Yeni Çek Yasası (5941) Yorumlar Uygulamalar Kitabı Çıktı

kitap çekKarşılıksız çek suçu, Ortaçağ “kanonik hukukunun kalıntısı olup dünyada Türkiye’deki gibi bir karşılıksız çek suçu yoktur.

Hocaların hocası Prof. Dr. Hayri Domaniç karşılıksız çeke cezası için diyor ki;

İnsan ZALUMEN CEHULA yani İNSAN ÇOK ZALİM ve ÇOK CAHİLDİR (AHZAP Suresinin 72. Ayeti)

Karşılıksız çek suçu, Ortaçağ “kanonik hukukunun kalıntısı olup dünyada Türkiye’deki gibi bir karşılıksız çek suçu yoktur.

Detay:

Kitap 4 bölümden oluşmaktadır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ. Read the rest of this entry »

Konkordato Ön Projesinin Önemi

Konkordato Ön Projesinin Önemi

Konkordato taleplerinde konkordato ön projesi ve ön projede yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda “makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları” raporu sunulması zorunlu evraklardır.

Cümleden de anlaşılacağı gibi “makul güvence veren denetim raporu” tamamen ön proje ile ilgilidir.

Konkordato ön projesi şirketin mevcut gerçeklerini esas alan açık, net, anlaşılır bir proje değilse “makul güvence veren denetim raporu” yazacak olan bağımsız denetçinin işi bir hayli zor olacaktır.

Bu konuda yetkili bağımsız denetçilerin şikayetçi olduğu bilinmektedir.

Aynı şekilde mahkeme başkanlarının da “makul güvence veren denetim raporu”dan zaman zaman şikayetçi olduğu ilgililer arasında sohbet konusu olmaktadır.

Konkordato ön projeleri çoğu kez konkordato talep eden şirketin gerçeğinden kopuk, kopyala yapıştır yöntemiyle oluşturulmaktadır. Ön projelerde konuyla doğrudan ilişkisi olmayan akademik kitap veya makalelerden alıntılar, ağdalı cümleler yer almaktadır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Read the rest of this entry »

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin Konkordato İle ilgili Bozma Kararı

T.C.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2019/872

K. 2019/1177

T. 31.5.2019

• KONKORDATO İSTEMİ ( Mahkemece Alınan Komiserler Heyeti Raporuna Karşı Beyan ve İtirazlarını Bildirmesi İçin Davacıya Süre Verilmesi Gerektiği/Davacının Savunma Hakkı Kısıtlanarak Davacıya Süre Verilmeden Davanın Esası Hakkında Karar Verilmesinin 6100 S.K. Md. 27 Hükmüne Aykırılık Teşkil Ettiği )

• SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI ( Mahkemece Alınan Komiserler Heyeti Raporuna Karşı Beyan ve İtirazlarını Bildirmesi İçin Davacıya Süre Verilmesi Gerektiği Gözetilmeksizin Davanın Esası Hakkında Karar Verilmesinin 6100 S.K. Md. 27 Uyarınca İsabetsiz Olduğu )

• KONKORDATO TALEBİNE EKLENECEK BELGELER ( Davacının 2004 S.K. Md. 286 Uyarınca İbraz Etmesi Gereken Tüm Alacaklı ve Borçluları İle Vadeleri Birlikte Göstermesi Gereken Listelerin de Davacıya Süre Verilerek Temini Gerektiği )

• DAVANIN TEFRİKİ ( Gerçek Kişi Davacı Davacı Şirketin Ortak ve Yöneticisi Olup Müşterek Kefalet Durumlarının Söz Konusu Olduğu/Davaların Aynı Hukuki Nedenden Kaynaklanması Dava Sebeplerinin Kefili Bulundukları Kredi Borçlarının Benzer ve Aynı İlişkilerden Kaynaklanmış Olması Karşısında 6100 S.K. Md. 166/4 Uyarınca Davanın Davacı Gerçek Şahıs ve Asıl Dosyadaki Şirket Yönünden Birlikte Görülmesi Gerekirken Tefrikine Karar Verilerek Ayrı Esaslarda Yürütülmesinin Usul ve Yasaya Uygun Bulunmadığı )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Mali Müşavir Bilirkişi Tarafından Şirket Kayıtları Esas Alınarak Düzenlenen Raporun İflas Kararı Verilmesi Açısından Yeterli Olmadığı/Mahkemece Sektör Bilirkişisi Değerlendirme Uzmanı Makine Mühendisi Mali Müşavir veya Bağımsız Kamu Denetçisinden Oluşan Heyetten Rapor Alınarak Sonucuna Göre Borca Batık Olup Olmadığının İflasın Açılması Gerekip Gerekmediğinin Tespiti Gerektiği )

2004/m.286/1 ( b ),287,291,292,297/2

6100/m.27,166/4

ÖZET : Dava, konkordato istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince konkordato talebinin reddine ve davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.

Mahkemece, davacı tarafa konkordato komiseri nihai raporu tebliğ edilip, rapora karşı beyan ve itirazda bulunma hakkı verilmeyerek davacı tarafın savunma hakkı kısıtlanmıştır. Read the rest of this entry »

Alacaklılar Yönünden Konkordato

Alacaklılar konkordato sürecinde etkin olmalı. Av. Rahmi Ofluoğlu ile alacaklılar yönününden konkordatoyu konuştuk…

 

Ankesörlü telefondan gözaltına alınan 200 kişinin adliye sorguları devam ediyor.

561

Tutuklananlar çoğunlukta

İstanbul merkezli ankesörlü telefon operasyonu nedeniyle çoğu asker olmak üzere, gözaltına alınan 200 kişinin adliye sorguları devam ediyor.

Şüpheli müdafi olarak İstanbul Çağlayan Adliyesinde bulunmakta olan Av. Çağlar Dilber  “Sulh Ceza Mahkemesinin genellikle tutuklama kararı verdiği, sadece ankesörlü telefonla aranıp 0 saniye görüşen yani görüşmeyen şüphelilerin serbest bırakıldığını” bildiriyor.

Ankesörlü Telefon Soruşturmaları

774.pngAnkesörlü telefon soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan 200 askerin Emniyet sorgusu devam etmektedir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’ın talimatıyla Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca 219 askerle ilgili yapılan operasyonlarda gözaltına alınanların emniyet sorgularının devam ettiği bildirilmektedir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN. Read the rest of this entry »

Av. Rahmi Ofluoğlu Son Uygulamalarla Konkordato’yu Anlatıyor.

604

Av. Rahmi Ofluoğlu 09 Aralık 2018 Pazar Günü Saat 19:30’da Ulusal Kanal “Gündem Ekonomi” programında Recep Erçin’in konuğu oluyor. Avukat Rahmi Ofluoğlu, yeni konkordato hukukunda ki son değişiklikleri mahkemelerin devam eden uygulamalarını, istinaf kararlarını ve konkordatonun ekonomiye yansımasını anlatacak.

Konkordato Nedir? Kimler Konkordato Talep Edebilir?

KONKORDATO Sürecinde Geçici Ve Kesin Mühletin Sözleşmelere Etkisi

Konkordato geçici ve kesin mühletin, banka kredi sözleşmeleri, ham madde tedarik, enerji tedarik, bayilik, franchising, satış, distribütörlük, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, mühendislik, müşavirlik, taşeronluk sözleşmeleri vs. gibi sözleşmelere etkisi.

Bu çalışmanın amacı konkordatoyu reel sektör açısından ele almak ve sözleşmeler yönünden konkordato süreci ile ilgili sorulara cevap aramaktır. Bilindiği gibi yeni konkordato hukukunun 6 ay gibi kısaca bir geçmişi var. Konkordato talep eden firmaların çoğu henüz daha geçici mühlet içerisindedir, kesin mühlet sürecine giren çok az firma bulunmaktadır.

Öncelikle söyleyelim İİK 288/1 inci madde uyarınca “Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur.” 

Konkordato sürecinde geçici ve kesin mühletin sözleşmelere etkisi İİK/294, 295, 296 ve 297 inci maddelerle düzenlenmiştir.

Sözleşmeler açısından geçici ve kesin mühleti, borçlu, sözleşmenin karşı yanı ve sözleşme ile ilgili 3’üncü şahıslar açısından ele alacağız.

Konumuza sorularla devam edelim. Devamı İçin Tıklayınız. Read the rest of this entry »

Posted in Genel. 2 Comments »

ŞİRKET BORÇLARIYLA MÜCADELE ?

Mali Sıkıntıdan Çıkış Yolları

*Çeklerinizi ve kredilerinizi ödeme güçlüğü içerisindeyseniz,

*Çeklerinizin yazılması, icra ve hacizlerin başlaması an meselesi ise,

*Çözüm için size önerilerimiz olacak.

Çözümler ve öneriler için tıklayınız

Posted in Genel. 1 Comment »

20 SORUDA KONKORDATO

1-Konkordato nedir?

Borçlarını, vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu konkordato talep edebilir.

Konkordato sermaye şirketi olsun olmasın bütün borçlular için geçerlidir.
Konkordato iflas ertelemenin aksine sermaye şirketi olmayan (kolektif, komandit şirketler gibi) şirketler ve şahıslar için de uygulanabilir.
Kısaca vadesi gelmiş borçlarını ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe ihtimali bulunan bütün borçlular asliye ticaret mahkemesinden konkordato talep edebilirler.

2-Neden Konkordato?
Çünkü mahkemenin vereceği geçici konkordato mühleti ile;

  1. Borçlu aleyhine amme alacakları dahil icra takibi yapılamaz,
  2. Başlayan icra takipleri durur,
  3. İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları uygulanamaz,
    Mahkemenin geçici mühlet kararı ile uygulamaya geçen bu tedbirler borçluya rahat bir nefes aldıracaktır.Ve böylece borçlu işlerini düzene koymak ve borçlarını ödemek için son bir fırsat yakalamış olacaktır.

Borca batık şirketlerin ekonomiye yeniden kazandırılması ile;Şirketin çalışanları işsiz kalmayacak, şirket istihdam yaratmaya devam edecektir. Sonuçta herkes karlı çıkacaktır; Read the rest of this entry »

Posted in Genel. 2 Comments »

BAM tüketici senetleri kararı

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18.Hukuk Dairesi’nin tüketici senetleri ile ilgili kararı

Tüketici senetleri nama yazılı olmalı ve her taksit için ayrı bir senet düzenlenmeli

6502 sayılı yasanın 4/5 maddesi tüketici senetlerinin nama yazılı olmasına ve her taksit için ayrı senet düzenlenmesine amirdir. Olayda bu şekil şartlarına uyulmadığı için Bölge Adliye Hukuk Dairesi Read the rest of this entry »

Üst sınır ipoteğinde ipoteğin paraya çevrilmesi

Üst sınır veya azami meblağ veya teminat ipoteği ile adi ipoteği ayıran özellik

 

Üst sınır ipoteğinde alacaklı borcun muaccel olduğunu ve dava tarihi itibariyle alacağının miktarını ispatla mükelleftir.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2018/146
KARAR NO : 2018/1256
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİH : 14/09/2017
NUMARASI : 2015/665 Esas – 2017/657 Karar
DAVA : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 12/12/2018
İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Read the rest of this entry »

Hukuki Dinlenilme Hakkı, BAM kararı

ÖZET: HMK’nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanun’un 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalılara tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturmaktadır.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
19. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2019/2171
KARAR NO : 2019/1821
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/04/2019
NUMARASI : 2019/243 2019/402
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 13/09/2019
BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 04/04/2019 tarihli ve 2019/243 Esas, 2019/402 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.
Dosya incelendi.
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde; Taraflar arasında 04/03/2014 Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi yapıldığını, sözleşme noter huzurunda yapılmadığını, bu sözleşmeye istinaden İstanbul İli, …, A Blok, 11. Katta bulunan bağımsız bölüm 30/06/2014 tarihinde, 242.000 USD bedel karşılığında alıcı olan davacıya teslim edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki anlaşmaya göre davacı (alıcı) tarafından 90.090 USD davalı satıcıya ödendiğini, inşaat yapımının süresinde ilerlemesi ve satış vaadi sözleşmesinin talep edilmesine rağmen resmi şekilde yapılmaması ve nihayetinde taşınmaz 30/06/2014 tarihinde teslim edilmemesi nedeni ile davacı (alıcı) ödenen paranın kendisine iadesini talep ettiğini, vekili aracılığı ile birçok kez görüşmeler yapıldığını ancak sonuç alamadığını, davalı şirket muhasebecisi tarafından 30/02/2015 tarihinde davacı vekiline gönderilen mail ile özetle sözleşmedeki hükümlere istinaden 6.290 USD’nin 90 gün içerisinde iade edileceği bildirildiğini, davacı bu maile aynı gün cevap vererek ödediği toplam bedelin 30 gün içerisinde iadesini talep ettiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması, süresinde herhangi bir teslim ve tapu devri yapılmaması nedeni ile davacının (alıcı) ödediği parayı geri isteme hakkı doğduğunu bu nedenle davalı aleyhine Bakırköy … İcra Müdürlüğünün 2018/21106 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalı haksız yere icra takibine itiraz ettiğini, davalının borç miktarını bildiğini ve alacağın belli olduğun, bu nedenle davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle Bakırköy …. İcra müdürlüğü’nün … esas sayılı dosyasındaki takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, mahkeme masraflarının ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten arz ve talep etmiştir.Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 04/04/2019 tarih, 2019/243 Esas, 2019/402 Karar sayılı usulden red kararı davalı tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldırılması gerektiğini, kamu düzeninden olan görev hususunun hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde netleştirilmesi gerektiğini, davacının tacir olup olmadığına ilişkin ya da uyuşmazlığın ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmadığını, davanın ticari bir dava olup olmadığının tespit edilmediğini, Yargıtay içtihatları gereğince taşınmaz satışlarında alıcının taşınmazı satın alma amacına göre görevli mahkemenin tespit ve tayini gerektiğini, bu nedenle kararın kaldırılmasını istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 04/03/2014 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğundan bahisle ödenen satış bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazı nedeniyle açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden herhangi bir araştırma yapılmadan ve ön inceleme aşaması tamamlanmadan tensip ara kararıyla asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği görülmüştür. Mahkemenin görevli olması dava şartıdır (HMK. m.114/1-c). Dava şartları ve ilk itirazlar, ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/1, 139/1 ilk cümle). Buna göre görevsizlik kararı verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği (HMK. m. 122), cevap süresinin beklenmesi (HMK m.127), cevap verilmesi halinde davacıya tebliği (HMK m. 126), davacının cevaba cevap verme süresinin beklenmesi, verdiğinde diğer tarafa tebliği (HMK. m.136/1), davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi, verdiğinde diğer tarafa tebliği (HMK. m. 136/1) zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verilebileceğini öngören aynı Kanun’un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 137/1. maddesinde, ön incelemenin dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüştür. Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanundan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut da değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, ileriye dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ötelemiştir. Bu düzenleme ile davacının cevaba cevap dilekçesinde iddialarını değiştirerek ve genişleterek başlangıçta görevli olmayan mahkemeyi görevli hale getirmesi de mümkün hale gelmiştir. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini zorunlu kılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanun’un 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalılara tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturmaktadır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017/7690 Esas, 2017/11212 Karar sayılı kararı)Bu nedenle mahkemece yapılacak iş dilekçe teatilerinin tamamlanmasından sonra gerekirse taraflar dinlenerek taşınmazın davacı tarafından satın alma amacının tespit ve tayini, ticari amaçla satın alıp almadığı, taşınmazın niteliği incelenerek mahkemenin görevli olup olmadığını tespit ettikten sonra sonucuna göre görev yönünden karar vermekten ibarettir. Bu nedenle istinaf talebi yerinde olup kararın kaldırılarak mahkemesine iadesine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalının İstinaf talebinin KABULÜNE,
İlk derece Mahkemesi KARARININ KALDIRILMASINA,
Dosyanın, gerekçede belirtilen hususlara göre incelenerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere mahkemesine İADESİNE,
İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davalı taraftan alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan 27,00 TL posta masrafı ve 165,70 TL (istinaf başvuru harçları toplamı) olmak üzere toplam 192,70 yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
Karar tebliği, harç takibi ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak verilen karar, açıkça okundu.
13/09/2019

Ankesörlü telefonla arama kesin delil olabilir mi?

48405361-43B7-461E-825B-9065A5E20923Ankesörlü telefonla arama veya ankesörlü telefonla ardışık arama nevi şahsına münhasır bir delil mi?

Ankesörlü telefonla arama, bir başka ifadeyle ardışık arama nevi şahsına münhasır, Latince eş deyişle sui generis bir delil olarak FETÖ dava dosyalarına silahlı terör örgütü suçunun delili olarak girmiştir. DEVAMINI OKU Read the rest of this entry »

%d blogcu bunu beğendi: