BAŞVURU BİR HUKUK BÜROSUNDAN YÖNETİLMELİ

9 Responses to “BAŞVURU BİR HUKUK BÜROSUNDAN YÖNETİLMELİ”

  1. admin Says:

    Rahmi bey,

    söylediklerinize uyarak hukuk büroları ile görüşüyoruz. Şartlarımızı ve durumumuz biliniyor.

    İlk olarak İstanbul’da bir hukuk bürosu ile anlaştık. Kendileri gönüllü olarak danışmanlık vermeyi kabul ettiler.

    ilk bilgileri, bugün blog’da yayınladım. Sizinde yorumlarınızı alabilirsek çok seviniriz.

    Yol göstericiliğiniz ve desteğiniz için teşekkür ederim.

    esen kalınız.

  2. umut Says:

    SAYIN OFLUOĞLU BİZ BURADA PARAMPARÇA OLMUŞUZ AÇMIŞIZ TOKMUŞUZ ONLARIN UMRUNDAMI TATİLLERİNİDE YAPARLAR AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE BİZDE VARIZ

  3. BURHAN İŞCAN Says:

    SAYGIDEĞER, ONURLU HALKIMIZDAN TALEBİMİZDİR

    KONU: BANKALARIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNE, MİLLETİNE VE HÜKÜMETİNE KARŞI BAŞLATTIKLARI EYLEMLERE KARŞI TEPKİ EYLEMİNE DAVETTİR

    Ben; “ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM” diye adlandırdığımız, sayıları şimdilik 150 bin olan ve yasalarımızda da “KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇLULARI” kabul edilen gurubun sözcüsü ve aralarında seçtikleri başkanıyım.
    Gayemiz, toplumda oluşmuş; “ÇEK MAĞDURU YOKTUR”, “DOLANDIRICILAR VARDIR” ön yargı ve sabit fikrini yok ederek, alnımıza sürülen kara lekeden kurtulmaktır.
    Hükümetinizin çıkardığı Yeni Türk Ceza Yasası cezada KASIT UNSURLARI nın gözetilmesini öngörür. Ancak bu husus, 3167 sayılı Çek Yasası Müeyyideleri içinde yoktur. Yasaların uygulamalarında kıyas yasağı da vardır. Yani karşılıksız çek suçlamalarında yargılama eksiktir. 3167 sayılı yasanın yeni ceza yasasına uyum çerçevesinde değiştirilmemesi sırf bu nedenden dolayı bizleri mağdur etmiştir.
    Öte yandan yasa değişecek af gelecek beklentisi de; suiniyetle çek kesme miktarını artırmıştır. Af gelecek, borçlu borcundan kurtulacak gibi safsataya dayalı teorilerde, bizler gibi borç kul hakkıdır ve namustur anlayışında olanlar için ayrı bir mağduriyet oluşturmaktadır. Zira kurunun yanı sıra yaşlarda yanmaktadır. Bu yüzden bizler 31.12.2008 tarihine kadar KASIT unsuru gözetilerek yeniden yargılanma beklentisi içinde idik.
    Bizler borçlarımızı ödemek ve kul hakkından kurtulup ismimizi temize çıkarmak istiyoruz. Ceremeyi kimseye çektirmek istemiyoruz. Bu da borçlu ile alacaklının, makul süre ve makul faiz gibi hususlarda anlaşması ile mümkün görülmektedir. Bizim bu teorimiz.ispatlanmıştır. Ancak 3167 sayılı yasa içine dolaylı yollardan koyulmuş HAPİSLİK CEZASI bu imkanı yok etmektedir. Ayrıca bu ceza Anayasa mızı da ihlal etmektedir. 31.12.2008 tarihine kadar, yeni ceza yasasına uyumlu çek yasasının çıkmaması sebebiyle; 3167 sayılı yasadaki suç ve cezalar ilga olmuştur. Bu husus; çeşitli hukukçular, özelliklede İ.Ü.Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Adem Sözüer tarafından her fırsatta belirtilmiştir. Bu durum sorunu büsbütün artırmış, çözülmeze götürmüştür. Çünkü beklentiler adalet önünde HAK ARAMA durumuna dönüşmüştür. MAĞDURİYETLER oluşmuştur. Çek mağduriyetleri kısır döngü sonucu ortaya çıkan bir zincirin sonucudur. Bu gün mağdur olmayan ve çek kullanan her kes yarın mağdur olmaya adaydır. Yasayı geciktirmenin sonucu ağır olacaktır. 1.1.2009 tarihinden bu yana 180 gün geçmiştir. Hapislikler sürmektedir. Lehe karar veren mahkemeler bile durdurulmuştur. Yargı önünde eşitsizlikler oluşmuş; ADALETE , HUKUKA ve HUKUKÇUYA güven ve saygı kalmamıştır. Yargı zan altında bırakılmıştır.
    BU NEDENLERDEN DOLAYI “ÇEK YASASI ve MAĞDURLARININ sorunu TOPLUMSAL SORUN haline gelmiştir.GEÇ GELEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR.
    Karşılıksız çekten dolayı hapis cezası , kanayan bir yaradır ve Türk Hukuk Sistemi açısından bir yüz karasıdır! Kişi hak ve hürriyetlerine ve esasen mevcut Anayasamıza da aykırı olan bu uygulama 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle yeni bir boyut kazanmıştır.
    Bizler bu duygularla yeni çek yasasının yapılmasını beklerken bir gerçekle karşılaştık. Hükümet bankalarında sorumluluklarının artırılmasını istiyordu. Ancak bankalar buna yanaşmıyorlardı. Bankalar; ayrıca, hükümet tarafından çıkartılan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan SİCİL AFFI YASASI ile KREDİ KARTLARI ile ilgili yasalarada karşı çıkıp uymamaktadırlar.
    “Henüz üç gün önce yazdığımız ‘Bankaların Timsahlığı ve Kart Aidatı’ başlıklı yazımızda ve Türk bankacılığıyla alakalı başka yazılarımızda, bankaların Türk ekonomisi ve halkın sırtında bir kambur olduğunu ifade etmiştik. Bu savımız bugün, TÜİK tarafından rakamlarla teyit edilmiş durumda. Ekonominin yaklaşık yüzde 14 küçüldüğü bir dönemde, bankacılık sektörü yüzde 11 gelişmiş durumda. Aslında, normal bir ekonomik düzende bu durum eşyanın tabiatına aykırı sayılır. Ama, ülkemizde bankalar ve ekonominin karşılıklı konumları itibarıyla büyük bir çarpıklık yaşanıyor. Şöyle ki, fiilen bankalar, ekonomi için değil, ekonomi bankalar için var. Rahmetli Sadri Alışık’ın bir filmindeki hoş esprisini iktibas edersek: Bankalar halkımıza şunu diyor: “Senin paran benim param, benim param yine benim param.” BDDK’nın tarafsız gözlemci olarak (!) seyrettiği bankaları artık yasalar da durduramıyor.”
    “Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamasına göre, bu yılın birinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 13,8 küçüldü. Üretim yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre, yılın ilk çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine oranla sabit fiyatlarla GSYH yüzde 13,8 azaldı. Cari fiyatlarla ise GSYH azalışı yüzde 2,2 oranında kaldı.
    Ekonomik performans itibarıyla, Cumhuriyet tarihini kapsayacak şekilde rekor üstüne rekorların kırıldığı AK Parti döneminde, bu kez 2. Dünya Savaşı’ndan bugüne kadarki dönemin en büyük gerilemesi kaydedildi. Aslında, TÜİK’in daralmayla ilgili olarak verdiği rakamsal bilgiler arasında en ilginç, en anlamlı olanı, finanssal aracılık yapan şirketlerin yüzde 10,8 nispetinde büyümesi. Batı ölçeklerine göre, henüz cılız kalan finans sektörünü analiz bakımından sadece bankacılıktan ibaret sayabiliriz”.(s.uslu zaman 1.7.09)
    13.8 Türkiye için neyi ifade ediyor
    BU yılın ilk çeyreğinde yaşanan yüzde 13.8’lik küçülme oranı, pek çok açıdan dikkat çekici. Bunların bazılarını şöyle sıralamak mümkün:
    13.8, Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığımızda da, sıralamaya üst noktalardan giren bir rakam. Kurtuluş Savaşı, 1929’taki Büyük Buhran gibi dönemlere bakınca, 13.8’lik oran sıralamada 2’nci. 13.8, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki, çok az sayıdaki çift haneli rakamdan da biri. Cumhuriyetin 86 yıllık tarihi boyunca, yıl sonları itibariyle 4 kez çift haneli küçülme yaşandı. 13.8, Türkiye’nin en ağır krizi olarak tarihe geçen 2001’deki daralmanın da üzerinde bir rakam. 2001 krizinde ekonomi yüzde 9.5 daralarak, en azından çift haneli bir orana çıkmamıştı.13.8, çeyrek dönemler itibariyle bakıldığında da yüksek bir rakam. Kriz yılı olan 2001’in 2’nci çeyreğinde yüzde 12.3 küçülen ekonomi, aynı yılın 4’üncü çeyreğinde de yüzde 12 civarında daralmıştı.(hürriyet ekonomi 1.7.09)
    EN AĞIR DARBE TİCARETE
    Faaliyet kollarına göre krizden en ağır darbeyi toptan ve perakende ticaretin aldığı görülüyor. Perakende ticareti ilk çeyrekte yüzde 25.4 küçüldü. Son 4 çeyrektir küçülen inşaat sektöründeki sorunlarda giderek derinleşiyor. 2008’in son çeyreğinde yüzde 13.4 küçülen inşaat sektöründeki küçülme 2009’un ilk çeyreğinde yüzde 18.9’a çıktı. İmalat sanayisi yüzde 18.5, ulaştırma, haberleşme ve depolama sektörü yüzde 17.6 daraldı. Diğer sektörlere göre krizi hafif atlatan tarımdaki küçülme yüzde 3 ile sınırlı kaldı. Krizin tamamen teğet geçtiği mali sektörde ise büyüme devam etti. Krizde en kötü yaşanırken mali sektör yüzde 11 büyüdü. Aslında çift haneli bir küçülme bekleniyordu. Ekonomistler arasında yapılan anketler küçülmenin yüzde 12 düzeyinde gerçekleşeceğini gösteriyordu. Son anketlerde ise toparlanmanın yılın dördüncü çeyreği ile başlayabileceği öngörülüyor. Ekonomistlerin yıl sonu küçülme tahminleri yüzde 5’i geçiyor. Uluslararası kurumların küçülme tahminleri de yüzde aynı doğrultuda. Yıl sonunda Dünya Bankası yüzde 5.5, OECD yüzde 5.9 ve IMF yüzde 5.1’lik daralma öngörüyor(sabah ekonomi 1.7.09)

    “Bankalar sadece kendi menfaatlerini düşünüp müşteriyi ne hale getirdiklerini umursamadılar. Öylesine ki, asırların ürünü olan en temel bankacılık ilkelerini fütursuzca çiğnediler. Mesela, bankacılık ve finansın bir numaralı ilkesi olan, risk/getiri rasyosu, bankaların kart uygulamasında adeta tersyüz edildi. Kısaca, banka her kredi kartı müşterisine riski yüksekmiş gibi muamele yaparak, aşırı faiz oranı tatbik etmekte. Hasip Kaplan’ın çarpıcı davranışından anlaşılıyor ki, bankalar TBMM üyeliği hak ve şerefini kazanmış insanlara dahi ancak batakçılara reva görülecek faiz oranlarını uygun görüyor. Bankalarımızın bir türlü kavrayamadığı husus şu: Başkalarının itibarını düşünmedikleri sürece, kendileri de milletimiz gözünde itibar ve güven kaybına uğruyor. Kaybedilen güvenin geri kazanılması o kadar zor ki…”(s.uslu zaman)
    DÜNYANIN HİÇ BİR ÜLKESİNDE BANKALAR MÜŞTERİLERİNİ YOKETMEZLER. AKSİNE KOLLARLAR. ÇÜNKÜ BİNDİKLERİ DALI KESMEZLER. TÜRKİYEDE DURUMUN BÖYLE OLMAMASI GİZLİ BİR SAVAŞIN İŞARETİDİR. BANKALARIN; TÜRKİYE CUMHURİYET YASALARINI TANIMAMALARI ÜLKEMİZ EKONOMİSİNİ YOK ETMEK AMAÇLIDIR. BİR SAVAŞ YIKIMI BOYUTLARINI AŞMIŞ ENKAZ YARATMAK AMACI GÜDÜLMEKTEDİR. BU DURUM ÜLKEMİZE YAPTIRIM UYGULAMALARINI ARTIRACAKTIR.
    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
    Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
    ‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
    Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
    BU NEDENDEN DOLAYIDIR Kİ; HALKIMIZIN BANKALARA TAVIR TAKINMASI ZAMANI GELMİŞTİR. BİZLER TÜM VATANDAŞLARIMIZI BANKALARI BOYKOTA DAVET EDİYORUZ.
    Yapılacak iş gayet basittir. Bankacılık işlemlerini askıya almak. Para havalesi, Fatura ve maaş ödemelerini P.T.T aracılığı ile yapmak. Zorunlu olmadıkca bankalarda işlem yapmamak.
    ZİRA BU SORUN TOPLUMUMUZUN SORUNUDUR. YAPILAN DÜŞMANCA TAVIR TÜRKİYE DEVLETİNE VE ONUN EKONOMİSİNE YÖNELİKTİR.
    BU BAKIMDAN HÜKÜMETİMİZİN DESTEKLENMESİ GEREKİR. FARKLI SİYASİ GÖRÜŞLERE SAHİP OLABİLİRİZ, FAKAT GELİŞEN BU DURUM HEPİMİZİN DÜŞMANA KARŞI BİRLEŞMEMİZİ ZORUNLU KILMAKTADIR.
    “borç yiğidin kamçısıdır” anlayışı ile hareket etmek, ulusumuzun bir zaafı değildir. Bu vecize; insanımızın borcu namus olarak belleyip ödemek için gayretini gösterir.
    “KREDİ KARTI” ve “ÇEK” tuzakları ile insanlarımız esir edilemez. BİZ;
    “Bütün donanmanın demirlerini gümüşten, halatlarını ibrişimden, yelkenlerini atlastan yapabiliriz..” DİYEN ECDADIN TORUNLARIYIZ. BATILI BİZİM BU HUSUSİYETİMİZİ DE PEK ALA BİLMEKTEDİR.
    Sayın vatandaşlarımız; ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM’in bu çağrısına destek veriniz. Bankaları boykot ederek TÜRKİYE DEVLETİ VATANDAŞLIK GÖREVİNİ yapınız. Bu tavrınızı da; bankaların, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ VE YASALARINI tanımasına kadar sürdürünüz.
    Talebimizi vatandaşlarımızın görüşlerine saygılarımızla Arz Ederiz.
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANLIĞI

    Burhan İŞCAN- BAŞKAN
    Burhan İşcan:0 537 3704830 fax:0222 2252308
    brhnhak26@mynet.com cek-magdurlari blogspot.com.
    KIRMIZI TOPRAK MAHALLESİ
    OSMAN ÇAVUŞ SK. NO:19/6 ESKİŞEHİR.

  4. ölüm Says:

    inşallah yasa çıkar.Bir gecede yasa çıkabileceğini gördük neden olmasın benim hala ümidim ve inancım var.Ama ortalık karıştırıyorlar.Bugün güzel haberler alırız inşallah sabırsızlıkla bekliyorum

  5. çek mağdurue45t Says:

    rahmi bey ilk önçe tüm emekleriniz için çok teşekkür ederiz bende bir çek mağduru eşiyim toplantıyı kaçırdım ama tekrar toplantı olaçkmış galiba 29 6 2009 da oradayım inşallah hayırlısı olur TBMM tatile girmeden yasa çıkar umutlarımız kırılmaz SAYGILAR

  6. admin Says:

    merhaba üstadım,

    Demokratik eylem yapmak, birlikte eylem yapmak bir kültürdür.

    Darbe ezikliğini yaşayan bu milletde ise körelmişdir.

    Ben demokrasi ve hukuk inancım, insanlık sevgimle elinden geldiğince örgütlü davranmaya çalışıyorum.

    Daha öncede olduğu gibi hukuki eylemleri destekliyoruz. İçine yaratıcılığımızı, duygularımızı koyuyoruz.

    “mektupların ucunu yaktık”, Ankara’ya gönderdik. İki kişiydik ama Ankara’yada götürdük.

    Şimdi aynı birlik halimizle, “vakit tamam. AIHM başvuru hakkı doğmuştur” dedik.

    Detayları sizinle konuştuk.

    Birliği savunuyoruz, KARDEŞ BLOG’lardaki arkadaşlarımızıda çağırdık.

    Bize yakışan disiplin ve duyarlık içinde eylemimiz şekilleniyor.

    Umarım konuştuğumuz gibi birlikte çalışabiliriz. Her durumda, inancımızla sonuna kadar gideceğimizi biliyorum. Arkadaşlarıma inanıyorum.

    Şu anda dışarıda 40 kişiyi aştık. Cezaevinde yakını olan 5 kişide başvurdu.

    Hukuk kitaplarımı, masanın üzerine çıkardım. TC Anayasası’nı tekrar okudum.

    Cezaevlerinde insanlar haksızca yatarken, tatile gidilirse “vakit tamamdır. Toplu olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkımızı kullanıyoruz.”

    Blog’umu izleyenler bilir. Bizde eylemler kolayca olmaz. Fotokopi ile çoğaltmayız mektupları. Kurallar koyarız. Eylem ve ekmek paylaşılacaktır. Bunun başka yolu yoktur.

    Direnmek isteyen arkadaşları, açtığımız listeye adını yazmaya, eyleme katılmaya çağırıyorum.

    esen kalınız.

  7. firari hakan Says:

    rahmi bey bu isin bitmesi icin elimizden ne gelirse sizin onculugunuzde yaparim.suanda yurtdisindayim vekalet ornekleri ve banka hs numarasi yayinlar iseniz elcilik kanali ile size vekalet gonderebilirim.saygilar

  8. hasan Says:

    sn,ofluoglu beyefendi
    sen bize ön ayak oldun bu işide temizlemek size düşüyor üzerimize ne düşşüyorsa yapalım
    lütfen ilgilenin artık ne duygu ne düşünce nede fizyolojik olarak bu yaşantıyı kaldıracak durumum kalmadı

  9. özcan Says:

    rahmi hocam,
    önderimiz sensin ne gerekiyorsa yapalım bilgilere göre nerdeyse 700000 mağdur var elimizden geleni yapalım her kez yani durumu iyi olan belli bir hesap numarası verin ne düşüyorsa yatıralım siz ilgilenin vekalet verilecekse verelim bu işi ancak siz çözersiniz saygılarımla


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: