AİHM’SİNE BAŞVURU

3 Responses to “AİHM’SİNE BAŞVURU”

  1. BURHAN İŞCAN Says:

    Sayın admin ve editör kardeşlerim, dostlarım;
    Sayıları 150 bin ve üstü çek mağdurlarının varlığından bahsediyoruz. Hapiste ve firari arkadaşları hesaba katmazsak ulaşmamız gereken insan sayısı 100 bin civarındadır. Maalesef bu güne kadar ulaşabildiğimiz sayı 10 bin civarındadır. Bunu bana gelen telefonlardan ve bloglara yeni katılan arkadaşlardan öğreniyoruz. Bu nedenle ben yazılarımı; PRESSTÜRK, WORDPRESS KARŞILIKSIZ ÇEK VE YASAL DÜZENLEMELER, ÇEK MAGDURLARI BLOGSPOT, AV.RAHMİ OFLUOĞLU BLOGLARDA YAYINLIYORUM.
    Presstürk gönderdiğim yazıları 1 gün sonra yayınladığı için yanlış anlamalara ve tepkilere neden olmaktadır. Yani kimsenin benim yazılarımı kopyalaması söz konusu değildir.
    Yukarda yazdığım bloglar admin ve editörleri çek mağdurlarına yaptıkları katkılardan dolayı her türlü övgüye, minnettarlığımıza layıktır.
    BİRİLERİ CÜRMÜN CEREMESİNİ ÇEKMELİDİR.
    5237 SAYILI TÜRK CEZA YASASI 12.10.2004 tarihinde 25611 sayılı resmi gazete ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 5. maddesi de yürürlüğe girmiştir. BU YASANIN 21. MADDESİ: Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. DER. Sırf bu neden dolayısıyla bile 3167 sayılı yasanın değişmesi gerekiyordu. Ve 31.12.2008 tarihi son baz alınarak bu işlem yapılmalıydı.
    Yasa KASTEN bu tarihe kadar değiştirilmemiştir. Ve halende değiştirilmemektedir. bu sebeple eksik yargılama yapılmaktadır. Mağdurlar oluşmaktadır. Bu suçtur ve suç kasten işlenmektedir.
    Birilerinin bu cürümün ceremesini çekmesi gerekmektedir. Bu ceremeyi yükleyecek makamda şu an itibari ile AİHM görülmektedir. Sonrada millet iradesi. Zira bu gün itibari ile 185 günlük KASTEN YARATILMIŞ GECİKME ve bu gecikmenin de mağdurları vardır. Bunların sayılarıda yadsınamayacak kadar çoktur ve her gün artmaktadır. Bu cürüm beceriksizlikler zincirini örtbas etmek için devam ettirilmektedir. Bankalara karşı mağdurun baskısı gösterilerek rızaları talep edilecektir.
    Takdir edersiniz ki bu durumda çözümün aciliyeti için de çalışmak gerekir. Yani çalışmalarımızı cürümün cezalandırılması adına; AİHM doğrultusunda yapacağımız gibi, kısa vadede de lobisel faaliyetlerle kamu oyu oluşturarak toplumun vicdanında yargılatarak, iradeleriyle de cezalatma eylemleri olmalıdır. KISACA BİRİLERİ (HÜKÜMET VE BANKALAR) CÜRÜMÜN CEREMESİNİ ÇEKMELİ 185 GÜNLÜK GECİKMENİN BEDELİNİ ÖDEMELİDİR. Bu bedel devlet kasasından çıksa bile sonuna kadar takipçisi olup, aslına rücu ettireceğim. Sizlerde bu yönlü çalışınız.
    WORDPRESS KARŞILIKSIZ ÇEK VE YASAL DÜZENLEMELER BLOG ADMİNİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNDE HAK ARAMAK İÇİN BİRLİKTELİK ÇALIŞMALARI YAPMAKTADIR. YUKARIDA BAHSETTİĞİM NEDENDEN DOLAYI MUTLAK DESTEKLENMELİDİR. ASLINDA HEPİMİZİN AMACINI YUKARDA ÖZETLEDİM.
    Sayın adminler, editörler, okuyucu ve yorumcu dostlarım; amacım daha fazla katılımı sağlamaktır. Bu amaçla yaptığım çalışmalarımın yanlış anlaşılmasına üzüldüm. Fakat bu durumun düzeleceği, davaya herkesin katılım sağlayacağı görüşündeyim. İstemeden yanlış anlaşılmalara sebep olduğum için de herkesten özür dilerim.
    Şimdi birlik olma, bütünleşme zamanıdır. Bu duruma özen gösterilmesini saygılarımla arz ederim. Burhan İşcan

  2. BURHAN İŞCAN Says:

    HAVAYI KOKLAMAK

    Dostlarım;
    Havayı koklamak denizcilerin sıklıkla yaptığı bir şeydir. Havayı koklayarak;esintinin kokusunu alarak hava durumu hakkında tahmin yapmaktır bu.
    Bu gün 2 TEMMUZ 2009 HAVAYI KOKLAYARAK YAPTIĞIM TAHMİNLERİN DOĞRULUĞUNUN, VEYA YANLIŞLIĞININ BELLİ OLACAĞI GÜN.
    Yazılarımı okuyanlar bu günü hatırlar. Bu gün benim için çok önemli. Bildiğiniz gibi ben Eskişehir’de oturuyorum. Yani Ankara’ya, gelişmelerin merkezine uzağım. Medyayı takip ederek ve telefon görüşmeleri ile yakınlık sağlamaya çalışıyorum. Tabiri caizse havayı kokluyorum. Satranç tahtamda taşlarıma bir değer vererek oynamaya çalışıyorum. Yani olayları sebep neden ilişkileri içinde değerlendirip geleceği için tahmin yapıyorum.
    İşte bu gün öyle bir gün. Çabuk değişen gündemle yanılma payı artmaktadır. Ama bununda pek fazla olmadığının işaretini dün aldım.;
    KOKLAMALAR

    Hazine Müsteşarlığından yapılan açıklamaya göre, Ekonomi Koordinasyon Kurulu, esnaf ve KOBİ;lere verilen destekleri görüşmek üzere Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan başkanlığında Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in katılımı ile bugün toplandı.

    Açıklamada, Ekonomi Koordinasyon Kurulu;na, esnaf ve KOBİ;lere destek sağlayan ilgili kamu kurumlarının üst düzey yöneticilerinin de katıldığı belirtildi.

    Açıklamada şöyle denildi:

    ”Toplantıda çeşitli kurumlar ve bankaların esnaf ve KOBİ;lere yönelik mevcut destek programları incelenmiştir. Esnaf ve KOBİ;lere sağlanan desteklerin daha etkin, verimli ve koordineli bir biçimde, hedef kitleye en yüksek düzeyde ulaşmasını sağlamak için yapılması gereken düzenlemeleri belirlemek üzere bir çalışma grubu oluşturulmuştur.

    Söz konusu grup, ilgili tarafların katılımı ile gerekli çalışmaları kısa süre içinde tamamlayarak Ekonomi Koordinasyon Kurulu;na raporunu sunacaktır.”
    *Hükümetin, merakla beklenen üç yıllık mali planını temmuzda IMF ile paylaşması bekleniyor. IMF’nin ön şartlarında yumuşama olmazsa stand-by askıya alınacak. Son gelişme aslında bir sürpriz değil, aylardır devam eden görüşmelerin genel görüntüsünü yansıtıyor. Piyasaların bulunduğu konuma göre IMF yorumu yapıyor öngörüm paralelinde endeksi bir kez daha hareketlendiren 6. IMF yükselişi sonrası bu haber sınırlı bir kar realizasyonu sebebi olabilir.

    Kaynak : Star
    Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın açıklamaları ile gündeme gelen, ekonomi yönetiminin ‘IMF’siz programının’ ayrıntıları netleşti. Ankara’nın IMF’siz planına göre, temmuz ayında da IMF ile stand-by anlaşması konusunda bir ilerleme sağlanamazsa, stand-by seçeneği askıya alınarak, IMF’siz bir program için düğmeye basılacak. Temmuz başında, yüzde 4.5-5’lik küçülme baz alınarak hazırlanan 3 yıllık program açıklanacak. IMF anlaşması olmadan program uygulanmaya başlanacak.
    30.06.2009 09:55:00
    Bildiğiniz üzere bundan 1 ay kadar önce piyasa yine hızlı yukarı hareketler yaparken, önce ne olduğunu anlamamıştık ve yaklaşık bu hızlı hareketten iki veya üç gün sonra raporlar gelmeye başlamıştı. Bu raporlar yabancı raporlardı ve IMF ile anlaşma olacağını yazıyorlardı ve bilgi kaynakları da IMF idi. Fakat olmadı. Çünkü başbakan faktörü unutulmuştu. IMF ile anlaşmaya IMF değil sayın Erdoğan onay verecektir.

    Şimdi ise yine IMF ile anlaşma gündemde, ama bu sefer zannedersem eşeklerini biraz daha sağlam kazığa bağladılar ki rahat alımların olduğunu görüyoruz. IMF konusu ilk defa sayın Başbakan tarafından zikredildi ve anlaşmanın olacağı sinyallerini verdi
    . IMF konusunda da şu an pazarlıklar kapalı kapılar ardında yürüyor ama asıl utanmamız gereken konu “devletimizin kapalı kapılar ardında yürütüyorum” demesine rağmen, bazı yatırımcıların bunu önceden haber almasıdır. Bu yatırımcıların bilgi kaynağı beresidir bilemiyorum ama hem sayın Babacan ve Sayın Mehmet Şimşek bu konuya özen göstermeli hem de IMF tarafı uyarılmalıdır. Ya da şu an yürütülmekte olan pazarlıklar olduğu gibi şeffaf bir şekilde götürülmelidir. Aksi halde bu piyasada sırf bu yüzden çok fazla kişinin canı yanabilir.

    Az önce AB’den müzakere tarihi alma maceramızı anlattım ve saniyeler içinde neler olduğunu tekrar hatırlatmak istedim. IMF konusu da böyle olacaktır. O UFAK TEFEK noktalar aslında İRİ noktalardır ve iş en son aşamada Lipsky ile Erdoğan’ın oluruna kalacaktır. “Anlaşma yapıldı ve bitti yarın imzalar atılıyor” denilse bile her an herşeyin olabileceğini aklınızdan çıkarmayınız.
    KOKLADIĞIM HAVA
    Adalet Komisyon Başkanı Sayın İyimaya ile 17 haziran görüşmemden çıkardığım sonucu size aktarmıştım. Onun için sizi birlikteliğe çağırmıştım.
    Ayrıca benim; “çek mağdurları yüksek yargı ile hükümetin çekişmesinin de mağduru olmamalı” yazımla, Sayın Av. Rahmi Ofluoğlunun “hükümetin çıkmazı” yazısını hatırlayınız. Bütün bunlardan sonra şu kanıya varabiliriz. Her şey hazır. Hazır olmayan bankaların sorumluluk almaya yanaşmaması. Hükümet bankalara boyun bükmektedir. Çıkmazdadır. Zira haklı olduğumuz hükümetin ve hükümet partisinin her milletvekili tarafından bilinmektedir. Ortada oynanan oyun zaman kazanma adınadır. Ya at ölür, ya padişah ölür, yada ben mantığı vardır. Fakat bizim zamanımız yoktur. Bu da bilinmekte ve bizden lobi oluşturma beklenmektedir. Bası önünde trajik sahneler yaratmamız beklenmektedir. Böylece hükümet bankalara “kardeşim bakın benim başka çarem yok, gelin artık anlaşalım” diyecektir.
    YADA YARGITAY EMRİVAKİ YAPACAK.
    Görüştüğüm avukatlardan edindiğim intibaa bu olasılığın % 60 oranında şansı olması. İhtimal ihtimaldir. Bu olasılığın olması halinde meclisin 15 temmuzda toplanacağı bir başka duyumum. Toplanıp yasayı çıkarmanın mecburiyet olduğu bankalara bildirilecek.
    DOSTLARIM ; BU TAHMİNLER VE DUYUMLAR GERÇEK OLMAYA BİLİR. BİR GERÇEK VARDIR Kİ , BUNLARIN GERÇEK OLABİLECEĞİNİ DE GÖZE ALIP ISKALAMAMAK.
    İŞTE BU GÜN BU AÇIDAN BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR.
    SAYGILARIMLA BURHAN İŞCAN

  3. burhan işcan Says:

    PARA- ADALET- DAVA –HAK- SEMBOLİK DERNEK- SEMBOLİK BAŞKAN-SABOTAJLAR- BİLİNÇSİZLİK- SABIRSIZLIK-İTEAATSİZLİK-EZBERDE ISRAR
    VE SONUÇ İŞTE SİZE 29 HAZİRAN 2009 UN YANİ DÜNÜN ÖZETİ

    17 HAZİRAN 2009 Meclis ziyaretlerine ilk gidişim sırasında bir kişi ile tanıştım. Bu kişi bence Türkiye için büyük bir şanstır, çok değerlidir. Adalet Komisyonu Başkanı Sayın İyimaya’dan söz ediyorum. Üstün hukuk bilgisine sahip bir hukuk adamı, olması gereken gibi devlet adamı. Bana tüyoları, yapmam gerekenleri anlattı. O gün sevinçle ve iştahla ayrıldım yanından. Söylediklerini başarabilirdim, başarmalıydım. Azmettim o gün.
    Yıl 1974 Profesyonel Ordunun kurulması ve biz astsubayların bazı haklarının verilmesi için yapılmış eylemler. Koordine eksikleri, başsızlık ve başıbozukluklar sebebi ile eylem amacı o kadar farklı algılandıki sormayın gitsin. Ordudan atılmalar ve hapislikler de cabası. Gayet masum ve iyiniyetle başlatılan eylemler, ihtilal yapılıyor abartılarına kadar yol aldı.
    Türkiye 68 kuşağına, talebesi olduğumuz ağabeylere ablalara çok şeyler borçludur.
    Benim içinde bulunduğum iki mücadele aslında tek mücadeledir. Bunun ismi YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARI dır. Bu politikalardan önde geleni gündem değişiklikleri ile gün geçirmektir. Dün biz bu politikanın kurbanı olduk.
    Sağlıkta yolsuzluklar, banka boşaltmalar, her alana yayılmış yolsuzluk ve rüşvet. Cari açığın kapatılması için ya IMF ye boyun bükeceksin, ya da bankalara. Hükümet gerekli tedbirleri almaktadır. Ancak tedbirler geç kalınarak alınmaktadır. Netice itibari ile faydası da cüzi olmaktadır. Ama mağdurlar oluşmuştur. Mağduriyet çığlıklarından kaçılmaktadır.
    Ezberleri bozarak hareket edilirse yol alınır. Sizlere 23 haziran davetini yaparken fiilde birliktelikle başarılı olacağım fikrindeydim. Çünkü 17 haziranda beklediğimiz doğrultuda bir yasanın hazır olduğunu ve bekletildiğini biliyordum. Yapılması gereken öndeki taşları oynatmaktı. Bunun içinde çoğunluk gerekliydi. 17 kişi ile ziyaretlere başladım. CHP Gurup Başkan vekili Sayın Kılıçdaroğlu’ndan randevu talep ettim reddedildi. Kendimi dernek başkanı olarak tanıtınca iş değişti. Bütün parti guruplarına rahatça girdik. 23 Haziran 09 bizim ezber bozduğumuz ilk gün oldu. En son uğradığımız Sayın İyimaya bu durumdan hoşnut kaldı ve bana yeni hedefimi çıtlattı.
    İşte o hedefe o gün de gidebilirdim. Gitmedim. Çünkü o gün için yeterli sayımız yoktu. 26 Haziran 2009 da toplanıp gidilseydi belki dünden çok daha iyi bir sonuç alınırdı. Yukarıdaki başlıktaki PARA bende olmayınca cumartesi, pazar tost satarak temini için beklemek zorundaydım. Pazartesi hükümetin gündemi değişti. Bir kere daha belli oldu ki Türkiye’de ADALET demek PARA demektir.
    Mağdur arkadaşlar takip yaparken acele ile ve ayrıntıları kaçırarak yapıyorlar. Ayrıntıların önemini bilmiyorlar. Haber takip etmede, mesajları okumada hep aynı hatalar. Cuma gününden randevu taleplerimi Yargıtay Başkanlığı’na, Başbakanlığa ve Adalet Bakanlığı’na yapmıştım. Hedefim buralardı. Herkes meclise fazla takıldı. Hazır olan yasa meclise gelmiyorsa sebep nedir? Sorumlu kimdir? Dün yargıtaydan aldığım cevap olması gerektiği gibi ve beklediğim gibiydi. “Hükümetin sorunu.” Ve daha hala 10 temmuz beklentisi. Armut piş ağzıma düş. Görürsem söylerim.
    Hükümet bizim mağduriyetlerimiz hakkında her şeyi en ince detayına kadar tamamen bilmektedir. Bunu görüştüğümüz AK Parti Milletvekillerinin hemen hemen hepsi teyit etmiştir. Hükümet, artık bankaların bu işte sorumluluklarının artmasını istemektedir. Bankaların da ellerini taşın altına koymasını istemektedir. Bankalar art niyetlerle buna yanaşmamaktadır. Ekonomimizi tehdit etmektedirler. Sicil Affı, Kredi Kartı ve Çek yasalarında bu durumu açık açık göstermekteler. Hükümet bu durumdan kurtulmak için IMF ile anlaşmak zorundadır. Bu durumdan da korkuları vardır. Bu yüzden zamana ihtiyaç vardır. Sayın Babacan’ın temasları bu doğrultudadır. Ama yanı sıra başka bir beklenti daha vardır ki o en güzelidir. Bizim hükümete yardım etmemiz. ÇEK MAĞDURLARININ LOBİ OLUŞTURMASI. Bu oluşum zamanı bizim lehimize çevirecektir.
    İşte bu oluşumu gerçekleştirebilmek için ezberlerin bozulması gerekir. Hala millet vekillerine 3167 yi, ilga olduğunu falan anlatmak ezberin tekrarıdır. Bunları her kes biliyor. Bilmedikleri bizlerin gündemin takipçisi olup olmadığımız. Gelişmelerin ne derece takipçisiyiz. Örneğin; bir CHP Milletvekiline soru yönetirken şunu sorabilmelisiniz, “26 Haziran 2009 da neler oldu, bizlere yasanız çıkmadan meclis tatile girmeyecek demiştiniz söz vermiştiniz, ne değişti” gibi. Bocalatıcı sorular. Yoksa, ezbere dayalı sorular onların işine gelir. Oyalayıp baştan savarlar.
    Sivil toplum örgütlerini de yanımıza almalıyız. Kendi sorunlarımızı, gündemin sorunlarıyla bütünleştirerek yapabiliriz bunu. Ezberle değil. Bizler İHADER i yanımıza çağırıyoruz. Benim arkadaşlarım, bana sormak ve fikrimi almak nezaketinde bulunmadan kovalıyorlar. Neden İHADER teröristleri savunuyormuş. Aynı kişiler benden DTP Milletvekilleri ile görüşmemi istiyorlar. Buyurun böyle mi LOBİ oluşturacağız.. SEMBOLİK DERNEK olursa, SEMBOLİK BAŞKANI olur. O başkana kendileri saygı duymayan insanlar, BAŞBAKANIN, BAKANLARIN ve MİLLETVEKİLLERİNİN saygı duymasını bekliyorlar. Bu olacak şeymidir. Milletvekilleri ile konuşmaya giriyoruz, benim önümden hareket etmelerle sözümü kesmelerle karşılaşıyorum. Görüntü şudur. SABIRSIZLIK, İTEATSİZLİK VE EZBERDE ISRAR. Bu görüntüye saygı duyulması beklenile bilinir mi.
    Bilindiği gibi, benim tek telefonum var. Ben bu telefon numaramı bütün randevularımın altına yazdığım gibi genel sekreterlere ve sivil toplum örgütleri temsilcilerine de veriyorum. Dün bu telefonum, sürekli olarak meraklı dostlarım tarafından sabote edildi. Randevu cevaplarımın hiçbirine ulaşamadım. Sık sık polis kordonunu aşıp, başbakanlığa ve bakanlığa gitmek zorunda kaldım. Ayrıca bakanlar kurulu toplantısının bitmesini sabırsızlılıklar sonucu beklemedik. Biz Güven Park’tan ayrıldık toplantı bitti. Bir bakana arabasına binmeden çiçek vermek, Sayın Çiçek’e soru yöneltmek gibi beklentilerim de havaya gitti.

    DOSTLARIM; ben bu davaya oğlum için girdim. Bu bildiğiniz bir ezberdir. Bilmediğiniz taraf, benim dava adamı olmamdır. Bülbülün çektiği dili belasıdır. Yolsuzluklarla uğraşacağım diye varımı yoğumu kaybettim. Kahraman olmak için değil. Hak peşinde koşmaktan. Ölümle de tehdit edildim, astronomik rakamlar da teklif edildi. Ama hala sokaklarda tost satan astsubay emeklisiyim. Bunların ne demek olduğunu biliyor musunuz?
    29-17= 12 bilemediniz 14 gün. Geldiğimiz nokta bu. Bu noktanın değeri sizce nedir?. Ben sizlerden herhangi bir menfaat mi talep ettim?. Yoksa amacımız mı başka? Blog adminleri bana saldırılara göz yumarken, disipline zararı da görmediler. Demokrasi hak aramak demektir. Birliktelikler gerektirir. 70 li yıllardaki soldaki çok seslilik ve disiplinsizlik, ülkemizdeki solu zayıflatmış ve siyasi dengesizliğin oluşmasına sebep olmuştur. Kol kırılmış yen içinde kalmamıştır.
    DOSTLARIM; duyumlarım 10-15 TEMMUZ arası hükümetin meclisi, hiç olmazsa kendi gurubunu toplayacağı ve bazı yasaları çıkaracağı yönündedir. Yada 4 ağustosta. Her iki duruma da hazırlıklı olun. Ben diğer davalarımın peşinde olacağım için sembolik başkanlığımı bırakıyorum. Tavsiyem daha disiplinli ve saygılı bir birliktelik kurun. HER KESİ KENDİNİZ GİBİ BİLMEYİN. Karşınızdaki kişilerin farklı olduğu düşüncesi ile hareket edin. Bunu başaracağınızdan eminim. Kulaktan duyma havadislere değil havadislerdeki gerçekliğe ve ayrıntılara değer verin.
    Sabrınız kalmadı biliyorum ama telaşeyle avucunuzun içindeki kuşu kaçırıyorsunuz. Dikkat edin.
    HOŞCA KALIN, SAYGILARIMLA BURHAN İŞCAN


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: