Kredilerin Geri Çağrılması

KREDİLERİ GERİ ÇAĞRILMASI VE VADELİ ÇEKLERİN ERKEN İBRAZI

Bankaların kredili müşterilerinin sözleşmelerini çektikleri ihtarnamelerle sonlandırarak 48 saat içerisinde geri ödeme istemelerin hukukla bağdaşır yönü olmadığı gibi hayatın gerçekleri ile de bağdaşmaz. Hiçbir firma milyonlarca(trilyonlarla) parayı 48 saat içerisinde bulup geri iade edemez. Bankalar sistemle alay etmektedirler.

Kredi sözleşmeleri irade serbestîsi içerisinde oluşmamaktadırlar. Bankalar ve finans kurumları Müşterileri karşısında orantısız bir üstünlüğe sahiptirler. Bu üstünlüklerini kredileri geri çağırırken de kullanmaktadırlar. Bu bir yok etme mekanizmasıdır. Çünkü bir banka kredi sözleşmesini kat edip krediyi 48 saat içerisinde geri çağırdığında bunu sistemin mantığı gereği diğer bankalar takip etmektedir. Böylece muhatap firma iflasa sürüklenmektedir.

Hukuk sistemi doğru yorumlandığında ve uygulandığında burada mağdur firmaları koruyacak hükümler mevcuttur. Maliye bakanı Unakıtan yaptığı açıklamalarda bankaları bu konuda ikaz etmektedir. Bakan bu yolla firmaları iflasa sürükleyerek krizin derinleşmesini önlemeye çalışmaktadır. Ancak açıklama yapmak yetmemektedir.YENİ YASAL DÜZENLEMELER GEREKMEKTEDİR.

İRADE SERBESTÎSİ

Bir kere sözleşmeler irade serbestîsi içerisinde yapılmamaktadır. Bu nedenle hukuken sakat doğmaktadırlar. İkinci ve en önemlisi bu kredilerin 48 saat içerisinde geri istenmesi medeni kanunun iyi niyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Konunun uzmanları bu ölçüsüz, ekonomik gerçeklerle bağdaşmayan, hiçbir zaman iyi niyetli sayılamayacak uygulamaları hukuk açısından irdeleyip daha başka sonuçlar da çıkarabilirler. Biz şöyle kabaca baktığımızda burada borçlar hukuku ve medeni yasa açısından geçerli bir sözleşme olmadığını ve 48 saat içerisinde kredini geri istenmesinin hukuki geçerliliği olmadığını söyleyebiliriz.

BAŞLANGIÇ

A. Hukukun uygulanması ve kaynakları

MADDE 1.- Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.

Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa,  hakim, örf ve adet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.

Hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.

B. Hukuki  ilişkilerin kapsamı

I. Dürüst davranma

MADDE 2.- Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

II. İyiniyet

MADDE 3.- Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.

Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

İLERİ KEŞİDE TARİHLİ ÇEKLERİN İBRAZI

Kredileri geri çağıran bankalar ve finans kurumları daha da ileri giderek müşterilerin ileri vadeli çeklerini ibraz ederek karşılıksız kaydı vurdurmakta ve icra işlemlerini başlatmaktadırlar. Bankalar ve faktöringler bu davranışları krizi tetiklemekte ve yeni iflaslara, kombilerde yıkımlara neden olmaktadırlar.

YARGITAY

İleri keşide tarihli çekler ile ilgili ceza açısından Yargıtay ileri vadeli çeklerin erken ibrazın kabul etmesi medeni kanun borçlar hukuki ve icra iflas yasası açısından sonuç doğurmaz.

SÖZLEŞME

Banka, faktöring ve finans kurumları kredi müşterilerinin çeklerini bordrolarla teslim almaktadırlar. Bu bordroların imzalı bir sureti müşteri de kalmaktadır. Açıkça kredi veren vadeli müşteri çekleri aldığının bilincindedir. Ayrıca kredi kurumları bu çekleri almadan önce istihbarat yapmaktadırlar ve istihbaratları sonucu bu çeklerin itibarlı çekler olduklarına karar vererek bu vadeli çekleri kabul etmektedirler. Buradaki hukuki ilişkiye biz hukukçular ne isim vereceğiz. Burada en azından bir zımni anlaşma vardır, bence ise yazılı bir anlaşma vardır Bankalar müşteri ile yaptıkları bu anlaşmayı çekleri erken ibraz ederek ihlal etmekteler ve icra takibine başlamaları çek keşidecilerinin maddi manevi zararlarına neden olmakta, kredi müşterilerini birçok anlamda yıkıma uğratmakta. Kredi müşterileri bir şekilde ayakta kalmayı başarsalar bile gelecekte müşterilerini kaybetmiş olacaklardır.

BU NEDENLERLE KREDİ KURUMLARININ BU EYLEM VE İŞLEMLERİ ETİK OLMADIĞI GİBİ YASAL DA DEĞİLDİR.

ÇEKLERDE İLERİ KEŞİDE TARİHİ (P0STDATE)

EK BİLGİ

II. Postdate çeklerde ibraz

1. Genel olarak

İleri keşide tarihli olarak düzenlenen postdate çeklerin de TTK’nın 708 inci maddesinde belirtilen süreler içerisinde ibraz edilmelerinin gerektiği kabul edilmiştir. Ancak postdate çekler açısından bu süreler ne zaman başlayacaktır? Bu soruya hem doktrin(8), hem de Yargıtay(9), TTK’nın 708/5 inci maddesinde belirtildiği üzere, ibraz süresinin keşide tarihinden itibaren başlayacağı şeklinde cevap vermektedir.

2. Keşide tarihinden önce ibraza bağlanan hukukî sonuç

İleri tarihli çekler açısından gündeme gelen bir sorun da, bu çeklerin keşide tarihinden önce ibraz edilip edilemeyeceğidir. TTK’nın 707/2 nci maddesine göre, söz konusu çekler keşide tarihinden önce bankaya ibraz edilebilecektir. Gerçekten anılan madde hükmü, çek keşide edilmesi sırasında keşide tarihinin değil de, ileri bir tarihin çeke keşide tarihi olarak yazılmasına olanak tanıdığı gibi, bu şekilde düzenlenilen çeklerin belirtilen bu ileri tarih gelmeden önce, bankaya ibraz edilmesine ve karşılığı varsa ödenmesine izin vermektedir. Mehaz kanunda “ödenebilir” (payable, zahlbar), şeklinde kaleme alındığı hâlde, bizim Ticaret Kanunumuzda bu durum “ödenir” şeklinde ifade edilmiştir. Kanunda belirtilen şekilde ifade edilmiş olmasına karşın, genel görüş, “ödenir” kelimesinin ne zorunluluk ne de bankanın inisiyatifine bırakmayı ifade ettiği yönündedir.(10) Bundan anlaşılması gereken, keşide tarihinin gelmemiş olmasının, ödemeye engel teşkil etmediğidir.(11)

etmiştir a. Karşılaştırmalı hukuktaki durum

Karşılaştırmalı hukuktaki uygulamalara göz attığımızda, Fransız mahkemesi, 1945 yılında vermiş olduğu bir kararında, keşide tarihinden önce ödemeye ibraz edilip de, karşılıksız çıkan ileri keşide tarihli çek hakkında, karşılıksız çek yaptırımlarını uygulamamış, keşideciyi sadece açık kalan tutarın binde altısı oranında bir cezaya mahkûm.(12)

Almanya uygulamasında ise, keşide tarihinden önce ibraz edilen çeklerin karşılığı varsa ödenmekte, yoksa hiçbir işleme tâbi tutulmadan senet hamile iade edilmektedir.(13) Hamil müracaat hakkını kullanamamaktadır.(14)

İngiltere’de Bills of Exchange Act (1882)’in 13/2 nci maddesi, ileri tarihli çeki geçerli saymakla birlikte, doktrin ve mahkeme kararlarında, bu çekin üzerindeki tarihten önceki durumunun açık olmadığı belirtilmiştir. Söz konusu çekler, keşide tarihine kadar ödenmesi mümkün olmayan bir bonoya benzetilmekte ve ileri keşide tarihli bir çeki dikkatsizlik sonucu ödeyen bankacının, hesap sahibini borçlandıramayacağı, çünkü bankanın bu hususta yetkisinin bulunmadığı, ödenmesi durumunda da bunu kendi sorumluluğu altında yapmış olacağı vurgulanmaktadır.(15)

Amerika’da, sonraki tarihli çek, ancak o tarihten sonra ödeme için ibraz edilebilmektedir. Uygulamada daha önce ibraz edilen çekleri, muhatap, ibraz edileceği tarihe kadar hamil hesabına saklamaktadır.(16)

b. Hukukumuzdaki durum

Türkiye’de ise, ileri keşide tarihli çeklerin keşide tarihinden önce ibraz edilmesi durumunda, TTK’nın 707/2 nci maddesi, hükmün amacını aşar şekilde yorumlanarak, söz konusu çekin karşılığının bulunması durumunda ödenmesine, karşılığının olmaması durumunda, çeki elinde bulunduran hamile alacağını tahsil amacıyla gerekli hukukî yollara başvurma olanağı tanınmıştır. Yargıtay, keşide tarihinden önce muhatap bankaya ibraz edilmiş ve ödenmemiş olan çeklerin de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu olabileceğini kabul etmiştir.(17) Tekinalp, bu uygulamayı eleştirmekte ve TTK’nın 707/2 nci maddesinin hükmünü, çek, keşide tarihinden önce ibraz edildiğinde, karşılığı bulunmuyorsa, müracaat hakkı doğar ve çek takibe konulabilir şeklinde anlamayı haklı gösterebilecek herhangi bir nedenin bulunmadığını, hükümdeki ibraz günü çek ödenir (oysa aslı ödenebilir) ifadesinin, ödeme için keşide tarihinin beklenilmesine gerek olmadığını vurguladığı, buna karşılık, ödememe hâlinde normal çeklere ilişkin yaptırımların uygulanmasına izin verdiği anlamına gelemeyeceğini, bu nedenle hükümde karşılıksızlık varsayımının düzenlenmediğini ileri sürmektedir. Yazar’a göre, bir borç, vadeden önce istisnaen ödenebilir, ancak ödenmesi mecbur tutulamaz. TTK’nın 707/2 nci maddesinin, vadeden önce ödemeye izin vermenin ötesinde, ödeme zorunluluğu getirdiği kabul edilse bile, bir borç vadeden önce ödenmediği için hukuksal yaptırıma tâbi tutulamaz. Hukukta böyle bir tersliğe cevaz yoktur. Vade varsa ödemenin vadede yapılması normaldir. Vadeden önce ifa ise, istisnaî ve anormaldir.(18)

Karayalçın da, keşide tarihinden önce ibraz edilen çekin muhatap tarafından ödenmesinin zorunlu olmadığını, sadece muhatabın ödemeye yetkili olduğunu ileri sürmektedir.(19) Buna göre, ileri keşide tarihli çekin karşılığının bulunmadığı durumlarda, muhatap, zamanında ibrazı tekrar isteyebilecektir.(20)

Doktrindeki bu tartışmalar bir taraftan sürerken, diğer yandan 1985 yılında kabul edilen 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Kanunu” 4 üncü maddesinde getirmiş olduğu, “çekle işleyen hesabın bulunduğu banka şubesi, ibraz edildiği anda karşılığı bulunan çeki ödemek mecburiyetindedir.” şeklindeki hükmü ile bu tartışmalara son noktayı koymuş oldu. Aynı Kanunun 16/1 inci maddesi ile de, “üzerinde yazılı keşide tarihinden önce, 4 üncü maddeye göre ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden kişiler bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.” hükmüne yer verilmiştir. Bu şekilde, ileri tarihli olarak keşide edilen çekin, keşide tarihinden önce ibraz edilip de kısmen veya tamamen karşılığının bulunmaması durumunda, çekin karşılıksız kaldığı ve söz konusu keşide eden kişinin de karşılıksız çek keşide ettiği kabul edilerek, bu kişinin 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması hükme bağlanmıştır.

Bizim bu yazıda asıl üzerinde durmak istediğimiz konu, ileri keşide tarihli çeklerin, keşide tarihinden önce ibraz edilmesine 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun”un bağladığı çoğu kimseler tarafından ağır bulunan sonuçlardır.

a. 3167 sayılı Kanunun öngördüğü sonucun değerlendirilmesi

aa. Genel olarak

Karşılıksız çek konusu, öncelerden bugüne kadar, hukukumuzda sorun olarak belli bir yer işgal etmiş bulunmaktadır. 1926 yılında kabul edilen eski Ticaret Kanunu’ndan sonra, karşılıksız çekle ilgili bir ceza yaptırımı getirilip getirilmemesi konusunda tartışmalar olmuş, ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi bir yorum kararı ile, olayda eğer dolandırıcılık fiilinin unsurları varsa, bunun yeterli olacağını, ayrı bir düzenleme yapmaya gerek olmadığını kabul etmiştir. Türk Ticaret Kanununda da, karşılıksız çekle ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Tabiî, süresi içerisinde ibraz edilmiş bir çek, muhatap tarafından ödenmediğinde alacağını tahsil amacıyla ilgililere başvurma olanağı bulunmaktadır. Yani işin hukukî yaptırımı mevcut idi. Ancak cezaî yönden yaptırım ise, dolandırıcılık suçunun unsurlarının mevcut olması durumunda söz konusu olabilmekte, aksi hâlde, karşılıksız çek keşide eden kişi cezaî yönden sorumsuz kalmakta idi.

1985 yılında, bir ödeme aracı olarak çeke olan güvenin artırılması ve çek kullanımının yaygınlaştırılması düşüncesiyle, 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” kabul edilmiştir. Bu Kanun ile, karşılıksız çek düzenleme, özel bir kasıt aranmaksızın şekli bir suç hâline getirilmiştir. Diğer bir ifade ile, bir çek muhatap bankaya ibraz edildiğinde, karşılığı yoksa, bunun nedeni ne olursa olsun, keşidecinin kastı aranmaksızın, sadece bu olgunun karşılıksız çek keşide etme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu eylem karşılığında da, söz konusu eylemi gerçekleştiren kişilerin, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.

.

One Response to “Kredilerin Geri Çağrılması”


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: