Çek Mağdurlarının Umudu ve Dayanaksız Haberler

 Son birkaç gündür internette karşılıksız çekle ilgili dolaşan haberler çek mağdurlarını umutlandırsa da sonuç hayal kırıcı. Ciddi bir kaynağa dayanmadan haber yapılması etik değil bizce.

 Mağdurların beklentileri boşuna değil. Haklı gerekçelere dayalı beklentiler. Ben bir gerçeğe inanıyorum. İktidar zorunlu kalmazsa bu konuda mağdurların lehine bir adım atmaz.  Burada acıma duygusu ile bir sonuca gidilemez. İktidar partisinin bu konuya yaklaşımı cezadan ve egemen mutlu azınlıktan yana bir yaklaşımdır. Böyle olmasa bu insafsız, çağdışı yasanın değişmesi an meselesi. Son otuz yılda yargı da, uygulama, karar ve içtihatları ile hâkim sınıfların çizgisinde bir yol izlemiştir.

Biz, yakın bir zamanda çek mağdurlarının lehine gelişmeler olacağına inanıyoruz. Bu inancımızın nedeni karşılıksız çek davalarında ve mahkûmiyetlerdeki aşırı artış ve bunun neden olacağı sosyal ve ekonomik gelişmelerdir. Eğer iktidarın, bu konuda elindeki veriler bir süre daha bu uygulamanın devamında ciddi bir sakınca doğurmayacağını gösteriyorsa beklentimiz kısa vadede boşa çıkacaktır.

Kısa vadede beklentiler gerçekleşmezse AİHM ine başvuruların çoğalacağı, Türkiye’nin karşılıksız çek nedeni ile tazminatlara mahkûm olacağı ve sonuçta iktidarların bu yasayı değiştirmek zorunda kalacağı da başka bir gerçektir. Ancak bugün mahkûm olanların, içerde olanların bu sürece tahammülleri yoktur ve acil çözüm beklemektedirler ve haklıdırlar.

Bizim başka bir inancımızda ikna yönteminin iktidar üzerinde etkili olacağı ama bu beklenti düşük bir beklentidir.

5 Responses to “Çek Mağdurlarının Umudu ve Dayanaksız Haberler”

  1. Justfather Says:

    O borçlarınızı ödemezseniz, ben gelip kafanıza sıkacam bir gün! Az kaldı_

    • derwish Says:

      Justfather sen ne biçim terbiyesiz birisin !! Sen kendini adaletmi zannettin !! Admin !! Sitene bak mafyacılık oynayanlar zavallılar kaynıyor !!

  2. tevagus Says:

    pardon…. sorum şu. hapse gırdıgımız zaman coluk cocuk ne olacak. doladırıcılık yapmıssak amenna yatalım ama ya yapmadıysak. Bu kanunu cıkaranların bası gogemı erecek. Borcumuz olan ınsanlar paralarını nasıl alacak.

  3. selim cantaş Says:

    Benim anlamadığım bir husus var:Sakarya’da Bilecik’te Şişli’de çek mağdurlarının lehine karar veren hakimlerle diğer ceza mahkeme reislerinin yani aleyhte karar veren yargıçların okudukları okullarda öğretilen HUKUK kuralları farklı mı?
    Şimdi 31/12/2008 sonu itibariyle doğan bu boşluk varken yeni yasa çıktı diyelim. Aradaki boşluk fetret döneminde ilgili kanunun olmaması nedeniyle bizim çek mağdurlarının itiraz hakkı olmayacak mı? Berat kararları hiç bir işimize yaramayacak emsal olarak gösteremeyecek miyiz? Valla bu durum açmaz bir durum bizi resmen farklı yollara sevketmek için çaba sarfediyorlar işn sonu ya intihar ya da ne bilim söylemek istemiyorum…
    Selamlar

  4. serdar Says:

    Karşılıksız Çek, Anayasa ve İnsan Hakları Sözleşmesi Av.R.Ofluoğlu

    Bu konuda yazılabilecek en güzel yazıyı Prof. Dr. Hayri Domaniç yazmış, söylenebilecek en güzel sözü söylemiştir. Hoca Çek yasasını anayasaya aykırı bulmayan Anayasa Mahkemesi için

    “AĞIR ŞEKİLDE HATALIDIR”

    demektedir. Anayasa mahkemesinin bu ağır hatasını anlatıp kurandan örnek vererek şöyle demektedir:

    KUR’AN-I KERİM’in AHZAP Suresinin 72. Ayeti diyor ki; İnsan ZALUMEN CEHULA yani İNSAN ÇOK ZALİM ve ÇOK CAHİLDİR.

    Anayasanın 38 .maddesi sözleşmelerden doğan borçların yerine getirilmemesi nedeni ile kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağını emretmektedir. Anayasa mahkemesi ise çeki bir sözleşme olarak kabul etmemiş ve ekonomik suça ekonomik ceza diye aslında hukuk literatüründe bulunmayan bir kavram uydurarak çek yasasının anayasaya aykırı olduğu davasını ret etmiştir. Domaniç Hoca bu konuda şöyle demektedir: “EKONOMİK SUÇA EKONOMİK CEZA” gerekçesi ile hapis cezasını tespit eden, 4814 sayılı kanunla bu doğrultudaki Anayasa Mahkemesi kararı hatalı olup, DÜNYA MEVZUATINA AYKIRI VE ACEMİLİK ÜRÜNÜDÜR.. 1) Yeni Çek Kanunu’nun gerekçesinde yer alan “ekonomik suça ekonomik ceza” hem komik derecede yanlış, hem de çeke dayalı ekonomik suç tekrarlandığı takdirde, karşılıksız çek düzenleyenlere 1 – 5 yıl hapis cezası kuralı ile çelişkilidir. Zira “ekonomik suç” kavramı, hırsızlık, dolandırıcılık, evrakta sahtekarlık gibi haksız yararlar sağlayan suçları da kapsar ve tüm Dünya kanunlarında hapisle cezalandırılmıştır. Hile ve dolandırıcılık gibi bir suç unsuru bulunmadıkça, çeklerin ödenmemesi “ekonomik suç” değil, “ekonomik direncedir” yaptırımı da faiz ve tazminattır. Para ve hapis cezası Dünya tarihinde ve halen yoktur. Anayasa Mahkemesi kararlarına da yansıyan “ekonomik suça ekonomik ceza” hiçbir yasal dayanak gösterilmeden yakıştırılmış bir acemilik ürünüdür, böyle bir prensip Dünyada yoktur. “Ekonomik suç” ile mal, hizmet ve para borçlarını “ödemede temerrüt dirence” karıştırılmıştır. Parasal direncelerin yaptırımı parasaldır, faiz ve tazminattır. Hapis ve hatta para cezası yoktur. Ekonomik direnceye alacaklı yararına parasal yaptırım uygulanacakken “ekonomik ceza” Devlete ödenmekte olup, alacağı direnceye uğrayan alacaklıya bir faydası yoktur. Çek bedeli borcunu ödemeyen borçlunun para cezasını Devlete ödemesi de söz konusu değildir. Çek Kanununun Yeni 16. maddesi’ne göre 80 milyar lirayı aşmamak üzere karşılıksız kalan çek bedeli kadar para cezası da, çekin temsilciler tarafından imzalanması halinde iki üç katına çıkabilmektedir. Zira 16. madde hem temsil edene hem temsil edilen kişiye ayrı ayrı çek bedeli kadar para cezası uygulamaktadır. Temsil edilen özel kişi 80 milyar, temsilcide 80 milyar lira ceza ödeyecektir. Vakıf ve Dernek gibi özel tüzel kişiler adına çek imzalanması hallerinde de tüzel kişi ayrı, temsilci veya temsilcilerden her biri ayrı ayrı çek bedeli kadar para cezası ödemek zorundadır. Çeklere uygulanacak poliçe hükümlerine yollama yapan TK.730’un yollama yaptığı TK.599 ve 600 gereğince, çek borçlusu çeki ibraz eden lehtara karşı her tür defileri ileri sürebildiği ve bu defi imkanı nama yazılı çeklerde iyi niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı da geçerli olduğu halde, 16. madde karşılıksız çekte hapis ve para cezası için bu defileri de göz ardı etmiştir.

    ÇEK BİR SENETTİR

    Hoca, çekin senet niteliğinde olduğunu şöyle anlatmaktadır: 2) Çeklerin birer havale ve sözleşme senedi olduğunu düzenleyen başlıca yasalar:

    a) Çekler dahil Kıymetli Evrakı tarif eden TK. 557: Kıymetli evrak ÖYLE SENETLERDİR Kİ, bunlarda mündemiç olan hak senetten ayrı olarak dermeyan edilemediği gibi başkalarına da devredilemez. Şeklinde olup, çekin SENET olduğunu açıklamaktadır.

    b) Çekin şekil şartlarını düzenleyen TK. 692’nin 2. bendine göre çek; “Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedelin ödenmesi için HAVALE”dir.

    c) Borçlar Kanunu 457’ye göre de;”HAVALE BİR AKİTTİR” sözleşmedir.

    d) TK. 694 hükmü de çeklerin HAVALE SENEDİ olduğunu tekrarlamıştır.

    e) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9.7.1958 tarihli ve K. 28 sayılı kararına göre de: Çek mahiyeti itibariyle BORÇ İKRARINI HAVİ bir vesika değil, HAVALE BENZERİ bir ödeme vasıtasıdır.

    f) Hususî ve resmî evrakta sahtekarlık suçlarını cezalandıran Türk Ceza Kanunu’nun 349. maddesi’nin 2. bendi de, TK. 557 gereğince çekleri de kapsayan “Emre veya hamile yazılı olarak tanzim edilen KAMBİYO SENETLERİ”ni daha ağır cezalara tabi tutmuş ve ÇEKLERİ de SENET VE SÖZLEŞME saymıştır.

    g) “KAMBİYO SENETLERİ (ÇEK, POLİÇE VE EMRE MUHARRER SENET) HAKKINDAKİ HUSUSİ TAKİP USULLERİ”ni düzenleyen İİK. 167-176 hükümleri de çekleri senet ve sözleşme saymış ve özel bir icra takip usulüne tabi tutmuştur.

    h) 57 maddeden oluşan 1931 tarihli Milletler Yeknesak Çek Kanunu (Loi Uniforme Concernant le Cheque) de 1 ve 3. maddelerinde çekin bir banka üzerine yazılan özel bir havale sözleşmesi olduğunu açıklamıştır. HAYRİ DOMANİÇ de, 1990 YAYIMI KIYMETLİ EVRAK HUKUKU adlı kitabının 529. sayfasında: “Çek, münhasıran bir bankaya hitaben yazılabilen, kanuni şekil şartlarına tabi, kıymetli evrakta madut ve sadece nakde taalluk edebilen hususî bir HAVALE SENEDİDİR.” Şeklinde bir tarif yapmış, çekin bir senet ve sözleşme olduğunu belirtmiştir. Hocamız Ord. Prof. Dr. Halil ARSLANLI’da 1960 yayımı Ticari Senetler adlı eserinde ÇEKİN BİR HAVALE SÖZLEŞMESİ ÜRÜNÜ olduğu beyan etmiştir. Prof. Dr. Reha POROY ile Prof. Dr. Hamdi YASAMAN’ ın müşterek eseri KIYMETLİ EVRAK HUKUKU adlı kitap da çekler bir havale ve senet olarak tarif edilmiştir. Ziraat Bankasının, 1988 yayımı “Tevdiat ve Banka Hizmetleri Mevzuatı” adlı kitapçığının 1 ve 2. sayfalarında da çek, bir havale ve senet olarak tarif edilmiştir. Özetle, 26.2.2003 tarihli ve 4814 sayılı Yeni Çek Kanunu’na kadar çekin sözleşme niteliğinde bir havale ve senet olmadığını savunan yasal, yargısal ve doktrinal bir görüş yoktur.

    ÇEK YASASI ORTAÇAĞ KALINTISI BİR ZİHNİYETİN ESERİ OLDUĞU GİBİ, BAŞBAKANLIĞA SUNULAN YENİ ÇEK YASA TASARISIDA 3167 SAYILI YASAYI ARATMAYACAK UCUBE BİR TASARI..

    Çek hamillerin koruma adı altında borçlarını ödemekten acze düşenlere feodal şiddet uygulanmaktadır. Çekini öde yoksa yakarım ha !.. yanarsın Ha !.. Peki bir sorum var:

    NEDEN BONOYU ÖDEMEYENLERE CEZA YOK? NEDEN KİRAYI ÖDEMEYENLERE, KREDİ KARTINI ÖDEMEYENLERE V.S V.S CEZA YOK ? VARMI BUNU AÇIKLAYACAK BİR?

    Vadeli yazılan çeklerin bonodan, kira sözleşmesinden ne farkı var? Çek yazıldığı, keşidecinin elinden çıktığı anda bankada karşılığı olmalı. Çek buna denir. Bir para yerine geçen bir ödeme aracıdır. Benim bankada param var. Git al diyorsun. Adam sana güveniyor bankaya gidiyor. EYVAH PARA YOK, DOLANDIRILDIM! Burada keşidecinin dolandırma kastı vardır. Peki ya bir ödeme vasıtası olarak kullanılan vadeli çekte böyle bir kasıt var mıdır? Üç beş ay sonraya,bazen daha da uzun, çek yazan insanlar acaba dolandırma kastı ile mi bu çekleri keşide etmektedirler. Ne gezer? Zaten mevcut çek yasası böyle bir kastı aramamaktadır. Genellikle insanlar çek vadelerinde karşılaştıkları sıkıntılar nedeni ile çeklerini ödeyememektedirler. İşlerinin iyi gitmemesi, ekonomik kriz v.s gibi nedenlerle.Çeklerini ödeyemeyen bu insanlardan bir bölümü yargılama sürecin de parayı bulup ödemekte, bazen de hapiste iken yakınlarının gayreti ile ödeyip özgürlüklerine kavuşmaktadırlar. Peki hiç bu parayı bulamayanlar, işte onlar yandılar..

    BÖYLE BİR KAST OLUR MU? BÖLE ÇAĞDAŞ BİR YASA OLUR MU?

    Adamın hiçbir kastı yok. Batmış gitmiş, bir de yıllarca hapiste yatacak..Kimi koruyorsunuz ? ÇEK HAMİLLERİNİ.. Peki diğer çeşit alacaklıların ne günahı var? Bu durumda borcunu ödemeyen herkes hapse girsin. Mademki kast ve hile aramaksızın çekini ödemeyen hapse giriyor, o zaman eşitliği sağlayın bütün borçlular hapse girsin..

    ADAM GİBİ ORTAÇAĞ BÖYLE OLUR..

    KARŞILIKSIZ ÇEKE HAPİS CEZASI MALİ OLİGARŞİNİN ESERİDİR.

    Dikkat! Bankaların % 55 i yabancıların elinde. Sigortacılık öyle, perakendecilik öyle.. Ve yabancılar kendi ülkelerinde olmayan olanaklardan bizim ülkemizde yararlanmaktadırlar. TAM SÖMÜRGE BUNA DENİR. http://hukukro.wordpress.com/

    Sayın Ofluoğlu’na teşekkürlerimizle Bizi yanlız bırakmadığı için


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: