HÜKÜMETİN AÇMAZI

HÜKÜMETİN EN BÜYÜK AÇMAZI ÇEK TASARISININ  3167 İLE İLİŞKİSİ

AF BEKLENTİSİ VE YENİ ÇEK YASASI

Af beklentisi konusunda bir şey söylemek çok zor ama meclisten beklenen affın çıkmaması dünyanın sonu değil. Hapiste olan ve kaçak olan insanların durumlarını çok iyi anlıyorum ancak karşı karşıya olduğumuz durum öyle küçümsenecek bir durum değil. Ekonominin patronları karşılıksız çeke hapis cezası istiyorlar, bankalar, holdingler, faktöringler. İnanın meclisin çoğunluğu da onlar gibi düşünüyor. O zaman bu beklentiler boşuna mı? Kesinlikle hayır, boşuna değil.

Hükümetin bu yasadan ötürü ciddi sıkıntıları var. Bu sıkıntıları iki ana başlık altında toplayabiliriz. Hukuksal sıkıntılar, toplumsal sıkıntılar.

Hukuksal sıkıntılar öyle az boz sıkıntılar değildir. Bir kere anayasaya uyumlu olma sıkıntıları var, 38. Madde bu maddeye paralel Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi ek 4 nolu protokoldeki borçtan hapis yasağı. Diyelim ki bu uyumu sağlamamaları veya eksik sağlamaları çok kısa sürede önlerine engel olarak çıkmayacaktır. AİHM de dava yoğunluğa var ve davalar iki yıldan daha fazla sürüyor. Bu nedenle bu uyumu yeterli sağlayamazlarsa çok yakında önlerine çıkacak bir engel yok. Önlerindeki en büyük engel 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu. Türk ceza kanunu ile uyum sağlayamazlarsa yeni kanun kısa ömürlü olur ve ilk olarak anayasa mahkemesine takılabilir, ama bundan önemlisi yeni kanunun eski kanunla olan ilişkisi iktidar partisinin en büyük açmazı.

Çek kanunu tasarısı şimdiki hali ile TCK nın 21 maddesine uyum sağlama zorlaması ile kusur ilkesini benimsemiştir. Biz burada bir atlama olursa ve daha iyi bir gelişme olmazsa bile sırf bu madde nedeni ile yeniden yargılamalar olur ve bu sefer beraatlar olur düşüncesi doğrultusunda bu konuyu fazla dillendirmek istememiştik. Ama bildiğiniz gibi 10. Ceza Dairesi üyesi Çamlıbel komisyonda bu konuyu gündeme getirdi ve komisyonu uyardı. Benim Çamlıbel’e tepkim bu nedenle idi. Kendisini telefonla aradım ve ben böyle bir şey söylemedim dediler. Hakimin bu konuşmasını Anadolu Ajansının haber yaptığını öğrendik. Demek ki Anadolu Ajansı haberi olması gerektiği hale getirmiş, buradan hakim güçlerin ne kadar örgütlü olduğunu anlamalıyız. Ne diyor Meclis haber sitesinde Çamlıbel’e dayalı verilen haberde. Mevcut davalara yeni kanunu uygulamak zorunda kalabiliriz, ben de bizim anlamamız gerektiği gibi yazıyorum ama doğrusunu yazıyorum, bu kez Yargıtay’da bekleyen 75.000 dosya esas mahkemelerine iade edilir, davalar uzar ve zaman aşımından düşerler. Aman ha bir şeyler yapın bunun önüne geçin.

Hükümet bu durumun farkında olduğu için biraz çekingende olsa geçici maddelere eski davalara 3167 nin uygulanacağını yazmıştı, demek ki Hakim bu geçici maddeyi yeterli bulmamış, bu yetmez daha başka şeyler yapmalısınız diyor. Diyor ama mızrak çuvala sığmıyor. Diğer tarafta Ceza Hukukunun temel ilkesi var, iki kanun aynı anda yürürlükte ise lehe olan uygulanır diye, bunu nasıl aşacaklardı. Aslında hükümetin başından beri oynamak istediği bir oyun var o da şu; topu yargıya atmak. Yargı yanlış yaparsa bunun açıklaması kolay hükümet için ,şöyle:

–         Ne yapalım yargı yaptı.

Zaten hükümetin yüksek yargıyı yıpratma politikası yok mu? Hükümet yargıyı kontrol altına almak istiyor.

Hükümet uyum yasasını çıkarmayarak 3167 yi geçersiz bıraktı. Bence beklentisi Yargıtay’ın 3167 artık yürürlükte değildir gerekçesi ile karar vererek esas mahkemelerine yol göstermesi ve eski davaların böylece ortadan kalkması idi. Böylece büyük patronların şimşeklerini üzerine çekmeden, suçu yargıya atarak hem sosyal olarak büyük bir problemi geçici olarak çözecekti, hem de hukukla olan açmazını aşacaktı.

ŞİMDİ HÜKÜMET NE YAPSIN? SAKAL BIYIK HİKAYESİ…

Hükümet tasarısının gerekçesi  3167 nin yürürlükte olmadığının bir ilanıdır. 5. Maddeyi anlatan gerekçe bölümünde ne deniyor? Burada kusur ilkesi getirerek TCK ile uyum amaçlanmıştır diyor. Gene gün para cezası düzenlemesi ile TCK ile uyum sağlandığından söz ediliyor. Bundan daha açık bir itiraf olur mu? Şimdi hükümetin durumunu şöyle açıklayabiliriz:

HÜKÜMET BİZ 3167 Yİ GEÇERSİZ HALE SOKTUK AMA BU HAKİMLER ANLAMIYOR DİYORDUR.

BEN DE BUNU MERAK EDİYORUM; HÂKİMLER, 10.CEZA DAİRESİ ÜYELERİ, ASLİYE CEZA HAKİMLERİ NEDEN ANLAMIYORLAR?

Burası tam Aziz Nesin’lik. Tarih bu olayı tartışacaktır.

Şimdi ne olacak? Olacak çok nettir. Hükümet’in önünde iki yol vardır.

Hukuku hiçe sayarak tasarıya lehe kanun uygulamasını ortadan kaldıracak hükümler koymak, ikincisi gereğini yapmak, yani mevcut davaları düşürecek, hapistekileri serbest bırakacak bir düzenleme yapmak ve tasarıyı TCK ve anayasa ile uyumlu hale getirmek. Hükümetin önünde bir başka yol yoktur.

ADALET DUYGUSU ZEDELENMİŞTİR

Sn. Ömer Yılmaz ÇAMLIBEL

10.CEZA DAİRESİ

TBMM HABER SİTESİNDEKİ AÇIKLAMANIZ HUKUKUN ÜSTÜLÜĞÜ İLKESİNİ ZEDELEMİŞTİR.

 Türkiye Büyük Millet Meclisi resmi haber sitesinde 4 Haziran 2009 günü Yargıtay 10.ceza dairesi üyesi Ömer Yılmaz Çamlıbel’in bir açıklaması çıktı.

Açıklamada, Ceza hukukunun temel ilkelerinde uygulamada iki yasanın varlığı halinde sanığın lehine olan uygulaması ilkesi göz ardı edilerek Yeni Çek Yasa Tasarısının kesinleşmesi halinde hangi yasanın geçerli olacağı konusunda siyasi iradenin karar vereceğini söylemektedir.

Sayın Çamlıbel ayrıca zaman aşımına karşı uyarıda bulunarak ekonomiye hizmete hazır olduklarını belirtiyor.

Her iki açıklamayı da hukukun üstünlüğüne ve Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı buluyoruz. İki kanunun aynı zaman sürecinde yürürlükte bulunması halinde siyasi irade sanığın aleyhine olan uygulansın kararı verirse ne olacak? Sizlerin yarım asırdır uygulayarak geldiğiniz ceza hukukunun temel ilkesi ne olacak? Türk Ceza Hukuku modern ceza anlayışından kopup başka ceza anlayışlarına doğru yolculuğa mı çıkacaktır?

Bugün görülmekte olan karşılıksız çek davaları ve çekleri yazılan yüz binlerce insan, aileleri, çalışanları ile birlikte en az on milyon insana tekabül eder. Siz Bankalar Birliği, BDDK ve Masak önünde hizmete hazırız derken ben hukukçu olarak alındım.   Bu on milyon insan ekonominin bir parçası değil mi? Karşılıksız çekleri olan insanların hepsi kötü niyetli ve dolandırıcı mı? Bugün ülkemizde çeklerin %100 e yakını  bir ödeme aracı olarak değil bono gibi kullanılmaktadır. Siz yargıçlarda bu ülkede yaşadığınıza göre bu gerçeği biliyorsunuzdur. Karşılıksız çek ekonomik bir olgudur.

Dünyada hile ve desise, dolandırıcılık gibi nedenler dışında karşılıksız çeki ceza ile karşılayan Arjantin, Şili ve Türkiye dışında başka ülke yoktur.

AYRICA BİR YARGIÇ EKONOMİNİN HİZMETİNDE OLAMAZ, YARGININ HİZMETİNDE OLMALIDIR.

Siz ekonomiyi iş adamlarına, siyasilere bırakınız. Herkes işini yapsın. Siz Anayasayı, uluslar arası sözleşmeleri ki, anayasamız bu sözleşmeleri iç hukuk normu olarak kabul etmektedir, yasaları, vicdani kanaatlerinizle etkin hale getirerek adaleti sağlayınız. Ekonomiyi ilgililerine bırakınız..

Siz milletin bir bölümü adına değil millet adına kararlar veriyorsunuz. Karşılıksız çeki olan on binlerce insan açıklamalarınızdan ötürü adalete karşı güven kaybına uğramıştır. Milyonlarca insanın gözü mecliste ve sizin üzerinizdedir.   Basın bu milyonlara karşı duyarsızdır. Onlar seslerini internet siteleri vasıtası ile duyurmaya çalışıyorlar.

Milyonlarca insan af istemiyor, hukukun uygulanmasını, Anayasanın 38. maddesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ek 4 nolu protokolün 1. maddesinin dolanılmadan uygulanmasını istiyorlar. Saygılarımla,

 

NOT: Yukarıdaki blog’uma açıklamanızla ilgili çok sayıda ileti geldi ve telefon aldım. Bu nedenle Size bu açıklamayı gönderiyorum.

%d blogcu bunu beğendi: