BAŞBAKANLIK MAKAMINA

Haziran 27, 2009, 11:15 am üzerinde
T.C. BAŞBAKANLIK
ANKARA

KONU: Randevu Talebimiz

SAYIN BAŞBAKANIM;
Ben; “ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM” diye adlandırdığımız, sayıları şimdilik 150 bin olan ve yasalarımızda da “KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇLULARI” kabul edilen gurubun sözcüsü ve aralarında seçtikleri başkanıyım.
Gayemiz, toplumda oluşmuş; “ÇEK MAĞDURU YOKTUR”, “DOLANDIRICILAR VARDIR” ön yargı ve sabit fikrini yok ederek, alnımıza sürülen kara lekeden kurtulmaktır.
Hükümetinizin çıkardığı Yeni Türk Ceza Yasası cezada KASIT UNSURLARI nın gözetilmesini öngörür. Ancak bu husus, 3167 sayılı Çek Yasası Müeyyideleri içinde yoktur. Yasaların uygulamalarında kıyas yasağı da vardır. Yani karşılıksız çek suçlamalarında yargılama eksiktir. 3167 sayılı yasanın yeni ceza yasasına uyum çerçevesinde değiştirilmemesi sırf bu nedenden dolayı bizleri mağdur etmiştir.
Öte yandan yasa değişecek af gelecek beklentisi de; suiniyetle çek kesme miktarını artırmıştır. Af gelecek, borçlu borcundan kurtulacak gibi safsataya dayalı teorilerde, bizler gibi borç kul hakkıdır ve namustur anlayışında olanlar için ayrı bir mağduriyet oluşturmaktadır. Zira kurunun yanı sıra yaşlarda yanmaktadır. Bu yüzden bizler 31.12.2008 tarihine kadar KASIT unsuru gözetilerek yeniden yargılanma beklentisi içinde idik.
Bizler borçlarımızı ödemek ve kul hakkından kurtulup ismimizi temize çıkarmak istiyoruz. Ceremeyi kimseye çektirmek istemiyoruz. Bu da borçlu ile alacaklının, makul süre ve makul faiz gibi hususlarda anlaşması ile mümkün görülmektedir. Bizim bu teorimiz.ispatlanmıştır. Ancak 3167 sayılı yasa içine dolaylı yollardan koyulmuş HAPİSLİK CEZASI bu imkanı yok etmektedir. Ayrıca bu ceza Anayasa mızı da ihlal etmektedir.
Bu hususları ve savunduğumuz diğer hususları detaylı bir şekilde sizlerle görüşebilmek, kamuoyunu da doğru bilgilendirmek gayesi ile 29.06.2009 tarihinde gurubum temsilcileriyle birlikte ANKARA da olacağız.
Bu güne kadar sizin toplumumuza verdiğiniz mesaj ve hizmetleriniz bize rehber olmuştur. Bu sebep ve amaçla sizden o gün içinde görüşebilmek için randevu talep ediyorum.
Saygılarımla Arz Ederim 27.06.2009
Burhan İşcan
ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANI

BURHAN ARKADAŞ İYİ YÜREKLİ, MÜCADELECİ BİR İNSAN, MÜCADELESİNİ DESTEKLİYORUZ

av. rahmi ofluoğlu

6 Responses to “BAŞBAKANLIK MAKAMINA”

  1. BURHAN İŞCAN Says:

    SAYIN BASIN MENSUPLARI, SAYIN HALKIMIZ;

    SAYIN BAŞBAKANIM;

    KAZANCI HER KES DEĞERLENDİRİR, APTALLAR BİLE. KAYBI KAZANCA ÇEVİRMEK AKIL İSTER, BİLGİ VE BECERİ İSTER.İŞTE APTALLARLA AKILLILAR ARASINDAKİ FARK BUDUR.

    BİZLER ÇEK MAĞDURLARI OLARAK GÖRDÜK VEDE DUYDUKKİ; YENİ YASANIN ÇIKMASI İÇİN BÜTÜN TARAFLARIN MEMNUN OLMASINI BEKLİYORMUŞSUNUZ.

    TÜRK CEZA KANUNU 2004 YILINDA SİZLER TARAFINDAN ÇIKARTILDI. 2005 HAZİRAN AYINDADA YÜRÜRLÜĞE GİRDİ. BU DEMEK OLUYOR Kİ O ANDA 5. VE 21. MADDELERDE YÜRÜRLÜĞE GİRDİ. MERAKIMIZ DA BU SAYIN BAŞBAKANIM NİÇİN BU GECİKME. VE BU BEKLEYİŞ

    HALKIMIZIN %95 İ MÜSLÜMANDIR BUYURDUNUZ BİR GÜN
    GLOBAL KRİZ BİZİ TEĞET GEÇECEK DEDİNİZ SONRALARI.

    BİRİNCİ İDDİANIZ DOĞRU OLSAYDI. İKİNCİ İDDİANIZDA DA BIRAKIN TEĞET GEÇMEYİ ŞÖYLE DERDİK. İŞTE METARYALİZMİN SONU. VE ÇOCUKLARIMIZA NASİHAT EDERKEN ÖRNEK VERİRDİK

    MÜSLÜMANLIKTA FAİZCİLİK HARAMDIR. MÜSLÜMANLIKDA PAYLAŞIM ESASTIR. KOMŞUSU AÇKEN TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR DER PEYGAMBERİMİZ. VE KİTABIMIZ VARDIR. NUR VE BURHAN OLAN. BAKARA SURESİ 280. AYET VAR SÖZDE MÜSLÜMANLARIN GÖZARDI ETTİĞİ. KEFH SURESİNDE BAHÇE SAHİPLERİ ÖRNEĞİ VAR. İMTİHAN AYETLERİ VAR. VE KİTABIN ÖZETİ ASR SURESİ VAR. HESAP GÜNÜNÜ GÖZ ARDI EDENLERE MÜSLÜMAN DENİR Mİ SAYIN BAŞBAKANIM.?

    KDV FİŞİ TOPLAMAYI BIRAKTIRDINIZ. UMDUKKİ KAYIT DIŞI LIK E-DEVLET YAPISI İLE KAYIT ALTINA ALINACAK. ZİRA E- DEVLET ÇALIŞMALARINIZDAKİ BAŞARINIZ TAKDİRE ŞAYANDIR. AMA BANKALARI SARDINIZ BAŞIMIZA VE ONLARIN SORUMSUZLUKLARINI

    “TÜRKİYE CUMHURİYETİ BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÜZERİNDE İRADE YOKTUR” BUYURDUNUZ BİR GÜN. ZATEN BİLİYORDUK BUNU. AMA GÖRDÜK Kİ SONRADAN VARMIŞ MEĞER. BANKALARINIZ. MECLİSİN ÇIKARDIĞI YASALARLA ALAY EDEN BANKALAR. VE MEMNUN OLAN ALİ DİBOLAR.

    BU ÇOCUKLAR BAŞBAKANIM, ONLARA HANGİ DİNİ ÖRNEK GÖSTERECEĞİZ YARINLARI İÇİN. DEVLET BABA DEYİNCE HAPİSLİK Mİ AKILLARINA GELECEK.

    SAYIN BAKANIMIZ ŞİLİDE ÖVÜNÜYOR. YABANCI SERMAYEYİ ÇEKMEK ADINA. TÜRKİYEDE DİYOR BANKACILIK ÇOK KARLI AMA PEK ÇOK. ÇÜNKÜ BİZ YÜZDE 14 KÜÇÜLMEYİ BİLE HAFİFE ALIYORUZ. HALKIMIZI DA HİÇ AMA HİÇ DÜŞÜNMÜYORUZ.

    BU AKŞAM KANDİLDİ BAŞBAKANIM MÜBAREK OLSUN . PAYLAŞMANIN, SEVİŞMENİN, KARDEŞ OLMANIN AYININ MÜJDECİSİ. MÜSLÜMANLAR İÇİN.
    HEPİMİZE MÜBAREK OLSUN

    . Sular yükselince, balıklar karıncaları yer…
    Sular çekilince de karıncalar balıkları yer…
    Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir…
    Çünkü kimin kimi yiyeceğine.. “Suyun akışı” karar verir…

    VEDE KESER DÖNER SAP DÖNER , DEVİR DÖNER BAŞBAKANIM.

    SAYIN DTP. MİLLETVEKİLİM HASİP KAPLAN, ONURUNUZU VE ONURUMUZU KORUMAK ADINA MECLİS KÜRSÜSÜNDE KREDİ KARTINIZI KESME EYLEMİNİZDEN DOLAYI KUTLARIM SİZİ. KEŞKE DİĞER VEKİLLERİMİZDE KATILSAYDI SİZE. AYNI OLGUNLUKTA OLSALARDI.

    EVET SAYIN VURAL, SAYIN KILIÇDAROĞLU HANİ VERİLEN SÖZLER. MECLİS KAPANDI. TATİLİNİZ NASIL GEÇİYOR. ÇOCUKLARINIZA BAKARKEN HİÇ BİZİM ÇOCUKLARIMIZ GELDİMİ GÖZLERİNİZ ÖNÜNE. CEZAEVİ DUVARLARI DİBİNDE BEKLEYEN BU ÇOCUKLAR. DAYATMA BİR SUÇ, YALNCI ADALET VE MAĞDURLARININ ÇOCUKLARI.

    SİZ BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANIM. SİZİ DEMOKRAT TANIDIM BU GÜNE KADAR. VE BİR GÜN BUYURDUNUZKİ “TOPLUMDA MAHKEMELERİN YÜKÜNÜ AVUKATLAR AZALTABİLİR. UYUŞMAZLIKLARDA UZLAŞTIRICI OLABİLİRLER. BU ONLARIN ASLİ GÖREVİDİR.”. FIRSATCILIK VE UZLAŞTIRICILIK BANA BU İKİSİ TERSMİŞ GİBİ GELİYOR. HELE SESSİZ KALMANIZA BAKILIRSA. SESSİZLİK İKRAR DEMEK MİDİR.

    SİZLER EY SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ BAŞKANLARI. DÜŞENE BİR TEKMEDE BİZDEN OLSUN DİYEMİ ALDINIZ BU ZAMANA KADAR AİDATLARIMIZI.

    SAYIN YARGITAY BAŞKANIM; SAYIN YASA KORUYUCUMUZUN BAŞI İŞ YİNE SİZE DÜŞÜYOR. BİTİRİN BU IZDIRABI. ZİRA BU DAYATMANIN SUÇ OLMADIĞINI SİZ İLAN ETTİNİZ HÜKÜMETE VERDİĞİNİZ 9 SAYFALIK ÖNERİNİZDE. SİZ DEDİNİZ YANLIŞ YANLIŞLA DÜZELTİLMEZ DİYE. BİZLERİ ÖLÜDEN MEDET UMMAK DAN KURTARIN ARTIK.

    ZİRA 9 HAZİRAN TARİHİNDE SAYIN MUHARREM SARIKAYA ŞÖYLE YAZMIŞ GAZETESİNDE; “SAYIN ADALET ALT KOMÜSYON BAŞKANI HAKKI KÖYLÜYE “LEHE KARAR VEREN MAHKEMELERİN DURUMUNU SORDUM. BİZ YARGITAY BAŞKANIMIZDAN BU KARARLARI DURDURMASINI İSTEDİK VE DURDURDULAR CEVABI VERDİ” DEMİŞ

    BU DOĞRUYSA SAYIN YARGITAY BAŞKANIM. DURUM GAYET CİDDİ DEMEKTİR. BAĞIMSIZ YARGIDAN, YARGIDA EŞİTLİKTEN BAHSETMEK ÖZETLE YARGIYA YARGIÇLARA GÜVENMEK MÜMKÜNMÜDÜR

    BÖYLE OLMADIĞINI GÖSTERİN BİZE NE OLUR. YADA İÇ HUKUK YOLLARINI TIKAYIN BİZE. ZİRA BİZLER AVRUPA BİRLİĞİ İNSAN HAKLARI MAHKEMELERİ ÖNÜNDE HAK ARAMAK İSTİYORUZ.

    TÜM TOPLUMUMUZUN BİLGİLERİNE SAYGILARIMLA ARZ EDERİM.
    BURHAN İŞCAN
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM FAHRİ BAŞKANI

  2. burhan işcan Says:

    T.C. CUMHURBAŞKANLIK MAKAMINA
    ANKARA
    KONU: ÇEK MAGDURLARI OLARAK TALEPLERİMİZ
    Sayın Cumhurbaşkanım;
    Makamınıza layık devlet adamlığınız, devlet babayı temsildeki liyakat ve başarınız, toplumumuza karşı vermiş olduğunuz mesajlar; bana bu mektubu yazma ve sizden yardım isteme cesaret ve arzusunu vermiştir. Bu nedenden dolayı affınıza sığınarak sizden yardım diliyorum.
    Ben kendimizi ÇEK MAGDURLARI olarak addeddiğimiz toplumumun sözcülüğünü ve fahri başkanlığını yapıyorum. Amacımız; hakkımızda toplumu bilgilendirmek, kasti olarak yapmadığımız, en kötü şekilde kabahat olarak nitelendirilecek cürümden dolayı dayatma bir şekilde suçlandığımızı ve hapislikle cezalandırıldığımızı anlatmaktır. Bu mağduriyetimiz 200 gündür sürmektedir. Bu süre içinde mağduriyetimizin giderilmesi için çalmadığımız kapı kalmamıştır. Son çare olarak makamınıza ve şahsınıza müracaat zorunlu hale gelmiştir.
    Bilindiği gibi; 3167 sayılı çek yasasının cezai yaptırımları, uyum yasalarına uyumsuzluğu nedeni ile 31.12. 2008 tarihinden itibaren uygulanamaz hale gelmiştir. 1.1.2009 tarihinden başlayarak günümüze kadar 200 günlük bir bekleme süreci gelişmiştir. Bu süreçte; cezasız kalmış bir suçtan dolayı boşu boşuna hapiste yatanlar, sayıları 150 bini bulan bu mağdurların yakınları, ve onlara yakında katılması muhtemel yeni 150 binler ve yakınları , bu sürecin yani mağduriyetin bitme anını merakla beklemektedir. .
    Hükümetimiz yeni bir yasa tasarısı hazırlamış, meclise sunmuş ancak yasalaştırılmamıştır. Yaptığımız görüşmelerden bu yasada bütün tarafların memnun edileceği ilkesinin gözetildiği öğrenilmiştir. Öte yandan; değişik mahkemelerce değişik kararlar verilmiş, adalette eşitsizlikler yaşanmış, adalete, hukuğa ve hukukcuya güven zedelenmiştir.
    Örneğin, Sakarya ağır ceza mahkemesinin 2009/247 sayılı 16 mart 2009 tarihli kararında; “bu durum karşısında subjektif değerlendirme niteliğinde olan “çekin ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil etmesi” bu nedenle 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin değiştirilmediği yani ayrık tutulduğu (temel düzenlemeden istisna edildiği) yönündeki değerlendirmenin mevcut yasal durum karşısında yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Yasa koyucunun atlama yaptığı, bir

    konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine ve yukarıda da değinildiği gibi bu konuda değişiklik yapmak için Başbakanlığa kanun tasarısı taslağıda sevk edildiğine göre yürütmenin, (hükümetin) ve yasa koyucunun (TBMM’nin) muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması ve yeni yasal düzenleme yapılana kadar bu ceza hükmünün uygulanamaz olmasını sağlamak olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir.ifadesi mevcuttur. Bu hükme göre lehe karar vermiştir Bu ifade bence bir mesajdır. Hükümet ve yüce meclisimiz tarafından dikkate alınmalıydı.
    Bu oluşum karşısında gözler Yargıtay’a, ceza kurulundan gelecek lehe karara çevrildi. Ümitle beklemeler oldu. Tam bu sırada; Yargıtay Başkanlığı, ticari yaşamı önemli ölçüde etkileyecek düzenlemeler içeren Çek Kanunu Tasarısına ilişkin görüşünü, TBMM Adalet Komisyonuna iletti •• Yargıtay Başkanı Hasan Gerçekertin imzasını taşıyan 9 sayfalık yazıda, tasarının genel olarak “olumlu” bulunduğu belirtildi. Yargıtayın “öncelikli ve birinci” önerisi, karşılıksız çek suçlarına ilişkin oldu. Karşılıksız çek suçlarının gerçek ve tüzel kişilerin ticari ilişkilerinden kaynaklanan ve edimin yerine getirilmesine yönelik yaptırımları içerdiği belirtilen yazıda, “Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkartılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir” denildi.
    Ancak zaman aleyhimize işliyordu. Ortada çözüm yoktu. Takdir edersiniz ki geç gelen adalette adalet değildir.
    Başta Prof.’ Dr. Adem Sözüer olmak üzere hukuk otoriteleri ve Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya açık ve net biçimde 3167 sayılı yasanın ceza içeren hükümlerinin 5237 sayılı yasa ile çeliştiğini ve yasanın bu hükümlerinin 01..01.2009 tarihinden itibaren geçersiz olduğunu söylerken, TBMM ne sunulan Çek Kanunu Yasa Tasarısının Gerekçesinde bu görüş açıkça teyit edilirken nasıl oluyor da başta Yargıtay olmak üzere asliye ceza mahkemeleri karşılıksız çeke cezaya devam edebiliyor?
    Meclise hükümetin sunduğu Çek Kanunu Tasarısının genel gerekçesinden aynen aktarıyoruz:
    II 3167 sayılı Kanuna Yöneltilen Eleştiriler ve Şikayetler
    10) 3167 sayılı Kanunun yirmi yıl içinde karşılıksız çekin cezalandırılmasına ilişkin 16 ncı maddesinin üç defa kanunla değiştirilmesi ve üç kez de Anayasa Mahkemesinin

    incelemesine konu olması sisteme yönelik eleştirileri artırmış, şüpheleri güçlendirmiştir. 4814 sayılı Kanunla yapılan köklü değişikliklere rağmen ilgili kurumlardan, Cumhuriyet savcılarından, mahkemelerden ve Yargıtaydan gelen şikayetler Adalet Bakanlığında yeni kanun hazırlanması düşüncesinin ağırlık kazanmasına sebep olmuştur. 26/9/2004 TARiHLi VE 5237 SA Yll.I TÜRK CEZA KANUNU YÜRÜRLÜGE GiRiNCE, 3167 SAYILI KANUNUN 5237 SAYILI KANUNA TEORiK VE DOGMATiK YÖNDEN, TAMAMEN TERS KONUMA DÜŞMESi DE BU DÜŞÜNCEyi EYLEME DÖNÜŞTÜRMÜŞTÜR
    Hukukçu Prof. Dr. Adem Sözüer, Dünya gazetesine yaptığı açıklamada yürürlükte olan TCK’nın cezaların niteliği ve ceza sorumluluğuna ilişkin kurallarla, 3167 sayılı Çek Kanunu’nda yer alan kuralların birbirine uymadığını söyledi. TCK’ya atıfta bulunarak ceza verilmesini düzenleyen kanunların, TCK’nın ilgili maddelerine uyumlu hale getirilmesi için 31 Aralık 2008 tarihine kadar süre bulunduğunu söyleyen Sözüer, “Çek Kanunu’nda ilgili değişiklik yapılmadı. 31 Aralık 2008’den itibaren TCK’nin genel kuralları Çek Kanunu’nun cezalarına ilişkin kuralları ortadan kaldırmış oluyor” dedi.
    Bu durumda Çek Kanunu’ndaki cezaların uygulanma dayanağı kalmadığını ifade eden Adem Sözüer, uŞu andaki 60 bin 70 bin dava hakkında bu cezalar uygulandığı için bu cezalar kaldırılacak. Ayrıca hapiste olanların da çıkması gerekecek” diye konuştu.
    Bu konuda yeni bir düzenleme yapılsa bile failin lehine olan hükümleri uygulanacağı için belirsizliklerin ortaya çıkacağını vurgulayan Sözüer, ”Yeni kanunun yürürlük tarihi geçmişe yönelik olsa bile aleyhte olan hükümler uygulanamaz. Çek yüzünden artık hiçbir yaptırım uygulanamaz durumda” dedi
    Adalet Komisyonu Başkanı ne diyor? Sözüer’in söyledikleri kendisine aktarılınca Sayın iyimaya Şöyle diyor: “Maalesef, yapacak bir şey yok. .. ”
    Anayasa kuralı olan ‘bir taahhütten dolayı, kişilere hürriyeti bağlayıcı ceza verilemez’ şartı varken, genel kaide olan ‘suçsuz ceza olmaz’ şartı varken, bazı mahkemelerin uygulayıp, bazılarının da karara devam etmesi hukukta kaosa neden olmakta. Bu durum da kanayan yara olan ‘karşılıksız çek’ artık kangrene dönüşmüş ve içinden çıkılmaz bir hal almıştır.
    Binlerce aile dağılmış, binlerce esnaf olmayan bir kanundan ceza evinde, on binler kaçak yaşamaktadır. Esnaf intiharları artmıştır. Sesimizi duymanız için daha kaç esnafın intihar etmesi gerekecektir? Çok acil bir çözüm lazım. Bizler af istemiyoruz, yasal hakkımız olan özgürlüğümüzü, bir şans daha verilerek çalışıp borçlarımızı ödemek ve kul hakkından kurtulmak için kullanmak istiyoruz. Sayın Başbakanımız; halkımızın %95 inin Müslüman olduğunu iddia etmektedir. Bu durum bu iddia ile ters düşmektedir. Zira dinimiz kitabında bakara suresi 280. Ayetinde borçlu için hükümler bulunmaktadır. Ayrıca kehf suresinde de bahçe sahipleri örnek verilmiştir. Bizlerin ve

    halkımızın tümünün imtihandan geçtiği kesindir. Bu hususlar gözetilmiş olunsa idi hakikaten global kriz ülkemizi teğet geçer veya hiç mi hiç uğramazdı. Diğer taraftan da; hükümetimiz bu konuda bankalardan da sorumluluk beklemektedir. Yine başbakanımız; “Türkiye Cumhuriyeti’nde meclis iradesinin üzerinde irade yoktur” iddiasında bulunmuştu. Son zamanlarda görülmüştür ki bankalar bu irade ile alay etmekte çıkan yasalara karşı lakayt bir durum sergilemektedir. Yargıtay ceza kurulundan da lehe bir karar çıkmaması bizde “acaba erkler arasında bir uyumsuzluk mu var” kaygısı uyandırmıştir.
    Görüldüğü gibi, bu nedenlerden dolayı çaresiz kalarak size müracaat ediyoruz.
    Temsil ettiğiniz makamın yüceliğini, devlet baba olgunluğunu gözeterek başta ben
    ‘olmak üzere babalar anneler ve mağdur yakınları olarak gelip elinizi öpmek, mağduriyetimizin halli için yardım talep etmek istiyoruz. Bunu 4 ağustos 2009 tarihinde yapacağız .. Siz devlet babam n en büyük temsilcisi devletimizin başısınız. Lütfen bizleri kabul buyurunuz.
    Durumu, mağduriyetlerimizi arz ederim. Saygılar sunarım.
    BURHAN İŞCAN
    ÇEK MAGDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANI
    ADRES:KIRMIZI TOPRAK MAHALLE Sİ
    OSMAN ÇA VUŞ SOKAK NO:19/6 ESKİŞEHİR
    İLETİŞİM:o 5373704830 brhnhak26@mynet.com

  3. sker765 Says:

    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE nidaları mevcut sorunu falan çözmez sevgili arkadaşım…
    hangi bir konuda NE MUTLU oldu TÜRKÜM? söyler misin bana lütfen?

    aylardır verilen çabalar var ortada…üstelik konunun uzmanı sayın ofluoğlu başta olmak üzere…daha bu kadar zaman içerisinde biz KANUNSUZLUĞU anlatamamışız ..siz neden bahsediyorsunuz?

    31/12/2008 den sonra geçen süreçte kanunsuzluğu ve kanunsuz verilen cezaları anlayan bir ALLAH ın kulu çıktı mı? üstelik yargıtay da dahil…?

    lütfen artık somut şeylerle uğraşalım…
    aynı şeyleri temcit pilavı gibi defalarca yazmamız da çözmez..sıkmadan konunun özüne vakıf net cümlelerle anlatma zorunluluğumuz vardır…

    hayat hikayesi devri artık bulunduğumuz ortamda çok geçmiştir…bu cümlelerim sayın İŞCAN a dır…son derece iyi niyetlerine güvenmeme rağmen bence ANKARA eylemi hariç yazılanlar laf kalabalığıdır…

    ALLAH a havale etmek biz istesekde istemesekte somut gerçektir…yüce ALLAH bunda bize ihtiyacıda yoktur…ne yapılabilir? ne edilebilir? buna yoğunlaşma gereği vardır…

    yoksa uzun uzun metinlerle karmaşa yaratmak zaten düz metinden birşeyler anlamakta zorlanan meclis üyelerini sıkar…

    siz herkesi mevcut sıkıntılarınıza aynı duyarlılıkla yanıt verebileceklerini mi sanıyorsunuz?

    bence yapmayın ALDANIRSINIZ….

    saygılar ….
    seker765

  4. garip Says:

    burhan başkanım,

    güzel ülkem için ve bu yurdum insanın gelecegi için sen üzerine düşen görevi fazlasıyla yapmaya çalıştın,ALLAH senden razı olsun,
    biz bu toprakları atalarımızın kanlarıyla aldık ama şu an yabancı güçler ekonomik yaptırımlarla almak istemektedir.
    TÜRKÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR..

    ben bunu böyle gördüm böyle bilirim.ülkemizi degişik seneryolarla yıllardır yıkamadılar,şimdi taktik degişti ekonomik olarak yıkmak istemektedirler ve şu an ki düzende onların istedigi düzendir.
    ülkemin yer altı ve yer üstü zenginlikleri dış borçlarımızın en az 100 katıdır.bunu herkes bilmektedir, gelecekte kendi vatandaşına rahatlık saglamak isteyen güçler,bu ülkeyi yıkmak istemektedir.
    bir ülkede bankaların % 50 sinden fazlası yabancı sermayeye geçmişse düşünmek lazım…
    lütfen yurdum insanını uyandırmak için bu tür yazılarınızın devamını sizin gibi vatansever insanlardan beklemekteyim.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
    NE MUTLU YAŞASIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DİYEBİLENE……………………………

    söz konususu vatan ise gerisi TEFERRUATTIR.

  5. BURHAN İŞCAN Says:

    SAYGIDEĞER, ONURLU HALKIMIZDAN TALEBİMİZDİR

    KONU: BANKALARIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNE, MİLLETİNE VE HÜKÜMETİNE KARŞI BAŞLATTIKLARI EYLEMLERE KARŞI TEPKİ EYLEMİNE DAVETTİR

    Ben; “ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM” diye adlandırdığımız, sayıları şimdilik 150 bin olan ve yasalarımızda da “KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇLULARI” kabul edilen gurubun sözcüsü ve aralarında seçtikleri başkanıyım.
    Gayemiz, toplumda oluşmuş; “ÇEK MAĞDURU YOKTUR”, “DOLANDIRICILAR VARDIR” ön yargı ve sabit fikrini yok ederek, alnımıza sürülen kara lekeden kurtulmaktır.
    Hükümetinizin çıkardığı Yeni Türk Ceza Yasası cezada KASIT UNSURLARI nın gözetilmesini öngörür. Ancak bu husus, 3167 sayılı Çek Yasası Müeyyideleri içinde yoktur. Yasaların uygulamalarında kıyas yasağı da vardır. Yani karşılıksız çek suçlamalarında yargılama eksiktir. 3167 sayılı yasanın yeni ceza yasasına uyum çerçevesinde değiştirilmemesi sırf bu nedenden dolayı bizleri mağdur etmiştir.
    Öte yandan yasa değişecek af gelecek beklentisi de; suiniyetle çek kesme miktarını artırmıştır. Af gelecek, borçlu borcundan kurtulacak gibi safsataya dayalı teorilerde, bizler gibi borç kul hakkıdır ve namustur anlayışında olanlar için ayrı bir mağduriyet oluşturmaktadır. Zira kurunun yanı sıra yaşlarda yanmaktadır. Bu yüzden bizler 31.12.2008 tarihine kadar KASIT unsuru gözetilerek yeniden yargılanma beklentisi içinde idik.
    Bizler borçlarımızı ödemek ve kul hakkından kurtulup ismimizi temize çıkarmak istiyoruz. Ceremeyi kimseye çektirmek istemiyoruz. Bu da borçlu ile alacaklının, makul süre ve makul faiz gibi hususlarda anlaşması ile mümkün görülmektedir. Bizim bu teorimiz.ispatlanmıştır. Ancak 3167 sayılı yasa içine dolaylı yollardan koyulmuş HAPİSLİK CEZASI bu imkanı yok etmektedir. Ayrıca bu ceza Anayasa mızı da ihlal etmektedir. 31.12.2008 tarihine kadar, yeni ceza yasasına uyumlu çek yasasının çıkmaması sebebiyle; 3167 sayılı yasadaki suç ve cezalar ilga olmuştur. Bu husus; çeşitli hukukçular, özelliklede İ.Ü.Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Adem Sözüer tarafından her fırsatta belirtilmiştir. Bu durum sorunu büsbütün artırmış, çözülmeze götürmüştür. Çünkü beklentiler adalet önünde HAK ARAMA durumuna dönüşmüştür. MAĞDURİYETLER oluşmuştur. Çek mağduriyetleri kısır döngü sonucu ortaya çıkan bir zincirin sonucudur. Bu gün mağdur olmayan ve çek kullanan her kes yarın mağdur olmaya adaydır. Yasayı geciktirmenin sonucu ağır olacaktır. 1.1.2009 tarihinden bu yana 180 gün geçmiştir. Hapislikler sürmektedir. Lehe karar veren mahkemeler bile durdurulmuştur. Yargı önünde eşitsizlikler oluşmuş; ADALETE , HUKUKA ve HUKUKÇUYA güven ve saygı kalmamıştır. Yargı zan altında bırakılmıştır.
    BU NEDENLERDEN DOLAYI “ÇEK YASASI ve MAĞDURLARININ sorunu TOPLUMSAL SORUN haline gelmiştir.GEÇ GELEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR.
    Karşılıksız çekten dolayı hapis cezası , kanayan bir yaradır ve Türk Hukuk Sistemi açısından bir yüz karasıdır! Kişi hak ve hürriyetlerine ve esasen mevcut Anayasamıza da aykırı olan bu uygulama 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle yeni bir boyut kazanmıştır.
    Bizler bu duygularla yeni çek yasasının yapılmasını beklerken bir gerçekle karşılaştık. Hükümet bankalarında sorumluluklarının artırılmasını istiyordu. Ancak bankalar buna yanaşmıyorlardı. Bankalar; ayrıca, hükümet tarafından çıkartılan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan SİCİL AFFI YASASI ile KREDİ KARTLARI ile ilgili yasalarada karşı çıkıp uymamaktadırlar.
    “Henüz üç gün önce yazdığımız ‘Bankaların Timsahlığı ve Kart Aidatı’ başlıklı yazımızda ve Türk bankacılığıyla alakalı başka yazılarımızda, bankaların Türk ekonomisi ve halkın sırtında bir kambur olduğunu ifade etmiştik. Bu savımız bugün, TÜİK tarafından rakamlarla teyit edilmiş durumda. Ekonominin yaklaşık yüzde 14 küçüldüğü bir dönemde, bankacılık sektörü yüzde 11 gelişmiş durumda. Aslında, normal bir ekonomik düzende bu durum eşyanın tabiatına aykırı sayılır. Ama, ülkemizde bankalar ve ekonominin karşılıklı konumları itibarıyla büyük bir çarpıklık yaşanıyor. Şöyle ki, fiilen bankalar, ekonomi için değil, ekonomi bankalar için var. Rahmetli Sadri Alışık’ın bir filmindeki hoş esprisini iktibas edersek: Bankalar halkımıza şunu diyor: “Senin paran benim param, benim param yine benim param.” BDDK’nın tarafsız gözlemci olarak (!) seyrettiği bankaları artık yasalar da durduramıyor.”
    “Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamasına göre, bu yılın birinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 13,8 küçüldü. Üretim yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre, yılın ilk çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine oranla sabit fiyatlarla GSYH yüzde 13,8 azaldı. Cari fiyatlarla ise GSYH azalışı yüzde 2,2 oranında kaldı.
    Ekonomik performans itibarıyla, Cumhuriyet tarihini kapsayacak şekilde rekor üstüne rekorların kırıldığı AK Parti döneminde, bu kez 2. Dünya Savaşı’ndan bugüne kadarki dönemin en büyük gerilemesi kaydedildi. Aslında, TÜİK’in daralmayla ilgili olarak verdiği rakamsal bilgiler arasında en ilginç, en anlamlı olanı, finanssal aracılık yapan şirketlerin yüzde 10,8 nispetinde büyümesi. Batı ölçeklerine göre, henüz cılız kalan finans sektörünü analiz bakımından sadece bankacılıktan ibaret sayabiliriz”.(s.uslu zaman 1.7.09)
    13.8 Türkiye için neyi ifade ediyor
    BU yılın ilk çeyreğinde yaşanan yüzde 13.8’lik küçülme oranı, pek çok açıdan dikkat çekici. Bunların bazılarını şöyle sıralamak mümkün:
    13.8, Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığımızda da, sıralamaya üst noktalardan giren bir rakam. Kurtuluş Savaşı, 1929’taki Büyük Buhran gibi dönemlere bakınca, 13.8’lik oran sıralamada 2’nci. 13.8, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki, çok az sayıdaki çift haneli rakamdan da biri. Cumhuriyetin 86 yıllık tarihi boyunca, yıl sonları itibariyle 4 kez çift haneli küçülme yaşandı. 13.8, Türkiye’nin en ağır krizi olarak tarihe geçen 2001’deki daralmanın da üzerinde bir rakam. 2001 krizinde ekonomi yüzde 9.5 daralarak, en azından çift haneli bir orana çıkmamıştı.13.8, çeyrek dönemler itibariyle bakıldığında da yüksek bir rakam. Kriz yılı olan 2001’in 2’nci çeyreğinde yüzde 12.3 küçülen ekonomi, aynı yılın 4’üncü çeyreğinde de yüzde 12 civarında daralmıştı.(hürriyet ekonomi 1.7.09)
    EN AĞIR DARBE TİCARETE
    Faaliyet kollarına göre krizden en ağır darbeyi toptan ve perakende ticaretin aldığı görülüyor. Perakende ticareti ilk çeyrekte yüzde 25.4 küçüldü. Son 4 çeyrektir küçülen inşaat sektöründeki sorunlarda giderek derinleşiyor. 2008’in son çeyreğinde yüzde 13.4 küçülen inşaat sektöründeki küçülme 2009’un ilk çeyreğinde yüzde 18.9’a çıktı. İmalat sanayisi yüzde 18.5, ulaştırma, haberleşme ve depolama sektörü yüzde 17.6 daraldı. Diğer sektörlere göre krizi hafif atlatan tarımdaki küçülme yüzde 3 ile sınırlı kaldı. Krizin tamamen teğet geçtiği mali sektörde ise büyüme devam etti. Krizde en kötü yaşanırken mali sektör yüzde 11 büyüdü. Aslında çift haneli bir küçülme bekleniyordu. Ekonomistler arasında yapılan anketler küçülmenin yüzde 12 düzeyinde gerçekleşeceğini gösteriyordu. Son anketlerde ise toparlanmanın yılın dördüncü çeyreği ile başlayabileceği öngörülüyor. Ekonomistlerin yıl sonu küçülme tahminleri yüzde 5’i geçiyor. Uluslararası kurumların küçülme tahminleri de yüzde aynı doğrultuda. Yıl sonunda Dünya Bankası yüzde 5.5, OECD yüzde 5.9 ve IMF yüzde 5.1’lik daralma öngörüyor(sabah ekonomi 1.7.09)

    “Bankalar sadece kendi menfaatlerini düşünüp müşteriyi ne hale getirdiklerini umursamadılar. Öylesine ki, asırların ürünü olan en temel bankacılık ilkelerini fütursuzca çiğnediler. Mesela, bankacılık ve finansın bir numaralı ilkesi olan, risk/getiri rasyosu, bankaların kart uygulamasında adeta tersyüz edildi. Kısaca, banka her kredi kartı müşterisine riski yüksekmiş gibi muamele yaparak, aşırı faiz oranı tatbik etmekte. Hasip Kaplan’ın çarpıcı davranışından anlaşılıyor ki, bankalar TBMM üyeliği hak ve şerefini kazanmış insanlara dahi ancak batakçılara reva görülecek faiz oranlarını uygun görüyor. Bankalarımızın bir türlü kavrayamadığı husus şu: Başkalarının itibarını düşünmedikleri sürece, kendileri de milletimiz gözünde itibar ve güven kaybına uğruyor. Kaybedilen güvenin geri kazanılması o kadar zor ki…”(s.uslu zaman)
    DÜNYANIN HİÇ BİR ÜLKESİNDE BANKALAR MÜŞTERİLERİNİ YOKETMEZLER. AKSİNE KOLLARLAR. ÇÜNKÜ BİNDİKLERİ DALI KESMEZLER. TÜRKİYEDE DURUMUN BÖYLE OLMAMASI GİZLİ BİR SAVAŞIN İŞARETİDİR. BANKALARIN; TÜRKİYE CUMHURİYET YASALARINI TANIMAMALARI ÜLKEMİZ EKONOMİSİNİ YOK ETMEK AMAÇLIDIR. BİR SAVAŞ YIKIMI BOYUTLARINI AŞMIŞ ENKAZ YARATMAK AMACI GÜDÜLMEKTEDİR. BU DURUM ÜLKEMİZE YAPTIRIM UYGULAMALARINI ARTIRACAKTIR.
    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
    Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
    ‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
    Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
    BU NEDENDEN DOLAYIDIR Kİ; HALKIMIZIN BANKALARA TAVIR TAKINMASI ZAMANI GELMİŞTİR. BİZLER TÜM VATANDAŞLARIMIZI BANKALARI BOYKOTA DAVET EDİYORUZ.
    Yapılacak iş gayet basittir. Bankacılık işlemlerini askıya almak. Para havalesi, Fatura ve maaş ödemelerini P.T.T aracılığı ile yapmak. Zorunlu olmadıkca bankalarda işlem yapmamak.
    ZİRA BU SORUN TOPLUMUMUZUN SORUNUDUR. YAPILAN DÜŞMANCA TAVIR TÜRKİYE DEVLETİNE VE ONUN EKONOMİSİNE YÖNELİKTİR.
    BU BAKIMDAN HÜKÜMETİMİZİN DESTEKLENMESİ GEREKİR. FARKLI SİYASİ GÖRÜŞLERE SAHİP OLABİLİRİZ, FAKAT GELİŞEN BU DURUM HEPİMİZİN DÜŞMANA KARŞI BİRLEŞMEMİZİ ZORUNLU KILMAKTADIR.
    “borç yiğidin kamçısıdır” anlayışı ile hareket etmek, ulusumuzun bir zaafı değildir. Bu vecize; insanımızın borcu namus olarak belleyip ödemek için gayretini gösterir.
    “KREDİ KARTI” ve “ÇEK” tuzakları ile insanlarımız esir edilemez. BİZ;
    “Bütün donanmanın demirlerini gümüşten, halatlarını ibrişimden, yelkenlerini atlastan yapabiliriz..” DİYEN ECDADIN TORUNLARIYIZ. BATILI BİZİM BU HUSUSİYETİMİZİ DE PEK ALA BİLMEKTEDİR.
    Sayın vatandaşlarımız; ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM’in bu çağrısına destek veriniz. Bankaları boykot ederek TÜRKİYE DEVLETİ VATANDAŞLIK GÖREVİNİ yapınız. Bu tavrınızı da; bankaların, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ VE YASALARINI tanımasına kadar sürdürünüz.
    Talebimizi vatandaşlarımızın görüşlerine saygılarımızla Arz Ederiz.
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANLIĞI

    Burhan İŞCAN- BAŞKAN
    Burhan İşcan:0 537 3704830 fax:0222 2252308
    brhnhak26@mynet.com cek-magdurlari blogspot.com.
    KIRMIZI TOPRAK MAHALLESİ
    OSMAN ÇAVUŞ SK. NO:19/6 ESKİŞEHİR.

  6. osman yeşil Says:

    sayın başbanım ben osmanyede yaşayan bir vatandaşım aynı zamanda esnafım benim altı kızım var ben bağkurluyum ama bğkura pirim borcum var 18yaş altı cocuğumu diş çektirmeye götürmek istedim fakat bağkurlu olduğduğum içinçekemeyeceklerini söyledi bu bilgiyi bana bağkurdaki memurun ifadesi peki bir sıradan vatandaş.yeşilkartlı.ssklı.bunlar bu yasadan yararlanıyorda biz bağkurlular neden yararlanamıyoruz saygılarmımla osman yeşil istilal mah.palalı süleyman cad.no 153 osmaniye


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: