BAROLAR NEDEN SUSUYOR?

Baroların Sessizliğini Anlamıyoruz

06 ocak 2009 günü Prof. Dr. Adem Sözüer TBMM de 3167 sayılı yasa ile ilgili bir açıklama yapıyor ve 5252 sayılı yasa ile verilen sürede yasada gerekli değişiklik yapılarak 5237 sayılı yasa ile uyumlu hale getirilmediği için yasanın ceza içeren 16. Maddesinin artık yürürlükte olmadığını açıklıyor ve bu açıklamayı Adalet Komisyonu başkanı Ahmet İyimaya “maalesef” diyerek onaylıyor. Bu açıklama basında geniş yankı buluyor, çünkü Sözüer ve İyimaya’nın açıklamasına göre hapisteki 68.000 mahkum serbest kalacak, kaçak durumdaki on binlerce insan beraat edecek, Yargıtay’daki 75.000 dosya düşecekti, bu nedenle açıklama çok önemli idi.

Başta İSTANBUL BAROSU OLMAK üzere hiçbir barodan bu açıklamaya olumlu veya olumsuz bir tepki gelmedi.

Türkiye’de hapishanelerde yatan 68.000 çek mahkumunu, kaçak durumda olan on binlerce insanı, yargıtay’da bekleyen 75.000 dosyayı ve adli yargıdaki 100.000 dosyayı aileleri ile birlikte 10 milyon insanı ilgilendiren böylesi bir hukuksal olayda Baroların sesliği çok ilginçti.

Barolar neden sessizdi? Açıklamayı onaylamadıkları için mi, yoksa onayladıkları için mi?  Var mı bu sorunun yanıtı sizde? Barolar sessizdi, çünkü söyleyecek sözleri yoktu. Baro başkanları, avukatların ekonomik kaygılarla çekte cezadan yana olduklarının farkında idiler ve bu nedenle konuşmamayı tercih ediyorlardı.

SUSTULAR, SUSMAYA DEVAM EDİYORLAR..!

Sonra meclise bir çek yasa tasarısı geldi. Bu tasarı ile ilgili tek bir açıklama yoktu Barolardan.  En son Yargıtay başkanı meclisteki yasa tasarısı ile ilgili bir açıklama yaptı. Açıklama görsel ve yazılı basında geniş yankı buldu. BAROLAR HALA SESSİZ. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in açıklaması şöyle:

”Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkarılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir”

Çek kanunu tasarısının 10 milyon yurttaşı ilgilendirmesi bir yana bu konu bir insan hakları, anayasa ve adalet sorunu idi ve BAROLARI birinci dereceden ilgilendiren bir konu idi. Yargıtay başkanının açıklaması Avrupa insan hakları sözleşmesi ek 4 nolu  protokolün 1. Maddesi ve anayasanın 38. Maddesine dayanıyordu. Anayasanın 38. Maddesi ne diyordu?

Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.

Mevcut çek yasası ve meclisteki çek tasarısı iyi niyet kötü niyet ayırımı yapmaksızın, hile, dolandırıcılık kastı aramaksızın salt karşılıksız çeke ceza öngörmektedir, üstelik adil olmayan bir yargılama yöntemi ile insanları gıyapta yargılayarak sonunda 5 yılı bulacak hapis cezalarına dönüşecek adli para cezaları vererek.  Yasanın ve tasarının mantığı işi uzatmadan bir an önce ceza vermeye dayalı, yoksa cezanın adil olup olmadığı önemli değil. Yığınla insan şimdiye kadarki uygulama ile çok ağır biçimde haksızlığa uğramıştı. Bu haksızlıklardan biri, benim röportajımın da yer aldığı, 8 haziran 2009 tarihli star ana haber bülteninde gösterildi. Fırıncı kendisi ile ilgisi olmayan çeklerle ilgili hapse giriyor ki bu sadece bir örnek, yoksa tek değildir.

Biz hukukçuların, hukuk ve adalet ilkeleri dışında ekonomik kaygılarla tavır belirlememizin doğru olmadığına inanıyorum. 3167 sayılı yasanın öngördüğü cezaların, müvekkillerimizin çeklerinin tahsilinde işimizi kolaylaştırdığı doğrudur. Ancak bizdeki bu cezanın benzeri sadece ve sadece Latin Amerika ülkeleri olan Arjantin ve Şili’de vardır;  ülkemin Latin Amerika ülkeleri kategorisinde olmasından üzüntü duyuyorum. Dünyada hile ve dolandırıcılık olmadan karşılıksız çeke ceza veren bir başka ülke yok. Kal dıki bizim  ülkemizde çekler %100 yakını vadeli çektir  ve bono gibi kullanılmaktadır.

Sonuç olarak bizimle aynı görüşleri paylaşan avukat arkadaşların bizimle dayanışmaya girmelerini, yasanın bu hali ile çıkmaması için ortak hareket etmelerini ve bu nedenle bize cevap vererek iletişim için telefon vermelerini, isterlerse benim aşağıda adresini vereceğim blog’a yazı yazabileceklerini belirtmek istiyorum.

 

Sözüer ve İyimaya’nın açıklamaları ile ilgili link :  

http://www.hukukcu.com/modules/newbbex/viewtopic.php?topic_id=6697&forum=7

Yargıtay Başkanının Açıklaması için link:

http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=61222

 

Bu linkte part 2 ye tıklayınız, ortalarda karşılıksız çek haberini izleyebilirsiniz:

http://www.sondizi.com/star-tv-ana-haber/star-tv-ana-haber-bulteni-08062009-izle.html

6 Responses to “BAROLAR NEDEN SUSUYOR?”

  1. Anonim Says:
  2. levent Says:

    yeni seyler cikmaya basladi
    taahudu uhlalin cezasi nedir ? zaman asimi nekadardir?

    yeddi eminligi suistimalin cezasi nedir zaman asimi nedir yardimci olursaniz cok sevinirim

  3. rahmiofluoglu Says:

    Değerli meslekdaşım,
    Mücadelenizden dolayı sizi kutluyorum.
    Çek gibi kambiyo senedi olarak düzenlenmiş bono ve poliçenin
    ödenmemesine ceza yaptırımı yok iken çekin ödenmemesi
    halinde para >>>>hapis cezası ;
    Tüzel kişi adına verilmiş çekleri imzalayan temsilcilerin şahsen
    hukuki sorumlulukları olmadığı halde ceza görmeleri ;
    İnsan haklarına ve Anayasaya aykırı olarak Savcılara insanları
    hapsetme yetkisini içeren İnfaz Kanununun 106. maddesi ;
    Çoğu Mahkemenin hala ceza kararları vermeleri
    Dünya ülkelerinde borçtan dolayı hapis cezası çağ dışı
    sayılıp uygulamadan kaldırılmış iken bizde hala uygulama ,
    Bunların hepsi bir araya gelince insanları çaresiz bırakan
    hukuk skandalı oluşturuyor.
    Mücadelenize katkıda bulunabilirsem mutlu olurum.
    Avukat V. Aykut ERGİL (İst. Barosu 6044)
    Tel: 0212 528 41 63 – Fax 511 38 48 Cep : 0542 424 27 99)
    Mail : aykutergil@gmail.com

    Selam ve saygılarımla.

  4. fatih Says:

    Ülkemizde malesef her şeyin temeli bozuk. Şehirlerin temeli bozuk, önce bina yapıyoruz sonra altyapı; Altyapılarımız bozuk, önce peyzaj düzenleme yapıyoruz sonra kazıp elektrik, sonra bir daha kazıp doğal kaz; ticaretin temeli bozuk, bankalara güvenip çek ile mal satıyoruz, çeki vadeli olarak kullanıyoruz. Söyleyin, hangi şeyi doğru yapıyoruz, yoksa dünyanın geri kalanı mı yanlış yapıyor… Evet, para, nemalanma her türlü değerin önüne çıkarsa sonuç bu olur. Bence bu ülkeyi yeniden sil baştan yapmak lazım…

  5. levent Says:

    icralardan satisi yapilan araclarimin hepsinde mutlaka birkac avukat vardi artirmaya giren ve ben igrendim bu durumdan kenarlarda pusmuslar fiyat verirken titrek sesle fiyat veriyorlardi cogunuda taniyorum sistemden besleniyorlar neden vazgecsinlerki,
    dindar gecinen kesimin avukati ayri, solcunun ayri sagcinin ayri ve herkese birbirinin yolunu kesmek icin ugrasiyor

  6. Huseyin Celik Says:

    Rahmi beye katiliyorum. Yorumlarinda sonuna kadar hakli. Ancak sozunu ettigi ceke dolaylida olsa hapis cezasi avukatlarin cek alacaklarini hizlandirdigini soyluyor ama birde madalyonuntersivar. Avukat mesaisini harciyor sikayetci oluyor dava aciliyor dava dusmesin diye her celsede mahkemede bulunuyor sonucta para sonrasi hapis cezasi veriliyor ancak borclu taraf yakalandigi zaman gercek borcu aklina gelmiyor veya mahkeme masrafi gecikme cezasi avukat ucreti vesaire normal borcundan daha fazla odememek icin direk olarak devlete odemesini yapip (ki varsa odeme gucu, yoksa zaten hapis yatacak) alacaklinin ve avukatinin butun emegi mesaisi ve masrafi zaten bosa gidiyor. bende cek borclusu magduruyum. iflas ettigimde borclu oldugum tum insanlarla anlasma yonunde odedim. ancak hatir ceki ve on odeme ceklerim kaldi ondort adet. bunlarin bir tanesinden yakalandim ve alacakliyi arama geregi bile duymadim direk devlete odedim. yasa lehime cikmazsa gidip yatacagim. odeme imkanim oldugu zamanda devlete odeyecegim. Benim gibi dusunen binlerce cek borclusu var bence barolarin icinde oldugu ve bu bildikleri gercegi de gozardi etmemelerini avukatlik isinin sadece cek tahsilatindan ibaret olmadigini asli gorevlerinin adaleti savunmak neticesiyle kazanim sagladiklarini bilme zamanlarinin geldigini saniyorum tesekkur ederim.


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: