AĞIR HATA

ÇEK TASARISI YASALLAŞMADAN MECLİSİN TATİLE GİRMESİ AĞIR BİR HATADIR.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer 3167 sayılı çek kanunun ceza içeren hükümleri 1 Ocak 2009 dan itibaren yürürlükte değildir diyor. Meclis Adalet komisyonu Başkanı İyimaya bu açıklamayı doğruluyor.

BU İKİ ÖNEMLİ AÇIKLAMAYA GÖRE ŞU AN İÇERDE OLANLAR KANUNSUZ OLARAK TUTULMAKTADIRLAR. BU SON DERECE VAHİM BİR DURUMDUR. ANAYASA SUÇU İŞLENİYOR.

Bu açıklamalara göre Cezaları onamaya devam eden Yargıtay 10. Ceza Dairesi Üyeleri, ceza vermeye devam eden Asliye Ceza Mahkemesi Üyeleri Anayasa suçu işliyorlar. Hakimler Anayasa önünde dokunulmaz değildir. Bir kanun yürürlükte değilse, böyle bir iddia varsa bu ciddi bir durumdur. Olmayan bir kanunu uygulamakta hakimlerin takdir hakkı yoktur. Böylesi ciddi bir durumda yasanın yürürlükte olmadığı doğrultusundaki savlara onama gerekçesinde yer vermeden onama kararı verilmesi yargıç sorumluluğunun tartışılmasını gündeme getiriyor. Açıklama yapanlardan biri hukuk otoritesidir,  diğeri Adalet Komisyonu başkanıdır.

Onama kararları veren 10. Ceza Dairesinin kararı ile  7. Ceza Dairesi’nin “tescilli marka hakkına tecavüz” eylemini içeren bir dosyadan aynı gerekçelerle bozma kararı vermesi çelişmektedir. 7. Ceza Dairesinin karar neticesinde şöyle denilmektedir:

Açıklanan bu gerekçelerle,………………………………………………….temyiz itirazları yerinde görüldüğünden mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, 5237 Sayılı TCK’nın 7/1 maddesi ve 5320 Sayılı Yasanın 8 nci maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK’nın 322 nci maddesi uyarınca suç oluşturmayan atılı fiilden sanığın BERAATİNE,  el konulan eşyanın sanığa İADESİNE 23 /02 /2009 gününde beraat yönü ile oybirliğiyle (Esas No:2007 / 14317)

7. ceza Dairesinin bozma gerekçesi 3167 sayılı yasaya yapılan itirazlarla örtüşmektedir. Bira başka deyişle karşılıksız çek davalarında beraat kararı veren mahkemelerin gerekçeleri ile 7. Ceza Dairesinin bozma gerekçesi örtüşmektedir.

Diğer taraftan bazı Asliye Ceza Mahkemeleri beraat kararları vermeye devam ederken aynı adliyede diğerleri ceza vermeye devam etmektedir.

Bütün bunlara Yargıtay Başkanının açıklamasını eklediğiniz DURUMUN VEHAMETİ, HAKİMLERİN SORUMLULUĞU, MECLİSİN ÇÖZÜM BULMADAN TATİLE GİRMESİNİN AĞIR HATA OLDUĞU DAHA DA NETLEŞMEKTEDİR.

Yargıtay başkanı çek suçunu mümkün görmemektedir. Açıklama Şöyledir:

, ”Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkarılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir” denildi.

 İleri tarihli çeklere düzenleme isteği  

”Zira, ileri tarihli çek uygulaması çekin işlerliği ve güvenirliğini ortadan kaldıran bir uygulamadır. Türkiye;de yanlış yerleşmiş bir teamüldür. Vadeli ödeme seçeneğini kabul eden kişilerin başvuracağı ödeme aracı çek olmamalı; bono ile bu amaç sağlanmalıdır. Çekin para gibi seri ve güvenli bir ödeme aracı haline getirilmesi, ancak buna her ne koşulda olursa olsun olanak sağlamak yerine kural olarak ileri düzenleme tarihli çekin düzenlenmesinin yasaklanması

 YAŞANAN BU ÇELİŞKİLERİ AÇIKLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Batıda bir hukuk fakültesi öğrencisine Türkiye’de yaşanan bu çelişkileri anlatamazsınız.

Aileleri ile birlikte milyonlarca insanı mağdur eden bu konu ACİL ÇÖZÜM BEKLEMEKTEDİR.

Sonuç olarak AİHM’ YE bireysel ve fakat toplu başvurular yapmaktan başka çare kalmıyor.

KANUNSUZ CEZALARIN UYGULANMASI SÜRECİ DEVAM ETTİĞİNDEN AİHM’YE BAŞVURU SÜRESİ ÇALIŞMAMAKTADIR.

AİHM’YE BAŞVURULAR ON BİNLERCE OLACAKTIR.

 

 

 

KARANLIĞI AYDINLATAMADIK

Değerli Kardeşim Şeker,

Ne diyor Prof. Dr. Hayrı Domaniç?

İnsan zalumen Cehula, yani İnsan çok cahil ve zalimdir.

Bu ülkede zulmü yenmenin, zalimleri yola getirmenin bir diğer yolu da karanlığa ışık tutmaktır. İnanın bana bu tasarıyı meclise getirenlerin üç yıl önce kendi hükümetlerinin çıkardıkları kanundan haberi yoktur. Çek tasarısında yapılacak tebligatlar için bankadaki adres esas alınmaktadır, işte sadece bu bile tam bir cehalettir. Neden mi? Ben  yaklaşık  iki ay önce Ak Parti genel merkezine kadar gidip Ak Parti Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısının, yani Sayın Aksu’nun dört yardımcısından birisi olan arkadaşım Ak Parti İzmir milletvekili sayın Erdal Kalkan’a  bir Çek Tasarısında değişiklik önerisi verdim. Önerinin gerekçe bölümünden aktarıyorum:

Madde 5 (5) için Gerekçe :

(TEBLİGAT İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİNİN GEREKÇESİ)

 AK PARTİ iktidarı 2006 yılında çıkardığı nüfus hizmetleri kanunu, konu ile ilgili bakanlar kurulu kararı ve diğer değişiklikler ile nüfus kayıtları ve ikametgâh konusunda çağdaş bir adım atmıştır. Oysa yeni çek kanunu tasarısı bu gelişmelerin gerisinde kalmakta ve hala bankalara bildirilen adresleri geçerli kayıtlar olarak görmektedir. Bankaların kayıtlarını doğru kabul etmek, kanunla düzenlenen adrese dayalı nüfus kayıtlarına itibar etmemek, özel bir kurumun kayıtlarını öne çıkarmak doğru olmasa gerek.

 Adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresleri doğru kabul etmek ve adreslerini güncellemeyenlere tebligat kanunu 35 e göre tebligat yapmak hem kanunlara uygun davranmaktır, hem de devletin kurumlarının itibarını özel kurumlara tercih etmektir.

 Ayrıca kanunlar nezdinde adres değişikliklerini resmi makamlara bildirmek kanuni bir zorunluluktur ve bildirmeyenler 35 tebliği yapmak kanunidir.

 İLGİLİ MEVZUUAT     : NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU,

KANUN NUMARASI   : 5490

KABUL TARİHİ         : 25.04.2006   

 BAKANLAR KURULU KARARI:  Karar Sayısı : 2006/11021

 BAKANLAR KURULU  KARARI :  KARAR SAYISI : 2006/11036

Bu konuda aşağıdaki resmi web adresinde geniş bilgi vardır.

 http://www.tuik.gov.tr/jsp/duyuru/adnks/adnksIndex.html

CEHALET BUNUNLA DA SINIRLI DEĞİL

5237 sayılı yasayı okuyup anlasalar bir çek kanununa cezai hükümler koymanın gereksizliğini anlayacaklar. Bu da tam cehalettir.

TCK 157 dolandırıcılığa bir yıldan beş yıla kadar ceza ön görüyor, nitelikli dolandırıcılığa ise şöyle:

İşlenmesi hâlinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Dolandırıcılığın banka üzerinden yapılması v.s çok ağır cezala içeriyor.

NE GEREK VAR ÇEK KANUNUNA CEZA KOYMAYA?

Başbakan  Bir açlışta Nazım Hikmet’in bir şiirini okumuştu. Ne diyor Nazım?

 Sen yanmasan

Ben yanmasam

Biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa

http://www.youtube.com/watch?v=4se6uOX9j-8

Şiiri bu linkten dinleyebilirsiniz.

İşte dostlarım biz karanlığı aydınlatamadık. Karşımızda cehalet dağları var aşılacak, karanlıklar aydınlatılamadığı sürece bu zulüm sürecek, çağdışı yasalar, hatta olmayan yasalardan insanlar hapishanelerde yatmaya devam edecek.

BAŞKA BİR ŞİİRDE NE DİYOR NAZIM?

Akın var
                                güneşe akın!
                        Güneşi zaptedeceğiz
                                güneşin zaptı yakın!
 

Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
                            göz yaşlarını
                                        boynunda ağır bir
                                                                zincir
                                                                    gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
            kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

ŞİİRİN TAMAMI İÇİN LİNK

http://siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/gunesi_icenlerin_turkusu.htm

Şiiri dinlemek için link

http://www.youtube.com/watch?v=JIiq9bbGlvw

 Zulme uğrayanlar ellerini yere basıp ayağa kalktıkları zaman, GAYRİ YETER ! DEDİKLERİ zaman cehaletle birlikte zulüm de bu ülkeden bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecektir.

Not: you tube girmek için engel varsa bir program var ulaşmak için ,sanıyorum google da bulabilirsiniz

 

 

 

%d blogcu bunu beğendi: