KARŞILIKSIZ ÇEK EKONOMİK SUÇ DEĞİLDİR

EKONOMİK SUÇA EKONOMİK CEZA YANLIŞ BİR KAVRAM

ÇEK MAĞDURU DOSTLARIM BU İFADEYİ FAZLA KULLANIYOR

HIRSIZLIK, DOLANDIRICILIK GİBİ SUÇLAR EKONOMİK SUÇTUR.

Prof. Dr. Hayri Domaniç KARŞILIKSIZ ÇEKE CEZA Anayasa aykırıdır yazısında bunu bilimsel olarak açıklıyor. Bu makale benin blog’da ve Çek mağdurları blog’da yayınlandı. Bu Kavramı 3167

 sayılı yasanın iptali istemi ile açılan davada Anayasa Mahkemesi icat etmiştir.  Domaniç Hoca ise EKONOMİK SUÇ kavramı hukuk literatüründe olmayan uydurulmuş bir kavramdır diyor ve  Anayasa Mahkemsinin üyelerini ağır hata yapmakla, cahillikle suçluyor. Ahzap süreside ne deniyor? Hocanın makalesinden:

İNSAN ZALUMEN CEHULA, YANİ İNSAN ÇOK ZALİM VE CAHİLDİR.

Aslında mağdur arkadaşlar hukuk konusundaki açıklamaları hukukçulara bıraksalar iyi olacak. Bugün Yeni Şafak gazetesinde çıkan yazı da bu anlamda yanlışlar içeriyor.

KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇ DEĞİLDİR, OLMAMALI

Karşılıksız çek suç olmamalı. Bizim karşılıksız çeke ekonomik suç dememiz kendi kendimize yaptığımız ağır bir ithamdır. Sizler hırsız veya dolandırıcı değilsiniz, esnaf veya iş adamısınız.

SİZLER BELKİDE BORÇLU BİLE DEĞİLSİNİZ

Karşılıksız çekler eğer şirket çeki ise, yani kişisel çek değilse şirket ortakları ve şirket temsilcileri, müdürler borçtan sorumlu değillerdir.

Şirket ortakları şirkete sermaye borçları varsa o zaman sermaye borçları kadar sorumludurlar. Şirket ortakları sadece kamu alacaklılarına karşı sermaye oranları kadar sınırsız sorumludurlar. Limitet ve anonim şirketlerdeki bu sınırlı sorumluluk çağdaş bir hukuk kuralıdır ve bütün dünyada geçerli bir kuraldır.

SUÇLULUK VE BORÇLULUK PSİKOLOJİSİNDEN KURTULALIM. BUNU ZULM EDENLERE BIRAKALIM.

7 Responses to “KARŞILIKSIZ ÇEK EKONOMİK SUÇ DEĞİLDİR”

  1. BURHAN İŞCAN Says:

    HİÇ OLMAZSA “KÖPRÜDEN GEÇİNCEYE KADAR AYIYA DAYI DEMEK NEZAKETİNDE BULUNUNUZ”
    KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARANLARA İTHAFIMDIR

    “AMMA DOSTUN ATTIĞI GÜL YARALAR BİZİ”

    DOSTLARIM;
    Bu gün mübarek bir kandil gecesinin günündeyiz. Kandiliniz mübarek olsun. Biliyorum ki bu gün sevdiklerimiz için dualar edeceğiz. Allah hepinizin dualarını; Şefi ismi hürmetine, şefaatci kullarının duası ile birlikte kabul etsin. Allah hepinizi nurlara boğsun. Sabrınızı, aynınızı, ilminizi artısın. Allah’ın; rahmeti, bereketi, af ve merhameti hepiniz üzerinde daim olsun. İlm ile idrak edenlere ne mutlu tebrikler olsun.
    Yarın bizi büyük günün provası bekliyor dostlarım. Öyle bir prova ki, beklide o büyük gün o gün olabilir.
    Yaklaşık 100 gündür bloglarda yazılar yazıyorum. Özgür bloglar; bilgi paylaşımının, “icma etmenin”, istişarede bulunup hem fikir olmanın, pişmenin imkan sağlandığı yarlerdir. Yani özgür bloglar bütünleşmenin kaynaşmanın bir nevi “cem evleri” dir. Sizlerle birleşmem, savunduğum davalarıma yandaş bulmam da bu ortamda olmuştur.
    İlk yazılarım PRESSTÜRK te çıktı. Daha sonra “cek-magdurlari blog spot” ve “wordpress karşılıksız çek ve sorunları”, “Av. Rahmi Ofluoğlu” bloglarında da yazmaya başladım. Ve aynı yazımı aynı anda hepsine de mailledim. Zaman zaman kopyalama gibi yanlış anlaşılmalara da sebep oldum. Fakat bunda maksadım katılımı çoğaltmaktan başka bir şey değildir. Bu yüzden meydana gelen olumsuzluklardan dolayı herkesten özür dilerim.
    Büyük sorunların oluşturduğu davalar, sorunun taraflarının birbirlerini dinlemeleri, birbirlerini anlamaları ve ortak karara varıp neticeye gitmeleri ile çözüme ulaşır.
    Bizim davamızdada bu husus ön plana çıkmıştır. Nitekim görüştüğümüz her kes bize lobi oluşturmamızı, birlik oluşturmamızı ve taraflarla istişarede bulunabilmek için hazır hale gelmemizi önermişti.
    Duruma vakıf Av. Rahmi Ofluoğlu dostumuzla birlikte bu yönde çalışma içine daldık. Durumun gelişmeleri bizi böyle bir dalışa mecbur etti.
    9 haziran 2009 tarihli Muharrem SARIKAYA yazısı beni bu meyanda çalışmaya itti. 10 haziranda cevap yazısı yazdım. Bloglarda yayınladım. Ama ne ilgi çekti, nede en ufak bir dikkat. Sadece dostum Rahmi Bey “hükümetin çıkmazı” yazısıyla iştirak etti bana.
    17 haziranda mecliste görüşümün doğruluğunu gördüm. 23 ve 29 haziranlarda “hakiki dostumuz” hep yanımızda oldu ve bana hep danışmanlık yaptı, yol gösterdi. Birlikte istişarelerle yön verdik olaylara. Yani Burhan İşcan’ın hep bir Rahmi Ofluoğlu gibi dostları vardı ve onlarla istişareleri onu liderlik durumuna getirdi. Yani Burhan İşcan kendi başına hareket etmedi ve etmeyecek. Sayın Mustafa ÖZBEY ve Presstürk ailesi, Sayın blog adminleri dostlarım Özgür, Cüneyt, Necdet Beyler ve her zaman yanımda olan kader arkadaşlarım olmasaydı ben olabilirmiydim. Asla.
    Bana bu görevi bu dostlarım verdi, onlarla istişarelerim yönlendirdi beni.
    Zamana karşı yarışıyor olmak işin en zor kısmı dostlarım. Az zamanda çok kişiyi bilinçlendirmek. Asıl meselemiz bu. Bu sorunu aşmak için birilerinin bizi muhatap olarak karşısına alması lazım. O zaman tüm toplumu bilinçlendiririz. O zaman da birileri hazır olan yasayı ortaya çıkarıp, yasallaştırmak zorunda kalır. Bunun içinde bizim büyük bir birlik ve kuvvet olduğumuzu başta kendimizin kabul edip göstermemiz gerekiyor.
    Zamana karşı yarışmak bu imkanı da alıyor elimizden.
    Dışarıya karşı hep bir birlik mesajı verelim, ferdi hareket etmeyelim diye ikaz ediyorum netice. Ezberde kalacağız ısrarı.
    Genç dostlarım, benim oğlumda sizlerle yaşıt. Sizi anlıyorum. Korkularınızı kaygılarınızı anlıyorum. Ama sizde beni anlayın. Beni başkan olarak eksik görüp, yargılayıp itaatsizlik etmekle hem kendiniz hem hepimiz kaybediyoruz. Bizim kaybedecek zamanımız hiç yok.
    Beni sevmiyor olabilirsiniz. Fakat hiç olmazsa köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı demek nezaketinde bulunun.
    “bankaların üstüne fazla gitmeyelim.”, “yargıtaya fazla çatmayalım”, “kast konusunu fazla dile getirmeyelim yoksa yeniden yargılanırız” “şu şöyle olsun bu böyle olsun falan filan”
    Ben yaşıma rağmen bazı şeyleri GENÇ DOSTLARIMLA İSTİŞARE BULUNUYORUM. Hiçbir hareketimi de keyfe keder tek başıma yapmıyorum. Verdiğim mesajlarda da görülecektir ki; en ileri demokrasiler ÇOĞULCU KATILIMCI demokrasilerdir. ÜTOPYAM; ÇOĞULCU KATILIMCI DEMOKRASİNİN EN İYİ UYGULANDIĞI YARI DOĞRUDAN HÜKÜMET ŞEKİLLERİNİN E-DEVLET YAPISINA UYGUN ŞEKLİYLE YÖNETİLDİĞİ ÜLKEDİR.
    KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARMAK bu dostlarımın yaptıkları. Ben basına, açıklama veriyorum, yanı sıra birileri de veriyor. Benimkilerle birlikte kağıt çokluğu çöpe gidiyor. Mesajda güme. İstanbul Ticaret Odasını ziyarete gidiyoruz. Belli ki Hakkı Köylü Yasasına hazırlanmışlar. Ezberleri o taslak. Bozuyorum. Başkan yardımcısı yardıma hukuk müşaviri çağırıyor. Ezberi belli. Biz bu dersi çalışmadıydık itirafı ve benim elimden yeniden ders istemeler. Biz çalışalım sizle görüşelim. O arada genç arkadaşım uzatıyor hemen eski ezberleri. 2 gün sonra telefon geliyor bana sizin yazılarınız hangisiydi diye.
    Bloglara bakıyorum; takılı plak imajı. Hala kaygılar ve telaşla gidip gelmeler.
    Telefon numaramı neden açık açık yazdım dostlarım. Sadece kendi çok bilmişliği ile hareket eden bir şahıs iletişim bilgilerini laf olsun diye mi bildirir. Ağrıdan da Tekirdağ!dan da aranıyorsam sebep nedir. DERNEK KURUN ve BAŞKAN SEÇİN istemi ne anlama geliyor. İHANET DOSTLARIM, İSTİŞAREDE BULUNMADAN HAREKET ETMEK.
    KAŞ YAPIYORUM DERKEN GÖZ ÇIKARMAK

    YARIN DOSTLARIM;
    HER ZAMANKİ GİBİ OLACAĞIZ. ELLERİMİZDE ÇİÇEKLERLE. SESSİZ VE SAKİN. ORGANİZE. TEK VÜCUT TEK YUMRUK.BU YUMRUKLAR SABRIMIZIN SEMBOLÜDÜR KAVGANIN DEĞİL. KALBİMİZİN DIŞ ŞEKLİ. ZİRA
    BİZ GELMEDİK KAVGA İÇİN
    DAVAMIZ VARDIR HAK İÇİN
    DOSTUN EVİ GÖNÜLLERDİR
    GÖNÜLLER YAPMAYA GELDİK
    SEVELİM SEVİLELİM, DÜNYA KİMSEYE KALMAZ

    Haklıyken haksız olmaktan sakınmanız istemiyle. Saygılarımla
    Burhan İşcan

  2. BURHAN İŞCAN Says:

    Sular yükselince, balıklar karıncaları yer…
    Sular çekilince de karıncalar balıkları yer…
    Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir…
    Çünkü kimin kimi yiyeceğine.. “Suyun akışı” karar verir…

    SAYIN DOSTUMUZ AV. BURAK ERİM;

    Sayın dostum; çek sorununda tarafları tanımak yani tanış olmak sorunu çözecektir.
    Hükümet cari açığı kapatmak adına bankalara gebe kalmıştır. Bu hususu daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Yine hükümet; kayıt dışı ekonomiyi güya kayıt altına almak bahanesiyle, bankaların interaktif sisteminden yararlanmak istemiş ve bankaları başımıza sarmıştır. Güya KDV fişi toplanılmayacaktı. Bankacılık sistemi sorunu çözecekti. Bol bol kredi kartı pompalandı etrafa maksat ne . Masum bir beklenti.
    YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI. Sayın Sadettin Tantan’ın da belirttiği gibi, bu politikaların maskesi bunlar. Maksat Ali DİBO ları mutlu etmek.
    SORUMSUZLUKLARI BAŞKALARININ SORUMSUZLUĞU OLARAK NİTELEMEK.
    Bir bakan düşünün, güya yabancı sermayeyi teşvik edecek. Şili’de Türkiye deki bankacılık sektörünün ne kadar kar ettiğini anlatıyor. Neyin karşılığında kar edilmiş? Ülkesindeki %14 oranındaki çöküntünün.
    TÜRKİYE İNSANINI VE EKONOMİSİNİ BAŞKALARINA PEŞKEŞ ÇEKMEK.
    KIRAL ÇIPLAK DİYEN BUNU GİDER KRALA SÖYLER
    Saygıdeğer dostum; bütün yazılarımı istisnasız hepsini BİMER ve AKİM’e gönderdim. Bu yüzden geçenlerde Eskişehir’de Bakanlık Savcılığında ifade de verdim. Kimseden ama kimseden korkum yok. Türkiye’de bilgi edinme yasası olduğunu, faks ve mektup yolu ile gönderdiğim dilekce ve yazılarıma cevap alamadığımı, bu hakkımı burada kullandığımı anlattım. Aldığım cevaplarımın hepsini de özgür bloglarda okuyucularımla paylaştım.
    “POLİTİK ETMENLER:Bankalar, Avukatlar,Yargıtay , ,bu işte , bunlar, bu işin başını çekerse sen ne olur bunu biliyor musun ? “
    Biliyorum ve biLdiklerimi de paylaşıyorum. 29 HAZİRAN tarihinde BAŞBAKAKANLIK, ADALET BAKANLIĞI ve YARGITAY arasında mekik dokudum. Yargıtay Başkanımız sorunun siyasi olduğu gerekçesi ile reddetti randevu talebimi. Ve yerden göğe haklı bence.
    Hükümetin parti kapatma davasından itibaren yargıya karşı takındığı tavır malum. Bu durumu hükümete sorduğumda da, adalet bakanlığından gelen cevabı da okurlarımla paylaştım. “hükümetimiz erkler arası çatışmadan ziyade uyuşmadan yanadır, çabamız bu doğrultudadır”
    TARAFLARDAN DİĞERİDE SAYIN DOSTUM BELİRTTİĞİNİZ GİBİ MESLEKDAŞLARINIZ.
    Mesleğinize olan saygımı, ve size olan saygımı yine Av. Petroçelli benzetmesi ile ifade etmiştim. Her toplumun içinde iyiler olduğu gibi, maalesef kötüler de bulunmaktadır.
    Sayın Barolar Birliği Başkanımız her seferinde; avukatlığın taraflar arasında uzlaştırıcı nitelik taşıdığını savunmuş ve mahkemelerdeki iş yoğunluğunun çözümü için bu nitelikten yararlanma gereğini savunmuştur. Bizim sorunumuzda da tam aksine, avukatlar çözümü çözümsüzlüğe götürmüşlerdir. Fırsatcılık yaparak, borcu faizlendirmeyi abartarak uzlaştırıcı olunmaz. İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZMAZ. Evet doğrudur. Doğru sentez ve analiz yapabiliyorsanız. İstisnalık ne tarafta bunu tesbit edebiliyorsanız. İstisna bence siz ve sizin gibi dostlarımız. Maalesef bu böyle.
    “Allahın verdiği çeneyi eli kolu boşa yorma! Ne demek lobi , zafer faaliyet be kardeşim ?sokak da onbinler bu konuyu biliyor ; gazeteler biliyor bunu, bunu yazdı web siteleri ; televizyonlar yayınladı bunu , bu nu köşe yazarları yazdı.. Bunu Avukatlar biliyor bunu, Radyolar bangır bangır bağırdı. Gazeteler manşetler attı ,Anayasa Mahkemesi biliyor bunu, bunu sicil memurları biliyor; senin ,benim bilmediğim insanlar biliyor bu konuyu , Hangi lobi? Sen son zaman da kaç bin insanın daha tutuklandığını biliyormusun? sitede adam kalmadı”
    Eminmisiniz dostum. BEN HİÇBİR BARODAN, VEYA BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANINDAN AÇIKLAMA DUYMADIM. Uzlaştırıcı bir çaba hiç görmedim. Varsa tüm kamu önünde özür dileyeceğim. Bizler odalara dünya kadar aidat ödedik. Düşünce bir tekmede onlar atsınlar diye değil. Bendevi Palandöken’den başka kim sorunu dile getirdi. Vede gördük ki sayın dostumuz bile konuya tam vakıf değil. Radyolar televizyonlar bangır bangır ne zaman bağırmaya başladı sayın dostum. Meclis gurup başkan vekillerini ziyaretim esnasında; kendimi dernek başkanı olarak tanıtıp, Sayın Oktay Vural’ı basın toplantısına ikna ettikten sonra. İşte bu demek lobi. Kendini tanıtıp taraf edinmek. Karşına birilerini muhatap almaktır. Bu; ilerde göreceksiniz, başbakan da olacaktır, cumhurbaşkanı da.
    “Sen son zaman da kaç bin insanın daha tutuklandığını biliyor musun.?” Niçin çabalıyorum dostum. Daha fazlaları da içeri girsin diye mi. Unutmayın ki; benim can parem, oğlumda çek mağduru. Bu durumda tabirinizle hata yaparsam ne anlama gelir.
    “Sonra YARGITAY DİYORSUN yasaları Yargıtay mı yapıyor bu ülkede kaldı ki Yargıtay bir adım daha ileri gitti ve idari para cezasını önerdi meclis kapanmadan kaç hafta önce Yinede Yargıtay son anda da olsa doğru olanı yapmıştır onu taktir etmek gerekir
    Bilesesin ki büyük bir hata içersindesin…!” YASA KOYUCU İLE YASA KORUYUCU ARASINDAKİ FARK. Buna da vakıfım dostum. Bu anlamda Yargıtay üstüne düşeni yaptı mı sizce?
    “Bir Türlü çatılması gereken yere çatamıyorsun sebep?”
    Her zaman, ve her fırsatta çatıyorum dostum. Hükümete de çatıyorum, meclise de.
    “Sebebi basit ilk yazında daha önce belitmişsin sana demişler ki: şu ,şu, şu husus, Hani Meclise girerken karşılaştığın zat yönlendirdi diyorsun”
    Şu hususu altı çizerek belirteyim ki. Hiçbir partinin fanatiği değilim. Ben ülkemi tam demokrasi şekillerinin uygulandığı YARI DOĞRUDAN HÜKÜMET ŞEKİLLERİ uygulamaların da görmek istiyorum. E- DEVLET yapısında ŞEFFAFLIK içinde görmek istiyorum. Sözü geçen kişinin, devlet adamlığı sorumluluğuna, milletvekili olma sorumluluğuna ve üstün hukuk bilgisini halkına yansıtma sorumluluğuna, HALKINA OLAN SORUMLULUK DUYGUSUNA hayran oldum. Ve bu kişi; Yargıtay Başkanımızın önerdiği gibi yasa taslağının biçimlenme önerisini bu öneriden çok önce vermişti. Bunu da gözlerimle gördüm.
    Öyleyse sorun nedir diyeceksiniz?
    TÜM TARAFLARIN KABUL ETMESİ.
    Sorulması gereken soru bu saygıdeğer dostum. Kimler böyle bir yasanın çıkmasını istemiyor?
    Durumun sürmesi kimlerin yararınaysa onlar.
    Sayın meslektaşınız, bir diğer dostumuz Av. Rahmi Ofluoğlu bir başka bakışla cevap verdi .
    HÜKÜMETİN ÇIKMAZI adlı yazısında.
    İşte sorunun cevabı burada yatıyor. Hükümet neden çıkmazda?
    Her ay karşılıksız çek miktarında %50 oranında artış devam ederken, hapishaneler genel müdürü feryat ederken, icralarda dosya koymaya yer kalmazken, icra depolarında yer kalmazken, binlerce insan tutuklanırken, binlercesi kaçak yaşarken, aileler bölünürken, işyerleri birer birer kapanırken, işyeri sahipleri gizli işsizler ordusu olarak kayda geçmezken, kısacası kanayan yara ölümcül hale gelirken ne zamana kadar sürer bu çıkmaz dersiniz?
    “ Aylardır “ devlet nerede ?” diye soruyoruz . İşte devlet buradadır.. kalkıpta ona sitemini etmeye çekinirsen insan hakları diye bağıran;
    Devlet bu mu ? Bu mu devlet?
    Çek zedeyi içerden bırakmayan devlet, mafyanın,Tefecinin üstesinden gelemeyen devlet!”
    Saygıdeğer dostum; benim mücadelem sadece çek mağdurları ile ilgili değildir. Benim mücadelem YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI iledir. Bu doğrultuda çıkan yasalarladır. Bu yasarlı çıkaran, veya uygun yasa çıkarmayarak yasal boşluk yaratıp devlet kasasını soyduranlarladır. Tabiki devlet demek bunlar demek değildir. Bunlar devlet düşmanlarıdır. Devlet demek sizsiniz, benim, halk demek, kamu demek, kamusal alanlar, temsilciler demektir. Sadece bir guruba devlet demek doğru olmaz. Beceriksiz temsilciler demek gerekir.

    Çek zedeyi içerden bırakmayan devlet, mafyanın,Tefecinin üstesinden gelemeyen devlet!
    “BURHAN İŞCAN SAVAŞ MEYDANLARINA İNDİ ARTIK. DOSTLARIYLA SARMAŞ DOLAŞ. SEVGİ SELLERİYLE.
    LOBİ LOBİ LOBİ—-PARA PARA PARA— YÜREK YÜREK YÜREK..,
    BUNA NE HACET , NE MUTLU SANA VE ÇALIŞMALARINA ;ANCAK
    Tıpta bir teorem vardır :Büyük sancıları ağrı kesici ilaçların aldatıcı ve geçici etkileriyle gidermeye çalışmak , sancıları kesip atmaz,belki daha büyük sancılara yol açacaktır…
    KISACASI: KIRALIN ÇIPLAK OLDUĞUNU KIRALA SÖYLEMELİSİN ,BEN KIRAL DEĞİLİM…!
    SEN KIRALIN KİM OLDUĞUNUDA ÇOK İYİ BİLİYORSUN!
    Ben emekli askerim dostum. Bizde bir kural vardır. Sorunu sunarken çözüm önerini de sunacaksın. Büyük sancıların çözümünü de her fırsatta anlatıyor ve taraf toplamaya çalışıyorum. İlkel siyaset anlayışı, ilkel demokrasi anlayışı, ilkel laiklik anlayışı ve şekilcilik arkasındaki sahtekarlık. Sancı bu dostum. ÇÖZÜM EZBERLERİ BOZMAKTADIR. EZBERLERİ BOZMADAN YOL ALINMAZ.
    SAYGILAR SİZ DOSTLARIMIZA, SAYGILAR DEMOKRASİ SAVAŞCILARINA, SAYGILAR ONURUNU KORUMAK İÇİN MÜCADELE EDECEK HERKESE.
    BURHAN İŞCAN

  3. burhan işcan Says:

    “GURUR EŞEKLİK, KİBİR EŞOLU EŞEKLİKTİR”(SAKIP SABANCI)
    ONUR BÜTÜN HAZİNELERE BEDEL BİR DEĞERDİR.

    DOSTLARIM;
    BAŞKANINIZ KİMDİR?
    Başkanınız bir misyonerdir. Dava adamıdır. Çek mağduriyetleri ile ilgilenmesi ne ilk davasıdır ne son davasıdır. Bundan bir evvelki davam sağlıkta yolsuzluklarla ilgilidir ve şimdi iki davayı beraber yürütüyorum.
    Dava adamlığı komplike olmak gerektiriyor. Yani; savunduğunuz davayı, en küçük detayına kadar bilmeniz gerektiği gibi ilgili mevzuatı ve alakalı olabilecek her şeyi bilmeniz gerekmektedir.
    ÖNEMLİ OLAN BİLGİ DEĞİL İLGİDİR
    İlgi duyduğunuz her konuyu öğrenmeniz basittir. Bu gün internet bu kolaylığı sağlamaktadır.
    BENİM DAVALARIMIN ASIL KAYNAĞI NEDİR?
    CİA-MOSSAD-KGB ÜÇGENİ İÇİNDEKİ TÜRKİYE DÜŞMANLARINA YARDIM VE YATAKLIK YAPAN İÇ DÜŞMANLAR.
    İMTİYAZLI SINIF YARATMA SAVAŞLARI VE BU SAVAŞLAR İÇİN HAZIRLANMIŞ YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI VE DE ALİ DİBOLAR.

    İşte bizler bu politikaların kurbanlarıyız, mağdurlarıyız.
    17.7.2009 Presstürk bir yazı ve bir yorum. Karşılıksız çeke af yok.
    AF SUÇLUYA VERİLİR DOSTLARIM. Günlerdir yazıyoruz hep beraber. Fakat hala AF kelimesi kullanılıyor. Ve hala Sayın Hakkı Köylü Taslağı konuşuluyor.
    EZBERLER NE ZAMAN BOZULACAK?
    Hala bozuk plak gibi takıntılarda kalanlar var. Neden?. Zamana karşı yarışmaktan.
    Birlik ve beraberlik içinde olduğumuz mesajı ne zaman verilecek?
    Genç arkadaşlar itiraz ediyorlar bankalara sataşmama. Ve işin garip tarafı benimle birlikte meclis koridorlarında yetkililerden duymalarına rağmen. Ve yazılıyor sitelerde şunu yapalım bunu yapalım diye. Strateji birliği varmı? Yok görüntüsü var. Aslında BİR STRATEJİM VAR
    9 haziran 2009 da Sayın Muharrem Sarıkaya’yı okuduğumda karar verdim meclise gitmeyi. Ve gidip olanı biteni ilk yerinden öğrenmeyi. Ve sonra gelişmelere göre stratejiler hazırlandı.
    BAŞKAN KONUYA TAM ANLAMIYLA VAKIF OLMALIDIR.

    Bu konu yeni bir gelişmedir …!
    ___Bu konuda detaylı açıklama yapılması gerekir : Sayın Burhan işcandan bu konuda açıklama beklemekteyiz : yani bir hükümet yetkilisi yasanın bir an önce çıkacağını ,konun çok önemli olduğunu belirtmişken
    TBMM Tatile girmisken;
    Sayın Burhan İşcan bu konuya bankaların müdahalesi olduğunu açıkça belirtti ;şimdi ortada anlaşılmayan konu şudur : … Sayın Burhan İşcan bu bilgiyi, kim? Yada Kimlerden almıştır?

    Sayın Burhan İşcan bu bilgiyi, kim? Yada Kimlerden almıştır?
    Bu bir..
    __İkincisi, TBMM tatile girmekle beraber tekrar açılışına , ekim ayına kadar 3 aylık bir süre daha kazanmış 4 Ağustos’da TBMM başkanı seçmenin dışında başka bir programı yokken,
    Yani 90 gün daha hapislikleri devam edecek ve insanlar bu tasarının yasalaşmasını bekleyeceklerdir ;ayrıca kanunun yasasının daha neler içerdiği , yasanın cezai yaptırımının ne olduğu belli değilken , Sayın Burhan İşcanın Yaptığı bu açıklama ne manaya gelmektedir .?.
    Şimdi durup bir Dakka düşünelim..
    Nedir bunların anlamı ?
    Bunların anlamı çok açıktır :
    __Biz kandırılmak istemiyoruz… çünkü yasanın yapılması kime yarardır ? belli olamayan, kafa karıştıran bir konu ..
    __Oysaki ; Bankalar piyasada finans işi adı ile iş yapan ve Tefecilik Suçu ( T.C.K. M. 241 ) – ilgili . maddesinde suçu olan; fakat ispatı zor olan TEFECİLİĞİN, örneğin bir banka müşterisi Tefecinin bankaya gidip BCH(borçlu cariye alacak ) hesabı açtırarak ,örnek: % 4 ile aldığı çek karşılığı bir krediyi yine müşterisine %8 ile fahiş rakamla satarak bankaya havale edilmiş çek ile de, ödeme tahütü almış bir alacaklı , sıkıntılarımı ki banka müdürlerine yansımış yada Banka çalışanın çek koçanı işlemleri arasında yapılacak işlemlerin arasında sorumluluk almamasının asıl amacı koçanın verilecek müşteriye , Banka personelini hapis cezasına ilişkin bir hukuki duruma mı, götürecek başka bir durum mu?
    Sayın İşcan böyle bir açıklama yapma gereği neden duymuştur ?
    Bunu şu anda net olarak anlayamadık..!
    Yada farklı iyi niyet adına mı? tasarı yetişmedi; yani tasarı baştan sona değişerek çek mağdurunun lehine mi yeniden düzenlenecek?
    o zaman bu insanlar baştan beri içeriden neden tahliye edilmediler ? demek ki bu işte başka bir bit yeniği var !
    Öyle görülüyor ki, çek kanununda gelecek günler sıkıntılı gibi ..
    Çek kanunda :
    Görünen köy odur AV .BURAK ERİM

    EVET SAYIN DOSTUM. 1.SORUNUZA CEVAP GÖRÜNEN KÖY KLAVUZ İSTEMEZ
    2.SORUNUZA CEVABIM DA ŞUDUR. UYGUN OLAN TASLAK ÇOKTAAN HAZIR.
    A-ÇEK KEŞİDECİSİNİN TTK m. 711/3’E GÖRE VERDİĞİ ÖDEMEDEN MEN TALİMATI İLE İLGİLİ MADDESİNİN İPTALİ
    B- Karşılıksız çek bedelini faiziyle ödeyen kişiler hakkındaki soruşturma, dava ve mahkumiyet kararlarının ortadan kalkması ile ticari hayatta karşılaşılan sorunların çözümü amacıyla bu yıl sonuna kadar çeklerin, üzerindeki yazılı tarihten önce bozdurulamayacağını öngören Çek Kanunu Tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu.(sonuç ne oldu)
    C- Bankacıya ceza düştü, hapistekilere yol gözüktü 70 bin kişinin sabırsızlıkla beklediği Çek Kanunu Tasarısı, alt komisyondan geçti! İşte yasanın son hali.(sonuç ne oldu)
    AYRICA MAYIS AYI İÇİNDE BİR YAZIMDA DEDİMKİ “ÇEK MAĞDURU İKTİDARLA YÜKSEK YARGI ARASINDAKİ ÇEKİŞMENİN DE MAĞDURU OLMAMALI” Şimdi soruyorum. Oldu mu, olmadı mı?

    İŞTE BEN BUYUM DOSTLAR. BAŞKANINIZ BU. Soruna ve çözümüne en ince noktasına kadar vakıf bir başkan. Peki neden başarısız?
    Sakalları yok.
    23 Haziranda iş biter dostlar gelin hep birlikte meclis basalım. Kaç kişi geldi.
    2 temmuz son gün dedim.MECLİS TATİLE GİRDİ DEDİLER. 1GECE İÇİNDE TCK DEPREMİ YAŞANDI. Meclis tatil olmamış meğer. Yargıtaya yorumladılar. Yargıtay Başkanı ile Bakan Cemil Çiçek öpücük muhabbeti mi yapıyor. Yargıtay başkanı ile niçin görüşmek istedim? Ne cevap aldım?
    BAŞKANLIK ZOR ZANAAT SAYIN ERİM. KOMPLİKELİK İSTİYOR. YANİ BAZAN AVUKAT, BAZEN SİYASETCİ, BAZEN DİN ADAMI, BAZEN SOKAKTAKİ ÇOCUK OLMAK GEREKİYOR. BUNU YAPARSANIZ KAZANIRSINIZ.
    BÖYLE OLMAK MÜMKÜNMÜ EVET. MİSYONERSENİZ EVET. AMACINIZ VARSA EVET.
    KAYGI DUYMAYIN VE UYUN DOSTLARIM. BAŞKANINIZ BU ADAM.
    STRATEJİLERİ OLAN, PLAN VE PROGRAMLARI OLAN BİRİSİ. TEK EKSİĞİ SİZLERSİNİZ. ORGANİZE BİR BÜTÜNLÜK. BUNU OLUŞTURUN.
    SAYIN DOSTUM ACİL DEMOKRASİNİN DE BİR YAZISINDA BELİRTTİĞİ GİBİ TARAFLAR BELLİ AMAÇLAR BELLİ. İYİ OYNAYAN KAZANIR.
    AMACIMIZ AF DEĞİL. AF SUÇLUYA VERİLİR. ONUR MÜCADELESİ YAPIYORUZ.200 GÜNDÜR HİÇE SAYILAN ONURUMUZUN MÜCADELESİNİ. HESAP İÇİN MUHATTAP ARIYORUZ. BİRİLERİ BİZLE MUHATTAP OLMAK ZORUNDA KALACAK. VE VERECEK HESABI. O ZAMAN GÖRECEĞİZ BAHANELERİ. SAYIN ERİM SİZDE ÇOK İYİ BİLİYORSUNUZ Kİ VERİLEBİLECEK CEVAP YOK. ONDANDIR UTANÇLARI. TOPU BOYNA PASLAŞIYORLAR. TACA ATIN BARİ DE KURTULUN. EKİMDE O DA OLACAK İNŞALLAH. TOPLAR TACA TÜMDEN ATILACAK. SAHADA BİZDE VARIZ. TOPU GOLE ÇEVİRECEĞİZ. 4 AĞUSTOSTA. GENÇ ARKADAŞLAR BAŞKANINIZA İHANET ETMEYİN, SAYGI DA DUYMAYIN İSTERSENİZ AMA SABIRSIZLIKLA HER ŞEYİ İÇ ETMEYİN. BANA GÜVENİN. BENİMLE OLUN. DANIŞIN. İSTİŞARE YAPALIM. BAŞI BUYRUK OLMAYIN. DAĞINIKLIK GÖRÜNTÜSÜ VEREREK MUHATTAP OLACAK KİŞİLERİ CAYDIRMAYIN. SABREDİN. MUHATTAP OLACAKLAR VE İŞ BİTECEK.
    SAYGILARIMLA

  4. cengiz Says:

    mesut bey aklınla bin yaşa adam çek almış ve belki karşılıgında malı bile vermemiş ey devlet sen benim alışverişime niye karışıyorsun senet verenede aynısını yapıyormusun yok e peki çek verenden ne istiyorsun allahtan kork be çek karşılıgında tutsaklık böyle birşey hiçbir gezegende yoktur

  5. mesut Says:

    Sayın Rahmi Bey,
    Bende hem çek alıcaklısı ,hemde çek borçlusuyum.Ticarette hapisin ne işi var anlamış değilim.Göremedikleri işte sadece bu,TİCARET,alış veriş.risksiz ticaret olmaz,riski alıyorsan sonuçları pozitif veya negatif katlanıcaksın,mal varlığın kadar, kazancın kadar.Helede BİZİM ÜLKEMİZ gibi sığ sularda yasıyan bir ticarette,en ufak bir çırpıntıda bulanan bir ortamda .İşine gelmezsse zaten vermezsin çeklede, senetlede.

  6. seker765 Says:

    derin saygı ve sevgilerimle

    seker765

  7. seker765 Says:

    sevgili hocam….

    kavram karmaşası içerisinde olduğumuz bir gerçektir…o kadar yorulduk ki bazen bu istemeden oluyor elbette…aslında çok haklısınız sayın OFLUOĞLU dikkatli ve seçerek kullanmamız gerekir kelimelerimizi…zira cımbızla çekip kılıf hazırlama gayreti içerisinde olan bir komisyon var karşımızda…

    bir ipte bir cambaz olur…biz onların karşısında cambaz durumuna düşmeyelim…zira onların elleri kuvvetli sayın OFLUOĞLU…orantısız güç gerçeği var burada…

    örneğin sehven yazılmış bir sayın İŞCAN metninde, çeklere kesilen para cezalarının idari para cezaları olduğu vurgulanmış…

    siz kendinizi çek mağdurları birleşim başkanı ilan edeceksiniz ama böylede hayati bir hata yapacaksınız…elbette çok dikkatli olmak gerekir…özellikle davamıza sahip çıkma gayreti gösteren sayın İŞCAN çok fazla kavram kargaşası yaratmadan, seçili konu başlıklarında , ve çok da dikkatle seçilmiş cümleler ile kendisini hazırlamalıdır..

    çabaları küçümsemek adına yazdığım sanılmasın lütfen sayın OFLUOĞLU…sizin hassas ve düzgün çabalarınıza destek ancak böyle olur…

    biz hukukçu değiliz…üstad sizsiniz sayın OFLUOĞLU
    dolayısı ile bu tür büyük eksiklikleri gündemde tutma yetkiside sizdedir…


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: