Eylem saati geldi. Mektubun ucunu yakıyoruz …

3 Responses to “Eylem saati geldi. Mektubun ucunu yakıyoruz …”

  1. BURHAN İŞCAN Says:

    70 GÜNDÜR HER YERDE “DEVLET BABA” YI ARIYORUM
    Kendisin tanıyanların, görenlerin, yerini bilenlerin bana insaniyet namına bildirmelerini, yada kendisine aşağıda yazdığım mektubumu iletmelerini saygılarımla istirham ederim.
    KIYMETLİ DEVLET BABACIĞIM;
    Ben; kendisi de baba olan bir evladınızım. Oğlum ve ben, iki evladınız; sizin büyüklüğünüze, şefkatinizin, hamiliğinizin ve vasiliğinizin sembolü olan sosyal güvenlik yapınıza(kurumunuza) zarar verenleri, onları cezalandıracak diğer evlatlarınıza bildirdik. İhbar ettik. Yaklaşık üç yıldır bunlarla mücadele etmekteyiz.
    Fakat bu kötü çocuklarınızla uğraşmak bize büyük kayıplar verdirdi. İki şirketimiz iflasın eşiğinde. Onların çok kalabalık ve örgütlü olmasına karşın; ben ve oğlum önce rabbimize sığındık ve güvendik. Sonrada size güvendik. Başka devlet babalar bizim gibilere ödüller veriyorlarmış. Bizim için; rabbimizin sevgisini kazanmak, sizin kıymet ve bekanızı yüceltmek en büyük ödüldür. Ne var ki; bu uğraşıda, üzerimize konulan ambargolar ve tahakkümler sonucunda her şeyimizi kaybettik. Alacaklarımızı alamadık, borçlarımızı veremedik. Oğlum 50.000 TL çek borcu cezası yüzünden Eskişehir H Tipi Ceza Evi’nde tutukludur. Tutuklattığı kişilerin baskı ve tehditleri altındadır. Ona orada İSPİYONCU gözü ile bakılmakta, ve öyle muamele edilmektedir.
    Devlet Babacığım; oğlum ne dolandırıcı nede ispiyoncudur. Ona yapılan bu haksız muameleler bir baba olarak beni derinden yaralamaktadır. Büyük babamız olmanız sebebiyle muhakkak ki sizi de üzecektir. Bizim can güvenliğimiz yoktur. Savcı evladın vali evladına, vali evladında savcı evladına bizi havale edip duruyor. Ortada ne alınmış dilekçem, nede yapılan bir yardım var..18 Haziran 2009 günü açık görüşte oğlumla görüşme yaptım. Ceza evi girişlerinde bize yapılan işkenceleri anlatamam. Oğlumu tek kişilik koğuşa almışlar, sözde koruyorlar. Yan koğuşlardan mafya mensupları; 3 milyon TL geleceğini, bunun yarısını oğluma vereceklerini, yarısını da kendileri alacaklarını, ayın 24. deki mahkemede lehe konuşmasını aksi halde kendisini de bizi de vuracaklarını söylemişler. Bizim için önemli olan rabbimizin sevgisidir. Biz ; “bir elime güneşi, diğerine de dünyayı verseniz davamdan vazgeçmem” diyen peygamberin inançlarına, sevgisine sahip ümmetin mensuplarıyız. Oğluma bu şartlar altında zorla bir şeyler yaptırmalarından korkuyorum.
    Sizi bulmak, sıkıntılarımı anlatmak gayesi ile 17 haziran 2009 da TBMM ne geldim. Zira; başbakanımız evladınız, “en büyük irade meclistir” işaretiyle sizin yerinizi bildirmişti. O gün orada sizi aradım durdum. Yanımda çek mağduru kardeşlerimin size gönderdiği sol üst ucu yanık mektuplar da vardı. Eskişehir AK Parti Milletvekilim Sayın Nedim ÖZTÜRK beni önce sizin sofranızda ağırladı. Sonra meclis ana binasında. Ona kulis salonunda sıkıntılarımı açtım. Sizi sordum. Sizin karşı salonda olduğunuzu, çalıştığınızı, vekilim olarak kendisinin, sıkıntılarımı size aktaracağını sözünü verdi. Orada daha başka milletvekillerimiz lede görüştüm. Onlara ÇEK MAĞDURU kardeşlerimin selamlarını ilettim, sıkıntılarımızı dile getirdim.
    Bu gün 70. gün DEVLET BABACIĞIM. Oğlum hem çek mağduru, hem insaniyetlik mağduru. Birileri sizin adınıza devlet suçu işliyor babacığım. Yaptıkları ayıbı, size mal etmek istiyorlar. DEVLET AYIBI. Benim bu mektubu yazmamdaki amaç çekilen bu sıkıntıları anlatmak değil. Oğluma baskı yapılarak alnımıza sürülmek istenen leke yüzündendir. Çek mağduru kardeşlerimin de 170. günü. dolmuştur.
    Kıymetli Devlet Babacığım; sizin dünya devlet babaları arasındaki üstün yerinizi ve saygınlığınızı biliyorum. Size olan güvenim tamdır. Ancak meselelerimin acil çözüme ihtiyacı vardır. Zira bizler işlerimizi aşlarımızı kaybettik. Onurumuzla tekrar ekonomiye dönüp katkı sağlamak istiyoruz. Babalık yapıp bizi hoşgörünüz. Borçlarımızı ödeyelim. Yuvalarımızı, işlerimizi tekrar kuralım. Eskiden olduğu gibi tekrar vergilerimizi verebilelim. Ancak hapiste bu işler olmuyor. Başka devlet babaları böyle yapmıyormuş. Sizin de bize karşı müşfik ve alicenap olduğunuzu biliyorum. Temsilci evlatlarınızın sizi iyi temsil edememesi yüzünden imajınızın zedelendiğini de biliyorum. Bir baba olarak babalığın güçlüğünü de biliyorum. Ama babacığım bizleri merde namerde muhtaç etmeyiniz. Bize acil yardım ediniz.

    Bu mektubumun, bu sefer elinize geçeceği umuduyla, önünüzde hürmetle eğilir selamlarımı arz ederim. BURHAN İŞCAN (0 537 3704830)

    NOT: Bu mektubumun ekleri vardır. Ekleriyle birlikte; BİMER, AKİM, Milletvekilleri, parti genel merkezleri, sivil toplum örgütleri ve ulaşabildiğim her yere cebimdeki son paralarım nispetince gönderilmiştir.

  2. admin Says:

    Burhan bey, yazdığı ucu yanık mektuplar ile Ankara yollarına düştü. Elden teslim etti.

    http://karsiliksizcek.wordpress.com/2009/06/15/burhan-iscan-yazdigi-ucu-yanik-mektuplari-elden-teslim-etmek-icin-ankaraya-gidiyor/

  3. burhan işcan Says:

    Kıymetli kardeşlerim;
    Artık eyleme geçme zamanı geldi. Biliyorsunuz ben Eskişehirdeyim. 17.Haziran günü Ankara’da olacağım. Bütün ÇEK MAĞDURLARINI ve SORUNUN TÜM TOPLUMU İLGİLENDİRDİĞİNİ ALGILAMIŞ OLAN HERKEZİ o gün meclis önünde karanfiller ve güllerle bekliyorum. (sabah 9.30 da) Öğleden sonraki buluşma yerimiz yargıtay başkanlığıdır. aynı şekilde çiçeklerimizi orada da sunalım. O gün ellerinizde anaların, babaların, çocukların kır çiçekleri iliştirilmiş mektupları olsun. Sessiz eylemimizin sesleri olacak güzel semboller. TEK BAŞIMA DA OLSAM BU EYLEMİ YAPACAĞIM. Keyfiyet halkımıza arz edilir. BURHAN İŞCAN (0 537. 3704830)

    AP Türkiye raportörü Oomen-Rujiten : ‘TÜRKİYE’NİN EN ACİL SORUNLARINDAN BİRİSİ KUTUPLAŞMADIR. MODERN BİR DEMOKRASİ İÇİN BAĞIMSIZ YARGIYA İHTİYACINIZ VAR. TÜRKİYE’DEKİ SORUN HAKİKATEN BAĞIMSIZ BİR YARGINIZ VAR AMA TARAFSIZ DEĞİL. DEMOKRATİK SİSTEMİN KALBİNDE FERDİ VE KOLEKTİF HAKLAR OLMALI. ÖZGÜRLÜKLERİN OLMADIĞI BİR ÜLKEDE VATANDAŞLARIN RUHUNU ÖLDÜRÜYORSUNUZ. RUHLARIN ÖLDÜĞÜ BİR ÜLKEDE YARATICILIK ARAMAK BEYHUDE BİR ÇABADIR.’ (1.6.2009 basından)

    3167 sayılı Çek Kanunu ve TCK’nın ilgili maddeleri uygulanabilirliğini yitirmiştir.

    Ceza hukuku otoriteleri Sayın Prof. Adem Sözüer ve Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın görüşleri de bu yöndedir. Türkiye genelinde Sarayköy, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Şişli 11. Asliye Ceza, Şişli 3. Asliye Ceza ve başka mahkemeler infazı durdurma kararı vermekteydiler. Ancak HÜKÜMETİN YARGITAYDAN İSTEĞİ İLE DURDURULDU. Hukukta, özellikle ceza yasalarında yorum ve kıyas olmaz.

    Anayasa kuralı olan ’bir taahhütten dolayı, kişilere hürriyeti bağlayıcı ceza verilemez’ şartı varken, genel kaide olan ’suçsuz ceza olmaz’ şartı varken, bazı mahkemelerin uygulayıp, bazılarının da karara devam etmesi hukukta kaosa neden olmakta. Bu durum da adalete olan güvenimizi sarsmaktadır. Buradan yetkililere sesleniyoruz; kanayan yara olan ’karşılıksız çek’ artık kangrene dönüşmüş ve içinden çıkılmaz bir hal almıştır.

    Binlerce aile dağılmış, binlerce esnaf olmayan bir kanundan ceza evinde, onbinler kaçak yaşamaktadır. Esnaf intiharları artmıştır. Sesimizi duymanız için daha kaç esnafın intihar etmesi gerekecektir? Çok acil bir çözüm lazım. Bizler af istemiyoruz, yasal hakkımız olan özgürlüğümüzü, bir şans daha verilerek çalışıp borçlarımızı ödemek ve kul hakkından kurtulmak için kullanmak istiyoruz.”

    ( BU GENEL URALIN BÜTÜN ÖZEL YASALARI BAĞLAYACAĞI ÖZEL YASALARDAKİ AYKIRI HÜKÜMLRİN 31/12/2008 TARİHİNE KADAR UYGUNABİLECEĞİ BU TARİHE KADAR ÖZEL YASALARIN 5257 SAYILI TCK NIN GENEL KÜMLERİNE UYARLANMASININ ZORUNLU BULUNDUĞU ANCAK 3167 SAYILI YASA AÇISINDAN HALEN BU UYARLAMANIN YAPILMAMIŞ OLDUĞU ANLAŞILMAKLA
    HÜKÜMLÜNÜN MAĞDURİYETİNE NEDEN OLMAMAK AÇISINDAN 527 SAYILI ASANIN 98. MADDESİ UYARINCA İNFAZIN DURDURULMASINA )KARAR VERMEKGEREKMİŞTİR.(MAHKEME KARARI= SORUMLULUĞUNUN BİLİNCİNDE HAKİM DUYARLILIĞI)

    YARGITAY BAŞKANLIĞI ÖNERİSİ

    Yargıtay Başkanlığı, ticari yaşamı önemli ölçüde etkileyecek düzenlemeler içeren Çek Kanunu Tasarısına ilişkin görüşünü, TBMM Adalet Komisyonuna iletti. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in imzasını taşıyan 9 sayfalık yazıda, tasarının genel olarak ”olumlu” bulunduğu belirtildi.

    Yargıtayın ”öncelikli ve birinci” önerisi, karşılıksız çek suçlarına ilişkin oldu. Karşılıksız çek suçlarının gerçek ve tüzel kişilerin ticari ilişkilerinden kaynaklanan ve edimin yerine getirilmesine yönelik yaptırımları içerdiği belirtilen yazıda, ”Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkarılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir” denildi.

    -İLERİ TARİHLİ ÇEKLERE DÜZENLEME İSTEĞİ-

    Tasarıya konulacak geçici bir hükümle, kanunun yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenecek çekler açısından ileri tarihli çekin yasaklanmasını isteyen Yargıtay, yazısında şu görüşlere yer verdi:

    ”Zira, ileri tarihli çek uygulaması çekin işlerliği ve güvenirliğini ortadan kaldıran bir uygulamadır. Türkiye;de yanlış yerleşmiş bir teamüldür. Vadeli ödeme seçeneğini kabul eden kişilerin başvuracağı ödeme aracı çek olmamalı; bono ile bu amaç sağlanmalıdır. Çekin para gibi seri ve güvenli bir ödeme aracı haline getirilmesi, ancak buna her ne koşulda olursa olsun olanak sağlamak yerine kural olarak ileri düzenleme tarihli çekin düzenlenmesinin yasaklanması ve bu kanunun korumasından yararlanılamaması ile mümkündür. Piyasalarda en çok mağduriyete yol açan da ileri tarihli çeklere cevaz verilmesidir.”

    -”YANLIŞI, YANLIŞLA DÜZELTMEK OLANAKLI DEĞİLDİR”-

    Yargıtay, tasarıda yer alan ”bu yılın sonuna kadar üzerine yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz olacağına” ilişkin düzenlemeye de karşı çıktı. Yargıtay yazısında şunlar kaydedildi:

    ”Oysa ’31 Aralık 2009 tarihinden sonra üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce bankaya ibraz edilen çeklerin bankaya ibrazı halinde bunların çek hukukundan kaynaklanan bir hak bahşetmeyeceği ve bu tür çeklerin düzenleme tarihinin gerçeği yansıtmadığının üzerine işaretleneceği, çek vasfını yitireceği; düzenlemesi getirilerek bunların tedavülünün önlenmesi sağlanmalıdır. Böylece ileri tarihli çekler kabul görmeyecek ve zamanla bu sorun ortadan kalkacaktır. İleri tarihli çek alanlarsa bu müeyyideyi bilerek zamanı gelmeden ibrazı yoluna gitmeyecek, düzenleme tarihine göre ibraz süresi içinde ibraz ederek yasanın getirdiği olanaklardan yararlanacaktır. Bu yaklaşım benimsenmezse, çek, gerçek anlamını yitiren ve çek garantilerini taşıyan bono vasıflı bir belgeye dönüşen, hukuki dolanma yollarının açık hale getirildiği kambiyo hukukunun mantık ve amacıyla da çelişen kendine özgü bir belge niteliğine bürünür. Durum bu olunca, hukuken düzenlenen gerçek anlamdaki çekle ilgili düzenlemelerin bir caydırıcılığı ve garantörlüğü kalmaz. Unutulmamalıdır ki yanlışı yanlışla düzeltmek hiçbir koşulda olanaklı değildir. Tasarı bu haliyle 31 Aralık 2009 tarihinden sonra ileri tarihli çeklerin tedavülde olmasına ve Çek Kanunu korumasından yararlanmasına olanak sağlayacaktır, ki bu kabul edilemez.”

    ORTADA AF FALAN YOK. Hatalardan ve bu çekişmeden kaynaklanan yasa boşluğu var. O boşluktan doğan bir hak var. 170 gündür hiçe sayılan çiğnenen bir hak.
    ‘bazı mahkemeler,ceza ortadan kalktığı için karşılıksız çekten hapis yatanları tahliyeye başladı. Hükümet önüne geçilmesi için yargıdan yardım istedi. Bazı mahkemeler uymadı ve Yargıtaydan görüş bekledi. YARGITAYDA MAHKEMELERE YAZI GÖNDEREREK TAHLİYELERİ DURDURMALARINI İSTEDİ. Ve yargıtayın meşhur önerisi. Sükuttan gelen ikrar. Sorumluluğu tekrar hükümete atmak.
    (Aslında hükümetin başından beri oynamak istediği bir oyun var o da şu; topu yargıya atmak. Yargı yanlış yaparsa bunun açıklaması kolay hükümet için ,şöyle:
    – Ne yapalım yargı yaptı.
    Zaten hükümetin yüksek yargıyı yıpratma politikası yok mu? Hükümet yargıyı kontrol altına almak istiyor.
    Hükümet uyum yasasını çıkarmayarak 3167 yi geçersiz bıraktı. Bence beklentisi Yargıtay’ın 3167 artık yürürlükte değildir gerekçesi ile karar vererek esas mahkemelerine yol göstermesi ve eski davaların böylece ortadan kalkması idi. Böylece büyük patronların şimşeklerini üzerine çekmeden, suçu yargıya atarak hem sosyal olarak büyük bir problemi geçici olarak çözecekti, hem de hukukla olan açmazını aşacaktı. HÜKÜMET BİZ 3167 Yİ GEÇERSİZ HALE SOKTUK AMA BU HAKİMLER ANLAMIYOR DİYORDUR.
    BEN DE BUNU MERAK EDİYORUM; HÂKİMLER, 10.CEZA DAİRESİ ÜYELERİ, ASLİYE CEZA HAKİMLERİ NEDEN ANLAMIYORLAR?
    Burası tam Aziz Nesin’lik. Tarih bu olayı tartışacaktır).(AV. RAHMİ OFLUOĞLU)
    Mart 8, 2009…9:08 pm
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru olanakları, Karşılıksız Çek suçları ile ilgili örnek kararlar
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru olanakları
    Sümer v. Türkiye (no. 27158/02) davasında, 2002 yılında karşılıksız çek keşide etnek suçundan Sulh Ceza Mahkemesince duruşma yapılmaksızın 180 Euro cezaya çarptırılan başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne sürdüğü başvurusunda Mahkeme, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve başvurucuya 1.000 Euro manevi tazminat ile 1.000 Euro yargılama giderinin ödenmesine hükmetti.
    Evrenos Önen v. Türkiye (no. 29782/02) davasında, idari düzenlemelere uymadığı gerekçesiyle para cezasına çarptırılan ve cezayı ödemediği için cezası hapis cezasına çevrilen başvurucunun, yargılamanın duruşmasız yapıldığı ve kendisine savunma için yeterli süre tanınmadığı gerekçeleriyle 6. maddenin ihlal edildiğini belirterek yaptığı başvuruda Mahkeme, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve başvurucuya 2.160 Euro maddi tazminat ile 1.000 Euro yargılama giderinin ödenmesine hükmetti.
    Taner v. Türkiye (no. 38414/02) davasında, Sulh Ceza Mahkemesi tarafından para cezasına çarptırılan başvurucunun, kararş kabul etmemesine rağmen cezasının hapis cezasına çevrileceğinin bildirilmesi üzerine para cezasını ödemiştir. Baþvurucunun duruşmasız, avukat yardımından yararlanmasına izin verilmemesi ve savunma için yeterli zamanın verilmediği gerekçeleriyle 6. maddenin ihlal edildiğini ileri sürdüğü başvurusunda Mahkeme, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve herhangi bir tazminat talebi ileri sürülmediği için tazminata hükmetmedi.

    NOT: GÜL, ŞEKER, NECDET,CÜNEYT,ADMİN VE DİĞER ARKADAŞLAR kardeşler yeni mail adresim brhnhak26@mynet.com dur. benimle temasa geçmenizi diliyorum. hoşica kalın.


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: