ADALET KOMİSYONU

ÇEK MAĞDURLARINA EYLEM ÇAĞRISI

ÇEK MAĞDURLARINA EYLEM ÇAĞRISI

Bu haberle ilgili AB Uyum Komisyonu üyesinden aldığımız iletide Çek Kanunu Tasarısının  Komisyonlarında görüşülmeyeceğini belirttiler. Bu nedenle haberi düzeltir okurlardan özür dileriz.

RE: ÇEK KANUNU TASARISI‏
Kimden: Havvana YAPICI (havvanayapici@tbmm.gov.tr)
Gönderme tarihi: 27 Mayıs 2009 Çarşamba 13:12:06
Kime: ‘Rahmi Ofluoglu’ (rahmi68@hotmail.com)

 Sayın İlgili,

 

Anılan konu Avrupa Birliği Uyum Komisyonu’nda görüşülmeyecek olup, esas komisyon olan Adalet Komisyonu’nda görüşülmeyi beklemektedir.

 Bilgilerinize.

 

Havvana YAPICI

Yasama Uzmanı

AB Uyum Komisyonu

 

From: Rahmi Ofluoglu [mailto:rahmi68@hotmail.com]
Sent: Wednesday, May 27, 2009 2:30 PM
To: t.akagun89@hotmail.com
Subject: ÇEK KANUNU TASARISI

“Komisyon bu işin Avrupa’da nasıl olduğunu, bizim yasaya bu uyarlamanın nasıl yapılacağını araştırıyor. Üyeleri faks yağmuruna tutalım, derdimizi anlatalım!”   HABER İÇİN TIKLAYINI

SEMPOZYUM KİTAP OLARAK YAYINLANIYOR

Çek Sempozyumunun Çek Mağdurları Açısından Değerlendirilmesi ve Sonuçları

SEMPOZYUM KİTAP OLARAK YAYINLANIYOR

14 Mayıs 2009 günü İstanbul Üniversitesinde Çek kanunu Tasarısı Üzerine yapılan sempozyumun çek mağdurları açısından lehte somut  sonucu yeni kanunun kusur ilkesini getirdiğinin tesbiti ve bunun mağdurlar lehine doğuracağı sonuçlardır. Sempozyumda konuşmacıların açıkladığı görüşler tamamen çek mağdurlarından yana idi. Konuşmacıların tümü karşılıksız çekte hapis cezası olamayacağını savundular. Bu notları daha önce yazdık ve sempozyumdaki konuşmaları kaydettiğimizi, bu kayıtları çözüp yayınlayacağımızı duyurmuştuk. Konuşmaların hepsini yayınlama konusunda sonradan tereddütler oluştu. Biz yayınlayalım mı, yayınlamayalım mı diye düşünürken Üniversiteden bir haber aldık. Sempozyumdaki konuşmalar kitap olarak yayınlanacaktı. Bu haber üzerine fikir değiştirdik. Sempozyum konuşmalarını olduğu gibi yayınlamak bazı çelişkiler yaratabilirdi. Hocaların neyi yazıya dökeceklerini, neyi dökmeyeceklerinin biz bilemezdik. Belki de kitap ile bizim yayınlarımız arasında fark olması bir tartışma konusu olacaktı. Yaptığımız görüşmeler sonucunda sempozyum konuşmalarını yayınlamak yerine, çıkacak sonuçları ve sempozyumla ilgili yorumlarımızı yayınlamayı tercih ettik. Bildiğiniz gibi bunu da yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Çek mağdurları için tek önemli konu 1 Ocak 2009 tarihi itibari ile 3167 sayılı kanunun ceza içeren hükümlerinin yürürlük sorunudur. Gelinen Nokta, akademik çevreler 3167nin bu açıdan yürürlükten kalktığını söylerken 10. Ceza dairesi ve bu dairenin kararını yasa hükmü gibi algılayıp ceza vermeye devam eden asliye ceza mahkemeleri ile beraat kararı veren mahkemeler olgusunun yarattığı olumsuz ortamdır. BUNDAN SONRA NE OLACAK? YENİ ÇEK TASARISININ LEHTE BİR YARARI OLACAK MI? YARGITAY VE YEREL MAHKEMELER CEZAYA DEVAM EDECEK Mİ? Herkesin cevabını beklediği sorular bunlar. Çek mağdurları ve yakınları her gün o site senin bu site benim dolaşıyorlar internette, çaresizlik içerisinde? Seslerini duyurmanın uğraşı içerisindeler. Umuttan başka çareleri yok. Gelen haberlere göre yasa tasarısı çok yakında son halini alacak. Meclisin çek mağdurları lehine bir şey yapıp yapmayacağı çok yakında, belki önümüzdeki hafta belli olacak. Meclisten beklenti olumsuz sonuçlanır ise yargı sürecinde lehe bir değişim olur mu? Biz olur diyoruz ama bunu uzun bir zaman alacağını söylüyoruz. Gelişmeleri sizinle paylaşmaya devam edeceğiz, ancak kesinlik kazanmayan haber ve yorumdan kaçınmaya her zaman özen göstereceğiz.

ÇEKLERİN ERKEN İBRAZI BERAAT

ÇEK MAĞDURUNUN MECLİS’E İSYANI!

Ben yanmasam, sen yanmasan, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?..

vatan                                                                                                                            

İşte Erdoğan’ın esinlendiği Nazım Hikmet’in şiiri…

 Hava kurşun gibi ağır!Bağır, bağır, bağır, bağırıyorum.

Koşun, kurşun eritmeğe çağırıyorum…

O diyor ki bana:

– Sen kendi sesinle kül olursun ey!

Kerem gibi yana yana…

Deeeert çok, hemdert yok

Yüreklerin kulakları sağır…

Hava kurşun gibi ağır…

Ben diyorum ki ona:

– Kül olayım Kerem gibi yana yana.

Ben yanmasam,

sen yanmasan,

biz yanmasak,

nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..

SESİNDEN DİNLEMEK İÇİN LİNK :http://www.youtube.com/watch?v=tnL1OVVxWrI 

HABERİN TAMAMI İÇİN

 

TEŞEKKÜR

KARŞILIKSIZ ÇEK ANAYASA MAHKEMESİ KARARI KARŞI OY HAŞİM KILIÇ

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

Anayasa’nın 38. maddesine 4709 sayılı Yasa ile eklenen sekizinci fıkrada “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.” denilmektedir. Anayasa’da yapılan bu değişiklik Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4 nolu protokolün birinci maddesinden -yazım farklılığı dışında- aynen alınmıştır. Anayasakoyucunun amacını ve hangi nedenle böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyduğunu maddenin gerekçesi ve Mecliste yapılan görüşmeler gözetilerek ortaya koymak gerekir. Yapılan bu değişiklik pozitif hukuk kurallarına kaynaklık etmiyor, ya da etkilemiyorsa kural haşivdir denilebilir. Anayasakoyucu böyle bir amaç gütmeyeceğine göre Anayasa’nın 38. maddesine giren bu kurala işlerlik kazandırmak gerekir. İhmal, hile ve kötü niyet dışında kalan ekonomik suçlara ekonomik ceza öngörülmesi çağdaş dünyada kabul edilen ve izlenen bir politikadır. Bu anlayış ve amaç içinde düşünülmediği takdirde Anayasa’nın 38. maddesinde yazılmış olan bu değişikliğin pozitif hukuk içinde uygulama alanı hiç yok denecek kadar işlevsiz olduğu çok açıktır. Bu değişiklik yapılmadan önce kimi ekonomik suçlara hapis cezası öngörülmesi Anayasa’ya aykırı olmamasına karşın, yeni kural bu alanı sınırlayarak oldukça daraltmıştır.

Anayasa’nın 38. maddesindeki bu değişiklik üç noktada toplanmıştır.

– Yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülük,

– Bu yükümlülüğün yerine getirilememesi,

– Bundan dolayı özgürlükten alıkonamama,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4 nolu protokolün 1. maddesi “Borç için hapis yasağı” başlığını taşımakla beraber madde metninde, “özgürlüğünden yoksun kılınamaz.” denilerek yasağın sadece hapis cezası ile sınırlı olmadığı başka özgürlükleri de kapsadığı açıktır. Sözleşmeden aynen alınan Anayasamızdaki metni de sadece hapis cezası ile sınırlandırmamak gerekir. Sözleşmeden doğan yükümlülük de borç ilişkisi dışında bir şeyin yapılması ya da yapılmaması anlamında daha geniş değerlendirilmelidir. Yükümlülük borç ilişkilerini de içine alan geniş bir kavramdır. Yükümlülük sözleşmeden kaynaklanmıyorsa bu kapsamda değildir. Ayrıca, yükümlülüğün yerine getirilememesi iyi niyete dayanmalıdır. Yükümlülüğünü yerine getiremeyeceğini önceden bilen kişiyi kural korumamaktadır. Nitekim TBMM Genel Kurulu’nda 38. maddedeki değişiklik görüşülürken Anayasa Komisyonu Başkanı “kendi ihmal veya kusuru olmaksızın borcunu ödemekte acze düşen kişi, bu yüzden hapis cezasına çarptırılamaz. Ancak, borçlunun hileyle veya kasten borcunu ifa etmekten kaçınması halinde protokolün bu hükmünden yararlanması mümkün değildir.” görüşünü dile getirmiştir. (26.9.2001 günlü, 133. Birleşim Tutanakları)

Buna göre, yapılan Anayasa değişikliğinde ekonomik nedenlerle ve iyiniyetle borcunu ödeyemeyen kişilere hapis cezası verilmesini önlemek amacı ön plana çıkmaktadır. Etkili ceza düşüncesiyle “hapisle tazyik” yoluyla çalışma hayatının daha iyi düzenleneceği anlayışı Anayasakoyucunun iradesini saptırmaktır. Kasıt ve kötüniyet olmadığı sürece ekonomik suçlara hapis cezası öngörülmesi insan onuruyla bağdaşmadığı için çağdaş dünya ve demokratik toplumlarda terkedilmiştir.

Çoğunluk görüşünde, borç ilişkisi ile çek kullanımı arasındaki bağ koparılmış soyut bir kambiyo ilişkisinden bahsedilmiş, sözleşmeden bağımsız bir kambiyo yükümlülüğü üzerinde durulmuştur. Oysa, keşideci ile lehdar arasındaki borç ilişkisini sözleşmenin dışında mutlak bağımsız bir işlem olarak nitelemek mümkün değildir. Sözleşmeye bağlı bir yükümlülük nedeniyle çek keşide edenle lehdar arasında bir ilişki her zaman olanaklıdır. Hapis cezası öngörülerek alacaklının hakkının korunması ve kamusal güvenin sağlanması gerekçesi de kabul edilemez. Hukuksal nitelikleri farklı da olsa bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerinde de ödenmediği takdirde kamusal güvenin bozulması ve alacaklının hakkının yok olması söz konusu olabilir. Bu nedenle iyiniyetli olması koşuluyla bonosunu ödeyemeyen kimseye hapis cezası öngörülemeyeceği gibi karşılıksız çıkan çek içinde öngörülemez.

Çoğunluk gerekçesinde aynen “Yalnızca Anayasa’nın 38. maddesi kapsamında hürriyeti bağlayıcı ceza yasağı sözleşmeden doğan borcun yerine getirememesini gerektirmektedir. Oysa keşideci çekin karşılıksız olmasını bilmesine rağmen çek keşide ettiğine göre bu borcun yerine getirilemediğinden söz etmek de olanaksızdır.” denilmektedir. Çekin karşılıksız olduğunu bile bile keşide edenlerin iyiniyetinden zaten bahsedilemez. Böyle bir çek düzenleyen kişinin 38. maddesinde öngörülen korumadan faydalanması da olanaksızdır.

3167 sayılı Yasa’nın 16. maddesinin birinci fıkrası suçlarda objektif sorumluluk esası benimsenerek düzenlenmiştir. Yargıtay’da bugüne kadar objektif sorumluluk kapsamında uygulamasını sürdürmüştür. Düzenlenen çekin karşılığı yoksa suç oluşmuştur. Bunun dışında yargıcın subjektif değerlendirme ve araştırmaları kuralı objektif sorumluluk kapsamından çıkarmaz. Objektif sorumluluk nedeniyle 16. maddenin birinci fıkrasına göre oluşacak suç da “ödememe” ya da “ödeyememe”durumlarının araştırılması sözkonusu değildir. Bilerek ve kasden ödemeyenle, iyiniyetle hareket edilerek ödeyememe durumlarını ayırmaya imkan tanımayan bir düzenleme Anayasa’nın 38. maddesine aykırılık oluşturur. Karşılıksız çek suçu, kasıtla işlenen bir suç haline getirilmediği sürece Anayasa’ya aykırılıktan kurtulamaz.

Belirtilen nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmadım.

 

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

SEMPOZYUM NOTLARI 2

Prof. Dr. Adem Sözüer Diyorki :

-Af edersiniz, biraz kendimi beğenmiş gibi  söyleyeceğim; eğer ben bir kanun tasarısının çalışmasına çağrılmamışsam mutlaka kapalı kapılar ardında vatandaş aleyhine bir şeyler yapılıyor, eğer ben çağırılıyorsam orda açıklık vardır. Çünkü bilirler ki Adem sözüer konuşur, tartışır, vatandaş aleyhine bir şeye izin vermemek için gayret eder.

Evet, Sözüer bu tasarının çalışmasına çağırılmamış.  Sözüer’in sonraki anlatımlarından anlıyoruz ki gerçekten vatandaş aleyhine bir tasarı var TBMM de.  Sözüer’in yorumlarına geçmeden önce sempozyum notlarında kendi anladığımı, kendi yorumlarımı öne çıkaracağım. Çünkü yaptığımız ses kayıtlarının yayınlanması konusunda her ne kadar konuşmacılardan izin alma zorunluluğu yoksa da ben hocalarıma saygı açısından bu notları kendi sorumluluğumda yazacağım. Bir başka tespitimi önceden yazmak zorundayım. Konuşmacılardan anladığım üzere, konuşmacılar, yani hocalar, Başsavcı dahil hepsi hükümetin çek mağdurlarına af gibi bir niyeti yok.

EVET, YANLIŞ DUYMADINIZ HÜKÜMET MAĞDURLARA BİR AFTAN YANA DEĞİL. AKSİNE HUKUKÇULARIN, UZMANLARIN VAR DEDİĞİ KANUN BOŞLUĞUNU OLDU BİTTİYE GETİRMEK İÇİN  GAYRET İÇİNDE OLDUKLARINI GÖRÜYORUZ.

UMUT YARGIDA. BU KONUDA SÖZÜER’İN KONUŞMASI İLE İLGİLİ YORUMLARI BU AKŞAM YETİŞMEZ İSE YARIN YAYINLAYACAĞIZ.

YARGITAY’IN HUKUKA AYKIRI KARAR ONAMA TUTUMUNU SONUNA KADAR SÜRDÜREMEYECEĞİNE İNANIYORUZ.

HÜKÜMET SEÇİM YATIRIMI OLARAK, GENEL SEÇİMLER ARİFESİNDE GENEL AF ÇIKARABİLİR. ANCAK BU BÜYÜK HAKSIZLIKTIR. ŞU ANDA HUKUKEN KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇ DEĞİLDİR VE İNSANLARIN DAHA BİR BUÇUK YIL EZİYET ÇEKMESİ ADİL OLAMAZ.

BU DURUM MÜCADELEYİ BIRAKMAMIZ ANLAMINA GELMEZ. HEM İKDİDARA YÖNELİK, HEM DE YARGIYA YÖNELİK KAMUOYU YARATMA MÜCADELEMİZ SÜRMELİDİR.

BİR ŞEY DAHA BELİRTMEK ZORUNDAYIM. BASIN VE BİR KISIM İNTERNET SİTESİ SİZİN DUYGULARINIZI İSTİSMAR EDİYOR. YALAN HABERLER YAZIYORLAR. BURADA SİZE GERÇEKLERİ ANLATACAĞIZ, HOŞUNUZA GİTMESE DE.

SİZ BU % 1’İN YÜZÜNDEN MAĞDUR OLMAYASINIZ!

SİZ BU % 1’İN YÜZÜNDEN MAĞDUR OLMAYASINIZ!

Şu % 1’e  BAKIN HELE!… NE DERSİNİZ BİZİ BU %1 Mİ YÖNETİYOR?  

ÇEK MAĞDURLARININ  ÇEKTİKLERİ BU % 1 YÜZÜNDEN Mİ? ÇEK KANUNU TASARI TASLAĞININ BÖYELESİ VAHİM OLMASININ ARKASINDA BU % 1 Mİ VAR?  % 1 İN GÜCÜNE BAKALIM:

% 1 LİK MUTLU AZINLIK BANKA MEVDUATLARININ  % 75 İNE SAHİP.

BANKA KREDİLERİNİN %70 İNE HÜKMEDİYOR.

BORSADA PORTFÖYÜN % 81.5’İNE SAHİPLER.

SÜPER ZENGİN % 1 LİK AZINLIK TÜRKİYE GELİRİNİN % 17 SİNE SAHİP, İSTANBUL GELİRİNİN % 30 UNA.

BU RAKAMLAR TUİK’ TEN. TUİK 1994 DEN SONRA BU % 1LİK DİLİMLERİ YAYINLAMAZ OLMUŞ. HERHALDE SINIFLARASINDA KİN VE NEFRETE NEDEN OLDUĞU İÇİN ARTIK YAYINLAMIYORDUR.

KAYNAK CUMHURİYET GAZETESİNDEN MUSTAFA SÖNMEZİN YAZISIDIR. YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ

%d blogcu bunu beğendi: