BU HAKİMLER BAŞTA AKADEMİSYENLER OLMAK ÜZERE YAZILANLARI TAKİP EDİYORLAR MI?

KİTAP HAZIRLIĞI

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSUNDA, BU KONUDA YAZILAN MAKALELERİ, HABERLERİ, ÖYKÜLERİ İÇERECEK BİR KİTAP HAZIRLANMASI ETKİLİ OLUR MU? BÖYLE BİR KİTAP HAKİMLERE, MİLLETVEKİLLERİNE, YÜKSEK YARGI ÜYELERİNEGÖNDERİLSE ETKİLİ OLUR MU?

HÜKÜMETİN ÇEK KANUNU TASARISINDAN ADLİ PARA CEZASINI KALDIRACAĞINI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

HÜKÜMET ÇEK KANUNU TASARISINDA ADLİ PARA CESAZINI KORUYARAK MEVCUT KARŞILIKSIZ ÇEKLERE, HAPİSTE OLANLARA VE KAÇAK OLANLARA AF GETİRMESİNİ BEKLİYOR MUSUNUZ?

MECLİSİN BİR AF ÇIKARACAĞINI DÜŞÜNSEK ACABA BUNUN ŞEKLİ VE KAPSAMI NE OLACAKTIR?

a)    CEZALARI KISMEN AFFETMEK,

b)    CEZALARI TAMAMEN AFFETMEK,

c)     CEZALARI ERTELEMEK

BUNLARDAN HANGİSİNE KATLIYORSUNUZ, KATILMIYORSANIZ NASIL BİR AF BEKLİYORSUNUZ?

HÜKÜMET NEDEN AF ÇIKARACAK SİZCE?

a)    MAHKEMELER VE YARGITAY İŞİN ALTINDAN KALKAMIYOR, HAPİSHANELERDE YER YOK, BU NEDENLE,

b)    HÜKÜMET KARŞILIKSIZ ÇEKE HAPİS CEZASINA KARŞI OLDUĞU, AB KRİTERLERİNİ SAVUNDUĞU İÇİN AF ÇIKARACAK.

KARŞILIKSIZ ÇEKE HAPİS CEZASINA KARŞI MÜCADELEDE EN FAZLA ETKİLİ OLANLAR.

a)    PROF.DR. ADEM SÖZÜER,

b)    PROF.DR. HAYRİ DOMANİÇ,

c)     BLOGLAR VE WEB SİTELERİ,

d)    AVUKATLAR,

e)    ÇEK MAĞDURLARININ EYLEMLERİ (ÇEK MAĞDURLARI BİLEŞENİ)

f)      BASIN VE TELEVİZYONLAR,

KARŞILIKSIZ ÇEK EYLEMLERİ

KARŞILIKSIZ ÇEK EYLEMLERİ ETKİLİ Mİ?

EYLEM HESAPLARI DOĞRU YAPILIYOR MU?

EYLEMLERİN BASINDA ÇIKMASI TEK BAŞINA YETERLİ Mİ?

EYLEMLERDE VERİLEN MESAJLARIN ETKİNLİĞİ Mİ DAHA ÖNEMLİ?

EYLEMLERİN İKİ BAŞLI OLMASININ ETKİLERİ NELER OLABİLİR? İKİ BAŞLILIK ENGELLENEBİLİR Mİ? ENGELLENEMEZ İSE GÖRÜNTÜNÜN BOZULMAMASI İÇİN NE YAPILABİLİR?

KİTAP

KARŞILIKSIZ ÇEK KONUSUNDA HAZIRLANACAK KİTAP İÇİN ÖNERİLERİNİZİ BEKLİYORUZ. KİTAP 20 AĞUSTA BASIMA GİRECEK, BU SÜRE İÇERİSİNDE KATKILARINIZI BEKLİYORUZ.

ELİNİZDE MEVCUT BİLGİ VE BELGELER

a)    MAHKEME KARARLARI,

b)    MAKALELER

c)     KENDİNİZE VEYA YAKINLARINIZA AİT KONUYA İLİŞKİN ÖYKÜLER,

BURHAN İŞCANI CEVABINI                   http://hukukro.wordpress.com       OKUYABİLİRSİNİZ

DEMOKRAT AVUKATLAR ÇIKIŞ ARIYOR- 2

DEVLETÇİ BAROLAR KARŞISINDA ÇARESİZ MİYİZ  2

Av. GÜRBÜZ ÖZALTINLI* / İstanbul Barosu’nun web sayfasında küçük bir gezinti yapın. Bir tane bile işkence haberine, bir tane bile Ergenekon’un işlediği iddia edilen suçların vahametine, darbeciliğin soruşturulması zorunluluğuna tepki göremeyeceksiniz. Evet, bir tane bile yok. Ama sayısız Ergenekon soruşturmasının hukuk ihlalleri içerdiğine ilişkin haberlerle karşılaşacaksınız. Nedeni çok açık değil mi?

 

Ahmet Altan’ın benzetmesiyle “fırtınanın gözündeyiz” ve fırtına devam ediyor. Bayıldığım başka bir benzetme de Murat Belge’nin buluşu: “Halat çekme yarışı”. Fırtınanın gözü de, halat çekme de kendi düzeylerinde temel noktalara güçlü vurgular yapıyor. Gerçekten, toplumsal hayatın gidişini kökten değiştirecek -belki taraf olan aktörlerin ufkunu da aşan- derinlikte bir kırılmanın eşiğinden geçiyoruz. Sadece iktidar değil, toptan bir rejim ve zihniyet değişikliğine gidebilecek bir kavşaktayız. Ve biz bugüne içeriden bakıyoruz. Fırtınanın gözü bu. Bu değişim olanca sertliğine rağmen, derinliğini gizleyen bir yavaşlığı, durgunluğu da barındırıyor. Hiç doğrusal değil. Tersine med-cezirli bir karaktere sahip. Halata asılan güçler kolay pes edecek gibi görünmüyor.(yazarın bu yazısı taraf gazetesinden alınmıştır)

YAZAR DOĞRULARI YAZARAK YANLIŞ SONUÇLARA VARMAKTADIR.

SÖZ KONUSU DOĞRULAR İLE SONUÇ ARASINDA NEDENSELLİK BAĞLANTISI YOKSA YANLIŞ SONUCA VARIRSINIZ, AMA SIRALANAN BU DOĞRULAR OKURLARI YANILTABİLİR.

Cumhuriyetten, modernlikten yana olmakla; darbeden, işkenceden, faili meçhul cinayetlerden yana olmak arasında ne gibi nedensellik bağlantısı vardır? İnsan hafızasının unutkanlığından yararlanarak yanlışları doğru gibi sergilemek tarihsel gerçekleri ortadan kaldırmaz.

Şöyle yakın tarihe bir göz atalım. Kontur gerilla nedir, ne zaman ve kimler tarafından kurulmuştur? Kontur gerilla hangi faili meçhul cinayetleri işlemiş, kimlere işkence yapmıştır? Bugün o çok sevindiğiniz büyük fırtına nereden estiriliyorsa, halatın öte yanında kimler vardı ise işte kontur gerilla onların eseridir ve onlar geçmişte sizin modernist dediğiniz insanlara işkence uygulamış, faili meçhul cinayetleri işlemiş, idam sehpaları kurmuştur.

Türkiye’deki adı Özel Harp Dairesi, Jitem yada her ne ise, İtalya’da Gladio v.s Nato tarafından, komünizme karşı kurulduğu yazarın da kabul edeceği tarihsel bir gerçektir.12 Mart darbesine gelirken işlenen cinayetlerin arkasında bu derin devlet organizasyonu vardır, İlhan Selçuk’a zivberbey işkencelerini onlar yapmıştır ve 12 Mart faşistlerinin idam ettiği Deniz Gezmiş’leri asan irade, bu iradedir.1970- 80 arası işlenen altı bin faili meçhul cinayet onların işidir. Bugün adına Ergenekon denilen ve kasıtlı olarak kapsamı genişletilen örgüt son on, on beş yılda ortaya çıkan bir örgüt değil, zaten iddianamede bin yıl öncesine kadar uzatılıyor tarihi J

Gelelim İstanbul Barosunun Web sitesine; evet sav doğrudur, bu sitede tek bir işkence haberi yoktur. KARŞILIKSIZ ÇEK ile ilgili de tek bir satır yoktur ki bize göre bu bir insan hakları sorunudur; ama biz halatın diğer tarafına bakıyoruz oradaki avukatlarda KARŞILIKSIZ ÇEK ile ilgili tek bir satır yazmadılar, tek bir söz etmediler. Bizce iki tarafta yanlıştır. Onlar Devletçi ise –ki bu bizim görüşümüz değil- sizde AMERİKANCI, NATO’cusunuz illa bir yafta yapıştırmak gerekiyorsa. DEVAM EDECEK

DEMOKRAT HUKUKÇULAR ÇIKIŞ ARIYOR

(20 TEMMUZ TARİHLİ TARAF GAZETESİNDE)

DEVLETÇİ BAROLAR KARŞISINDA ÇARESİZ MİYİZ?

Av. Gürbüz Özaltınlı ERGENEKON DAVASINI kast ederek “Halat çekme yarışı” diyor bugün Türkiye’de yaşananlara ve şöyle devam ediyor:

Halatın ne tarafında hangi güçlerin durduğu açıkça belli; Merkezinde ordu-yargı bürokrasinin durduğu, sivil ayağını CHP nin oluşturduğu statükocu cephe, bütün olanakları ile değişime direnç gösteriyor. Bu cephe, küçümsenmeyecek bir medya desteğiyle kentli orta sınıfların önemli bir kesimini yedeğine almayı başarabildi. Bu hiç sürpriz değil. Zira tüm Cumhuriyet tarihi boyunca devletin kesintisiz olarak ürettiği “modernleşme ideolojisi” nin en iyi müşterileri, kentin ürettiği konforları hayatına sokmayı başarabilen bu meslekli sınıflar oldu. Bu modernleşme ideolojisinin temel kavramsal ayaklarını, otoriter bir laikliğin, dış dünyadan kuşku duyan bir milliyetçiliğin ve toplum karşısında yüceltilip kutsallaştırılan öncü modernleşmeci bir devletçiliğin oluşturduğunu biliyoruz. Tarihsel olarak monarşiye karşıtlığı işaret eden modern devletin idaresi olarak dolaşıma sokulan Cumhuriyetçilik kavramı, bugün kolaylıkla, yukarıda işaret ettiğim üçayaklı modernlik tasarımının üst başlığına dönüşebilmiştir. Bugün Cumhuriyetçiyim diyenler, esasen laik-ulusalcı-devletçi (modernler)olduklarını söylüyorlar. Devrimcilik oku ise özlemli çağrışımlarını bile yitirmiş bir ironi bu gün. Halkçılık derseniz, Anayasa’ya yazıldığı 1937 yılında sınıflarının varlığının inkârını yansıtıyordu. Bugün demagojik bir argüman olarak bile başvurulmuyor. Otoriter laiklik anlayışının ağırlığı ile halkın söylemden bile kovulmasına tanık olduk. Halk, kritik hiçbir kararda kendisine güvenilemeyecek, başvurulamayacak, göbeğini kaşıyan bidon kafalılara anonimleştiriyor artık.

Yazar, hedef alınan güçleri tanımlarken ordu, yargı, bürokrasi diyor, sivil ayağında CHP ve yazının sonrasında BAROLARI da bu cepheye koyuyor ve yanlarına modernist  seçmeni koyuyor. Ordu, yargı, bürokrasi deyince zaten eşittir Türkiye cumhuriyeti Devletidir, geriye ne kalıyor ki; zaten daha sonra aktaracağımız gibi Cumhuriyeti bu kesimin kurduğunu belirtiyor yazar. Yaşanan bir DEĞİŞİM  Mİ, bir DEVRİM Mİ YA DA YIKIM MI? Çünkü hedef alınanın açıkça devlet olduğu belli, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ.

Darbelerin üzerine gitmek, jitem cinayetlerini, kontur gerillanın faili meçhullerini açığa çıkarmak yargılamak ayrı şey, modern Türkiye Cumhuriyeti Devletini hedef koymak ayrı şeydir. Birincisine biz de tarafız, cinayetlere, faili meçhullere, darbelere biz de karşıyız. Bu yazıyı çok önemsedim çünkü bu yazıda bir saflık var ve niyetleri açığa çıkarıyor.. Yazımız devam edecek..

ÜMRANİYE EYLEMİ SES GETİRDİ

 KARŞILIKSIZ ÇEK MAĞDURLARININ ÜMRANİYE CEZAEVİ ÖNÜNDEKİ EYLEMİNE BAŞTA HABERTÜRK OLMAK ÜZERE YENİ ŞAFAK GAZETESİ, SAMANYOLU GİBİ ÖNEMLİ İNTERNET SİTELERİNDE GENİŞ YER VERİLDİ

Eylem başarılıydı, ancak eyleme katılan bazı çek mağdurlarının bazı şikâyetleri vardı; basın açıklamalarının gereğinden fazla uzun olması, çok uzun konuşmaların yapılması ve bu nedenle çek mağdurlarına söz sırası gelmemesi, önceden eylem komitesince kararlaştırılan konulara uyulmaması gibi. Birçok mağdurdan gelen bu şikâyetlerin giderilememesinin hareketi zaafa uğratacağından korkuluyor ve süreçte eylemlerin farklı gruplarca düzenleniyor olması olasıdır deniliyor. Bizim önerilerimiz:

Bir Eylem Komitesi olmalı, örneğin beş kişiden oluşan,

Basına yapılacak açıklama önceden hazırlanmalı ve kısa öz olmalı,

Eyleme katılan mağdurların basın ile ilişki kurmasına olanak sağlanmalı,

Açıklamalarda siyasi içeriklerden kaçınılmalı, çünkü çek mağdurları çeşitli görüşlerden oluşmakta, ayrıca siyasi partilere yönelik sempati açıklamaları zaaf yaratır,

Eylem kararı nabız yoklanarak komitece alınmalıdır.

HABER YAPAN GAZETE VE İNTERNET SİTELERİ AÇISINDAN BİR İLGİNÇLİK

Başından beri çek mağdurları eylemlerine siyasal iktidar yanlısı, ya da siyasal iktidara yakın basın iktidara muhalif basına oranla daha çok yer veriyor, Yeni Şafak, Zaman gibi iktidar yanlısı gazeteler veya Haberturk gibi yansızlık iddiasındaki basın. Muhalif olarak bilinen Doğan Medya grubu ise bazı yazarları hariç ya hiç haber yapmamakta, ya da çok az yer vermektedirler. Üzerinde düşünmeye değer buluyorum.

İKTİDAR BİR BÜTÜNDÜR

AVUKAT BURAK KERİM’E

On binlerce avukatın içerisinden bir Av. Burak Kerim çıkmış çek davasına destek veren, on binlerce çek mağdurundan bir veya birkaç Burhan İşcan çıkmış çek mağdurlarına önderlik edecek; bu yüzden insanın dili varmıyor bu birkaç insanı eleştirmeye. Ne yazık ki Türkiye insanı tebaa kültürünü aşıp yurttaş bilincine erişemedi, birey olduğunun, hakları olduğunun farkında değil. Karşılıksız Çek Mağdurları Hareketi internet üzerinden, birbirlerini tanımayan insanların ortak sorunları etrafında toplanması ile ortaya çıkmış, biraz da kendiliğinden gelişen bir hareket, farklı inanç ve düşüncede olan insanlar ortak sorunları için bir platform oluşturdular. Bu son derece olumlu bir gelişmedir ve giderek, çoğalarak güçlü bir toplumsal hareketi tetikleyebilir, çünkü toplum küresel krizi etkisi altında işsizleşiyor, yoksullaşıyor, açlık sınırında yaşayan insanların sayısı çığ gibi artıyor.TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

HÜKÜMET ÇEK KANUNUN ÇIKMASINI SÜRÜNCEMEDE BIRAKABİLİR

ÇEK KANUNU ÇIKAR MI?

HÜKÜMET KANUNUN ÇIKMASINI SÜRÜNCEMEDE BIRAKABİLİR,

BÖYLECE 3167 SAYILI KANUN KANUNSUZ OLARAK YÜRÜRLÜKTE KALIR,

HÜKÜMET ANCAK SOSYAL OLAYLARIN SIKIŞTIRMASI İLE İLERİKİ BİR TARİHTE KANUNU YENİDEN GÜNDEME GETİREBİLİR.

Daha önceki bir yazımda belirtmiştim, yazılarımı takip edenler hatırlayacaktır; hükümetin önündeki ihtimallerden birisi ve çek mağdurları için en kötüsü hükümetin çek kanunu çıkarmayarak işi sürüncemede bırakmasıdır. Hükümet karşılıksız çek suçunu Anayasa ve insan hakları açısından değerlendirmemekte, pragmatist bir yaklaşımla soruna bakmakta ve cezanın devamının ekonomiyi kısa vadeli de olsa rahatlattığını düşünmektedir. En son Babacan’ın kanuna muhalefet ettiği açıklaması bu pragmatist yaklaşımın bir sonucudur.

Hükümet, 3167 sayılı kanunun yürürlüğü konusunda ise topu Yargıtay’a atmış durumda, Yargıtay 10. Ceza Dairesi ise çıkar çevrelerinin beklediği biçimde karar vermiş, hükümet bu durumda iyi polis rolünü oynamaktadır.

Bu varsayımdan ibarettir, herhangi bir istihbarata dayanmamaktadır ve bizim bu konudaki beklentimiz bu değildir, bizim açık net görüşümüz şudur:

3167 SAYILI KANUN MÜLGA BİR KANUNDUR, YÜRÜRLÜKTE DEĞİLDİR. BU KANUNDAN İNSANLARIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN YOKSUN BIRAKILMASI ANAYASAYA AYKIRIDIR VE BİR GÜN SORUMLULARI YARGI ÖNÜNDE HESAP VERMEK ZORUNDA KALABİLİRLER, TARİH BENZER OLAYLARA ÇOK TANIK OLMUŞTUR.

KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇU MODERN HUKUKUN KABÜL EDEMEYECEĞİ İLKEL BİR SUÇ ANLAYIŞIDIR, BU SUÇ ANAYASANIN 38. MADDESİNE VE AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRIDIR.

Bütün bu nedenlerle 3 yıl, beş yıl hapiste yatacak insanların, böyle bir mahkûmiyete aday olanların uzun vadeli örgütlenmelere destek vermeleri gerekmektedir. Bu doğrultuda devam etmekte olan ÇEK MAĞDURLARI EYLEMLERİ demokratik ölçülerde kaldığı sürece yerindedir ve devam etmelidir.

AÇLIK GREVİ GİBİ EYLEMLERİN HESABI İYİ YAPILMALIDIR VE BİZCE BÖYLESİ AĞIR EYLEMLERE SON ÇARE OLARAK BAKILMALIDIR.

 NOT : KARŞILIKSIZ ÇEK EYLEMLERİ VE DİĞER YAZILAR İÇİN  http://hukukro.wordpress.com ADRESİNİ ZİYARET EDİNİZ.

HAKSIZLIĞA KARŞI DİRENMEK

 Bir başkasına karşı yapılan haksızlığa karşı, ben, biz harekete geçebiliyorsak, tepki koyabiliyorsak; haksızlığa uğrayan bizimle aynı görüşleri paylaşmayan biri olsa bile bunu yapabiliyorsak yurttaş olmanın bilincindeyiz demektir. Nazi Almanya’sını hatırlayalım; milyonlarca insan tutuklandı, işkence gördü, gaz odalarında can verdi; işte bu dönemde papaz Martin Niemoller’in yaşadıkları ibret vericidir. Papaz anılarında yaşadıklarını şöyle anlatıyor: Naziler ilk geldiğinde önce Yahudileri temizlediler, ben sesimi çıkarmadım. Ne de olsa Yahudi değildim. Sonra sıra Komünistlere geldi. Onları temizlediler ben yine bana ne dedim nihayetinde Komünistte değildim. Sonra Sosyalistler gitti. Bana ne canım ben Sosyalist miydim ses çıkarayım? Derken Sosyal Demokratlara el attılar. Ben yine tepki göstermedim olana bitene zira Sosyal Demokratta değildim. Sıra bana geldiğinde ise ortada ses çıkaracak hiç kimse kalmamıştı. Ve papazda gaz odasına gönderildi. Bugün ÇEK MAĞDURLARININ canı yanıyor ama daha davası sonuçlanmayanlar, ya da henüz davası açılmayanlar susuyorlar, çünkü henüz sıra onlara gelmedi; sıra onlara geldiğinde ise yukarıdaki papaz olayındaki gibi ortada sesini çıkaracak hiç kimse kalmayacak, onlar bunun farkında değiller.

%d blogcu bunu beğendi: