İSTANBUL BAROSUNUN AÇIKLAMASI

 
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI’NIN 3167 SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLENMESİ VE ÇEK HAMİLLERİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN’DA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI VE GEREKÇESİ’YLE İLGİLİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ
 
İstanbul Barosu Başkanlığı kamuoyunda Çek Yasası olarak bilinen yasada yapılacak değişiklikleri ilişkin görüş ve önerilerini saptayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu Başkanlığı�na gönderdi.
 
Başkanlığın 17 Haziran 2009 tarih ve 26407A.B. sayılı yazıyla gönderdiği söz konusu yasa tasarısı ve gerekçeleriyle ilgili Baro görüşü şöyle:
 
I- Genel Değerlendirme
 
Tasarıda çek hamillerinin korunması ve çekin ticari hayatta kullanılmasının sıkı yasal koşullara bağlı tutulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır
 
Ülkemizde son yıllarda karşılıksız çek suçunun devamlı surette arttığı gerçeği göz önüne alındığında, tasarının çek kullanımını disipline eden hükümlerini olumlu buluyoruz.
 
Ancak; yine ülkemizdeki nakit sıkışıklığı ve çekin adeta vadeli ödeme aracı olarak kullanımının yaygınlığı banka kredilerinin esasını oluşturması gibi unsurların tasarıda dikkate alınması gerekmektedir.
 
II- Maddelere İlişkin Olarak Değerlendirme
 
Tasarının 3. md/3 fıkrasında çekin karşılıksız çıkması halinde banka tarafından ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile ödenmesi gereken kanuni miktar, 470 TL olarak belirlenmiştir. Bu miktarın yetersiz olduğu geçmiş uygulamalar da dikkate alınarak göz önüne alınmalıdır.
 
Teklif/Karşılıksız çek yasasının gerekçeler kısmında belirtilen ilgililerin yükümlülüklerine azami özen göstermeleri bakımından bu miktarın çek bedelinin en az %5’inin banka tarafından hamiline ödenmesi zorunluluğu getirilmelidir. Bu teklifimizin temel gerekçesi bankanın çek hesabı açılması ile başlayan kredi ilişkisi ve çek defteri sahibinin ticari faaliyetlerinin yeterince mercek altına almasına kadar uzayan süreçteki sorumluluklarını azami düzeyde uygulamasını sağlamaktadır.
 
Uygulamada karşılıksız çek şerhinin yazılması sırasında bankaların ödemekle yükümlü oldukları yasal miktarı da ödemedikleri görülmektedir. Tasarıya bu miktarın ödenmemesi halinde ilgili banka ve görevlisi hakkında cezai yaptırımlar uygulanacağı hükmü eklenmelidir. Bu konuda da ödenmesi gereken yasal miktarın en az 10 katı para cezası hükmü getirilebilir.
 
Tasarının 2.md. sinin ikinci fıkrasında özellikle çek hesabı açtıranların adres bilgilerinin en az yılda iki kez güncellenmesi hususu metne eklenmelidir.
 
Tasarının 5 md. de düzenleme tarihinden önce bankaya ibraz edilen çekin kısmen veya tamamen karşılıksız çıkması halinde ceza sorumluluğunun bulunmadığı hükmü isabetli olup, muhafaza edilmelidir.
 
Ancak tasarıda çekin düzenleme tarihinde karşılığının ilgili hesapta bulundurulmamasına rağmen kanuni ibraz süresi içinde hesapta bulundurulması halinde artık karşılıksız çek suçu oluştuğunun kabulü ve bu halde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması isabetsizdir. Çünkü kasıt unsuru oluşmadığından bu tür ceza tedbiri düzenlenemeyeceği temel ceza hukuku prensibidir.
 
Tasarının 7. md/2. fıkrada tacir olmayan kişiye tacirmiş gibi çek defteri veren banka görevlisine verilecek adli para cezasının yanı sıra alt sınırı 3 ay üst sınırı 1 yıla kadar olan hapis cezasının tasarıya eklenmesini ve adli para cezalarında bir misli artırılmasını öneriyoruz.
 
Tasarının 7. maddesinin 4. ve 5. fıkralarında banka görevlisi hakkında düzenlenen ceza yaptırımlarının tasarıda muhafaza edilmesini ayrıca çek miktarı ile orantılı adli para cezasının da tasarıda yer olmasını öneriyoruz.
 
Tasarının 7. madde 10. fıkrasındaki Cumhuriyet Savcısı tarafından bankaya verilecek idari para cezalarının alt sınırı 2.000 TL üst sınırı da 10.000 TL olarak düzenlenmesini öneriyoruz.
 

SAYIN BAŞKAN,
İSTANBUL BAROSUNUN AÇIKLAMASI SUYA SABUNA DOKUNMAYAN BİR AÇIKLAMA. KAST OLMADAN SUÇ OLAMAYACAĞI TEMEL CEZA PRENSİBİDİR, BARO BUNU AÇIKLAMASINDA KABUL ETMESİNE RAĞMEN ÇEKİN KARŞILIĞININ YATIRALAMAMASINI İRDELEMİYOR. SORUMLU KİŞİ ÇEKİN KARŞILIĞINI ELİNDE OLMAYAN NEDENLERLE YATIRAMAMIŞSA KAST OLUŞUYOR MU? ANAYASANIN 38. MADDESİ BİR SÖZLEŞMEDEN DOĞAN YÜKÜMLÜLÜĞÜN YERİNE GETİRELEMEMESİNDEN  DOLAYI HİÇ KİMSENİN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN YOKSUN BIRAKILAMAYACAĞINI EMREDİYOR. AYRICA AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ EK 4 NOLU PROTOKOLÜN 1. MADDDESİ İNGİLİZCE METİNDE “İNABİLTY” SÖZCÜĞÜ, YANİ MUKTEDİR OLAMAMA KULLANILMAKTADIR.BARONUN 5. MADDE İLE İLGİLİ ÖNERİSİ ŞÖYLEDİR:
Ancak tasarıda çekin düzenleme tarihinde karşılığının ilgili hesapta bulundurulmamasına rağmen kanuni ibraz süresi içinde hesapta bulundurulması halinde artık karşılıksız çek suçu oluştuğunun kabulü ve bu halde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması isabetsizdir. Çünkü kasıt unsuru oluşmadığından bu tür ceza tedbiri düzenlenemeyeceği temel ceza hukuku prensibidir.
BURADAN ANLAŞILAN ÇEKİN KARŞILIĞINI İBRAZ SURESİ İÇİNDE YATIRMAMAK KASTIN OLUŞUMU İÇİN YETERLİDİR. BU SON DERECE HATALI VE MEVCUT HÜKÜMET TASARISININ DA GERİSİNDE ÇAĞDIŞI BİR GÖRÜŞTÜR. MEVCUT HÜKÜMET TASARISININ 5. MADDESİ EN AZINDAN SEBEBİYET VERMEYİ KULLANARAK KUSUR İLKESİNİ GETİRMİŞTİR. BARONUN GÖRÜŞÜ 3167 SAYILI YASA İLE PARELELDİR VE HÜKÜMETİN BİLE 5237 SAYILI TCK YA UYUM SAĞLAMAK İÇİN TERKETTİĞİ BİR GÖRÜŞTÜR. TCK 21 SUÇUN OLUŞMASI İÇİN KASTI ZORUNLU GÖRMEKTEDİR. 3167 SAYILI YASANIN 16. MADDESİ İSE OBJEKTİF SUÇ ESASINA DAYALIDIR VE 5237 SAYILI YASA İLE ÇELİŞKİLİDİR. İSTANBUL BAROSUNUN HÜKÜMETİN TERKETTİĞİ, MODERN CEZA HUKUKUNUN BENİMSEMEDİĞİ BİR GÖRÜŞÜ İLERİ SÜRMESİNE DOĞRUSU ŞAŞIRDIM.
BEN BU AÇIKLAMADA BİR HATA OLDUĞUNU VE DÜZELTİLEBİLECEĞİNİ SANIYORUM.
ANAYASA MAHKEMESİ BİLDİĞİNİZ GİBİ MAL BEYANININA CEZAYI İPTAL ETMİŞTİR. ANAYASA MAHKEMESİ ANAYASA ÇİZGİSİNE GELMEKTEDİR. İLERİDE BENZERİ KONULAR ÖNÜNE GELDİĞİNDE AYNI TUTUMU DEVAM ETTİRECEĞİ KESİNDİR.
DÜNYADA , KAST OLMADAN ÇEKE CEZA VEREN İKİ LATİN AMERİKA ÜLKESİ VAR, ARJANTİN VE ŞİLİ, İSTANBUL BAROSUNUN TÜRKİYE’Yİ BU İKİ LATİN AMERİKA ÜLKESİ DÜZEYİNDE GÖRMESİ AYRICA ÜZÜCÜDÜR.
SAYGILARIMLA
AV. RAHMİ OFLUOĞLU
 
%d blogcu bunu beğendi: