KANUNSUZ CEZA OLAMAZ ANAYASA MADDE 38

KANUNSUZ CEZAYA KARŞI ÇEK MAĞDURLARININ DEMOKRATİK DİRENME HAKLARI DOĞMUŞTUR.

3167 SAYILI KANUN YÜRÜRLÜKTE DEĞİLDİR. HAPİSTE OLANLAR KANUNSUZ OLARAK TUTULMAKTADIR. YARGIÇLARI DA YARGIÇLAR YARGILAR. BÖYLESİ CİDDİ BİR KONUYA KARŞI BÖYLESİ BİR CİDDİYETSİZLİK ANLAŞILIR GİBİ DEĞİLDİR. ORTADA BİR İDDİA VAR, BU İDDİA SOKAKTAKİ ADAMA AİT DEĞİL,AKADEMİSYENLERE, HUKUÇULARA VE MAHKEMELERE AİT BİR İDDİA. YÜKSEK YARGI BU İDDİALARA CEVAP VERMELİ, İNSANLAR NEDEN ÖZGÜRLÜKLERİNDEN YOKSUN BIRAKILIYORLAR?

BUNUN SORUMLULUĞU AĞIRDIR, BUNUN ALTINDAN KALKAMAZSINIZ EFENDİLER !

KANUNSUZ CEZAYA KARŞI ÇEK MAĞDURLARININ DEMOKRATİK DİRENME HAKLARI DOĞMUŞTUR.

10 Responses to “KANUNSUZ CEZA OLAMAZ ANAYASA MADDE 38”

  1. burhan işcan Says:

    Kıymetli kardeşlerim;
    Artık eyleme geçme zamanı geldi. Biliyorsunuz ben Eskişehirdeyim. 17.Haziran günü Ankara’da olacağım. Bütün ÇEK MAĞDURLARINI ve SORUNUN TÜM TOPLUMU İLGİLENDİRDİĞİNİ ALGILAMIŞ OLAN HERKEZİ o gün meclis önünde karanfiller ve güllerle bekliyorum. (sabah 9.30 da) Öğleden sonraki buluşma yerimiz yargıtay başkanlığıdır. aynı şekilde çiçeklerimizi orada da sunalım. O gün ellerinizde anaların, babaların, çocukların kır çiçekleri iliştirilmiş mektupları olsun. Sessiz eylemimizin sesleri olacak güzel semboller. TEK BAŞIMA DA OLSAM BU EYLEMİ YAPACAĞIM. Keyfiyet halkımıza arz edilir. BURHAN İŞCAN (0 537. 3704830)

    AP Türkiye raportörü Oomen-Rujiten : ‘TÜRKİYE’NİN EN ACİL SORUNLARINDAN BİRİSİ KUTUPLAŞMADIR. MODERN BİR DEMOKRASİ İÇİN BAĞIMSIZ YARGIYA İHTİYACINIZ VAR. TÜRKİYE’DEKİ SORUN HAKİKATEN BAĞIMSIZ BİR YARGINIZ VAR AMA TARAFSIZ DEĞİL. DEMOKRATİK SİSTEMİN KALBİNDE FERDİ VE KOLEKTİF HAKLAR OLMALI. ÖZGÜRLÜKLERİN OLMADIĞI BİR ÜLKEDE VATANDAŞLARIN RUHUNU ÖLDÜRÜYORSUNUZ. RUHLARIN ÖLDÜĞÜ BİR ÜLKEDE YARATICILIK ARAMAK BEYHUDE BİR ÇABADIR.’ (1.6.2009 basından)

    3167 sayılı Çek Kanunu ve TCK’nın ilgili maddeleri uygulanabilirliğini yitirmiştir.

    Ceza hukuku otoriteleri Sayın Prof. Adem Sözüer ve Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın görüşleri de bu yöndedir. Türkiye genelinde Sarayköy, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Şişli 11. Asliye Ceza, Şişli 3. Asliye Ceza ve başka mahkemeler infazı durdurma kararı vermekteydiler. Ancak HÜKÜMETİN YARGITAYDAN İSTEĞİ İLE DURDURULDU. Hukukta, özellikle ceza yasalarında yorum ve kıyas olmaz.

    Anayasa kuralı olan ’bir taahhütten dolayı, kişilere hürriyeti bağlayıcı ceza verilemez’ şartı varken, genel kaide olan ’suçsuz ceza olmaz’ şartı varken, bazı mahkemelerin uygulayıp, bazılarının da karara devam etmesi hukukta kaosa neden olmakta. Bu durum da adalete olan güvenimizi sarsmaktadır. Buradan yetkililere sesleniyoruz; kanayan yara olan ’karşılıksız çek’ artık kangrene dönüşmüş ve içinden çıkılmaz bir hal almıştır.

    Binlerce aile dağılmış, binlerce esnaf olmayan bir kanundan ceza evinde, onbinler kaçak yaşamaktadır. Esnaf intiharları artmıştır. Sesimizi duymanız için daha kaç esnafın intihar etmesi gerekecektir? Çok acil bir çözüm lazım. Bizler af istemiyoruz, yasal hakkımız olan özgürlüğümüzü, bir şans daha verilerek çalışıp borçlarımızı ödemek ve kul hakkından kurtulmak için kullanmak istiyoruz.”

    ( BU GENEL URALIN BÜTÜN ÖZEL YASALARI BAĞLAYACAĞI ÖZEL YASALARDAKİ AYKIRI HÜKÜMLRİN 31/12/2008 TARİHİNE KADAR UYGUNABİLECEĞİ BU TARİHE KADAR ÖZEL YASALARIN 5257 SAYILI TCK NIN GENEL KÜMLERİNE UYARLANMASININ ZORUNLU BULUNDUĞU ANCAK 3167 SAYILI YASA AÇISINDAN HALEN BU UYARLAMANIN YAPILMAMIŞ OLDUĞU ANLAŞILMAKLA
    HÜKÜMLÜNÜN MAĞDURİYETİNE NEDEN OLMAMAK AÇISINDAN 527 SAYILI ASANIN 98. MADDESİ UYARINCA İNFAZIN DURDURULMASINA )KARAR VERMEKGEREKMİŞTİR.(MAHKEME KARARI= SORUMLULUĞUNUN BİLİNCİNDE HAKİM DUYARLILIĞI)

    YARGITAY BAŞKANLIĞI ÖNERİSİ

    Yargıtay Başkanlığı, ticari yaşamı önemli ölçüde etkileyecek düzenlemeler içeren Çek Kanunu Tasarısına ilişkin görüşünü, TBMM Adalet Komisyonuna iletti. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in imzasını taşıyan 9 sayfalık yazıda, tasarının genel olarak ”olumlu” bulunduğu belirtildi.

    Yargıtayın ”öncelikli ve birinci” önerisi, karşılıksız çek suçlarına ilişkin oldu. Karşılıksız çek suçlarının gerçek ve tüzel kişilerin ticari ilişkilerinden kaynaklanan ve edimin yerine getirilmesine yönelik yaptırımları içerdiği belirtilen yazıda, ”Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülmemektedir. Suç genel teorisindeki sorumluluk esaslarına aykırı bir şekilde suç tipi tarif edilmektedir. Karşılıksız çıkan çek nedeniyle milyonlarca şikayet ve soruşturma sonucu kamu davası açılmaktadır. Bu durum Cumhuriyet savcılarının ve mahkemelerin ağır iş yükü altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle çekin karşılıksız çıkması ile ilgili sorumluluk, suç olmaktan çıkarılarak idari para cezasını ve/veya idari tedbiri gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmelidir” denildi.

    -İLERİ TARİHLİ ÇEKLERE DÜZENLEME İSTEĞİ-

    Tasarıya konulacak geçici bir hükümle, kanunun yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenecek çekler açısından ileri tarihli çekin yasaklanmasını isteyen Yargıtay, yazısında şu görüşlere yer verdi:

    ”Zira, ileri tarihli çek uygulaması çekin işlerliği ve güvenirliğini ortadan kaldıran bir uygulamadır. Türkiye;de yanlış yerleşmiş bir teamüldür. Vadeli ödeme seçeneğini kabul eden kişilerin başvuracağı ödeme aracı çek olmamalı; bono ile bu amaç sağlanmalıdır. Çekin para gibi seri ve güvenli bir ödeme aracı haline getirilmesi, ancak buna her ne koşulda olursa olsun olanak sağlamak yerine kural olarak ileri düzenleme tarihli çekin düzenlenmesinin yasaklanması ve bu kanunun korumasından yararlanılamaması ile mümkündür. Piyasalarda en çok mağduriyete yol açan da ileri tarihli çeklere cevaz verilmesidir.”

    -”YANLIŞI, YANLIŞLA DÜZELTMEK OLANAKLI DEĞİLDİR”-

    Yargıtay, tasarıda yer alan ”bu yılın sonuna kadar üzerine yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz olacağına” ilişkin düzenlemeye de karşı çıktı. Yargıtay yazısında şunlar kaydedildi:

    ”Oysa ’31 Aralık 2009 tarihinden sonra üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce bankaya ibraz edilen çeklerin bankaya ibrazı halinde bunların çek hukukundan kaynaklanan bir hak bahşetmeyeceği ve bu tür çeklerin düzenleme tarihinin gerçeği yansıtmadığının üzerine işaretleneceği, çek vasfını yitireceği; düzenlemesi getirilerek bunların tedavülünün önlenmesi sağlanmalıdır. Böylece ileri tarihli çekler kabul görmeyecek ve zamanla bu sorun ortadan kalkacaktır. İleri tarihli çek alanlarsa bu müeyyideyi bilerek zamanı gelmeden ibrazı yoluna gitmeyecek, düzenleme tarihine göre ibraz süresi içinde ibraz ederek yasanın getirdiği olanaklardan yararlanacaktır. Bu yaklaşım benimsenmezse, çek, gerçek anlamını yitiren ve çek garantilerini taşıyan bono vasıflı bir belgeye dönüşen, hukuki dolanma yollarının açık hale getirildiği kambiyo hukukunun mantık ve amacıyla da çelişen kendine özgü bir belge niteliğine bürünür. Durum bu olunca, hukuken düzenlenen gerçek anlamdaki çekle ilgili düzenlemelerin bir caydırıcılığı ve garantörlüğü kalmaz. Unutulmamalıdır ki yanlışı yanlışla düzeltmek hiçbir koşulda olanaklı değildir. Tasarı bu haliyle 31 Aralık 2009 tarihinden sonra ileri tarihli çeklerin tedavülde olmasına ve Çek Kanunu korumasından yararlanmasına olanak sağlayacaktır, ki bu kabul edilemez.”

    ORTADA AF FALAN YOK. Hatalardan ve bu çekişmeden kaynaklanan yasa boşluğu var. O boşluktan doğan bir hak var. 170 gündür hiçe sayılan çiğnenen bir hak.
    ‘bazı mahkemeler,ceza ortadan kalktığı için karşılıksız çekten hapis yatanları tahliyeye başladı. Hükümet önüne geçilmesi için yargıdan yardım istedi. Bazı mahkemeler uymadı ve Yargıtaydan görüş bekledi. YARGITAYDA MAHKEMELERE YAZI GÖNDEREREK TAHLİYELERİ DURDURMALARINI İSTEDİ. Ve yargıtayın meşhur önerisi. Sükuttan gelen ikrar. Sorumluluğu tekrar hükümete atmak.
    (Aslında hükümetin başından beri oynamak istediği bir oyun var o da şu; topu yargıya atmak. Yargı yanlış yaparsa bunun açıklaması kolay hükümet için ,şöyle:
    – Ne yapalım yargı yaptı.
    Zaten hükümetin yüksek yargıyı yıpratma politikası yok mu? Hükümet yargıyı kontrol altına almak istiyor.
    Hükümet uyum yasasını çıkarmayarak 3167 yi geçersiz bıraktı. Bence beklentisi Yargıtay’ın 3167 artık yürürlükte değildir gerekçesi ile karar vererek esas mahkemelerine yol göstermesi ve eski davaların böylece ortadan kalkması idi. Böylece büyük patronların şimşeklerini üzerine çekmeden, suçu yargıya atarak hem sosyal olarak büyük bir problemi geçici olarak çözecekti, hem de hukukla olan açmazını aşacaktı. HÜKÜMET BİZ 3167 Yİ GEÇERSİZ HALE SOKTUK AMA BU HAKİMLER ANLAMIYOR DİYORDUR.
    BEN DE BUNU MERAK EDİYORUM; HÂKİMLER, 10.CEZA DAİRESİ ÜYELERİ, ASLİYE CEZA HAKİMLERİ NEDEN ANLAMIYORLAR?
    Burası tam Aziz Nesin’lik. Tarih bu olayı tartışacaktır).(AV. RAHMİ OFLUOĞLU)
    Mart 8, 2009…9:08 pm
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru olanakları, Karşılıksız Çek suçları ile ilgili örnek kararlar
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru olanakları
    Sümer v. Türkiye (no. 27158/02) davasında, 2002 yılında karşılıksız çek keşide etnek suçundan Sulh Ceza Mahkemesince duruşma yapılmaksızın 180 Euro cezaya çarptırılan başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne sürdüğü başvurusunda Mahkeme, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve başvurucuya 1.000 Euro manevi tazminat ile 1.000 Euro yargılama giderinin ödenmesine hükmetti.
    Evrenos Önen v. Türkiye (no. 29782/02) davasında, idari düzenlemelere uymadığı gerekçesiyle para cezasına çarptırılan ve cezayı ödemediği için cezası hapis cezasına çevrilen başvurucunun, yargılamanın duruşmasız yapıldığı ve kendisine savunma için yeterli süre tanınmadığı gerekçeleriyle 6. maddenin ihlal edildiğini belirterek yaptığı başvuruda Mahkeme, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve başvurucuya 2.160 Euro maddi tazminat ile 1.000 Euro yargılama giderinin ödenmesine hükmetti.
    Taner v. Türkiye (no. 38414/02) davasında, Sulh Ceza Mahkemesi tarafından para cezasına çarptırılan başvurucunun, kararş kabul etmemesine rağmen cezasının hapis cezasına çevrileceğinin bildirilmesi üzerine para cezasını ödemiştir. Baþvurucunun duruşmasız, avukat yardımından yararlanmasına izin verilmemesi ve savunma için yeterli zamanın verilmediği gerekçeleriyle 6. maddenin ihlal edildiğini ileri sürdüğü başvurusunda Mahkeme, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve herhangi bir tazminat talebi ileri sürülmediği için tazminata hükmetmedi.

    NOT: GÜL, ŞEKER, NECDET,CÜNEYT,ADMİN VE DİĞER ARKADAŞLAR kardeşler yeni mail adresim brhnhak26@mynet.com dur. benimle temasa geçmenizi diliyorum. hoşica kalın.

  2. burhan işcan Says:

    Kıymetli kardeşlerim;
    Artık eyleme geçme zamanı geldi. Biliyorsunuz ben Eskişehirdeyim. 17.Haziran günü Ankara’da olacağım. Bütün ÇEK MAĞDURLARINI ve SORUNUN TÜM TOPLUMU İLGİLENDİRDİĞİNİ ALGILAMIŞ OLAN HERKEZİ o gün meclis önünde karanfiller ve güllerle bekliyorum. (sabah 9.30 da) Öğleden sonraki buluşma yerimiz yargıtay başkanlığıdır. aynı şekilde çiçeklerimizi orada da sunalım. O gün ellerinizde anaların, babaların, çocukların kır çiçekleri iliştirilmiş mektupları olsun. Sessiz eylemimizin sesleri olacak güzel semboller. TEK BAŞIMA DA OLSAM BU EYLEMİ YAPACAĞIM. Keyfiyet halkımıza arz edilir. BURHAN İŞCAN (0 537. 3704830)
    NOT: GÜL, ŞEKER, NECDET,ADMİN VE DİĞER ARKADAŞLAR kardeşler yeni mail adresim brhnhak26@mynet.com dur. benimle temasa geçmenizi diliyorum. hoşica kalın.

  3. BURHAN İŞCAN Says:

    EZBERLERİ BOZMAK GEREK, BOZMADAN YOL ALINMAZ-EYLEM ZAMANI 2
    YARGITAY BAŞKANININ ÖNERİLERİNDEKİ MESAJ İYİ ALGILANABİLDİ Mİ?
    Allah Katı’nda ki derecelerin en kötüsü DAREKE dir. Münafıklar ; inanmadıkları halde, Allah’a ,hesap gününe, ahrete inandık diyenler, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyleyenler, iman karşılığında inkarı satın alanlar, Kur’an’ı ( veya kitabını) gerektiğince düşünüp algılayamayanlar, insanlara gösteriş yapanlar, ŞEKİLCİLİKLE aldatanlar, Allah’ı pek az hatırlayanlar, Allah’a ve onun emirlerine rağbet etmeyenler, dünya hayatının zevklerine rağbet edenler, salih amelleri olmayanlar bunlar dareke dedir. Cehennemin de en kötü yeri bunlarındır.
    Allah insanı kendisine halife olacak şekilde donatarak yaratmıştır. Bu anlamda vekil(halife) yaradanı tam manası ile tanımak zorundadır. Zira tanışıklığı oranında vekil olabilir. Allah halifesini bütün mahlukattan üstün tutmuştur. Vekil MÜTEKEBBİR de olmalıdır. Kibirden, gösterişten uzak tam manasıyla mütevazı ve alçak gönüllü olmalıdır. B u kişilerin alınlarındaki nur tek işaretleridir. Sabırlı, halim, ve latiftirler. ŞEKİLCİLİK , münafıklığın en bariz işaretidir. Dünya hayatına rağbetinde. İnsan kendini Allah’a isbat etmelidir.yaratan ve imtihan eden odur. Kullara ispat etmeye kalkmak ard niyet taşır. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Allah onların kalplerini temizlemek istemiştir. Onlar için hem dünyada, hem ahrette rezillikler, büyük azap vardır. Ve Allah bunların namazlarını da kabul etmez.
    AKP Hükümetinin iktidara ilk gelişinden itibaren, ilkel bir LAİKLİK anlayışı ön plana çıkmıştır. Şekilciliğin sembolü olan türban tartışılmıştır. Laikliğin ihlali gerekçesiyle parti kapatma davası açılmıştı. Ve o zamandan süre gelen husumetlik, intikam duygusuyla yapılanlar, kin gütmeler. Ben bu husumetliğin 1974 Kıbrıs Harekatı’ndan sonra Türkiye’ye konulan ambargolarla başladığını düşünüyorum. ERGENEKON ve DENİZ FENERİ davaları da ispat unsurlarımdır. Tıpkı 70 li yıllarda kardeş kavgalarının, 80 li yıllarda bankerzedelerin, İhlas zedelerin yaptığı gibi, dini ve milli duyguların yok edildiği, başta demokrasimiz olmak üzere değerlerimizin zarar gördüğü hareketler. Ambargolardan kurtulabilmek sözde gayesi ile başlatılan tezgahın ürünleridir bu. Çünkü o tezgahla; faizcilik, bankerlik ve tefecilik sistemi ve bu sistemi besleyecek lüks hayat ihtiyaçları yurdumuza sokuldu. Bu tezgahı hazırlayanlar şimdi imtiyazlı hapislik cezası aldılar. Ülkemizdeki laiklik anlayışındaki ilkellik; laikliğin din düşmanlığı olarak tanıtılmasındandır ve laikliği savunanlarında aynı ilkellikte din düşmanı olarak davranmasındandır.
    Ve 80 li yıllarda siyasal suçlu olarak hapishanelere girmiş, çoğu genç insanlarımız. Sömürü düzenine bilinçsizce yandaşlık edenlerle, karşı çıkanlar. Askeri ve sivil ceza evlerini dolduran yüz binler. Ve umursamadan hayatlarını yaşayan sorumsuz siyasiler. Ben bu insanların ve yakınlarının; ne zaman ve nasıl toplumla ve devletle barışacağı sorusunu hep sorguladım. Devlete ve topluma kinleri varmıydı? Bitermiydi?Bitti mi? Gibi. Demokrasimize ve demokrasi anlayışımıza baktıkca da karamsar oldum. Çözümü darbelerde, askerde, baskıcı rejimlerde arayanları gördükce kahroldum hep. Zira çareyi bilmemek, görmemek değildir bu davranışlar. Çözümü aramamak kutuplaşmalar yaratmak içindir. Bana görede ülkemizin en büyük sorunu kutuplaşmalardır. Demokrasiyi iyi algılamak, ‘ÇOĞULCU KATILIMCI DEMOKRATİK SİSTEME GEÇMEK’ TİR ASIL ÇÖZÜM. Çağdaş ve ileri demokrasiyi uygulamaktır. YARI DOĞRUDAN HÜKÜMET ŞEKİLLERİ gibi uygulamayla E-DEVLET olmak gibi.
    Demokrasiyi algılamayan ve yaşamında yansıtmayan ne sağcı olur nede solcu. 1-Dinde zorlama yoktur. 2-Allah kitabında, kitap için bu büyük bir nasihattir der. Yani yaratan bile kurallarının uygulanmasını keyfiyete bırakmıştır. Uyan uyar uymayan ahrette ceza çeker. Ama zorlama yok. Şimdi siyasilerimize bir bakın ne kadar demokratlar ve ne kadar RANTİYECİ ler. Toplum meselelerine ne kadar sahipler. Yada toplumsal değerlerin sömürüsüyle ne kadar servete sahip oldular. Kayıp trilyon davaları nedendir. ŞEKİLCİLİK MASKESİ ile yapılan RÜŞVET, YOLSUZLUK, ADAM KAYIRMALAR. ŞEKİLCİLİĞİN ASIL AMACI DA BUDUR RANTİYECİLİK.
    İNSANIN EN BÜYÜK DÜŞMANI YİNE KENDİSİDİR. Zira insanın kendi kendini aldatarak kendine verdiği zararı hiçbir düşmanı aynı derecede yapamaz. Şekilcilik insanın kendine yaptığı en büyük düşmanlıktır. Vicdan ALLAH’ ın kuluna verdiği bir silahtır. Öz eleştiri yapamayanlar, bu silahı kendilerine çevirir ve VİCDAN AZABI gibi bir ceza ile karşılaşırlar. Bu azaba düşmeyenlere insan bile denilmez.
    YARGITAY BAŞKANININ ADALET KOMÜSYONUNA ÖNERİLERİ BENCE BİR MESAJDIR. TOPLUMA YÖNELİKTİR. ‘ Çek suçlusu yoktur. Asıl suçlu; yanlış bir teamülün devamı için zemin hazırlayanlardır’ denmektedir. “Yapacağınız yasaya dikkat edin bu teamülün sürmesine meydan vermeyin” diyen bir başkan. Sonuçta da;”bakın biz uyardık ama yine bunlar böyle yaptı” diyecek bir başkan. YANLIŞI YANLIŞLA DÜZELTMEYİN dediği halde, kendi de aynı hatayı yapan başkan. Emsal bir kararla bu yanlış uygulamanın biteceğini bildiği halde bundan imtina eden zihniyetin başkanı. Amaç nedir sizce? Sayın Av. Rahmi Ofluoğlu kendi sitesinde “HÜKÜMETİN ÇIKMAZI” başlıklı yazısında belirtmiş cevabı. Bende tespitimi 2 ay önce yaptım “ çek mağduru iktidarla yüksek yargı arasında yaşanan sürtüşmenin de mağduru olmasın” dedim. Bu sürtüşme değilmidir? Devlet baba imajı, adalete inanç,hukuka ve hukukçuya saygı yıkılmadı mı? İnsanlarımız niçin AB HAKİMLERİNDEN medet umar oldular. Toplumsal yıkım, çek mağdurları kimin umurunda diğer siyasiler ve sivil toplum örgütlerinin sıfatları nedir? Müdahilmi? Seyirci mi? Hakem mi? Yoksa oyunun bir parçası mı? Hükümete sözünüz geçmiyor olabilir. Yargıtay da damı hiç değeriniz yok?
    Anlayacağınız siyasetin çivisi çıktı. VE BU MESELE SADECE ÇEK MAĞDURLARININ MESELESİ DE DEĞİL. Başbakan ve bazı yandaşları ortada suç var mağdurluk yok diyebilir. Aksini Yargıtay başkanı ve bazı ağır ceza mahkemeleri söyledi. Birde, bakın; 10 lira borcunuz var ödeyemiyorsunuz, 10 lira ceza ekleniyor, faizdi masrafları derken 25 lira oluyor. Bunu öde ödemezsen gir hapse. Sayın Hakkı Köylü çıkacak ve diyecek ki;”her şeylerini satıp ödesinler”. Bilmediklerin sandığım hususlar var.
    1-“Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz sizin için, eğer bilirseniz daha hayırlıdır.”(Kur’an- Bakara S. 280. Ayet.)
    2-Mevcut 3167 Sayılı Yasaya göre borcu faiz ve masraflarıyla dahi ödeseniz,yine cezanız af olmuyor.
    3-AFFETMEK BÜYÜKLÜĞÜN ŞANINDANDIR. Ancak bizim suçumuz yok ki af olalım. Ancak sizden böyle bir büyüklük, devlet adamlığına yaraşır bir hareket bekledik esirgediniz. Mensubu olduğunuz hükümet mensupları BİLGİ EDİNME YASASI hilafına davranıp, dilekçelerimize cevap vermedi. Ve bizler sizin samimiyetinizin de, şekilciliğinizin de derecesini biliyoruz. Yukarda belirttiğim hususların idraki içinde olunsaydı eğer GLOBAL KRİZ TEĞET GEÇERDİ. Ve yine biliyoruz ki; sayın Yargıtay Başkanı’nın ve diğer Yargıtay Savcılarımızın emsal karar çıkartmamasında ki maksat; kanun yapıcının aczini ve cahilliğini ortada sergilemektir.
    ŞAPKA DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ
    Siyasi yapımız 40 seneye yakın bir süreç içinde toplum yararına üretken olamamış ve iflas etmiştir. Toplumsal meselelere günü geçirmek adına yaklaşılmaktadır. Sorunların çözümü meclis dışında başka platformlarda aranmaktadır. Kutuplaşmalar ve bölünmeler oluşmaktadır. Kurtuluş ve çözüm gayet basittir. Demokrasiyi tam algılamak, seçmeni edilgenlikten kurtarıp ETKEN SEÇMEN yapmaktır. Kanun önerici veya veto edici hale sokmaktır. Siyasete dinamizm kazandırmaktır. Demokrasiyi istiyorsak onun bekçisi de olmalıyız. Hakiki anlamda demokratik olarak hak ve özgürlüklerimize sahip çıkmalıyız. Şekilciliğe itibar etmemeliyiz. Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz. Temiz toplum, temiz siyasetçi beklentisinde eylemlerimiz olmalı. Kutuplaşmadan hep birlikte.
    ÇEK MAĞDURLARI SUÇLU DEĞİLDİR. MAĞDURDUR. Suçlu mağdur eden kanun yapıcıdır. Kanun uygulayıcı mağdur etmiştir(suça ortaktır.) AF İSTEMİYORUZ. DEMOKRATİK HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİMİZİ VE BUNLARLA BİRLİKTE TEMİZ TOPLUM TEMİZ SİYASETCİ İSTİYORUZ.
    EZBERLERİ BOZALIM.BOZMADAN YOL ALINMAZ. EYLEM ZAMANI. VERDİĞİMİZ OYLARIN HESABINI SORMA ZAMANI.
    BURHAN İŞCAN(0537 3704830)

  4. fatma Says:

    sayın avukat bey,size yanımızda olduğunuz için binlerce kez teşekkür etsek azdır.Demek azda olsa iyi insanlar kalmış.Benim babam 3 aydır bu yüzden hapiste ciğerim yanıyor.Uluslararası ilişkiler okuyan bir üniversite öğrencisi olarak diyorum ki ben artık bu iş AİHM’nde biter.Hergün onlarca fax, onlarca mail onlarca telefon görüşmesi yapıyorum sonucu görüyoruz.Umutsuz olmak istemiyorum ama ne yapabiliriz şu saatten sonra lütfen bize yol gösterin

    • rahmiofluoglu Says:

      Daha henüz her şey bitmedi. Önce meclisteki tasarıya Adalet Komisyonunda son şekli verilecek, bu son şeklin ne olacağını şu anda komisyondakiler de bilmiyor tam olarak. Sonra bu tasarı TBMM sinde görüşülecek. Mecliste bile çok az ihtimalde olsa bazı değişiklikler yapılabilir. Meclis tasarıyı görüşüp kabül ettikten sonra Cumhurbaşkanının onayına sunulacak ve resmi gazetede ilan edilecek ve böylece tasarı yasallaşmış olacak. Bu aşamadan sonra yeni yasanın getirip götürdüklerine bakacağız ve yargı önünde girişimlerimiz başlayacak ki ben bu aşamadan çok umutluyum. Ayrıca muhalefet partilerinin Anayasa Mahkemesine dava açmaları söz konusu. Umutsuz olmayınız.

      • admin Says:

        Rahmi bey merhaba,

        İktidarın cezacı yasayı çıkartmayı deneyeceğini düşünüyorum. Genel Kurul tartışmalı olur ve bazı maddeler değişir. Tahminen bir af maddesi gelir.

        Böylece yasaya itirazları engellemeye çalışacaklardır.

        Anayasa Mahkemesi’ne kadar gidebilir.

        Ben af değil, cezaların düşmesini istiyorum.

        Sizin fikrinizi almak istediğim bir konu var. Bir eylem başlatmak istiyoruz.

        “vekiller gemileri yakmadan, asiller mektubun ucunu yakıyor”

        http://karsiliksizcek.wordpress.com/2009/06/11/mektubun-ucunu-yakiyoruz-eylem-saati-geldi/

        Değerlendirme yapabilirseniz, çok sevinirim.

        esen kalınız.

  5. dortbaba Says:

    sayın Ofluoğlu

    sayenizde sesimiz biraz daha gür çıkıyor.cesaret buluyoruz.Allah razı olsun!

    “Kimsesizlerin kimsesi” olmaya aday olan sayın Başbakan, gerçek anlamda hiçbir yenilik getirmeyen ve borcumuz olmadığı halde borçluymuş gibi ve dahi suçluymuş gibi gösteren veya böyle kabul eden mahkemelerle, borcunu kabul edenleri, ödeyemeyecek hale sokan cezalarla, bunu nasıl yapacaksınız? Binlerce kimsesiz daha ortaya çıkartmaya nasıl cesaret ediyor ve cesaret veriyorsunuz buna sebep olanlara? Bu mu insafınız? “Kimsesizlerin kimsesi olacağım” deyip te, “Kimsesi olanların da Kimsesini almayın” ellerinden! İnsaf ediniz!

  6. seker765 Says:

    evli evine KÖYLÜ köyüne…..
    gitmezsen köyüne gönderirler ilk seçimlerde …

  7. bsa33 Says:

    gerek akp’den gerekse muhalefetten vekillerle görüşen arkadaşlar, herkes, h.köylünün tek başına karşı çıktığı ve durumu şekillendirdiği cevabını alıyorlar.
    sayın vekillere şunu anlatmalıyız.
    bu iş köylü’nün keyfine, çıkarlarına, perde arkasındaki niyetlerine bırakılamayacak kadar ciddidir.
    62.021 insan cezaevinde yatıyor.
    649.000 kişi ceza almış aranıyor, kaçak durmda.

    diğer vekillerin h.köylü diretiyor mazereti kabul edilemz.
    sayın vekillerimizin söz hakkı yok mudur, oy hakkı yok mudur?
    yüzbinlerce insanı bir tek “köylü” ye teslim mi edecekler?

    neden oradalar?
    demokrasi “köylü” lere teslim olma rejimi midir?

    sayın vekillerimize, vicdanlarına bunun hesabını nasıl vereceklerini sormalıyız.

    ne demek “köylü” direniyor….

    yüzbinlerce vatandaş sözkonusu burada…

  8. Canan Adıvar Says:

    Bizi aydınlattığınız için teşekkürler.


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: