29 HAZİRAN MECLİS EYLEMİ, NOTLAR

29 Haziran sabahı  saat 8.30 dan itibaren çek mağdurları Meclisin Dikmen kapısında toplanmaya başladı.Saat 9 civarında önce resmi kiyafetli polisler grubu soruşturmaya başladı. Polisler bir yandan neler olduğunu anlamaya çalışıyor ve aynı anda da elde ettikleri bilgileri amirlerine telsiz ve telefonlarla aktarıyorlardı. İzmir’den Kadir arkadaş büyük bir sabırla kim olduklarını, ne için orda bulunduklarını anlatıyordu, derken sivil görevli yetkililer görevi devir aldı ve grupla diyalog kurarak hem güvenliği sağlamaya, hem de grubu yönlendirmeye, yardımcı olmaya çalışıyorlardı. Amirin iyi eğitimli biri olduğu her halinden  anlaşılıyordu. Grup karşılıklı diyalogdan sonra yakındaki parka yönlendirildi. Doğrusu görevli amir ve polisler grubun taşkınlık yapacak bir topluluk olmadığını kısa zamanda anlamışlardı ve gruba yardımcı olmaya çalışıyorlardı.

İlk saatlerde gelen haberler biraz moral bozucuydu. Başbakan son derece yoğundu, Genel Kurmay Başkanı ile randevusu vardı ve daha sonrada bakanlar kurulu toplantısı vardı. Grupta Av. Rahmi Ofluoğlu’nun bulunması görevlileri rahatlatmıştı. Ofluoğlu Antalya Ankara yolculuğunda , uçakta Kültür ve Turizm bakanı 68 li Ertuğrul Günay ile karşılaşmış ve kısa süre sohbetlerinde hükümetin yoğunluğunu , başbakan ve bakanlarla görüşmenin nerede ise imkansız olduğunu öğrenmişti.

İlerleyen saatlerde Show Tv park alanına ulaşmış ve mağdurlar ile roportaja başlamıştı. Show Tv yi diğer kanallar izledi. Akşam ana haber bültenlerini dinledikten sonra edindiğim izlenimleri şöyle özetleyebilirim:

Televizyon ropotajlarında çek mağdurlarının konuşmaları oldukça etkiliydi, özellikle bayanların konuşmaları çok açıklayıcı ve bir o kadar da etkileyici idi.

Tv ler uzun hukuksal açıklamalara haber bültenlerinde yer verme yerine mağdurlarla yapılan roportajları yayınlamışlardı. Buradan benim çıkardığım sonuç böyle eylemlerde hukukçuların çok özet, özlü kısa açıklamarının daha etkili olacağı doğrultusundadır .

Eylem zamanlamasının doğru olmadığını daha önce yazmıştım , ancak eylem sonrası iyi ki bu eylem yapıldı dedim. Eylemin daha organize olması,demeçlerin kısa,öz ,nerede ise sloganımsı olması daha iyi olacaktı. Çek mağdurları bunu başarmışlardı, bunu tekrarlamakta yarar görüyorum.

ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞENİNDEN AÇIKLAMA :

KANUNSUZ CEZA  UYGULAMASI  SON BULUNCAYA VE YASALARIMIZDAN BORÇTAN  HAPİS CEZALARI SÖKÜLÜP ATILINCAYA KADAR EYLEME DEVAM.

Çek mağdurlarının meclis eylemine Show Haber ve Star Tv ana haber bültenlerinde geniş yer verdi. Birçok internet sitesi meclis eylemini haber yaptı. İşte bir kaçı :

29  HAZİRAN MECLİS EYLEMİNİ HABERLERİ İÇİN LİNKLER

http://www.pressturk.com/haber.php?haber_id=39909

http://www.pressturk.com/haber.php?haber_id=39891

http://www.pressturk.com/haber.php?haber_id=39889

http://www.turuncutime.com/news/129/ARTICLE/10735/2009-06-23.html

http://www.haberx.com/Gundem-Haberleri/Haziran-2009/Cek-magdurlari-Mecliste.aspx

http://www.iha.com.tr/haber/detay.aspx?nid=76790&cid=11

http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/?t=29.06.2009&i=195282

SHOW TV 29 HAZİRAN EYLEMİ HABERİ

http://www.youtube.com/watch?v=tGS5gh2K-tk

you tube giriş için indir

http://www.yeniprogram.gen.tr/indir/17194/Youtube-Giris-Programi.html

17 Responses to “29 HAZİRAN MECLİS EYLEMİ, NOTLAR”

  1. BURHAN İŞCAN Says:

    SAYGIDEĞER, ONURLU HALKIMIZDAN TALEBİMİZDİR

    KONU: BANKALARIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNE, MİLLETİNE VE HÜKÜMETİNE KARŞI BAŞLATTIKLARI EYLEMLERE KARŞI TEPKİ EYLEMİNE DAVETTİR

    Ben; “ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM” diye adlandırdığımız, sayıları şimdilik 150 bin olan ve yasalarımızda da “KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇLULARI” kabul edilen gurubun sözcüsü ve aralarında seçtikleri başkanıyım.
    Gayemiz, toplumda oluşmuş; “ÇEK MAĞDURU YOKTUR”, “DOLANDIRICILAR VARDIR” ön yargı ve sabit fikrini yok ederek, alnımıza sürülen kara lekeden kurtulmaktır.
    Hükümetinizin çıkardığı Yeni Türk Ceza Yasası cezada KASIT UNSURLARI nın gözetilmesini öngörür. Ancak bu husus, 3167 sayılı Çek Yasası Müeyyideleri içinde yoktur. Yasaların uygulamalarında kıyas yasağı da vardır. Yani karşılıksız çek suçlamalarında yargılama eksiktir. 3167 sayılı yasanın yeni ceza yasasına uyum çerçevesinde değiştirilmemesi sırf bu nedenden dolayı bizleri mağdur etmiştir.
    Öte yandan yasa değişecek af gelecek beklentisi de; suiniyetle çek kesme miktarını artırmıştır. Af gelecek, borçlu borcundan kurtulacak gibi safsataya dayalı teorilerde, bizler gibi borç kul hakkıdır ve namustur anlayışında olanlar için ayrı bir mağduriyet oluşturmaktadır. Zira kurunun yanı sıra yaşlarda yanmaktadır. Bu yüzden bizler 31.12.2008 tarihine kadar KASIT unsuru gözetilerek yeniden yargılanma beklentisi içinde idik.
    Bizler borçlarımızı ödemek ve kul hakkından kurtulup ismimizi temize çıkarmak istiyoruz. Ceremeyi kimseye çektirmek istemiyoruz. Bu da borçlu ile alacaklının, makul süre ve makul faiz gibi hususlarda anlaşması ile mümkün görülmektedir. Bizim bu teorimiz.ispatlanmıştır. Ancak 3167 sayılı yasa içine dolaylı yollardan koyulmuş HAPİSLİK CEZASI bu imkanı yok etmektedir. Ayrıca bu ceza Anayasa mızı da ihlal etmektedir. 31.12.2008 tarihine kadar, yeni ceza yasasına uyumlu çek yasasının çıkmaması sebebiyle; 3167 sayılı yasadaki suç ve cezalar ilga olmuştur. Bu husus; çeşitli hukukçular, özelliklede İ.Ü.Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Adem Sözüer tarafından her fırsatta belirtilmiştir. Bu durum sorunu büsbütün artırmış, çözülmeze götürmüştür. Çünkü beklentiler adalet önünde HAK ARAMA durumuna dönüşmüştür. MAĞDURİYETLER oluşmuştur. Çek mağduriyetleri kısır döngü sonucu ortaya çıkan bir zincirin sonucudur. Bu gün mağdur olmayan ve çek kullanan her kes yarın mağdur olmaya adaydır. Yasayı geciktirmenin sonucu ağır olacaktır. 1.1.2009 tarihinden bu yana 180 gün geçmiştir. Hapislikler sürmektedir. Lehe karar veren mahkemeler bile durdurulmuştur. Yargı önünde eşitsizlikler oluşmuş; ADALETE , HUKUKA ve HUKUKÇUYA güven ve saygı kalmamıştır. Yargı zan altında bırakılmıştır.
    BU NEDENLERDEN DOLAYI “ÇEK YASASI ve MAĞDURLARININ sorunu TOPLUMSAL SORUN haline gelmiştir.GEÇ GELEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR.
    Karşılıksız çekten dolayı hapis cezası , kanayan bir yaradır ve Türk Hukuk Sistemi açısından bir yüz karasıdır! Kişi hak ve hürriyetlerine ve esasen mevcut Anayasamıza da aykırı olan bu uygulama 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle yeni bir boyut kazanmıştır.
    Bizler bu duygularla yeni çek yasasının yapılmasını beklerken bir gerçekle karşılaştık. Hükümet bankalarında sorumluluklarının artırılmasını istiyordu. Ancak bankalar buna yanaşmıyorlardı. Bankalar; ayrıca, hükümet tarafından çıkartılan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan SİCİL AFFI YASASI ile KREDİ KARTLARI ile ilgili yasalarada karşı çıkıp uymamaktadırlar.
    “Henüz üç gün önce yazdığımız ‘Bankaların Timsahlığı ve Kart Aidatı’ başlıklı yazımızda ve Türk bankacılığıyla alakalı başka yazılarımızda, bankaların Türk ekonomisi ve halkın sırtında bir kambur olduğunu ifade etmiştik. Bu savımız bugün, TÜİK tarafından rakamlarla teyit edilmiş durumda. Ekonominin yaklaşık yüzde 14 küçüldüğü bir dönemde, bankacılık sektörü yüzde 11 gelişmiş durumda. Aslında, normal bir ekonomik düzende bu durum eşyanın tabiatına aykırı sayılır. Ama, ülkemizde bankalar ve ekonominin karşılıklı konumları itibarıyla büyük bir çarpıklık yaşanıyor. Şöyle ki, fiilen bankalar, ekonomi için değil, ekonomi bankalar için var. Rahmetli Sadri Alışık’ın bir filmindeki hoş esprisini iktibas edersek: Bankalar halkımıza şunu diyor: “Senin paran benim param, benim param yine benim param.” BDDK’nın tarafsız gözlemci olarak (!) seyrettiği bankaları artık yasalar da durduramıyor.”
    “Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamasına göre, bu yılın birinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 13,8 küçüldü. Üretim yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre, yılın ilk çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine oranla sabit fiyatlarla GSYH yüzde 13,8 azaldı. Cari fiyatlarla ise GSYH azalışı yüzde 2,2 oranında kaldı.
    Ekonomik performans itibarıyla, Cumhuriyet tarihini kapsayacak şekilde rekor üstüne rekorların kırıldığı AK Parti döneminde, bu kez 2. Dünya Savaşı’ndan bugüne kadarki dönemin en büyük gerilemesi kaydedildi. Aslında, TÜİK’in daralmayla ilgili olarak verdiği rakamsal bilgiler arasında en ilginç, en anlamlı olanı, finanssal aracılık yapan şirketlerin yüzde 10,8 nispetinde büyümesi. Batı ölçeklerine göre, henüz cılız kalan finans sektörünü analiz bakımından sadece bankacılıktan ibaret sayabiliriz”.(s.uslu zaman 1.7.09)
    13.8 Türkiye için neyi ifade ediyor
    BU yılın ilk çeyreğinde yaşanan yüzde 13.8’lik küçülme oranı, pek çok açıdan dikkat çekici. Bunların bazılarını şöyle sıralamak mümkün:
    13.8, Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığımızda da, sıralamaya üst noktalardan giren bir rakam. Kurtuluş Savaşı, 1929’taki Büyük Buhran gibi dönemlere bakınca, 13.8’lik oran sıralamada 2’nci. 13.8, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki, çok az sayıdaki çift haneli rakamdan da biri. Cumhuriyetin 86 yıllık tarihi boyunca, yıl sonları itibariyle 4 kez çift haneli küçülme yaşandı. 13.8, Türkiye’nin en ağır krizi olarak tarihe geçen 2001’deki daralmanın da üzerinde bir rakam. 2001 krizinde ekonomi yüzde 9.5 daralarak, en azından çift haneli bir orana çıkmamıştı.13.8, çeyrek dönemler itibariyle bakıldığında da yüksek bir rakam. Kriz yılı olan 2001’in 2’nci çeyreğinde yüzde 12.3 küçülen ekonomi, aynı yılın 4’üncü çeyreğinde de yüzde 12 civarında daralmıştı.(hürriyet ekonomi 1.7.09)
    EN AĞIR DARBE TİCARETE
    Faaliyet kollarına göre krizden en ağır darbeyi toptan ve perakende ticaretin aldığı görülüyor. Perakende ticareti ilk çeyrekte yüzde 25.4 küçüldü. Son 4 çeyrektir küçülen inşaat sektöründeki sorunlarda giderek derinleşiyor. 2008’in son çeyreğinde yüzde 13.4 küçülen inşaat sektöründeki küçülme 2009’un ilk çeyreğinde yüzde 18.9’a çıktı. İmalat sanayisi yüzde 18.5, ulaştırma, haberleşme ve depolama sektörü yüzde 17.6 daraldı. Diğer sektörlere göre krizi hafif atlatan tarımdaki küçülme yüzde 3 ile sınırlı kaldı. Krizin tamamen teğet geçtiği mali sektörde ise büyüme devam etti. Krizde en kötü yaşanırken mali sektör yüzde 11 büyüdü. Aslında çift haneli bir küçülme bekleniyordu. Ekonomistler arasında yapılan anketler küçülmenin yüzde 12 düzeyinde gerçekleşeceğini gösteriyordu. Son anketlerde ise toparlanmanın yılın dördüncü çeyreği ile başlayabileceği öngörülüyor. Ekonomistlerin yıl sonu küçülme tahminleri yüzde 5’i geçiyor. Uluslararası kurumların küçülme tahminleri de yüzde aynı doğrultuda. Yıl sonunda Dünya Bankası yüzde 5.5, OECD yüzde 5.9 ve IMF yüzde 5.1’lik daralma öngörüyor(sabah ekonomi 1.7.09)

    “Bankalar sadece kendi menfaatlerini düşünüp müşteriyi ne hale getirdiklerini umursamadılar. Öylesine ki, asırların ürünü olan en temel bankacılık ilkelerini fütursuzca çiğnediler. Mesela, bankacılık ve finansın bir numaralı ilkesi olan, risk/getiri rasyosu, bankaların kart uygulamasında adeta tersyüz edildi. Kısaca, banka her kredi kartı müşterisine riski yüksekmiş gibi muamele yaparak, aşırı faiz oranı tatbik etmekte. Hasip Kaplan’ın çarpıcı davranışından anlaşılıyor ki, bankalar TBMM üyeliği hak ve şerefini kazanmış insanlara dahi ancak batakçılara reva görülecek faiz oranlarını uygun görüyor. Bankalarımızın bir türlü kavrayamadığı husus şu: Başkalarının itibarını düşünmedikleri sürece, kendileri de milletimiz gözünde itibar ve güven kaybına uğruyor. Kaybedilen güvenin geri kazanılması o kadar zor ki…”(s.uslu zaman)
    DÜNYANIN HİÇ BİR ÜLKESİNDE BANKALAR MÜŞTERİLERİNİ YOKETMEZLER. AKSİNE KOLLARLAR. ÇÜNKÜ BİNDİKLERİ DALI KESMEZLER. TÜRKİYEDE DURUMUN BÖYLE OLMAMASI GİZLİ BİR SAVAŞIN İŞARETİDİR. BANKALARIN; TÜRKİYE CUMHURİYET YASALARINI TANIMAMALARI ÜLKEMİZ EKONOMİSİNİ YOK ETMEK AMAÇLIDIR. BİR SAVAŞ YIKIMI BOYUTLARINI AŞMIŞ ENKAZ YARATMAK AMACI GÜDÜLMEKTEDİR. BU DURUM ÜLKEMİZE YAPTIRIM UYGULAMALARINI ARTIRACAKTIR.
    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
    Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
    ‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
    Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
    BU NEDENDEN DOLAYIDIR Kİ; HALKIMIZIN BANKALARA TAVIR TAKINMASI ZAMANI GELMİŞTİR. BİZLER TÜM VATANDAŞLARIMIZI BANKALARI BOYKOTA DAVET EDİYORUZ.
    Yapılacak iş gayet basittir. Bankacılık işlemlerini askıya almak. Para havalesi, Fatura ve maaş ödemelerini P.T.T aracılığı ile yapmak. Zorunlu olmadıkca bankalarda işlem yapmamak.
    ZİRA BU SORUN TOPLUMUMUZUN SORUNUDUR. YAPILAN DÜŞMANCA TAVIR TÜRKİYE DEVLETİNE VE ONUN EKONOMİSİNE YÖNELİKTİR.
    BU BAKIMDAN HÜKÜMETİMİZİN DESTEKLENMESİ GEREKİR. FARKLI SİYASİ GÖRÜŞLERE SAHİP OLABİLİRİZ, FAKAT GELİŞEN BU DURUM HEPİMİZİN DÜŞMANA KARŞI BİRLEŞMEMİZİ ZORUNLU KILMAKTADIR.
    “borç yiğidin kamçısıdır” anlayışı ile hareket etmek, ulusumuzun bir zaafı değildir. Bu vecize; insanımızın borcu namus olarak belleyip ödemek için gayretini gösterir.
    “KREDİ KARTI” ve “ÇEK” tuzakları ile insanlarımız esir edilemez. BİZ;
    “Bütün donanmanın demirlerini gümüşten, halatlarını ibrişimden, yelkenlerini atlastan yapabiliriz..” DİYEN ECDADIN TORUNLARIYIZ. BATILI BİZİM BU HUSUSİYETİMİZİ DE PEK ALA BİLMEKTEDİR.
    Sayın vatandaşlarımız; ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM’in bu çağrısına destek veriniz. Bankaları boykot ederek TÜRKİYE DEVLETİ VATANDAŞLIK GÖREVİNİ yapınız. Bu tavrınızı da; bankaların, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ VE YASALARINI tanımasına kadar sürdürünüz.
    Talebimizi vatandaşlarımızın görüşlerine saygılarımızla Arz Ederiz.
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANLIĞI

    Burhan İŞCAN- BAŞKAN
    Burhan İşcan:0 537 3704830 fax:0222 2252308
    brhnhak26@mynet.com cek-magdurlari blogspot.com.
    KIRMIZI TOPRAK MAHALLESİ
    OSMAN ÇAVUŞ SK. NO:19/6 ESKİŞEHİR.

  2. hayat Says:

    sayın Burhan Bey ilginize çok teşekkür ederiz .Biz sizin samimiyetinizi biliyoruz.Herzaman yanınızdayız saygılarımızla.

  3. seker765 Says:

    sayın palandöken…
    ne zaman kendinize yeni bir mercedes almayı düşünüyorsunuz??

    toplumsal sorunlara yaklaşımınız bu sorunun muhteviyatı kadar ABESLE İŞTİGAL…

    saygılar herkese

    seker765

  4. seker765 Says:

    Çek yasa tasarısında hapis cezası yerine adli para cezası getirilmesinin sorunun çözümüne kısmen de olsa katkı sağlayacağını ifade eden Palandöken, şunları kaydetti:

    işte sayın palandöken bey de budur…yukarıdaki beyanatını copy edilen metin içeriğinden çıkartılmış ve çek mağdurları yanıltılmıştır…

    esnaf ve sanatkarlar konfederasyon başkanı olacaksınız ve daha çek mevzuatını bilmeyeceksiniz…sayın palandökene bence sayın OFLUOĞLU yanıt vermeliydi…ve demeliydi ki beyefendiye zaten mevcut durumda çek bedeli kadar adli para cezası uygulanmakta ve bu ceza günlük 100 tl den hapislikle tazyik edilmektedir…

    ve çok ilginçtir ülkemizde kendisini sıfatlandıranlar bunu değil hakketmek taşıyamamaktadırlar…şahsen ben olsam utanır hemen akabinde tekzip ile beraber mağdur insanlardan özür dilerdim…ne kendime güldürürdüm ne de bir çuval inciri berbat ederdim…teessüfler size sayın PALANDÖKEN….

  5. seker765 Says:

    sayın palandöken çekten bahsederken başka konularıda gündeme getirerek olayın vehametinden uzaklaşmıştır.yukarıda copy ettiğiniz sayın palandökenin çek ile ilgili yaptığı toplam yorumdur…

    bu tür yorumları biz her dakika değişik yerlerde zaten yapmaktayız…hani vardır ya vur..vur…inlesin …nerede sayın palandöken???
    bence daha konuya vakıf değildir…

    beyanatının tamamını okuyan ne demek istediğimi de anlamıştır umarım…

    “bir işi başından savamak” kabaca sayın palandökene yakışmamıştır…

    bıraksınlar sayın ofluoğlu hocamız konuşsun da ne nedir? ne yapılmalıdır? netçe anlaşılsın…

    saygılar herkese…

    seker765

  6. burhan işcan Says:

    Çek suçlarına hapis değil para cezası uygulansın

    ANKARA
    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Çek Yasa Tasarısı’nın mevcut haliyle sorunları çözmekten uzak olduğunu belirterek, ‘Karşılıksız çeke hapis cezası değil, para cezası uygulanmalı. Sorunun çözümü için bankalara sorumluluk yüklenmeli. Çek bedelinin yüzde 75’inin bankaların ödeme garantisi altına alınması suretiyle çekin güvenilirliği sağlanmalıdır. Bu öneriyi yıllardır tekrarlamamıza rağmen bankalar sorumluluklarını artırmaya yanaşmamakta sorumluluğu çek düzenleyicilerin üzerine atarak çözümü engellemektedirler” dedi.

    30.06.2009

  7. burhan işcan Says:

    Sayın Burhan İşcan,

    AK Parti İletişim Merkezi’ne yapmış olduğunuz 814735 numaralı başvurunuz, Başbakanlık makamına iletilmiştir. Makamın ilgili biriminden gelen cevap aşağıda yer almaktadır.

    Başbakanlık Cevabı:
    SAYIN İŞCAN İLGİNİZE ,DESTEĞİNİZE GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİNİZE TEŞEKKÜR EDERİZ ÜLKEMİZİN HUZUR VE REFAHI İÇİN YAPILMASI GEREN NE VARSA YAPILMAKTA SİZ MÜSTERİH OLUN .

    Bilginize sunar sistemimizi kullandığnız için teşekkür eder, iyi çalışmalar dileriz.
    Saygılarımızla…

    AK PARTİ GENEL MERKEZ
    HALKLA İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
    AKİM
    444 25 44

    BU E POSTAYA CEVAP VERMEYİNİZ. BURADAN YAPILAN BAŞVURULAR VE CEVAPLARI DEĞERLENDİRMEYE ALINMAMAKTADIR.
    http://www.akparti.org.tr/akim/

  8. burhan işcan Says:

    PARA- ADALET- DAVA –HAK- SEMBOLİK DERNEK- SEMBOLİK BAŞKAN-SABOTAJLAR- BİLİNÇSİZLİK- SABIRSIZLIK-İTEAATSİZLİK-EZBERDE ISRAR
    VE SONUÇ İŞTE SİZE 29 HAZİRAN 2009 UN YANİ DÜNÜN ÖZETİ

    17 HAZİRAN 2009 Meclis ziyaretlerine ilk gidişim sırasında bir kişi ile tanıştım. Bu kişi bence Türkiye için büyük bir şanstır, çok değerlidir. Adalet Komisyonu Başkanı Sayın İyimaya’dan söz ediyorum. Üstün hukuk bilgisine sahip bir hukuk adamı, olması gereken gibi devlet adamı. Bana tüyoları, yapmam gerekenleri anlattı. O gün sevinçle ve iştahla ayrıldım yanından. Söylediklerini başarabilirdim, başarmalıydım. Azmettim o gün.
    Yıl 1974 Profesyonel Ordunun kurulması ve biz astsubayların bazı haklarının verilmesi için yapılmış eylemler. Koordine eksikleri, başsızlık ve başıbozukluklar sebebi ile eylem amacı o kadar farklı algılandıki sormayın gitsin. Ordudan atılmalar ve hapislikler de cabası. Gayet masum ve iyiniyetle başlatılan eylemler, ihtilal yapılıyor abartılarına kadar yol aldı.
    Türkiye 68 kuşağına, talebesi olduğumuz ağabeylere ablalara çok şeyler borçludur.
    Benim içinde bulunduğum iki mücadele aslında tek mücadeledir. Bunun ismi YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI dır. Bu politikalardan önde geleni gündem değişiklikleri ile gün geçirmektir. Dün biz bu politikanın kurbanı olduk.
    Sağlıkta yolsuzluklar, banka boşaltmalar, her alana yayılmış yolsuzluk ve rüşvet. Cari açığın kapatılması için ya IMF ye boyun bükeceksin, ya da bankalara. Hükümet gerekli tedbirleri almaktadır. Ancak tedbirler geç kalınarak alınmaktadır. Netice itibari ile faydası da cüzi olmaktadır. Ama mağdurlar oluşmuştur. Mağduriyet çığlıklarından kaçılmaktadır.
    Ezberleri bozarak hareket edilirse yol alınır. Sizlere 23 haziran davetini yaparken fiilde birliktelikle başarılı olacağım fikrindeydim. Çünkü 17 haziranda beklediğimiz doğrultuda bir yasanın hazır olduğunu ve bekletildiğini biliyordum. Yapılması gereken öndeki taşları oynatmaktı. Bunun içinde çoğunluk gerekliydi. 17 kişi ile ziyaretlere başladım. CHP Gurup Başkan vekili Sayın Kılıçdaroğlu’ndan randevu talep ettim reddedildi. Kendimi dernek başkanı olarak tanıtınca iş değişti. Bütün parti guruplarına rahatça girdik. 23 Haziran 09 bizim ezber bozduğumuz ilk gün oldu. En son uğradığımız Sayın İyimaya bu durumdan hoşnut kaldı ve bana yeni hedefimi çıtlattı.
    İşte o hedefe o gün de gidebilirdim. Gitmedim. Çünkü o gün için yeterli sayımız yoktu. 26 Haziran 2009 da toplanıp gidilseydi belki dünden çok daha iyi bir sonuç alınırdı. Yukarıdaki başlıktaki PARA bende olmayınca cumartesi, pazar tost satarak temini için beklemek zorundaydım. Pazartesi hükümetin gündemi değişti. Bir kere daha belli oldu ki Türkiye’de ADALET demek PARA demektir.
    Mağdur arkadaşlar takip yaparken acele ile ve ayrıntıları kaçırarak yapıyorlar. Ayrıntıların önemini bilmiyorlar. Haber takip etmede, mesajları okumada hep aynı hatalar. Cuma gününden randevu taleplerimi Yargıtay Başkanlığı’na, Başbakanlığa ve Adalet Bakanlığı’na yapmıştım. Hedefim buralardı. Herkes meclise fazla takıldı. Hazır olan yasa meclise gelmiyorsa sebep nedir? Sorumlu kimdir? Dün yargıtaydan aldığım cevap olması gerektiği gibi ve beklediğim gibiydi. “Hükümetin sorunu.” Ve daha hala 10 temmuz beklentisi. Armut piş ağzıma düş. Görürsem söylerim.
    Hükümet bizim mağduriyetlerimiz hakkında her şeyi en ince detayına kadar tamamen bilmektedir. Bunu görüştüğümüz AK Parti Milletvekillerinin hemen hemen hepsi teyit etmiştir. Hükümet, artık bankaların bu işte sorumluluklarının artmasını istemektedir. Bankaların da ellerini taşın altına koymasını istemektedir. Bankalar art niyetlerle buna yanaşmamaktadır. Ekonomimizi tehdit etmektedirler. Sicil Affı, Kredi Kartı ve Çek yasalarında bu durumu açık açık göstermekteler. Hükümet bu durumdan kurtulmak için IMF ile anlaşmak zorundadır. Bu durumdan da korkuları vardır. Bu yüzden zamana ihtiyaç vardır. Sayın Babacan’ın temasları bu doğrultudadır. Ama yanı sıra başka bir beklenti daha vardır ki o en güzelidir. Bizim hükümete yardım etmemiz. ÇEK MAĞDURLARININ LOBİ OLUŞTURMASI. Bu oluşum zamanı bizim lehimize çevirecektir.
    İşte bu oluşumu gerçekleştirebilmek için ezberlerin bozulması gerekir. Hala millet vekillerine 3167 yi, ilga olduğunu falan anlatmak ezberin tekrarıdır. Bunları her kes biliyor. Bilmedikleri bizlerin gündemin takipçisi olup olmadığımız. Gelişmelerin ne derece takipçisiyiz. Örneğin; bir CHP Milletvekiline soru yönetirken şunu sorabilmelisiniz, “26 Haziran 2009 da neler oldu, bizlere yasanız çıkmadan meclis tatile girmeyecek demiştiniz söz vermiştiniz, ne değişti” gibi. Bocalatıcı sorular. Yoksa, ezbere dayalı sorular onların işine gelir. Oyalayıp baştan savarlar.
    Sivil toplum örgütlerini de yanımıza almalıyız. Kendi sorunlarımızı, gündemin sorunlarıyla bütünleştirerek yapabiliriz bunu. Ezberle değil. Bizler İHADER i yanımıza çağırıyoruz. Benim arkadaşlarım, bana sormak ve fikrimi almak nezaketinde bulunmadan kovalıyorlar. Neden İHADER teröristleri savunuyormuş. Aynı kişiler benden DTP Milletvekilleri ile görüşmemi istiyorlar. Buyurun böyle mi LOBİ oluşturacağız.. SEMBOLİK DERNEK olursa, SEMBOLİK BAŞKANI olur. O başkana kendileri saygı duymayan insanlar, BAŞBAKANIN, BAKANLARIN ve MİLLETVEKİLLERİNİN saygı duymasını bekliyorlar. Bu olacak şeymidir. Milletvekilleri ile konuşmaya giriyoruz, benim önümden hareket etmelerle sözümü kesmelerle karşılaşıyorum. Görüntü şudur. SABIRSIZLIK, İTEATSİZLİK VE EZBERDE ISRAR. Bu görüntüye saygı duyulması beklenile bilinir mi.
    Bilindiği gibi, benim tek telefonum var. Ben bu telefon numaramı bütün randevularımın altına yazdığım gibi genel sekreterlere ve sivil toplum örgütleri temsilcilerine de veriyorum. Dün bu telefonum, sürekli olarak meraklı dostlarım tarafından sabote edildi. Randevu cevaplarımın hiçbirine ulaşamadım. Sık sık polis kordonunu aşıp, başbakanlığa ve bakanlığa gitmek zorunda kaldım. Ayrıca bakanlar kurulu toplantısının bitmesini sabırsızlılıklar sonucu beklemedik. Biz Güven Park’tan ayrıldık toplantı bitti. Bir bakana arabasına binmeden çiçek vermek, Sayın Çiçek’e soru yöneltmek gibi beklentilerim de havaya gitti.

    DOSTLARIM; ben bu davaya oğlum için girdim. Bu bildiğiniz bir ezberdir. Bilmediğiniz taraf, benim dava adamı olmamdır. Bülbülün çektiği dili belasıdır. Yolsuzluklarla uğraşacağım diye varımı yoğumu kaybettim. Kahraman olmak için değil. Hak peşinde koşmaktan. Ölümle de tehdit edildim, astronomik rakamlar da teklif edildi. Ama hala sokaklarda tost satan astsubay emeklisiyim. Bunların ne demek olduğunu biliyor musunuz?
    29-17= 12 bilemediniz 14 gün. Geldiğimiz nokta bu. Bu noktanın değeri sizce nedir?. Ben sizlerden herhangi bir menfaat mi talep ettim?. Yoksa amacımız mı başka? Blog adminleri bana saldırılara göz yumarken, disipline zararı da görmediler. Demokrasi hak aramak demektir. Birliktelikler gerektirir. 70 li yıllardaki soldaki çok seslilik ve disiplinsizlik, ülkemizdeki solu zayıflatmış ve siyasi dengesizliğin oluşmasına sebep olmuştur. Kol kırılmış yen içinde kalmamıştır.
    DOSTLARIM; duyumlarım 10-15 TEMMUZ arası hükümetin meclisi, hiç olmazsa kendi gurubunu toplayacağı ve bazı yasaları çıkaracağı yönündedir. Yada 4 ağustosta. Her iki duruma da hazırlıklı olun. Ben diğer davalarımın peşinde olacağım için sembolik başkanlığımı bırakıyorum. Tavsiyem daha disiplinli ve saygılı bir birliktelik kurun. HER KESİ KENDİNİZ GİBİ BİLMEYİN. Karşınızdaki kişilerin farklı olduğu düşüncesi ile hareket edin. Bunu başaracağınızdan eminim. Kulaktan duyma havadislere değil havadislerdeki gerçekliğe ve ayrıntılara değer verin.
    Sabrınız kalmadı biliyorum ama telaşeyle avucunuzun içindeki kuşu kaçırıyorsunuz. Dikkat edin.
    HOŞCA KALIN, SAYGILARIMLA BURHAN İŞCAN

  9. HATİCE YILMAZ Says:

    Ekim ayndan önce hiç bir sonuca ulaşılamaz mı ;neler yapmalıyız benide bilgilendiriseniz sevinirim:)

    • sk Says:

      Çek-ceza hukuk skandalı çok yönlüdür.
      1. Tüzel kişiler adına çek imzalayan kişilerin şahsen hukuki sorumlulukları yoktur. Kimse o tüzel kişinin bu borcu için o kişiler hakkında icra takibi yapamaz, dava açamaz. Ama 3167 s.y. ya göre bu kişilere adli para cezası verilebilmekte, ödenmemesi halinde hapis edilebilmektedirler. Hapis tehdidi ile şahsen borcu olmayan para ödettirilmektedir.
      2. 1215 yılında MAGNA KARTA ile, daha sonra İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ ve ANAYASALARLA konulan kuralına aykırı olarak İnfaz Kanununun 106. maddesi uyarınca SAVCI kararıyla insanlar hapsedilmektedir.
      3. Devlet, zorbalıkla (hapis tehdidi ile) haksız kazanç sağlamaktadır. (Bunu kişiler yapsa adına gasp derler. En ağır cezayı verirler.)
      4. Ceza yargılamasındaki köklü uygulamaya göre sanığa tebligat yapılmalı ve hakim önüne çağırılıp ifadesi ve savunması alınmalıdır. ÇEK yargılamasında sanığın eskiden Bankaya bildirdiği adrese Tebligat Yasasının 35. maddesine göre tebligat yaparak karar verilmektedir. Sanığın ne davadan ne karardan haberi olmadan hakkındaki karar kesinleşmekte ve Savcı kararı ile hapse dönüştürülmektedir.
      5. Cezaevleri adam alamayacak kadar doludur. Bunların çoğu çek mahkumlarıdır.
      6. Dava dosyaları iki Yargıtay C: Başsavcılığı 10. kısımda birikmekte orada 2 – 3 sene beklemektedir.
      7. Asliye Ceza Mahkemelerinde görülen davaların çok büyük çoğunluğu çek davalarıdır.
      8. Devlet İcra Daireleri dışında alacaklının tahsildarlığını yapmaktadır.

      • admin Says:

        Rahmi bey, ilginiz ve özenli bilgilendirmeniz için teşekkür ediyorum.

        Yorum yapan arkadaşlardan bir konuda özenli olmalarını rica ediyorum.

        Bizler bloglarımız aracılığıyla kendi fikirlerimizi yayınlıyoruz. Bizim bloglarımızdan yazıları kopyalarken ve yapıştırırken bir kez daha düşünün.

        Kuyumcunun tezgahından altınları çalmaktan farkı yoktur.

        Daha acısı,

        sizler için vaktini harcayan, iyileşmeniz için çabalayan bir doktorun ilaçlarını çalmış oluyorsunuz.

        Bizler çek yasası konusunda, çıkar gözetmeden çalışan bir avuç insanız. Çek mağduriyetinde taraf bile değiliz. Bu konuda çalışmamız insan haklarına gösterdiğimiz saygı gereğidir.

        Sizde emeğe, alınterine “kul hakkına ” saygılıyız demekte ısrar ediyorsanız : Yazılarımızı kopyalarken, en azından alıntı notu koyunuz.

        üstelik bunu yapan arkadaşlar, çeşitli gazetelerde bunları kendi yorumları olarak yayınlama cesaretinide gösteriyorlar.

        “karşılıksız çek verenler emek hırsızıdır” diyenlere karşı mücadele ederken bunu yapmayın arkadaşlarım.

        fikri haklarımıza, emeğimize saygı gösteren arkadaşlara teşekkür ediyorum.

        esen kalınız.

      • rahmiofluoglu Says:

        Size sonuna kadar katılıyorum. Ben genellikle haber ve yazılarınıza link veriyorum. Çok yoğun çalışıyorum, bu anlamada bizden yapılan bir hata varsa bir atlamadır ve hemen uyarmanız doğrusudur. Ben hukukçuyum ve yazılarımda kendi hukuksal görüşlerimi ve dünya görüşümü dile getiriyorum, ama yaşadığımız uygarlık ve geçmiş uygarlıklar insanlığın ortak uygarlığıdır, örneğin borçtan hapis yasağı benim görüşüm değildir . Bu ortak düşünce mirası hiç kimseye bir hak bahşetmez, insanlığın ortak malıdır.
        Saygılarımla.

  10. ayhan Says:

    SELAMLAR bu arada gerçek dolandırıcıları bulmak ve o SEREFSİZLERİ CEZALANDIRMAK başta devletin olmak üzere tüm insanların görevidir.LÜTFEN BORCUNU ÖDEMEK İSTEYİP ÖDEYEMEYEN İLE HAKSIZ KAZANÇ ELDE EDEN DOLANDIRICILARI BİR TUTMAYIN .İnsanların vebalini almayın olaylarda kasıt varmı yokmu mutlaka araştırılsın ve kasıt varsa hak ettiği ceza mutlaka verilsin ama aynı ceza kasıtlı hareket etmeyenlere verilmesin çünkü kasıt yoksa çek konusunda suç oluşmaz ancak bir kabahat oluşur .-BUNU YARGITAY BAŞKANI SÖYLÜYOR-

  11. ayhan Says:

    SAYIN OFLUOĞLU varlığınız ve bizi destekliyor olmanız beni inanılmaz mutlu ediyor.HOCAM sizin açıklamalarınız beni bunalımdan kurtardı.Hiç istemediğim halde bir anda karşılıksız çek keşidecisi durumuna düştüm ve çok utanıyordum.Boçlu olduğum insanlarla konuşmak için ağrıdan istanbula gittim fakat bir iki esnaf hariç herkes bana dolalandırıcı muamelesi yaptı. ÇOK UTANMIŞTIM.Şimdi sizi tanıdıktan sonra direngenliğim arttı öncelikle bana anlayış gösteren esnaflara olan borcumun çoğunu ödedim.DİĞER BORÇLARIMI ÖDEMEK İÇİNDE GAYRETLER İÇİNDEYİM . YETERKİ ALACAKLILAR BİZE DOLANDIRICI MUAMELESİ YAPMASIN VE BİZE BİRAZ ZAMAN TANISIN.Alacağım kesinlikle borcumdan fazla, sadece tahsil için biraz zamana ihtiyacım var.BU ARADA HAKKIMDA HAPİS CEZASI ÇIKARMAK İSTİYENLERİN BORCUNU ASLA ÖDEMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM.İCRA TAKİBİ BAŞLATANLARIN İSE SADECE HAKLARI KADAR MALI VERMEYİ DÜŞÜNÜYOPRUM.HA BU ARADA SABREDEN VE ANLAYIŞ GÖSTERENLERİN BORCUNU ÖDEMEK BİRİNCİ ÖNCELİĞİMDİR.

  12. ayhan Says:

    selamlar iyiki varsınız sizi destekliyoruz bundan sonraki eylemlere bizde katılırız inşallah daha çok katılımla doğru olanı mecliste fark eder ,finans çevreleride inşallah.

  13. salih alper Says:

    Sayın editör;
    “29 Haziran TBMM eylemi” başlığı altında Presstürk’ün de adını zikretmişsiniz; ancak link tıklanınca dünkü eylemin değil, 23 Haziran’daki çağrının haberi çıkıyor. Oysa 29 Haziran’da (dün) gün boyunca çek mağdurlarıyla sürekli irtibat halinde olan ve canlı yayın yapan Presstürk’ün daha özenli bir ilgiyi hakkettiği düşüncesindeyiz. Saygılar..

    • rahmiofluoglu Says:

      Çok haklısınız, elbette çok daha özenli bir ilgiyi hak ediyor pressturk. Admin özür diliyor pressturk’ten.


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: