ŞİŞLİ ASLİYE CEZA

DOSYA NO 2008 1452 KARAR NO 2009. 497 C.SAVCILIĞI ESAS NO 2008.18653 GEREKÇELİ KARAR HAKİM YAŞAR YETİŞ 29876 C SAVCISI NACİ KANIK 31497 KATİP GÜLAY TORUN 67694 Karşılıksız Çek Keşide Etme 26.03.2008 İSTANBUL.ŞİŞLİ 30.04.2009 Yukarıda açık kimliği yazılı sanık.sanıklar hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Açılan kamu davasıyla sanığın karşılıksız çek keşide etmekten cezalandırılması istenilmiş, müşteki ta halen şikayetinin devam ettiğini bildirmiş ve şikayetten vazgeçmemiş, sanık tarafı CMK. 195 193. 2 e göre tebligata rağmen yargılamaya katılmadığından dinlenememiş, C.Savcısı mevcut delillerle sanığın cezalandırılması yolunda mütalaa vermiş, sanık yargılamayı takip etmediğinden diyecekleri sorulamamıştır. 5237 sayılı TCK 5. maddesinde “Bu kanunun genel hükümlerinin, özel ceza kanunları ve ceza içe kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmış, TCK’nın yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 S.Y.nın Geçici 1. maddesinde ise Diğer kanunların, 5237 sayılı TCK’nın birinci kitabı genel hükümler yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin, ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulamasına devam edileceği belirtilmiş, Yasama Organı tarafından birçok yasa TCK’nın genel hükümlerine aykırılıklar yasayla giderilmesine karşın 31.12.2008 tarihine kadar 3167 sayılı yasası bakımından böyle bir düzenleme yapılmadığından çek yasasının T C K nın genel hükümlerine aykırı içeren kısımları artık uygulanamaz hale gelmiştir. Bu çerçevede aykırılık içeren kısımların artık uygulanamaz hale geldiği konusunda herhangi bir tartif olmamakla birlikte, hangi hükümlerin aykırılık taşıdığı konusunda şimdiye kadar üç ayrı görüş belirlenmiştir bunlardan ilkinin özel kişilere yönelik olarak herhangi bir aykırılık olmadığı ve yasanın aynen uygulanacağı yönünde olduğu Yargıtay 10.CD 2007.7947 2009. 54 sayı 19.01.2009 tarihli kararının sayın çoğunluk görüşü doğrultudadır bir kısmının sadece kısmi aykırılıklar olduğu ve bu aykırılıkların genel hükümlerdeki kurallı doldurularak uygulanması gerekeceği yönünde olduğu ve bunun uyarlamayı gerektirdiği, diğer yorumun aykırılıkların diğer yasadan yorumla doldurmanın yasa koyucunun yerine geçmek olup kanunilikle sanık aleyhe kıyas yasağı ve hukuka aykırılığı nedeniyle 3167 SY.nın uygulanamaz hale geldiği yönünde olduğu Yargıtay CD. nin 23.02.2009-14317 sayılı kararı bu görüşü destekler mahiyettedir görülmüştür. Mahkememizce yapılan değerlendirmede ise öncelikle genel hükümler içerisinde 5237 SY.TCK. 20. 21. 22.ve 23. maddelerinde suçun manevi unsuruna yönelik hükümler bulunup bunlar çerçevesinde yapılan incelemede, sadece gerçek kişilerin kasten yada taksirle karşılıksız çek keşide etmesi halinde müsnet suçun oluşabileceği oysa 3167 SY. gereğince tüzel kişilere ceza verilebildiği gibi, çekin vadeli olarak çok önceden düzenlenip verilmesine müteakip vade tarihinde sanığın kendi iradesi ve kastı dışında (hastalık, iflas, şirketteki görevinin sona ermesi v.s.) söz konusu çekin bedelinin bankada karşılığının bulundurulmamasının müsnet suçun oluşmasına engel olamayacağı bunun açık aykırılık teşkil ettiği ve değerlendirme gerektireceği düşünülmüştür. devam…. 27 Mayıs 2009 Çarşamba 19:14 Cuneyt dedi ki… Yine TCK.43. ve 44.maddelerinde zincirleme suç ve fikri içtimaya ilişkin kuralın 3167 SY. 16.4. maddesinde yazılı her çek yaprağının ayrı bir suç oluşturacağı hükmüne aykırılık teşkil ettiği açıktır. 5237 SY.TCK.52.1 .maddesinde adli para cezalarının 5 gün ile 730 gün arasında ve 20.TL. ile 100.TL.ye karşılık gelecek şekilde sanığın şahsi durumuna göre çevrilip hükmedileceğine ilişkin açık amir hükmün ise yine 3167 SY. maddesinde yazılı çek bedeli tutan kadar adli para cezası verileceğine ilişkin hükme açık aykırılık taşımaktadır. 5237 SY. TCK. 53. 1.maddesinde güvenlik tedbirleri ayrı ayrı ve takdire yer bırakmayacak biçimde belirtilmiş iken, 3167 SY. 16.3. maddesinde çek keşide etme yasağı tedbirinin uygulanması da aykırılık teşkil etmektedir. 5237 SY.TCK. 58. maddesinde mükerrerliğe ilişkin koşullar belirtilirken bunun sonucu olarak herhangi biı ceza artırımının düzenlenmediği sadece cezanın infazına yönelik olarak hükümler içerdiği açıkken 3167 SY. 16. maddesi gereğince mükerrerin 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağına ilişkin hükmü de açık aykırılık teşkil etmektedir. 5237 SY. TCK. 61. maddesi gereğince hakimin somut olayda olaya ve sanığa ilişkin olarak cezayı belirleyip bireyselleştireceği ayrıntıları ile yazılmış iken 3167 SY. maddesi gereğince hakimin hiçbir belirleme yetkisi olmaksızın çek miktarı kadar para cezası vereceğinin yazılmış olması çok açık aykırılık teşkil etmektedir. 5237 SY.73. ve 74.maddelerinde şikayetin süresi ve sonuçları ayrıntıları ile belirtilmiş iken buna aykırı biçimde 3167 SY. maddesindeki düzenlemeler de aykırılık teşkil etmektedir. Bu aykırılıklar nedeniyle 3167 SY. aykırı olan hükümlerinin uygulanmayarak bu hükümlerin yerine 5237 SY.TCK.nın yukarıda anlatılan genel hükümlerinin uygulanması yolu ile yaptırım uygulanacağına ilişkin iddia ve yorumların olduğu görülmüş ise de; bu yöntemin 2709 SY Türkiye Cumhuriyeti Anayasasın 7 11-38 ve 87 de yazılı kuvvetler ayrılığı prensibi çerçevesinde yasa yapmak görevinin yasa koyucuya ait olup kanunen suç olmayan fiilin cezalandırılmayacağı ve cezaların şahsiliği hükümleri ile 5237 SY TCK 2. 1 3 maddesinde yazılı kanunilik ve sanık aleyhine kıyas yasağına aykırı olacağı ve 3167 SY. nın tamamen dönüştürülmesi suretiyle yeni bir yasa oluşturulamayacağı açıklığıyla mahkememizce bu görüşe itibar edilememiştir. Anlatılan nedenlerle 3167 SY.nın 5237 SY. TCK. nın genel hükümlerine açık aykırılık taşıyan hükümleri nedeniyle artık tamamen uygulanamaz hale geldiği ve bunun yukarıda anlatıldığı gibi genel hükümlerle telafisinin mümkün olamayacağı açıklığıyla müsnet suçlamanın oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ceza Hukukunun genel mutlak prensiplerinden olan yorumla sanık aleyhine olan sonuca ulaşılamayacağı kanunilik prensibi ve sanık lehine olan hükümlerin geçmişe uygulanacağı kuralları gereğince ve anlatılan sebeplerle sanığın beraatine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan ve anlatılan gerekçelerle Müsnet suçlamadan sanığın BERAATİNE Dair tefhim yada tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkememize sanık, müşteki ve C.Savcısı tarafından yapılacak yazılı yada sözlü müracaat ile Yargıtaya temyiz yolu açık olmak üzere katılan vekilinin yüzüne karşı sanık tarafının yokluğunda C. Savcısının huzurunda talebe aykırı olarak verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30.04.2009

http://cek-magdurlari.blogspot.com/2009/02/cek-magdurlari-gorus-ve-onerilerinizi.html?commentPage=40

One Response to “ŞİŞLİ ASLİYE CEZA”

  1. hasan sığırcı-Mersin Says:

    Sayın Milletvekilim.
    Benim; 2000yılının ekim ayı sonuna kadar bir işyerim vardı. Ancak;1999 yılının
    başından itibaren, yoğun biçimde müşteri çeklerimiz ödenmemeye ve geri
    dönmeye başladı. Elbetteki; dönen müşteri çeklerini önceden ilgili bankalara
    sormuş, olumlu cevapları aldıktan sonra; çekleri alıp mal vermiştik. ancak ki;
    müşteri çeklerini elbetteki bizim ödememiz gerekiyordu. Müşteri çekleri yerine
    kendi şirket çeklerimizi vermeye başladık,(Ateş elektrik ltd.şti) haliyle ödemelerin
    günleri geldiğinde sıkışmalar oldukça; bankalardan krediler kullanmaya mecbur
    olduk. O kriz döneminde; banka faizlerinin birden bire aylık yüzde kaçlara çıktığı
    malumunuzdur.

    Sonrasında; bu kartopu büyüdü, büyüdü çığ oldu ben ve
    benim gibilerin üzerine düşünce, hepimiz altında kalıp ezildik. O günlere kadar;
    avukat, karakol, polis, icra, adliye, nezarethane ve cezaevi bilmezken; hepsini
    tek tek görmek zorunda kaldım. Yıllarca çalıştığımız firmalar; bir anda mallarımıza,
    araçlarımıza icralar koydurup hepsini yediemin depolarına koydurup, çok ucuz
    fiatlara sattırdıklarından; üstüne üstlük borçlu kaldık. Param olmadığı için;
    avukatım davalarıma baksın diye, yirmidört ay onun yanında borcumun yerine,
    bedava çalışmak zorunda kalıp; çoğu geceler aç olarak evime döndüm. bu
    durumları kaldıramayan annem 2004 yılında tarım ilacı içerek intahar etti. Eve
    gelen icralardan; polislerden bunalan eşim, amansız kanserin pençesine düştü.
    olmayan şartlarda; olmayan paralarla, komşudan zaman zaman aldığımız ödünç
    arabayla, kredi kartlarıyla, kuyumcudan aldığımız faizli paralarla, yıllarca; Adana
    Çukorova Üniversitesi Balcalı Tıp Fakültesine gitmek zorunda kaldık. Sonunda;
    çok sevdiğim eşim, 03.12.2007 tarihinde O Yüce Hakkın Rahmetine kavuştu.
    Kaç intaharın eşiğinden döndüğümü hatırlamıyorum. Ben beş çocuk babasıyım;
    üç kızım evli olup, onlara ve şu anda askerde olan oğlumla ve üniversite son
    sınıfta olan kızıma, hem annelik; hemde babalık yapmak zorundayım. Ben;
    yaklaşık olarak otuz yıl ticaretle uğraştım; bilerek ve isteyerek kast ile veya
    dolandırmak amacı ile hiç kimseye zarar vermek istemedim. 2000-2001 krizinin
    mimarıda ben değilim ancak; o dönemin mağdurlarından olan ve yıllarca bu
    cezayı madden ve manen çekenlerdenim. Ben devletime yıllarca vergi ödedim;
    devletime bugün dahi, bu şartlarda bir borcumun olmadığını belirtirim. Yanımda
    çalıştırdığım tüm personelimin ssk pirimlerinide zamanında yatırdım. Elbetteki;
    tarafınızdan da bilindiği üzere, TCK’NIN CEZALARIN NİTELİĞİ VE CEZA
    SORUMLULUĞUNA İLİŞKİN KURALLARLA, 3167 SAYILI ÇEK KANUNUNDA
    YER ALAN KURALLARIN BİRBİRİNE UYUMLU HALE GETİRİLMEDİĞİ; TCK’
    NIN İLGİLİ MADDELERİNE UYUMLU HALE GETİRİLMESİ İÇİN 31.12.2008
    TARİHİNE KADAR SÜRE BULUNDUĞU; BU TARİHE KADAR ÇEK KANUNUY-
    LA İLGİLİ, DEĞİŞİKLİK YAPILMADIĞINDAN; 31.12.2008’DEN İTİBAREN TCK’
    NIN GENEL KURALLARI, ÇEK KANUNUNUN CEZALARINA İLİŞKİN KURAL-
    LARI ORTADAN KALDIRMIŞ OLMAKTADIR. Bu anlamda; mevcut birçok yargı
    kararının olduğuda malumunuzdur.

    Sayın Milletvekilim; gündeminizde olan çek yasası
    çıkartılırken, geçmişe dönük olarak; ben ve benim gibilerin ve halen cezaevinde
    olanların, infazı çıkmış olanların durumlarıyla ilgileneceğinizden ve adil davrana-
    cağınızdan eminim. Yüce Tanrım; yanımızda ve yanınızda olsun. Bizler; yıllarca
    zaten her bakımdan, cezalarımızı çekip; yeterince maddi ve manevi bedelleri ödedik
    kanısındayım. Bu bedeller az ise; TBMM’sinin verceği cezalara razıyım. Size ve tüm
    milletvekillerimize en derin saygılarımla. 15.06.2009

    Hasan Sığırcı-Mersin


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: